ilitam ,arapça klavye, ilahiyat, önlisans > Forum > ๑۩۞۩๑ Kitap Dünyası - İlim Dünyası Kütüphanesi ๑۩۞۩๑ > Akaid Eserleri > Kitabüt Tevhid > Kaza Ve Kader Hakkında Mesele
Sayfa: [1]   Aşağı git
  Yazdır  
Gönderen Konu: Kaza Ve Kader Hakkında Mesele  (Okunma Sayısı 1343 defa)
07 Temmuz 2011, 09:33:36
Vatan Var Olsun !
Dünyalılar
*
Çevrimdışı Çevrimdışı

Cinsiyet: Bayan
Mesaj Sayısı: 8.940


« : 07 Temmuz 2011, 09:33:36 »



Kaza Ve Kader Hakkında Mesele


Bize göre asıl olan odur ki; hakikaten bu mesele olsun, irade meselesi olsun, bunların hepsi fiillerin yaratılması hakkındadır. Eğer on­lar sabit olursa bu da sabit olur. Çünkü, fiillerin yaratılması, kazanın ol­duğunu ve meydana gelenin güzel ve çirkinlikten bulunduğu* halde ezelde takdir edildiği için kaderi ispat ediyor. Bu hususta, Allah-u Teâlâ'mn, onun kendi yaratığı olması[96] için onu dilemesini gerektirir. Biz bu mesele hakkında kendisine Allah'ın hidayet ettiği kimse iğin kifayet edeceğini ümit[97] ettiğimizi byean ettik; fakat ne var ki, insanlar bu hususu başlı başına bir mevzu ittihaz eden hakkında kelâm ettikleri için biz de bu hu­susu işlemekte onlara tabi olduk. Çünkü muhtemeldir ki, onlar, gerçek­ten hakkın, hangi kelime ile ifade edilirse edilsin her hangi bir lafzı düşü­nen için onun nuru ile zahir olduğunu murad etmiş olurlar. Tâ ki, gerçek­ten hak olan, ne ağızdan çıkan bir beyan nevi ile ve ne de dille ifade edilen lâfızla hak olduğu bilinsin. Fakat hakkın hak olması ancak onun için ser-dedilen delillerle bilinir. Kuvvet ancak Allah'tandır.

Sonra kazanın hakikati bir şeye hükmetmek ve o şeyin lâyık olduğu üzere kesinlikle meydana gelmektir. Veya o şeyin kesinlikle meydana gel­mesinin gerçeklenmesidir. Bunun üzerine bazı kere eşyanın yaratılması­na rücu' eder. Çünkü o eşyanın bulunduğu hal üzere olmasının gerçek­leşmesidir. Birinci ifadeye göre ise, herşeyin yaratıldığı üzere olmasıdır. Zira mahlûkati yaratan âlim, hüküm ve hikmet sahibi olan Allah'tır. Hik­met ise, herşeyin hakikatine isabet etmek ve herşeyi yerli yerine koymak­tır. Allah-u Teâlâ : «Böylece gökleri yedi kat gök olarak iki günde ya­rattı...»[98] buyuruyor. Buna göre mahlûkatın fiillerinin, Allah onları yarat­tı, diye vasfolunması caizdir. Yani Allah onları yarattı ve hükmetti. Tıpkı Allah-u Teâlâ'mn «... Artık neye hükmün geçiyorsa, hükmünü ver...»[99] kavl-i celîli gibi. Bu noktadandır ki, her hakkı sahibine verip onun hakkı olduğunu açıkladığı için âlim olana kadı ismi verilmiştir. Allah-u Teâlâ'­mn «... Fakat Allah-u Teâlâ, dilediğini yaratır ve O, bir şeyi murad edin­ce, O'na sadece «Ol» der, o, hemen oluverir.»[100] kavl-i celîli de böyledir. Ve yine böylece «Allah-u Teâlâ, felanın şunu, şu vakitte yapacağına hükmetti. Bunun üzerine o da böylece o vakitte oldu» denmesi caiz olur. Bunun ger­çek anlamı, olmasını bildiği ve dilediği şey ile hükmettiğinin olmasıdır. Ve yine failin fiili ile zem veyahut medih, sevap veyahut asap bakımından müstahak olduğu şeye hükmetti demek de caiz olur.

Kaza, bildirdi ve haber verdi imanâsına da gelir. Tıpkı «Allah-u Te­âlâ'mn biz, Israiloğullarına Tevrat'da şunu vahyettik...»[101] buyurduğu gibi. Bu veçhe göre yine onun sena edilmesi caiz olur. Bu hususun cevazında hiç bir mâni' bulunmaz.

Yine kaza kelimesi, bazan da emretti, anlamına geür. Tıpkı Allah-u Teâlâ'mn «Rabb'in kesin olarak şunları emretti : Ancak kendisine ibadet edin. Ana-babaya güzellikle muamele edin...»[102]. Ve «Allah ve Resulü bir işe hüküm verdiği zaman, mümin bir erkekle, mümin bir kadın için, kendi işlerinden dolayı Allah'ın ve Peygamberin hükmüne aykırı olanı seçmek hakkı yoktur.»[103] buyurduğu gibi. Bu husus ise Allah'a ancak hayır işle­rinde izafe edilir. Kaza kelimesi, bazan da fariğ olma anlamına gelir. Ni­tekim Allah-u Teâlâ, Mûsâ, (on senelik hizmet) müddetini bitirince ve (evlenmiş olduğu) ailesiyle (Mısır tarafına), yola çıkınca...»[104] buyurmuş­tur. Lâkin bu nev'in Allah'a izafe edilmesi caiz değildir. Çünkü Allah'a bir şeyle meşgul olduğu veyahut o şeyden fariğ edilmiş olduğu isnat edil­miş olur. Ancak, yaratmış olduğu şeyin tamamlanmasının gerçekleşmesi hakkında mecaz olarak isnat edilir. Kuvvet ancak Allah'tandır.

Kaza hakkında bundan başka bir çok hususlar zikredilmiştir ki, bi­zim mevzubahs ettiğimiz hususda onları zikretmenin gerekmediği kanaa­tindeyiz.

Kader meselesine gelince : O, iki vecihtir :

Birincisi : Bir şeyin meydana çıkması üzerine olan had, o ise, her-şeyi hayırdan yahut serden güzel veyahut çirkin olan âlim veyahut cahil olma bakımından bulunduğu hal üzere kılınmasıdır. Bu ise, hikmetin te'-vilidir ki, o da, herşeyi olduğu hal üzere kılmaktan ibarettir. Ve herşey hakkında kendisi için daha iyi olanın verilmesidir. Bu örneğe göre Allah-u Teâla'nın «Gerçekten biz, herşeyi (hikmetimiz icabı) bir kaderle yarat-nıışızdir.»[105] kavl-i celîline göredir.

İkincisi : Herşeyin zaman, mekân, hak, batıl, ve sevap olan, azap olan husus bakımından vaki olduğu hal üzere beyan edilmesidir. Bu ikiden bi­ri gibi olan Peygamberimiz Sallellahualeyhivesellemden rivayet edilen­dir ki, Cebrail aleyhisselâm kendisine iman hakkında suâl sorduğu zaman zikrettiğimiz hususların yanı sıra kaderi zikrederek hayır ve şerrin Al­lah'tan olduğuna inanmandır, diye cevap vermesidir. îlki her hangi bir «şey»in olduğu hal üzere yaratılmasının kaim olması gibidir. Bu ise, kul­ların fiilleri hakkında onların güzel ve çirkin olması bakımından akılla­rının ulaşamadığı şeyin dışına çıkan ve akıllarının bu hususa kadir olma­yandır. Buna göre sabit olmuştur ki o, Allah-u Teâla'nın emri ile meyda­na çıkmıştır. îkinci olarak da, yine onların ilimlerinin ulaşamadığı zaman ve mekânla fiillerini takdir etmeleri muhtemel değildir. Bu yöndendir ki, kendileri ile olması da ihtimal dahilinde değildir. Onlar, Allah'tan hariç değillerdir. Allah-u Teâlâ, Kur'ân-ı Kerîm'inin bir âyetinde şöyle buyu­ruyor : «... Oralarda yolculuk için (muayyen yer ve zamanlarda) gidiş geliş takdir eylemiştik.»[106] ve yine Cenâb-ı Allah, «Yalnız Lût'un karısını, gerçekten azap içinde kalanlardan takdir ettik»[107] buyurmuştur. Kuvvet ancak Allah'tandır.

Kâ'bî, iddia ederek gerçekten Allah-u Teâlâ, küfrü hükmetmez di­yor. Sonra kazanın vecihlerini tefsir ederek onu tefsir edilenin bazısı hak­kında kılmıştır. Binâenaleyh, onun kazanın tefsir edilen vecihlerden bi­rine ihtimali üzere tümünü inkâr etmesi hatadır. Sonra küfrün birbirle­rine benzemediği ve batıl olduğunu iddia ederek deliller getirmeğe çalış­mıştır. Allah-u Teâla'nın batıl ile hükmetmenin batıl olduğunu bilmiyen için Allah'ın kazası haktır ve gerçektir. Ve birbirine benzememeleri ile birbirine benzememek hak ve adalettir. Hakimlerin hükmü de böyledir. Meselâ cömertlik ve zulüm fiilleri... O, cömertliktir, batıl olmadığı gibi bir­birlerine benzememeklik de yoktur. Hatta hemen hemen onu küçük ço­cuklar bilir. Kim ki onu bilmez de sonra kelâmın sınırını iddia ederse ona söylenilecek söz ilk Önce kelâmı bilmesi olmalıdır. Kuvvet ancak Allah'­tandır.

Peygamber Sallallahualeyhivesellemde.n rivayet olunan şeyle de ih-ticac etti. Peygamber Aleyhisselâm, Allah-u Teâla'nın kendisine şöyle ha­ber verdiğini ifade buyurdu. Kim ki, benim kazama razı olmaz ve benim verdiğim belâ ve musibetime sabretmezse o, benden başka Rabb ittihaz etsin.»[108]

Fakih Ebu Mansur (r.h.) diyor ki : Bu ilk zikredilen fiilidir ve ger­çekten[109] onun gazabına razı olmak, küfrün mahrecidir, kötü, çirkin, şer, fasid, olduğunu ve sahibine Allah'ın gazabını ve azab etmesini icap ettir­diğini, ancak bu hususlardan tevbe edenin hariç olduğunu bilinendir. Bi­nâenaleyh bunlara razı olmayan kimse kâfirdir; haberin varid olduğu şey üzere bulunur. Küfür gerçekten çirkindir. Ve kulun fiilidir. Onun Al­lah'ın kazası ve hükmü olması mümkün değildir. Böylece hakikaten Al­lah'ın kazasının fiilin hakikatinin bulunduğu şeylerden zikrettiğim husus­tan ibaret olduğu sabit olur.

Oysaki, gerçekten hayrm hakikati, hastalıklarda ve musibetlerdedir. Görülmüyor mu ki; Cehennem'de ebedi kılmak mu'tezile nezdinde Allah'ın kazasıdır. Rüsvay olmak, sapıttırmak ve benzerleri de böyledir. Varsın Kâ'bî bunlara kendi nefsi için razı olsun. Yok, razı olmazsa Allah'tan başka, Rabb talep etsin. Mu'tezile diyor ki; Allah'ın din hakkında vuku-bulacak musibet ve hastalıklar için kazası yoktur. Onlar için hiç bir gü­nah yoktur. Onlar için günah ancak bedeli ile olur. Bu takdirde kendile­rine, o, hastalık ve musibetlerin bedeli verilmedikçe onlara razı olmazlar, îşte bu da Hadîs-i Şerifle rivayet edilen «Benden başka Rabb ittihaz et­sin» cümlesinin anlamıdır. Ve devamla «Bizim üzerimize vacip olan Al­lah'ın kazasına razı olmaktır,» der.

Allame Ebu Mansur (r.h.), Allah'ın kazasına nasıl razı olunacağını ve bu hususta üzerine vukubulan hususları beyan ettik diyor. Cenab-ı Hakk'ın : «Gerçekten biz herşeyi (hikmetimiz icabı) bir kaderle yaratmisızdır.»[110] kavl-i celîli hakkında, kader gereken hususlardandır. Küfür ise gereken hususlardan değildir diyor. Onun kader hakkındaki sözü bizim zikrettiğimiz yöndendir ki, o yönde de kaderin gerektiği hususlar vardır.

Sonra, Allah'ın kaderinin çirkin olması gerekir. Sonra der ki : Sana soruyor ve diyor ki; Allah küfürü takdir temiş ve sonradan vukubulması için hükmetmiş midir?

Murad ve maksadından sorması gerekir. Şöyle ki :

Ebu Mansur (r.h.) der ki : Bu husus vacip olduğu zaman, kendisin­den haber talep etmeden önce vacip kıldığı şeylerin hepsini gaflette bı­rakmaktır. Kuvvet ancak Allah'tandır.

Kaza, kader, yaratmak ve irâde hakkında asıl olan şudur ki; bu hu­suslar için üç yönden hiç bir kimse için özür yoktur.

Birincisi : Gerçekten Allah-u Teâlâ, hükmetti ve yarattı. Bilinen ve zikrolunan hususlardandır ki, gerçekten Allah, onları diîer ve onlara tesir eder. Allah-u Teâlâ'nm dilediği, yarattığı ve vukubulması için hüküm ver­diği şeyle kendisine vasıl olurlar; tercih ettikleri şeye de ulaşırlar. Onla­rın, kendi katlarında eşyayı tercih eden ve ondan haber veren şeyle ihti-cac etmelerine hakları yoktur. Oysaki bu hususları onların ilimle, kitap ve haberle elde etmeleri mümkün olmayan hususlardandır. Çünkü onlar­...
[Bu mesajın devamını görebilmek için kayıt olun ya da giriş yapın
Bu Sayfayi Paylas
Facebook'a Ekle
« Son Düzenleme: 07 Temmuz 2011, 09:49:18 Gönderen: saniyenur »
Moderatöre Bildir   Kayıtlı
Müslüman
Anahtar Kelime
*****
Offline Pasif

Mesajlar: 132.038


View Profile
Re: Kaza Ve Kader Hakkında Mesele
« Posted on: 20 Eylül 2019, 06:22:18 »

 
      uyari
Allah-ın (c.c) Selamı Rahmeti ve Ruhu Revani Nuru Muhammed (a.s.v) Efendimizin şefaati Siz Din Kardeşlerimizin Üzerine Olsun.İlimdünyamıza hoşgeldiniz. Ben din kardeşiniz olarak ilim & bilim sitemizden sınırsız bir şekilde yararlanebilmeniz için sitemize üye olmanızı ve bu 3 günlük dünyada ilimdaş kardeşlerinize sitemize üye olarak destek olmanızı tavsiye ederim. Neden sizde bu ilim feyzinden nasibinizi almayasınız ki ? Haydi din kardeşim sende üye ol !.

giris  kayit
Anahtar Kelimeler: Kaza Ve Kader Hakkında Mesele rüya tabiri,Kaza Ve Kader Hakkında Mesele mekke canlı, Kaza Ve Kader Hakkında Mesele kabe canlı yayın, Kaza Ve Kader Hakkında Mesele Üç boyutlu kuran oku Kaza Ve Kader Hakkında Mesele kuran ı kerim, Kaza Ve Kader Hakkında Mesele peygamber kıssaları,Kaza Ve Kader Hakkında Mesele ilitam ders soruları, Kaza Ve Kader Hakkında Meseleönlisans arapça,
Logged
07 Temmuz 2011, 13:25:20
ekremaydın

Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 2


« Yanıtla #1 : 07 Temmuz 2011, 13:25:20 »

bu sitede ilitam hakkinda bilgi veren    konuşan birileri yok mu acaba
[Bu mesajın devamını görebilmek için kayıt olun ya da giriş yapın
Bu Sayfayi Paylas
Facebook'a Ekle
Moderatöre Bildir   Kayıtlı
07 Temmuz 2011, 15:13:04
Zehibe

Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 31.682



Site
« Yanıtla #2 : 07 Temmuz 2011, 15:13:04 »

bu sitede ilitam hakkinda bilgi veren    konuşan birileri yok mu acaba

İlgili bölümlere ve konulara yazarsanız cevap alırsınız inş.Aşağıdaki linkleri tıklayınız...

http://www.ilimdunyasi.com/ilitam-forum/

http://www.ilimdunyasi.com/ilitam-formu/

http://www.ilimdunyasi.com/sakarya-ilitam/




[Bu mesajın devamını görebilmek için kayıt olun ya da giriş yapın
Bu Sayfayi Paylas
Facebook'a Ekle
Moderatöre Bildir   Kayıtlı
09 Temmuz 2011, 00:40:17
ekremaydın

Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 2


« Yanıtla #3 : 09 Temmuz 2011, 00:40:17 »

bu sitede ilitam hakkinda bilgi veren    konuşan birileri yok mu acaba

[Bu mesajın devamını görebilmek için kayıt olun ya da giriş yapın
Bu Sayfayi Paylas
Facebook'a Ekle
Moderatöre Bildir   Kayıtlı
09 Temmuz 2011, 00:47:52
ღ۩Bilgin۩ღ
Admin
*
Çevrimdışı Çevrimdışı

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 1.903


Site
« Yanıtla #4 : 09 Temmuz 2011, 00:47:52 »

bu sitede ilitam hakkinda bilgi veren    konuşan birileri yok mu acaba

vardır dileyene....
[Bu mesajın devamını görebilmek için kayıt olun ya da giriş yapın
Bu Sayfayi Paylas
Facebook'a Ekle
Moderatöre Bildir   Kayıtlı

Her Anımızda Allah için Niyet Edelim ( Allah için )  Yerken , İçerken , Giyerken , Çıkarırken , Gezerken , Dinlenirken Bakarken , Duyarken , Yatarken , Kalkarken , Otururken , Okurken , Yazarken ve daha nicesinde... ( Allah için ) Niyet Edelim.
Sayfa: [1]   Yukarı git
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

TinyPortal v1.0 beta 4 © Bloc
|harita|Site Map|Sitemap|Arşiv|Wap|Wap2|Wap Forum|urllist.txt|XML|urllist.php|Rss|GoogleTagged|
|Sitemap1|Sitema2|Sitemap3|Sitema4|Sitema5|urllist|
Powered by SMF 1.1.21 | SMF © 2006-2009, Simple Machines
islami Theme By Tema Alıntı değildir Renkli Theme tabanı kullanılmıştır burak kardeşime teşekkürler... &