๑۩۞۩๑ Kitap Dünyası - İlim Dünyası Kütüphanesi ๑۩۞۩๑ => Kitabüz-Zühd => Konuyu başlatan: ღAşkullahღ üzerinde 08 Haziran 2011, 15:29:31



Konu Başlığı: Ebud Derdanın zühdü ile ilgili haberler
Gönderen: ღAşkullahღ üzerinde 08 Haziran 2011, 15:29:31
Ebu'd-Derda (Ra)'Nın Zühdü İle İlgili Haberler  



711. Hasan'dan Ebû'd-Derdâ'mn şöyle dediği rivayet edilmiş­tir: "Ey oğlum! İnsanlarda gördüğün her şeye bakma. Zira, kim in­sanlarda gördüğü herşeye bakarsa, kederi artar, gazabı dinmez. Her kim de Allah'ın nimetini yalnızca yiyeceğinde ve içeceğinde gö­rürse şüphesiz ilmi az, azabı hazır demektir. Dünyadan müstağni olamıyanın da, dünyası yok' demektir."

 

712. Ebû Kılâbe'den, Ebû'd-Derdâ'nm (ra) şöyle dediği rivayet edilmiştir: "Sen Kur'ân'm muhtelif vecihlerini görmedikçe hakkıy­la fakîh olamazsın. Ve yine sen Allah'ın yanında, insanlara buğzet-medikçe, sonra da nefsine dönüp ona insanlara buğzundan daha fazla buğzetmedikçe gerçek fakîh olamazsın."

 

713. Avf b. Mâlik'ten rivayet edildiğine göre o rüyasında deri­den bir kubbe ve yeşil bir otlak görmüş. Kubbe'nin etrafında ise gürleyen davarlar meleşiyorlarmış. 'Bu kubbe kimindir?' diye sor­muş. 'Abdurrahman b. Avf indir" denilmiş. Kendisini bekledik, bir müddet sonra nihayet çıkmış ve: 'Ey Avf! Bunlar Allah'ın bize Kur'ân sayesinde verdikleridir. Eğer bu binanın üzerine bir çıka-bilseydin, gözünün hiç görmediklerini görür, kulağının hiç işitme­diklerini müşahade eder, aklına daha evvel hiç gelmemiş olan şey­leri tenıâşâ ederdin. İşte, onların hepsim Allah, Ebû'd-Derdâ için hazırlamıştır' demiş."

 

714. el-Cerîrî bazı şeyhlerinden şunu rivayet etmiştir: "Ebû'd-Derdâ bir cenazede: 'Bu kim? bu kim?' diyen bir adam görmüş ve ona: 'Bu sensin, bu sen. Zira Allah Teâlâ: 'Sen öleceksin, onlar da öleceklerdir' buyurmuştur' demiştir."

 

715. Muâviye b. Kurre'den rivayet edildiğine göre, bir gün Ebû'd-Derdâ dert yanmış. Bu arada yanına arkadaşları gelmişler ve ona: 'Neden dert yamyorsun ey Ebû'd-Derdâ?' diye sormuşlar. O da: 'Günahlarımdan' demiş. Teki ne arzuluyorsun?' diye sordukla­rında: 'Cenneti' diye karşılık vermiş. 'Öyleyse sana bir doktor çağı­ralım mı? Ne dersin?' dediklerinde: '(Esas) o beni bu hale getiren' demiştir."

 

716. Abdullah b. Mürre'den, Ebû'd-Derdâ'mn şöyle dediği rivayet edilmiştir: "Allah'a sanki onu görüyormuş sunuz gibi ibadet edin. Kendinizi de ölü telakki edin. Bilin ki, size yeten az birşey, sizi azdıran çoktan daha hayırlıdır ve yine bilin ki, iyilik asla yok olmaz, günah ise asla unutulmaz."

 

717. Ebû'd-Derdâ'dan: "Rahat gününde Allah'a yalvar ki, sı­kıntılı gününde sana icabet etmesi umula" dediği rivayet edilmiş­tir.

 

718. Abdurrahman b. Ebû Leylâ'dan Ebû'd-Derdâ'nm Seleme b. Mahled'e şöyle yazdığı rivayet edilmiştir: "Emma ba'd; Şüphesiz kul, Allah'a itaat ettiği zaman, Allah onu sever. Allah onu sevdiği vakit, mahlûkâtma da sevdirir. Ama kul, Allah'a isyan içerisinde olduğu zaman, Allah ona buğz eder. Allah ona buğz ettiği vakit ise, mahlûkâtmı da ona buğz ettirir."

 

719. Avn'dan rivayet edildiğine göre, Ümmü'd-Derdâ'ya, Ebû'd-Derdâ'nm en faziletli amelinin ne olduğunu sormuş. O da: "Tefekkür ve (hâdiselerden) ibret almasıydı" karşılığını vermiş.

 

720. Ebû'd-Derdâ'dan şöyle dediği rivayet edilmiştir: "Kişinin evi en güzel ibadethanedir. Orada hem diline ve hem de gözüne sa­hip olabiliyor. Aman çarşılardan sakının, çünkü çarşılar insanı az­dırır."

 

721. Hasan'dan Ebû'd-Derdâ'mn şöyle dediği rivayet edilmiş­tir: "Şayet üç şey olmasaydı, ben yerin altında olmayı üstünde bu­lunmaya tercih ederdim. Eğer hurmanın en güzeli seçildiği gibi sö­zün en güzelini seçerek konuşmak için yanıma gelen kardeşlerim olmasaydı veya Allah için yüzümü mescidde (toprağa) belemiş (sec­de yapmış) olmasaydım yahut sabah-akşam Allah yolunda sefer ol­masaydı (ben yerin altını üstüne tercih ederdim)."

 

722. Ebû Câbir'den[2] Ebû'd-Derdâ'nm şöyle dediği rivayet edil­miştir: "Kıyamet gelmeden önce geceleyin nefisleri için gözyaşı dö­küp, âhü figân edenlere, babam feda olsun. Kalbleri Allah'ın zik-riyle beraber ve gözleri Onun zikri için yaşarıyor.[3]

 

723. Rebîa b. Zeyd, Ebû'd-Derdâ'nm şöyle dediğini haber ver­miştir: "Savaş gelmeden evvel salih ameller yap. Zira siz, düşmana karşı amellerinizle savaşacaksınız."

 

724. Bilâl b. Sa'd'dan, Ebû'd-Derdâ'nm: "Allah'a yemin olsun ki, eğer Allah katında dünyanın bir sinek kanadı kadar kıymeti ol­saydı, Firavun'a bir yudum su vermezdi", dediği rivayet edilmiş­tir."

 

725. Abdurrahman b. Cübeyr b. Nüfeyr, babasından naklen, "Ebû'd-Derdâ'nm "Allah'ın zikri ile dilleri yaşlanan (devamlı zikre­denlerden her biri, cennete gülümseyerek gireceklerdir" dediğini rivayet etmiştir.             

 

726. Ebû'd-Derdâ'nın: "Âlim ve öğrenci mükâfaatta eşittirler. Bu ikisinin dışındakilerde hiçbir hayır yoktur" dediği rivayet edil­miştir.

 

727. Salim b. Ebû'l-Ca'd, Ebû'd-Derdâ'nın "Hayrı öğreten ve öğrenen mükafatta müsavidirler. Onun ötesinde, diğer insanlarda bir hayır yoktur" dediğini haber vermiştir.

 

728. Ebû'd-Derdâ'nın: "Üç şey olmasaydı, insanlar sâlih olur­lardı. Kendisine boyun eğilen cimrilik, tabî olunan hevâ, ve herke­sin kendi görüşünü beğenmesi" dediği rivayet edilmiştir.

 

729. Salim b. ebu'l-Ca'd, Ebû'd-Derdâ'ya Ebû Sa'd b. Müneb-bih'in yüz köle azad ettiği söylenince, onun: "Evet, bir insanın ma­lından yüz köle azad etmesi büyük bir olaydır. Fakat istersen ben sana daha üstününü haber vereyim: gece ve gündüz gereğine yapı­şıp, yerine getirilen bir iman ve sürekli Allah'ı zikir" dediğini ha­ber vermiştir.[4]

 

730. Ebû'd-Derdâ'nin, "Rabbim Tebâreke ve Teâlâ ile karşı­laştığımda en çok korktuğum şey, Onun şöyle demesidir: Evet bili­yordun. Fakat bildiğinle ne kadar amel ettin"  dediği rivayet edil­miştir.

 

731. Ebû'd-Derdâ'nın, "Allah'ın zikri ve O'nun zikrine götü­renler hariç, dünya ve dünyadakilerin hepsi mel'ûndur. Öğreten ve öğrenen mükâfaatta eşittirler. Diğer insanlar ise başıboş olup, on­larda hayır yoktur" dediği rivayet edilmiştir.

 

732. Ebû'd-Derdâ'nm: "Yüz kere tekbir getirmem, benim için yüz dinar sadaka vermemden daha sevimlidir" dediği rivayet edil­miştir.

 

733. Muâviye b. Kurre, Ebû'd-Derdâ'nm, "Bütün namazlarımı mescidde kılmak kaydiyle, mescidin kapısı önünde durup alışveriş­te bulunarak her gün üçyüz dinar kazanmam beni o kadar sevin­dirmez. Böyle demekle, Allah'ın ticareti helâl, faizi haram kılmadı­ğını söylemek istemiyorum. Fakat benim esas hoşuma giden, ne ti­caretin ve ne de alışverişin kendilerini Allah'ın zikrinden alıkoy­madığı bir insan olmamdır" dediğini rivayet etmiştir.

 

735. Ebû'd-Derdâ'mn, "Üç şey var ki, insanlar ondan hoşlan­maz. Ama ben hoşlanırım: Fakirlik, hastalık ve ölüm" dediği rivayet edilmiştir.

 

736. Abdullah b. Bâbâh'tan Ebû'd-Derdâ'mn şöyle dediği rivayet edilmiştir: "Helâl yoldan para kazanmak az (rastlanılan birşey)dir. Kim, helâl olmayan bir yoldan mal kazanır da yerli ye­rince sarfederse;[5]   kim de helal olmayan bir yoldan para kazanır ve onu da yerli yerine harcamazsa, işte bu en büyük hastalıktır. Ama, her kim de helâlinden mal kazanır ve yerli yerince harcarsa, işte bu, suyun taş üzerindeki toprağı yıkadığı gibi, onun günahlarını yıkayıp temizler."

 

737. Ebû'd-Derdâ'nm: "Akıllıların uykusu ve iftarı ne de gü­zeldir. Nasıl da ahmakların uykusuzluğunu ve oruçlarını kınıyor­lar. Yemin olsun ki, takva sahibi birinin zerre kadar ibadeti kendi­ni beğenmişlerin dağlar kadar ibadetinden çok daha üstündür" de­diği rivayet edilmiştir.

 

738. Ümmü'd-Derdâ'dan rivayet edildiğine göre o, bir gün Ebû'd-Derdâ'ya evde un kalmadığını söyleyip dert yanınca, Ebû'd-Derdâ "Önümüzde zor bir engel var. O zaman hafiflik ağırlıktan daha hayırlı olacak" demiştir.

 

739. Hizam b. Hakîm, Ebû'd-Derdâ'nm şöyle dediğini rivayet etmiştir: "Şayet ölümden sonra ne göreceğinizi bir bilseydiniz, asla iştahla yiyip içmez, gölgelenip istirahat ettiğiniz evlerinize gire­mezdiniz. Yükseklere çıkıp göğüslerinizi döver, kendinize ağlardı­nız. Vallahi ben, kopartılıp tüketilen bir ağaç olmayı ne kadar iste­dim." (Râvilerden) Bürd diyor ki: "İşittiğime göre Ebû Bekir Sıddîk bir kuşa rastlamış ve ona: 'Müjdeler olsun sana ey kuş! Meyveler­den yiyorsun, ağaçlarda gölgeleniyorsun ve hesapsız olarak geri dönüyorsun' demiştir."[6]

 

740.  Süleyman b.  Mûsâ, Ebû'd-Derdâ'nm şöyle dediğini rivayet etmiştir: "Sana günah olarak, muharip olman yeter. Yine sana zulüm olarak hasım olman yeter. Ve sana yalan olarak, sade­ce Allah Azze ve Celle hakkındaki hususlar müstesna (her şeyi) söylemen yeter."

 

741. Ümmü'd-Derdâ'dan şöyle dediği rivayet edilmiştir: "Ebû'd-Derdâ'yı gözlerinden yaş gelinceye kadar şu tenceremizin altından ateşe üflerken gördüm."

 

742. Hayseme, Ebû'd-Derdâ'nm: "Cahiliyye döneminde tüc­cardım. İslâm gelince hem ticaret ve hem de ibâdete yöneldim, fa­kat ikisi bir arada olmadı. Ben de ticareti terkedip tamamen ibâdete meylettim" dediğini haber vermiştir.

 

743. Salim b. Ebû'1-Ca'd, Ümmü'd-Derdâ'nm şöyle dediğini rivayet etmiştir: "Bir gün Ebû'd-Derdâ kızgın bir vaziyette yanıma geldi. 'Neyin var?' dedim. O: Vallahi, (bu insanların) topluca (ce­maatle) namaz kılmalarından başka, Muhammed'le hiçbir ilgileri yok' dedi."[7]

 

744.  Sâlim'den rivayete göre, Ebû'd-Derdâ bir adam görmüş ve tenine de taaccüb etmiş. Ona: "Sen hiç hummaya yakalandın mı?" diye sormuş. Adam: "Hayır" demiş. "Peki hiç başında mı ağrı­madı?' diye sorunca, adam yine: "Hayır" demiş. Bunun üzerine Ebû'd-Derdâ: "Yazık şu herife! Günahlanyla ölüp gidecek" demiş.

 

745. Ebû'd-Derdâ'nm, "Bir saatlik tefekkür, bir gecelik ibadet­ten daha hayırlıdır" dediği rivayet edilmiştir.

 

746. Ebû İdris, Ebû'd-Derdâ'nm alnında secdeden dolayı iz be liren bir kadın gördüğünü ve ona: "Keşke şu alnındaki iz olmasay­dı, bu senin için daha hayırlı olurdu" dediğini haber vermiştir.

 

747. Ebû'd-Derdâ'dan rivayet edildiğine göre, ona: "Sevdiğin birisi için, ne hoşuna gider?" denildiği vakit, "Ölüm" cevabını ver­miş. "Peki ya Ölmezse, ne istersin?" dediklerinde, "Malının ve evla­dının az olmasını isterim" demiştir.[8]

 

748. Ebû'd-Derdâ'nın şöyle dediği rivayet edilmiştir: "Mü'mi-nin Allah Teâlâ'ya en sevimli organı dilidir ve onunla cennete gi­rer. Kâfirin de, Allah Teâlâ'ya en sevimsiz organı dilidir ve o da onunla cehenneme girer." [9]

 

750.  Ebû Husayn, Ebû'd-Derdâ'mn: "Başına amansız bir iş geldiği zaman sabret ve Allah'dan bir çıkış yolu kılmasını bekle" dediğini haber vermiştir.

 

751. Meymûn, Ümmü'd-Derdâ'mn şöyle dediğini rivayet et­miştir: "Sevgilim Ebû'd-Derdâ bana: 'insanlar keten giyerse sen pamuklu elbise giy, şayet onlar, pamuklu giyerlerse sen yünlü giy' diye tavsiye etti."

 

752. Ümmü'd-Derdâ'dan rivayet edildiğine göre, Ebû'd-Derdâ bir gece namaz kılarak gecelemiş ve ağlamaya başlayarak şöyle demiştir: "Allah'ım, yaratılışımı güzel kıldığın gibi, ahlâkımı da güzelleştir." Bu şekilde sabaha çıkmıştır. Sabahleyin, Ümmü'd-Derdâ ona: "Bakıyorum da geceden bu yana, ahlâkın güzelliği için dua ediyorsun, neden?" diye sormuş. O da: "Ey Ümmü'd-Derdâ! Müslüman kulun ahlakı güzelleşe güzelleşe sonunda, ahlâkî güzel­liği onu cennete koyar (veya) ahlâkı kötüleşe kötüleşe, en sonunda ahlâkın kötülüğü onu cehenneme götürür. Sonra, mü'min bir kula uyurken dahi mağfiret edilebilir" diye karşılık vermiştir. Ümmü'd-Derdâ: "Peki o nasıl olur?" deyince, "Ey Ümnıü'd-Derdâ! Mü'minin kardeşi gece yarısı kalkar, âh u figânla Allah'a dua eder de, duası­na icabet edilir. Aynı zamanda, mümin kardeşi için de dua eder. O duasına da icabet edilir" demiştir.

 

753. Ebû'l-Mütevekkil en-Nâci'nin rivayet ettiğine göre, Ebû'd-Derdâ'mn küçük bir cariyesi varmış. Oğlu, bir gün ona bir tokat vurmuş. Bunun üzerine Ebû'd-Derdâ, kızın kısasta bulunma­sı için, onu oturtmuş. Fakat kızcağız, bağışladığını söylemiş. Ebû'd-Derdâ: "Şayet bağışladıysan, git şuradan birilerini getir ve onu bağışladığına dair, onları şahid tut" demiş. Kızcağız gidip on­ları çağırmış ve onu bağışladığına dair onları şahit tutmuş. Bun­dan sonra Ebû'd-Derdâ ona: "Haydi git, sen Allah'a aitsin (yani hürsün)" demiştir.

 

754. Râşid b. Sa'd'dan, Ebû'd-Derdâ'mn: "Mü'min kardeşim bana selâmdan daha sevimli bir hediye takdim etmemiştir. Ve yi­ne onun bana ulaşan en hayırlı haberi de ölüm haberidir" dediği rivayet edilmiştir.

 

755. Ebû'd-Derdâ'mn şöyle dediği rivayet edilmiştir: "Bir hay­rı öğretmek veya öğrenmek maksadıyla mescide giden bir insana Allah, mücâhid sevabı yazar ve mutlaka ganimet elde etmiş olarak geri döner."

 

756. Abdurrahman b. Ebû Avf, Ebû'd-Derdâ'mn şöyle dediğini haber vermiştir: "Küfürden şüphe ve niyaha (ölünün ardından ağıt yakmak, bağırıp çağırmak, dövünmek) cahiliyye âdetidir. Şiir, şey­tanın çalgısıdır. Hıkd (kin) ise cehennem ateşinden bir kıvılcımdır. Şarap bütün günahların anasıdır. Gençlik delilikten bir şubedir. Kadınlar, şeytanın ağlarıdır. Kibir, en büyük serdir. Yiyeceklerin en kötüsü yetim malı, kazançların en kötüsü ise faizdir. Saîd olan, başkasından ibret alandır. Şakı ise, anasının karnındayken şakî olandır."

 

757. Kasım b. Abdurrahman'dan rivayet edildiğine göre, Ebû'd-Derdâ'nm içerisinde yaklaşık on kadar hurma çekirdeği bu­lunan bir kesesi varmış. Sabah namazım kıldıktan sonra yatağının üzerine oturur ve onları tek tek keseden çıkartarak teşbih çeker-miş. Hepsini çıkardıktan sonra, tekrar eli ile teşbih çekerek teker teker onlan keseye koyarmış. Bu hali, Ümmü'd-Derdâ gelip de; "Ey Ebû'd-Derdâ, kahvaltın hazır" deyinceye kadar devam edermiş ve çoğu zaman o "Sofrayı kaldırın, ben bugün oruçluyum" dermiş.

 

758. Ebû'd-Derdâ'mn fasih aksanı olan hanımına: "Keşke ah-raz olsaydın, bu senin için daha hayırlı olurdu" dediği rivayet edil­miştir.[10]

 

759. Ünımü'd-Derdâ'nm şöyle dediği rivayet edilmiştir: "Ebû'd-Derdâ bana: 'İnsanlardan hiçbir şey isteme' dedi. Ben de: 'İhtiyacım olsa dahi mi?' dedim. Şayet ihtiyacın olursa, ekin öğü-tenlerin arkasından git ve onlardan yerlere düşenleri topla, sonra onu öğüt ve sonra da ye, ama asla insanlardan hiçbir şey isteme' dedi."

 

760. Sâbit'in şöyle dediği rivayet edilmiştir: "Yezid b. Muavi-ye, Ebû'd-Derdâ'nın kızına dünür oldu da Ebû'd-Derdâ onu reddet­ti. Bu arada Yezid'in meclisine gidip gelenlerden birisi, Yezid'e: 'Al­lah seni salâha erdirsin. Onunla evlenmeme müsaade eder misin?' dedi. Yezid: "Defol git ordan' dedi. Adam yine 'Allah seni salâha er­dirsin. Bana müsaade et de, evleneyim' diye tekrarladı. Bunun üzerine Yezid 'Peki' dedi. Adam da kıza dünür oldu ve Ebû'd-Derdâ kızı ona nikahladı. Bu durum halk arasında yayıldı ve Yezid, Ebû'd-Derdâ'nın kızma dünür olmuş da, ona vermemiş; kalender bir müslüman dünür olmuş da ona vermiş' demeye başladılar. Bu­nun üzerine Ebû'd-Derdâ: 'Kısır bir adam ona (kızıma) mâlik olun­ca  sizin Ebû'd-Derdâ hakkında ne diyeceğinizi düşündüm ve bir de kızm gözlerini kaybedeceği (kamaşıp şaşkına döneceği şa'şaalı) evleri düşündüm. O vakit onun dini nereye gidecekti? (diye tefek­kür ettim ve onu Yezid'e bunun için vermedim)' demiştir."

 

761. Ebû'd-Derdâ'nm: "Nifaktan kaynaklanan huşudan Al­lah'a sığının" dediği: "Nifaktan kaynaklanan huşu nedir ki?" diye sorduklarında da: "Kalb, haşyet içerisinde olmadığı halde, kalıbın haşyete bürünmüş görünmesidir" cevabını verdiği rivayet edilmiş­tir.

 

762. Cübeyr b. Nüfeyr'in şöyle dediği rivayet edilmiştir: "Kıb­rıs fethedilip te, halkı birbirinden ayrı düşünce ağlaşmaya başladı­lar. Ebû'd-Derdâ'yı gördüm, tek başına oturmuş, ağlıyordu. Dedim ki: 'Ey Ebû'd-Derdâ, Allah'ın İslâm'ı ve müslümanları aziz kıldığı bir günde, sen niçin ağlıyorsun?' diye sordum. Ebû'd-Derdâ: 'Yazık­lar olsun sana ey Cübeyr! Hakimiyet ve mülk sahibi bir ümmet ol­duğu halde, Allah'ın emrini terkettiklerinden dolayı insanlar Al­lah'ın katında ne kadar da basittirler. Allah'ın emrini terkettiler ve bu gördüğün hale düştüler' dedi."

 

763. Meymun'dan Ebû'd-Derdâ'nın bir sefer, "Yazıklar olsun bilmeyen kimseye!" dediği, yedi sefer de, "Yazıklar olsun bildiği halde amel etmeyen kimseye!" dediği rivayet edilmiştir.

 

764. Ebû Kılâbe'den, Ebû'd-Derdâ'nm: "İyilik eskimez, kötü­lük unutulmaz. Deyyân olan (Allah) uyumaz. İstediğin gibi ol; na­sıl hareket edersen, öyle karşılığını görürsün" dediği rivayet edil­miştir.

 

765.  Ebû Abdullah el-Ceserî[11] den rivayet edildiğine göre bir zât fırlayıp Ebû'd-Derdâ'nm yanma gelmiş ve ona selam verdikten sonra: "Ben savaşçıyım, bana tavsiyede bulun" demiştir. Ebû'd-Derdâ da: "Allah'a mülâki oluncaya kadar, sanki O'nu görüyor-muşsun gibi O'ndan sakın, nefsini ölülerden say, dirilerden addet­me; aman, mazlumun duasını almaktan sakın" demiştir.

 

766. Süfyân [12]Ebû'd-Derdâ'nm, "Kişi bilmediği bir taraftan mü'minlerin kalplerinin gazabını çekmekten sakınsın" dediğini ha­ber vermiştir.

 

767. Yine Süfyân, Ebû'd-Derdâ'nın, "Ölümü çok ananın hase­di ve azgınlığı azalır" dediğini nakletmiştir.

 

768. Furât b.  Süleyman, Ebû'd-Derdâ'nm şöyle dediğini rivayet etmiştir: "Yazıklar olsun şu mal biriktiren ağzı açıklara, sanki mecnuna dönmüşler. İnsanların elinde olanı görüyorlar da, kendi ellerindekini görmüyorlar. Eğer güç yetirseler, geceyi gündü­ze katacaklar. Yazıklar olsun ki, onlara büyük bir hesab ve şiddetli bir azab vardır. Ben ölümü seviyorum, onlarsa çirkin görüyorlar. Ben, hastalıktan memnun oluyorum, onlar nefret ediyorlar. Ben fakirlikten hoşlanıyorum, onlar kerih görüyorlar. Uzun uzun emel­ler kurdular, pek çok mal yığdılar, büyük büyük binalar yaptılar. Emelleri boş çıktı, malları helak oldu, evleri ise kabir oldu."

 

769. Hasan'dan rivayet edildiğine göre, Ebû'd-Derdâ şöyle de­miştir: "Eğer isterseniz size, Allah'ın kullarından O'na en sevimli olanların kimler olduğunu söyleyeyim. Onlar Allah'ı kullarına sev­dirmek için çabalayan ve yeryüzünde nasihat için çalışanlardır. İs­terseniz size yeminle söyleyebilirim ki, Allah'ın kullarından O'na en sevimli olanlar (namaz vakitlerini iyi takib edebilmek) için Gü­neşi ve Ayı dâima gözetleyenlerdir."

 

770. Hasan, Ebû'd-Derdâ'mn şöyle dediğini bildirmiştir: "Nef­si insanların elinde gördüğü herşeyi isteyenin hüznü uzun olur, gazabı dinmez."

 

771. Yine, Hasan Ebû'd-Derdâ'nın şu sözünü nakletmiştir: "Sizin için en fazla korktuğum şey, âlimin zellesi, münafıkm Kur'ân'ı (kullanıp ondan deliller getirerek)  münakaşa etmesidir. Kur'ân haktır ve (onu doğru anlayabilmek için) aynen yoldaki alametler gibi onun da alametleri vardır. Kim, dünyadan müstağni kalamazsa oaun dünyası yoktur."

 

772. Ebû'd-Derdâ'nın, "Üç şey Ademoğlunun iktidarmdadır: Musibete şikayet etmemek, ağrı-sızısmı söylememek ve diliyle nef­sini tezkiye etmemek" dediği rivayet edilmiştir.

 

773. Saîd b. el-Müseyyeb'in: "Yatsıdan sonra uyumam, ondan sonra boş konuşmamdan, bana daha sevimlidir" dediği rivayet edilmiştir.



[2] Hdye' de îbn Câbir, Abdurrahman b. Yezid b. Câbir'dir.

[3] Yani babamı onlara feda ederim. Geceleri Kur'ân okuyanlara namazlarında Kur'ân okurlarken ağlaştıkları için "Nevvâhîû" denilmiştir.

 

[4] Hılyetu'l-evliyâ   3/157, 7/90. İbn Mâce 4112. Suyûtî sahih olduğunu söylemiş­tir, bkz. Feyzu'l-kadir   4283. et-Terğîb ve't-terhîb    1/98.   ed-Dürrü'l-mensûr 4/259.

[5] Burada kitabın aslında silik var.

[6] Ibnü'l-Mübarek Zühd, s.81 "Hesapsız olarak geri dönüyorsun" kısmı yoktur.

[7] Müsned-i Ahmed 6/443

[8] Ibnü'l-Mübarek, Kitâbü'z-zühd s. 34. Bakınız: Şerhu's-sudûr s.6.

[9] Kitabın orjinalinde 748. rivayetten sonra 750. rivayet gelmektedir.

[10] Muhtemelen Allah Teâlâmn şu âyetinden alınmışa benziyor: Süs içinde yetişti­rilip mücadeleye açık olmayan (tartışmayı ve kavgayı   beceremeyeni) mi (Al­lah'ın parçası yaptılar)" Zuhruf sûresi 43/18.

[11] Hamîr b. Beşîr el-Hımyerfdir.         

[12] Süfyân b. Uyeyne'dir.
 


Konu Başlığı: Ynt: Ebud Derdanın zühdü ile ilgili haberler
Gönderen: Ceren üzerinde 07 Nisan 2018, 16:36:55
Esselamu aleykum. Rabbim bizleri bu ıslam alimlerin yolunda onun ogutlerine tabi yasyan kullardan eylesin inşallah. ..


Konu Başlığı: Ynt: Ebud Derdanın zühdü ile ilgili haberler
Gönderen: Sevgi. üzerinde 08 Nisan 2018, 01:01:35
Aleykümüsselam kimsenin malında gözümüz olmasın ne istersek Allah tan isteyelim inşaAllah


Konu Başlığı: Ynt: Ebud Derdanın zühdü ile ilgili haberler
Gönderen: Mehmed. üzerinde 08 Nisan 2018, 12:46:58
Ve aleykümüsselam Rabbim bizleri dünya malına tamah edenlerden eylemesin Rabbim paylaşım için razı olsun.


Konu Başlığı: Ynt: Ebud Derdanın zühdü ile ilgili haberler
Gönderen: Rüveyha üzerinde 09 Nisan 2018, 13:27:29
ve aleykumusselam..Mevlam razı olsun.Bu nasihatlere hakkıyla uyanlardan kılsın inşaAllah.


Konu Başlığı: Ynt: Ebud Derdanın zühdü ile ilgili haberler
Gönderen: Ceren üzerinde 27 Nisan 2022, 04:54:26
Esselamu aleyküm.rabbim razı olsun bizlere sunulan bu guzel bilgilerden kardeşim...