Fıkhî Ve Mantıkî Kıyasın Fark

(1/1)

Şeyma-i Nur:
Fıkhî Kıyasla Mantıkî Kıyas Arasındaki Fark:


Elbette hak ve adaletin ölçüsü, mantıktır. Mantıkî olmayan şey hak değil, bâtıldır. Hukuk ve kanun bizzat mantıka dayanmak zorundadır; dolayısıyla doğru ve gerçek olan mantıkî kıyasların sonuçlarıyla hak ve adalet arasında fark yoktur. [325] Bununla bir­likte bazan hukukla insan mantık'ı bağdaşmıyabilir; fakat biz bu­rada bu konu üzerinde durmıyacağız ve sadece fıkhı kıyas'la man­tıkî kıyas arasındaki farkı belirtmeye çalışacağız.

Mantık'taki kıyas (tasım = syllogisme) ile fıkıh'taki kıyas arasında şekil bakımından bazı farklar vardır. Mantık'taki kıyas, psikoloji'de “hüküm” denilen üç önerme (kaziye) den meydana gelir. Birincisine kübrâ (büyük önerme), ikincisine suğrâ (küçük önerme) ve bu iki önermenin (öncüllerin, eski deyimiyle: mukaddimâtm) karşılaştırılmasından çıkan hükme sonuç (netice) denilir. Kıyas ameliyesi küllî (tümel)'den cüz'îye (tikel'e) doğru olursa, bu­na “deduction” (ta'lîl = tümdengelim) denilir. Kıyas işlemi, bunun ters doğrultusunda, yani cüz'îden külliye doğru olursa buna da “induction” (istikra = tümevarım) adı verilir. [326] “Ta'lîl” admı da alan fıkhî kıyas ise;

1) Asi (nass = kanun maddesi),

2) Fer' (hak­kında nass bulunmayan olay),

3) İllet (ratio legis — nass hükmü ile olayın sebebi, yani mânâ ve gayesi),

4) Hüküm'den ibarettir. [327]

Tasım, tamamen aklî bir istidlal şekli olup bunun ihtiva ettiği büyük ve küçük önermeler (öncüller) gerçek olmazsa sonuçlar, şekil yönünden doğru olduğu halde, realite ve muhteva bakımından fâsid olur. Fıkhî kıyas da aklî bir istidlal ameliyesidir; ancak öncül­leri ve muhtevası itibariyle nakle dayanır. Tasımda öncüllerde ter­tip ameliyesi vardır. Fıkhî kıyas'da böyle bir işlem şart değildir. Fıkhî kıyas'ın tekabül ettiği şeye mantıkçılar, “temsîl” (analogy ve­ya analogical (deduction) adını verirler. Gerçi doğrudan doğruya mantıkî kıyas (tasım) da, şer'î hükümleri açıklamak için kullanıla­bilir. Meselâ;

Her nehiy tahrîm içindir. (Büyük önerme)

“Sakm, zinaya yaklaşmayın.”  [328] âyeti bir nehîydir. (küçük önerme) O halde bu âyet tahrîm içindir. (Sonuç)

Görülyor ki burada bir fıkıh usûlü kaidesi, yani “Her nehiy tehrîm içindir, cümlesi büyük önerme olarak kullanılmıştır.  Demeki fıkhın mantık, kryasla olan münasebeti, fıkhî kaidelerin ktiranh categorigue) kıyaslara büyük önerme olmaya ve istinalı (conjonctf) kıyas ara da şart olmaya elverişli bulunmasıdır ve man­tıkî kıyasların, fıkhı kaidelerin sonuçlarını isbata yardımcı olusu dur. Dolaylıyla fıkhı kaideler, nass ve icmâ' gibi kesin "elde den çıkarılmışsa, bunlardan teşekkül eden kıyasların sonuçları hucce" olma bakımından kesinlik ifade ederler; fıkhı kaideler, haber-i âhîd zanni bir hüccet olur. [329]



[325] Seyyid Nesib, Fıkh-i Hanefînin Esâsâtı ve Kıyas, İstanbul, 1339, s. 11.

[326] R.  Honig, Hukuk Başlangıcı  ve Tarihi, çev. M. Yavuz, İstanbul, 1935,   S.   206.

[327] Fıkhî Kıyas'ın  bu dört esası bu bölümün  “G” paragrafında ince­lenecektir.

[328] İsrâ: 17/32,

[329] Seyyid Nesib, Fikh-i Hanefînin, Esâsâti ve Kıyas, s. 8,9.

Dr. Abdulkadir Şener, İslam Hukukunun Kaynaklarından Kıyas, Istıhsan Ve Istıslah, Diyanet İsleri Başkanliği Yayınları:71-72.

Navigasyon

[0] Mesajlar

TinyPortal v1.0 beta 4 © Bloc