ilitam ,arapça klavye, ilahiyat, önlisans > Forum > ๑۩۞۩๑ İlim Dünyası Online Dergi Dünyası ๑۩۞۩๑ > Semerkand Aylık Aile Dergisi > Kapak Konusu > Kişisel gelişim mi ruhsal gerilim mi
Sayfa: [1]   Aşağı git
  Yazdır  
Gönderen Konu: Kişisel gelişim mi ruhsal gerilim mi  (Okunma Sayısı 498 defa)
28 Eylül 2011, 01:16:54
Safiye Gül

Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 15.436


« : 28 Eylül 2011, 01:16:54 »



KİŞİSEL GELİŞİM Mİ RUHSAL GERİLİM Mİ?

Kasım 2009 50.SAYI

Dünya tarihi açısından kısa sayılmayacak bir süredir, adına modernizm-kapitalizm denilen sistemin etkisi altındayız. Özünde maddeci, hazcı ve bütünüyle dünyevi olan bu sistem, din ve ideoloji karışımı bir garip terkip gibi duruyor. İnsan ve hayatıyla alakalı her şeye karışan, bunları dönüştüren, yeri geldiğinde kullanan bir yapıdan bahsediyoruz.
Herkesi tüketici ve müşteri derekesine düşüren ve bütünüyle pozitivist(maddeci) olan çağdaş dünya, insanın manevi ihtiyaçlarına da el atmada gecikmedi ve maşAllah(!) bu alanda da epey mesafe katetti. Her ihtiyacı paraya ve pazara çevirmekteki baş döndürücü maharet ve sezgisi ile bizlere “sorunlarımızı aşmamıza yardımcı olması için” yeni, koca bir uğraş ve oyalanma alanı açtı: Kişisel Gelişim Dünyası...

KİŞİSEL GELİŞİM NEDİR?

Tanımlara göre kişisel gelişim; yaşam kalitesini, yaşamın esas unsurları doğrultusunda artıran bir sistemdir. Yaşamın esas unsurları ise; mutluluk, sağlık, maddi refah, güvenlik, iyi ilişkiler, iç huzur, umut, iyi seviyelerde aile ilişkileri olarak tanımlanır. Birey bazı tekniklerle, var olan potansiyelini ortaya çıkarmayı, maksimum düzeyde ve doğru yönde kullanmayı hedefler. Kabiliyetlerini doğru yerde kullanan kişinin, ilgi ve yeteneklerine uygun başarılar sağladığında hem kendine güveninin arttığı, hem iç huzuru yakaladığı, hem de çevresiyle daha iyi ilişkiler kurduğu ve böylece daha mutlu biri olduğu iddia edilir. Ancak, iç huzurun hayatta sağlanan başarılara bağlanması, içte değil de dışarıda aranması, bir hayli dikkat çekicidir.

Bizim inancımızda kişi kendine değil, Allah Teala’ya güvenir, dayanır. O’na dayanan kişi ise her türlü zorlukla mücadele edebilir. Arzu ettiklerine kavuşamadığı zaman da, bunun Allah’ın takdiri olduğuna ve ruhsal gelişimi için bunları yaşaması gerektiğine inanır. Müslüman kişinin, dünyada her şeye ulaşma gibi bir lüksü ve dileği olamaz. Çünkü bu dünya hayatı asıl hedef değil, ahiret yurdunun tarlasıdır.

Çağdaş dünyanın temel düşünce zemini “Allah’a ve Ahiret gününe iman”a yaslanmaz. Varsa yoksa dünya hayatını mamur etme ve mümkünse “1000 yıl yaşama” felsefesine dayanır. Dolayısıyla birey ne isterse elde etmeli, edebilmelidir. Canı neyi çekerse sahip olmalı, bunun için de maddi ve manevi her türlü imkan ve güçle donanmalıdır. Bakış açısı böyle olunca da gelsin “Secret”, NLP, EFT (Duygusal Özgürleşme Teknikleri), beyin ve özgüven geliştirme teknikleri, olumlu düşünme sanatları, Reiki ve Yoga seansları ve daha neler neler… Metin Eloğlu’nun o ölümsüz mısralarını hatırlamamak elde değil burada:
İnsan neler için doğuyor da
Neler için yaşayıp
Neler için ölüyor.

MUTLULUK GETİRMİYOR

Kişisel gelişim adı altında vaat edilenler göz kamaştırıcı olsa da elde edilen hep huzursuz, hırslı ve gergin insanlar; yarı-ilah, kibirli, her arzu ve hevesinin peşinde koşturan, mızmız, ulaşılmaz, konuşulmaz, burnundan kıl aldırmaz bireyler oluyor. Hiçbir kişisel gelişim kitabı ya da öğretisinde tevazu, kanaatkarlık, paylaşım, dayanışma, yardımlaşma, nezaket gibi güzel ahlakın unsurları bizatihi tavsiye edilmez, sadece bireysel hedeflere ulaşmadaki katkılarına vurgu yapılır. İnsanlar sahteliğe, sathiliğe, agresifliğe yönlendirilir ve bunlar öyle yaldızlanıp pazarlanır ki; insan, yaşamanın tek yolunun öyle olmaktan geçtiğine inanır hale gelir. Bakmıyor musunuz yanınıza-yörenize, sokaklardan akan ve kurumlara-plazalara doluşan insanlara. Kişisel olarak gelişmiş bireyler değiller mi yeterince?

RUHSAL SÖMÜRÜ DÜZENİ

İnsanı maddi açıdan (mesela film ve reklam endüstrisiyle) sömüren ve aldatan sistem, manevi açıdan da onu bir sığlığa, yokluğa ve açmaza sürüklemektedir. Allah’a kulluk yapmaktan kaçınan her sistem ve kişiyi bekler bu sonuç aslında. Böylesi sistem ve yapılar sömürüp kendine esir ararken sürekli, onların boyunduruğuna yakalanan insanlar da manen ve ahlaken yozlaşmaya, çürümeye, alçalmaya mahkum olur kaçınılmaz olarak.
Aslında tüm mesele, insanın kendini bu dünya hayatında nereye konumlandırdığı ile ilgilidir. Yaşam biçimini Din’e dayandırmayan, hayat gayesini itikada bağlamayan her insan bu tehlike ve tuzaklara yakalanma riskiyle karşı karşıyadır. Mesele ciddidir, kişisel gelişim kılıfıyla insanlar dini düşünce, ahlaki seviye ve insani mertebelerden uzaklaştırılmakta, hırs ve şehvetlerin kısır döngüsüne esir edilmektedir. Halbuki, biz Müslümanların edinmesi gereken ahlaki ilke ve yaşam prensipleri Kitap ve Sünnet’te bellidir, açıktır. Bizim rehber ve mürşidlerimiz ne idüğü belirsiz guru ve yazarlar değil, başta Peygamberimiz ve peygamberler olmak üzere bizden olan tasavuf erenleri, din alimleri ve bilginleridir.

Büyüklerimiz, bugün adına kişisel gelişim denilen konuları, bir gelenek içinde ahlaki bir öğreti olarak kendilerinden sonraki kuşaklara aktarıyorlardı. Fakat çağımızda bu erdemler, Allah’ın emirlerine uygun bir yaşam biçimi olarak değil de, bir imaj olarak öğretiliyor. İbrahim Zeyd Gerçik bu olumsuz gidişatı şöyle değerlendiriyor:
“Bu sahayla uğraşan birçok kişi; tarihimiz, edebiyat ve sanatımız, dini algılama biçimlerimiz konusunda derinliğe sahip değil. Medeniyetimizde bu alanda bizi besleyen eser ve kişiler, yeterince tanınmıyor. Bu eserleri tanıyanlar, bunu günümüz kültürel yapısına göre harmanlayamıyor. Bu alanla uğraşan birçok kişinin ise böyle bir derdi yok. Toplumun birçok kesiminde Batı Medeniyeti ve ürünlerine ilişkin eziklik ve yenilmişlik duyguları atılamadığı için batıdan ithal edilen her kavram çabuk müşteri buluyor. Günümüz insanı, sabrederek olgunlaşmaya değil hemen tatmin olmaya yöneliyor.”

İbrahim Zeyd Gerçik, başka kültürlerden edinilen bilgi ve izlenimlerin, bizim gibi farklı bir kültüre sahip olanlara aktarılmasında uyum problemleri yaşandığını ifade ediyor. Bunu aşmanın en temel yolunun ise, kendi toplumunun kültürünü inşa eden kaynakların tanınması ve aktarılacak bilginin ahlaki ve psikolojik değer yargılarıyla uyumlu olması durumunda yeniden harmanlanması olduğunu öne sürüyor. Bu anlayışın ise bu işe yönelen kişilerde iki şeyin öne çıkmasıyla mümkün olabileceğini söylüyor: Topluma ve hayata karşı sorumluluk ve kendi tarihine ilişkin aidiyet duygusu. Gerçik, bu iki duyguyu taşıyan kişilerin artmasıyla, sağlam yaklaşım ve tutarlı eserlerin sayısının da artacağını belirtiyor.

GELİŞİM ŞOVMENLERİ SAHADA

İbrahim Zeyd Gerçik, bu çalışmalardan rant elde etme peşinde olanların işini kolaylaştıran durumları ise şöyle yorumluyor: “Bunun dört temel nedeni olduğunu düşünüyorum. Birincisi toplumumuzda okuma, araştırma, sorgulama düzeyinin istenilen nitelikte olmaması. Bu durum, toplumun gerçek yetkinlikle sığ olanı birbirinden ayırmasını zorlaştırıyor. İkincisi Türkiye’de birçok alanda olduğu gibi eğitim ve danışmanlık alanında da sektörel standartların, kuralların ve denetimin olmaması nedeniyle, alanında yeterli donanıma sahip olmayan bazı kişilerin kendilerini eğitimci ve danışman olarak sunmasını kolaylaştırıyor. Bu ise ehliyetsiz bazı insanların da sahada rahatlıkla hareket etmesine imkan veriyor. Üçüncüsü değer çözülmesiyle ilgili. Başarı; neyi, nasıl, hangi kalite ve doğrulukta aktardığınıza değil de aldığınız sonuca, kahkaha ve alkışa göre değerlendirilince, eğitimcilerden çok şovmenler sahayı dolduruyor. Eğitirken eğlendirmek tabi ki önemli, yalnız bunun dengesi her zaman korunmuyor. Dördüncüsü ise yayın kuruluşlarının bazı kişileri pazarlama teknikleriyle öne çıkarmasından kaynaklanıyor.”
Söze konu olan teknik ve usullerle insanın kendini bulması, düşünce ve zihin berraklığına kavuşması, iç huzuru ve dış dünyayla barışı elde etmesi mümkün değildir. Modern dünya, dini kamusal alandan kovduğu gibi, kişisel ve içsel dünyalardan da tamamen silme peşindedir. Bunu yapmaktadır, çünkü kendi selameti ve bekası için bunu bir gereklilik olarak görmektedir. Ancak Rahmani bir varlık olan insandan dini uzaklaştırdığınızda, onu düşürdüğünüz dereke ve ortaya çıkan ucube ile baş etmenin yolları henüz keşfedilmiş değildir, edilecek gibi de görünmüyor. Eninde sonunda insan, asıl mecrasına ve yatağına dönerek orada akmanın ve kendini gerçekleştirmenin yolunu bulacaktır. Bunun önünü kesebilecek bir sistem ya da gücün, sürekli olması ihtimali de yoktur ki, tarih buna şahittir.

KİŞİSEL GELİŞİM ÇALIŞMALARI NEDEN BU KADAR ARTTI?

Bilim ve Sanat Vakfı’nda “İletişim Psikolojisi” üzerine dersler veren, Yönetim Psikolojisi ve İnsan Kaynakları Yönetimi konusunda kitapları olan İbrahim Zeyd Gerçik, kişisel gelişimle ilgili çalışmaların son dönemlerde artmasını şu sebeplere bağlıyor:
• Aile ilişkilerinin zayıflaması.
• Kişilerin, problemleri çözme konusunda kendilerine destek olabilecek aile, dostluk ve cemaat     ilişkilerini kaybetmesi.
• Toplum olarak insanımızın birçoğunda öne çıkan özgüven zayıflığı.
• Şahsiyet gelişiminin zayıflaması.
• Otoriteyi ve karizmatik liderliği besleyen bir anlayışın kültürümüzde daha fazla öne çıkması.
• Kapitalist hayat biçiminin toplumun her kesiminde kendini göstermeye başlaması.
• Kişiliğin farklı durumlara göre pazarlanabilir, değiştirilebilir bir gerçeklikmiş gibi sunularak, değerlerden beslenen bir duruştan çok kendimizi nasıl sunduğumuza ilişkin imajın, görüntünün ilişkilerde öne çıkması.
• Bir seminerle veya birkaç kitap okuyarak, kişilerin içinde bulundukları hayatı değiştirebilecekleri yanılsamasına inanmaları.
• İnsanımızın kanaat, sabır, şükür gibi değerleri zayıfladıkça, içindeki boşluğu kapatacak, hayatını hemen değiştirecek reçeteler aramaya başlaması.
• Bazı kişilerin sundukları bazı bilgileri; kültürel farklılıkları, kişisel kapasite ve irade gücün...
[Bu mesajın devamını görebilmek için kayıt olun ya da giriş yapın
Bu Sayfayi Paylas
Facebook'a Ekle
Moderatöre Bildir   Kayıtlı
Müslüman
Anahtar Kelime
*****
Offline Pasif

Mesajlar: 132.038


View Profile
Re: Kişisel gelişim mi ruhsal gerilim mi
« Posted on: 20 Ağustos 2019, 19:47:37 »

 
      uyari
Allah-ın (c.c) Selamı Rahmeti ve Ruhu Revani Nuru Muhammed (a.s.v) Efendimizin şefaati Siz Din Kardeşlerimizin Üzerine Olsun.İlimdünyamıza hoşgeldiniz. Ben din kardeşiniz olarak ilim & bilim sitemizden sınırsız bir şekilde yararlanebilmeniz için sitemize üye olmanızı ve bu 3 günlük dünyada ilimdaş kardeşlerinize sitemize üye olarak destek olmanızı tavsiye ederim. Neden sizde bu ilim feyzinden nasibinizi almayasınız ki ? Haydi din kardeşim sende üye ol !.

giris  kayit
Anahtar Kelimeler: Kişisel gelişim mi ruhsal gerilim mi rüya tabiri,Kişisel gelişim mi ruhsal gerilim mi mekke canlı, Kişisel gelişim mi ruhsal gerilim mi kabe canlı yayın, Kişisel gelişim mi ruhsal gerilim mi Üç boyutlu kuran oku Kişisel gelişim mi ruhsal gerilim mi kuran ı kerim, Kişisel gelişim mi ruhsal gerilim mi peygamber kıssaları,Kişisel gelişim mi ruhsal gerilim mi ilitam ders soruları, Kişisel gelişim mi ruhsal gerilim miönlisans arapça,
Logged
Sayfa: [1]   Yukarı git
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

TinyPortal v1.0 beta 4 © Bloc
|harita|Site Map|Sitemap|Arşiv|Wap|Wap2|Wap Forum|urllist.txt|XML|urllist.php|Rss|GoogleTagged|
|Sitemap1|Sitema2|Sitemap3|Sitema4|Sitema5|urllist|
Powered by SMF 1.1.21 | SMF © 2006-2009, Simple Machines
islami Theme By Tema Alıntı değildir Renkli Theme tabanı kullanılmıştır burak kardeşime teşekkürler... &