ilitam ,arapça klavye, ilahiyat, önlisans > Forum > ๑۩۞۩๑ Kitap Dünyası - İlim Dünyası Kütüphanesi ๑۩۞۩๑ > Akaid Eserleri > Kelam İlmi > Akaid ilmini geçirdiği merhaleler
Sayfa: [1]   Aşağı git
  Yazdır  
Gönderen Konu: Akaid ilmini geçirdiği merhaleler  (Okunma Sayısı 3073 defa)
09 Ekim 2010, 23:10:45
Safiye Gül

Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 15.436


« : 09 Ekim 2010, 23:10:45 »



 
TARİHÇE-TARİF-KAYNAKLARI
AKAİD İLMİNİN GEÇİRDİĞİ MERHALELER


İslâm dininin iman esaslarından bahseden akaid ilmi, Asrı Saa­detten İtibaren günümüze kadar çeşitli merhaleler geçirmiştir. Bu ta­rihî seyir içinde kelâm ilminin doğuşuna, tevhid ilminin zuhuruna, İs-iâtn felsefesinin teşekkülüne ve yeni ilm-i kelâmın çıkışma şahit olu­yoruz. [1]

 

A. Asr-I  Saadette
 

Rasûl-i Ekrem s.a.efendimizin saadet asrında tedvin edilmiş bir akaid ilmi bulunmadığı gibi yine tedvin edilmiş her hangi bir islâ-mî Mim de mevcud değildi. Bir defa Kur'ân-ı kerîm peyder pey nazil oluyordu. Kur'anın nüzulü Rasölüllah'ın vefatına kadar devam etmiş­ti. Sonra Kur'ân-ı kerim elimizde mevcud tertibinde de görüldüğü üzere mevzularma göre değil, beliren ihtiyaçlara (esbâb-ı nuzûle) ve hayatın akışına göre nazil oluyordu. Diğer sahalarda olduğu gibi iman esasları (akaid) sahasında da bir müşküle karşılaşan sahâbî he­nüz hayatta olan vahiy kaynağına başvuruyor ve sualinin cevabını yüce Peygamberden alarak ruh huzuruna kavuşuyordu.                         

Bununla beraber Hz. Peygamberin sağlığında ashab-ı kiramın te­fekkür âleminde iman konularıyla ilgili hiç bir fikrî hareketin, muha­keme ve istidlalin mevcud olmadığını söylemek de yerinde değildir. Bize kadar sahih olarak gelen bazı rivayetler, ashabın «iman-ı îstid-lâlî» mertebesine yükseliş mücadelelerini haber vermektedir. Ebû Hüreyre'den (v. 59/679) rivayet edildiğine göre ashabdan bir grup, Efendimize gelerek şöyle demiştir:

- İçimizden öyle şeyler hissediyoruz ki her hangi birimiz, bu­nu söylemeyi bile büyük günah addeder. Rasül-i ekrem :

- Hakikaten öyle bir şey hissettiniz mi?

- Evet...  Peygamber efendimiz:

- Bu,  imanın ta kendisidir.   

Abdullah b. Mes'üd'un (v. 32/653)  rivayeti  ise şöyle :  Peygam­bere vesvese soruldu, o da «İmanın hâlis olanıdır» cevabını verdi[2].

İbn Abbas (v. 68/687) da şöyle bir hadîs nakleder: Peygamber efendimize birisi gelerek :

- İçimde öyle bir şey hissediyorum ki onu söylemektense yanıp kömür olmayı tercih ederim, der. Rasûlullah şöyle buyururlar:

- Kulunun halini (iman derecesini taklidden) vesveseye yüksel­ten Allaha harndoisun[3].[4]

 

B. İlk Fikrî Hareketler Devri
 

Asr-ı saadette ve ashâb-ı kiramın çoğunluğunun hayatta bulun­duğu devirde müslümanlar arasında akaid sahasında beliren her han­gi bir ihtilâf, halledilememiş bir müşkil yoktu. Çünkü akideler saf, niyetler halisdi. Nübüvvet nuru tesirini hâlâ devam ettiriyordu. Müs­lüman âlimler arasında fürû-i fıkıhta birbirinden farklı görüşler mev­cud olduğu nalda [5] akaidde ittifak vardı. Fakat ashap devrinin son­larına doğru akaid sahasında ihtilâf baş göstermiştir, İmam Müslim'­in kaydettiğine göre daha Abdullah b. Ömer'in (v. 73/692) hayatında kaderiyye (kaderi inkâr edenler) zuhur etmiştir. Abdullah b. Ömer'e Ma'bed el-Cühenî'nin (v. 80/699} kaderi inkâr ettiğini haber vermiş­ler, o da kendisinin öylelerinden, onların da kendisinden berî oldu­ğunu söylemiştir[6]. İslâm dünyasında akaid sahasının ilk ihtilâf ko­nusunu teşkil eden kaderin yanına sıfat bahsini de ilâve etmemiz ge­rekir. İbn Teymiyye'nin (v. 728/1328) de kaydettiğine göre İslâmda Allah'ın sıfatlarını (kelâm sıfatı) ilkin inkâr yolunu tutan Ca'd b. Dir­hem (v. 118/736) olmuştur. Bu görüşü kendisinden Cehm b. Safvan (v. 128/745 almış ve bîlâhara ona nisbet edilmiştir (Cehmiyye)[7].

a) İlk fikrî hareketlerin Hz. Peygamberin vefatından sonra baş­ladığını ve hicrî birinci asrı içine aldığını söylememiz mümkündür. Bilindiği üzere Rasul-i Ekrem (s.a.) in hemen vefatını müteakip müslümanlar halife seçimi meselesi ile karşılaşmış ve bu mevzuda ihti­lâfa düşmüşlerdir. Devlet reisinin seçimi ilk bakışla fikhî (hukukî) bir mesele olarak göze çarpıyorsa da Şîa tarafından bilâhare İslâmın rü­künlerine idhal edilecek ve bir iman meselesi haline getirilecektir.

b) İlk fikrî hareketlere tesir eden âmillerden biri de üçüncü ha­life Hz. Osman'ın şehid edilmesi (35/656) ve ondan sonra Cemel Vak'-ası ile Sıffîn savaşının zuhur etmesidir. Müslümanlar üzerinde bü­yük tesirler icra eden ve acı hatıralar bırakan bu iç s&vaştar çözümü zor bazı akaid problemlerinin ortaya çıkışına vesile teşkil edebilmiş­tir. Ortada bir kati hâdisesi vardır. Öldüren de, Öldürülen de müslü-mandır. Halbuki kati    İslâmda büyük günahlardandır    (kebîre» cem'i kebâir). O halde büyük günah işleyen (mürtekib-İ kebîre) bir mü'mi-nin iman bakımından durumu nedir? Dolayısiyle imanın tarifi ve sı­nırı ne olmalıdır? Sonra kati gibi bir fi'li işleyen insan bu fi'li işlerken hür bir iradeye sahip midir, yoksa kadeH İlâhînin mecburî bir tatbik çısı mıdır?

Görüldüğü üzere İslâm dünyasının iç bünyesinde zuhur eden ic-timâî ve siyasî bazı hadiseler, neticede akaid sahasına te'sir eden âmiller haline gelmektedir.

c) İlk fikrî hareketlerden bahsederken önemli bir noktaya daha temas etmek lâzımdır. İslâmiyet Hz. Peygamberin saadet asrında Ara­bistan yarımadasının dışına  çıkmamıştı.  Halbuki  hicrî birinci  asrın sonlarında Suriye, İran, İrak ve Mısır gibi büyük ülkeler, İslâm dün­yasının sınırları içine girmiş bulunuyordu. Arabistan yarımadası sâkinlerinin, sâde bir hayata ve pek karmaşık olmayan bir din anlayışı­na sahip olmalarına rağmen, müslümanların fethettikleri yeni ülkeler eski din, kültür ve medeniyetlerin, bir çok inanış ve düşünüşlerin be­şiği halinde idi. İslâm muhitine giren bu yeni  insanların akaid sa­hasında yeni görüşler ortaya atmaları, eski inanış ve kültürlerinin te­siriyle ayrı fikirler izhar etmeleri pek tabiî İdi.

d) İslâm dünyasında fikrî akımlara sebep teşkil  eden husus­lardan biri olarak İslâmın bünyesinde mevcud olan fikir hürriyetinden de söz etmeliyiz. Kur'an-ı kerimin bir çok âyeti, doğrudan veya dolay­lı bir şekilde, okumayı, düşünmeyi ve böylece hakikati bulup kabul etmeyi emrediyordu. İrtihâl-i Peygamberi ile vahiy kaynağının ortadan kalkmasından sonra müslümanlar, Kur'an ve hadis metinleriyle karşı karşıya gelmişler, bunları izah ve tefsfir etme mevkiinde bulun­muşlardır. İnsanların düşünüş ve anlayışları birbirinden farklı olacagına ve bu sebeple de farklı neticeler ortaya çıkacağına göre kendi­liğinden bir ihtilâf zemini belirmiş oluyordu.

İşte Hz. Peygamber (s.a.) İn vefatından sonra içte hilâfet, dahilî savaşlar, nübüvvet nurunun uzaklaşması, İslâm dînînin tanıdığı fikir hürriyeti gibi âmiller; dıştan da çeşitli dil, din, ırk ve kültüre sahip insanların islâm dünyasına girişi ilk fikrî hareketleri hazırlamış oldu. [8]

 

C. Kelâm İlminin Doğuşu : Mu'tezîle
 

Bir asır kadar süren fikrî hareketler ve hazırlık devresinden son­ra müstakil akaid fırkalarının ortaya çıkmaya başladığım görmekteyiz.

Tarihçiler, tabiînden Hasan-i Basrî'nin (v. 110/728} meclisinde vu­ku1 bulan bir hâdisenin, Mu'tezilenin doğuşuna ve dolayısiyle kelâm ilminin zuhuruna sebep teşkil ettiğini kabul ederler. Hasan-i Basrî' nin meclisine gelen bir zat; büyük günâh işleyen (mürtekîb-i kebîre) müminin, bazılarının fetvasına göre kâfir olduğunu (Havâric), bazı­larınca ise imanı üzere bakî kaldığını (Mürcie) söyler ve kendisinin bu mevzua dâir ne hüküm vereceğini sorar. Hasan-i Basrî henüz bir şey söylemeden tilmizlerinden Vâsıl b. Atâ (v. 131/748) ileriye atıla­rak cevap verir: Mürtekib-i kebire ne mü'mîndir ne de kâfirdir, küfr ile iman arasında kalan bir mertebeye haizdir. Yani fâsıkttr. [menzi­le beyne'l-menzileteyn  Halbuki Hasan-i Basrî'ye göre mürtekib-i kebire münafıktır. Vâsıl b. Atâ' bu hadiseden sonra üstadının meclisini terk eder (i'tizal eder). Hasan-i Basrî'nin Vasıl  bizi terkelmiş» demesi  üzerine Vâsıl'e ve   onun   etbâına   Mutezile  denilmiştir.[9] Vâsıi  b. Atâ ile etbâına Mu'tezile denilmesinin başka izahları da yapılmaktadır.

Vâsıl b. Atâ', yine Hasan-i Basrî'nin tilîmizterinden Amr b. Ubeyd (v. 144/761) ile birleşir ve mu'tezile mezhebini te'sîs eder. Mu'tezile mezhebi akaid nıes'elelerini İzah ederken nassı kabul etmekle bera­ber akla da ehemmiyet verir. Akıl kaideleriyle tenakuz halinde oldu­ğunu kabul ettiği nakli başka mânâlara yorumlar, yani te'vil eder. Hal­buki din sahasında hususiyle akâid mevzu'lartnda aklın hakemliğini kabul etmek, zahiri üzere akılla izahı mümkün olmayan nasslan {mü-teşâbihâtıj aklın ışığı altında te'vîl etmek Selefiyyenin asla tasvîbet meyeceği şeydi. Mu'tezile'nin akaid meselelerini bu izah tarzına Ke­lâm Matodu denilmiştir.

Kelâm ilmi Mu'tezilenin elinde ve hicretin ikinci asrının başında doğmuş oldu. İslâm âlimlerinin çoğunluğunu teşkil eden Selefiyye kelâm'a cephe almıştır. Dört mezheb imamları, Imam-ı A'zam'ın bü-büyük tilmizleri ve sair ileri gelen ulemâdan kelâm aleyhinde birçok söz nakiedilegelmiştir. Çoğunlukla bu sözler «ehl-i bid'at ve dalâlet» olan Mu'tezile kelâmına aittir[10].

Mu'tezile kaderi ve sıfât-ı ilâhiyyenin bir kısmını inkâr ediyor, mürtekib-i kebîrenin menzile beyne'l-menzileteynde olduğunu kabul ediyordu. İlahiyata aklın rolünü ve hakemliğini sokmuştu. İman esas­larını aklî deliller ve izahlarla te'yki ve tavzîha çalışıyordu. Aklî bir fırka olan Mu'tezilenin Eski Yunan felsefesi ve yabancı kültürlerle temas ettiği kabul edilmektedir. [11]

 

...
[Bu mesajın devamını görebilmek için kayıt olun ya da giriş yapın
Bu Sayfayi Paylas
Facebook'a Ekle
Moderatöre Bildir   Kayıtlı
Müslüman
Anahtar Kelime
*****
Offline Pasif

Mesajlar: 132.038


View Profile
Re: Akaid ilmini geçirdiği merhaleler
« Posted on: 23 Ağustos 2019, 07:49:48 »

 
      uyari
Allah-ın (c.c) Selamı Rahmeti ve Ruhu Revani Nuru Muhammed (a.s.v) Efendimizin şefaati Siz Din Kardeşlerimizin Üzerine Olsun.İlimdünyamıza hoşgeldiniz. Ben din kardeşiniz olarak ilim & bilim sitemizden sınırsız bir şekilde yararlanebilmeniz için sitemize üye olmanızı ve bu 3 günlük dünyada ilimdaş kardeşlerinize sitemize üye olarak destek olmanızı tavsiye ederim. Neden sizde bu ilim feyzinden nasibinizi almayasınız ki ? Haydi din kardeşim sende üye ol !.

giris  kayit
Anahtar Kelimeler: Akaid ilmini geçirdiği merhaleler rüya tabiri,Akaid ilmini geçirdiği merhaleler mekke canlı, Akaid ilmini geçirdiği merhaleler kabe canlı yayın, Akaid ilmini geçirdiği merhaleler Üç boyutlu kuran oku Akaid ilmini geçirdiği merhaleler kuran ı kerim, Akaid ilmini geçirdiği merhaleler peygamber kıssaları,Akaid ilmini geçirdiği merhaleler ilitam ders soruları, Akaid ilmini geçirdiği merhalelerönlisans arapça,
Logged
03 Mart 2016, 17:39:06
Damla
Öğrenci Grubu
***
Çevrimdışı Çevrimdışı

Cinsiyet: Bayan
Mesaj Sayısı: 3.120


« Yanıtla #1 : 03 Mart 2016, 17:39:06 »

#Esselamu aleykum..Bu derecede Allah korkusu olması ve vesveseyi sormaktan çekinecek kadar iman var içlerinde..Bu da çok iyi bir şey..Emeğinize sağlık..Rabbim razı olsun..
[Bu mesajın devamını görebilmek için kayıt olun ya da giriş yapın
Bu Sayfayi Paylas
Facebook'a Ekle
Moderatöre Bildir   Kayıtlı
Dün 15:23:18
Mehmed.
Görevli Sorumlusu
*
Çevrimdışı Çevrimdışı

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 16.011



Site
« Yanıtla #2 : Dün 15:23:18 »

Ve aleykümüsselam Rabbim paylaşım için razı olsun Rabbim bizlerin ilmini artırsın
[Bu mesajın devamını görebilmek için kayıt olun ya da giriş yapın
Bu Sayfayi Paylas
Facebook'a Ekle
Moderatöre Bildir   Kayıtlı

Hizmet nimettir.
Dün 16:30:49
Ceren
Görevli Sorumlusu
*
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 25.137


« Yanıtla #3 : Dün 16:30:49 »

Esselamu aleykum. Rabbim razı olsun paylasimdan kardeşim. ..
[Bu mesajın devamını görebilmek için kayıt olun ya da giriş yapın
Bu Sayfayi Paylas
Facebook'a Ekle
Moderatöre Bildir   Kayıtlı
Sayfa: [1]   Yukarı git
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

TinyPortal v1.0 beta 4 © Bloc
|harita|Site Map|Sitemap|Arşiv|Wap|Wap2|Wap Forum|urllist.txt|XML|urllist.php|Rss|GoogleTagged|
|Sitemap1|Sitema2|Sitemap3|Sitema4|Sitema5|urllist|
Powered by SMF 1.1.21 | SMF © 2006-2009, Simple Machines
islami Theme By Tema Alıntı değildir Renkli Theme tabanı kullanılmıştır burak kardeşime teşekkürler... &