ilitam ,arapça klavye, ilahiyat, önlisans > Forum > ๑۩۞۩๑ Kitap Dünyası - İlim Dünyası Kütüphanesi ๑۩۞۩๑ > Akaid Eserleri > Kabir Alemi - Suyuti > Kabir ziyareti
Sayfa: [1]   Aşağı git
  Yazdır  
Gönderen Konu: Kabir ziyareti  (Okunma Sayısı 897 defa)
28 Mart 2010, 16:12:12
Sümeyye

Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 29.261



Site
« : 28 Mart 2010, 16:12:12 »



Kabir Ziyareti, Ölülerin Ziyaretçileri Tanıması Ve Onları Görmesi




Ibn-i Ebi Dünya «Kabirler» kitabinda Âise (Radiyallahû anhâ) -dan rivayet ettigine göre, Resûlullah (Saîlallâhû Aleyhi ve Sellem) söyle buyurdu:

Kisi, kardesinin kabrini ziyaret ettigi ve yanmda oturdugunda, onunla ünsiyet eder ve yanindan kalkincaya kadar söylediklerini! aynini ona iade eder.

Yine ibn-i Ebî Dünya, Beyhaki «Suâb»de, Ebû Hüreyre (Ra| yallahû anh)´dan rivayet ettiklerine göre söyle demistir:

Kisi, tanidigi bir kabrin yanindan geçtiginde, ona selâm verir se, o da ona selam verir. Ve onu tanir. Eger tanimadigi bir kabrin yanmdan geçip selâm verirse, ölü selamini iade eder, fakat onu tanimaz.


îbn-i Abdilberr, el-Istizkar ve Temhid´de, îbn-i Abbâs (Radiyal lahû anhl´dan rivayet ettigine göre, Resûlullah (Saîlallâhû Aleyhi ve Sellem) söyle buyurdu:

Kisi, dünyada tanidigi, mümin kardesinin kabrinin yanindan geç tiginde ona selâm verirse, o da onu tanir ve selâmini iade ederim.


Ukayli, Ebû Hüreyre (Radiyallahû anh) ´den, rivayet ettigine re, Ebu Rezin (Radiyallahû anh) :

? Yâ Resûlallah, benim yolum, kabristandan geçiyor. Geçtigimde onlara diyecegim bir söz var mi? dedi. Resûlallah (Sallallâhû Aleyhi ve Sellem) de Ebû Rezin´e: «Sunu söyle» dedi.

«Ey mü´min ve müslim olan kabristanlilar! Siz Öncülerimizsîniz biz de pesinizden gelecegiz ve insaallah size kavusacagiz.

Ebû Rezin, -Yâ Resûlallah onlar isitir mi?» dedi. Buyurdu ki:

- «Evet, isitirler, fakat cevap veremezler.»

Buyurdu ki: Yâ Ebâ Rezin! «Onlar yani ölüler sayisinca meleklerin sana selâm vermeleriyle kanaat etmez misin?»

Nût: «Selâm vermeye güçleri yetmez» sözünden maksat insan ve cinnin isitecegi bir cevap demektir. Yoksa onlar, isitmedigimiz bir da selamimizi iade ederler.


îmam Ahmed, Hakim, Âise Radiyallahû anhâ,´dan rivayet ettiklerine göre, söyle demistir:

Ben eve (Resûlullah´m defnedildigi eve) girdigimde örtümü açardim. Burada olan kocam ve babamdir, derdim. Ömer onlarin yaninda defnedildiginde, artik Ömer´den utancimdan dolayi yanlarina açilarak asla girmedim.


Taberâni, Evsat´da Ibn-i Ömer, (Radiyallahû anhüma)´dan rivayet ettigine göre;

Resûlullah (Sallallâhû Aleyhi ve Sellem) Uhud´dan döndügünde Mus´ab bin Umeyr´in yanindan geçti. Onun ve diger Uhud sehidlerinin yaninda durdu. «Ben sizin Allah katinda diri oldugunuza se-hâdet ediyorum» dedikten sonra «Onlari ziyaret edin ve selâm verin. Nefsim kudret elinde olan Allah´a yemin ediyorum ki, siz onlara selâm verdikçe kiyamete kadar selaminizi iade ederler» diye buyurdu.


Hâkim sahih gördügü bir rivayetle ve Beyhaki, Ebû Hüreyre (Radiyallahû anh)´dan yaptiklari nakle göre;

Resûlullah (Sallallâhû Aleyhi ve Sellem) Uhud´dan dönerken, Mus´ab bin Umeyr´i buldu, onun ve diger sehid düsen sahabelerin yaninda durdu ve «ben sizin Allah katinda diri oldugunuza sahidlik ediyorum,» diye buyurduktan sonra, bunlari ziyaret edin, onlara selâm verin. Nefsim kudret elinde olan Allah´a yemin ediyorum ki, siz onlara selâm verdikçe onlar kiyamete kadar selâminizi size iade ederler» diye emretti.



Erbain et-Taiyyede, Resûlullah (Sallallâhû Aleyhi ve Sellem) ´den söyle buyurdugu rivayet edilmistir :

«Ölünün en fazla sevdigi hâl, dünyada sevdigi kisinin onu ziyaret etmesidir»


îbn-i Ebî Dünya, Beyhaki ?«Suab»,da? Muhammed bin Vâsi´den rivayet ettiklerine göre söyle demistir:

Bana ulasti ki ölüler; persembe, cuma ve cumartesi günlerinde gelen ziyaretçilerinin ziyaretinin farkina varirlar.

Yine ibn-i Ebi Dünya, Dahhak´dan, rivayet ettigine göre, söyle demistir:

«Kim Cumartesi günü günes dogmadan Önce bir kabri ziyaret ederse, ölü onun ziyaretinin farkina varir.»

Ona, «bu nasil olur,» demisler. O:

«Cuma gününün tesirinden dolayidir» demis. [38]



Mühim Bîr Mesele

Subki, dedi ki:

Sehidlerin ve diger ölülerin ruhlari, kabirde cesede döndükleri, sahih hadis ile sabittir. Esas ihtilaf ruhun, bedende devam edip etmedigi ve cesedin dünyadaki haline ruhla mi yoksa bilâ ruh mu döndügüdür.

Hayat Allah´in istedigi her yerde olur. Çünkü hayat için ruhun gerekliligi ad bir gerekliliktir. Aklî bir gereklilik degildir. .Demek bedenin ruhla dünyadaki haline dönmesi akim caiz gördügü bir seydir.

Eger bu konuda sahih rivayet varsa tabi olunur ki alimlerden bir cemaat bunu zikretmistir. Peygamberin Musa (Aleyhima´s-salâ-tü ve´s-selâmVnm kabrinde namaz kilmasi da buna delildir.

Miraç gecesinde peygamberlerde görünen bütün sifatlar da ci simlerin sifatlaridir. Bunun hakiki bir hayat yani dünyadaki gibi bedenli bir hayat olmasindan yemek, içmek gibi gördügümüz ihtiyaçlar ona gerekmez. Bu hayatin baska bir hükmü vardir.

Ama bilmek ve isitmek gibi duyular ise, hiç süphesiz, peygamberler ve diger ölüler için de sabittir. (Subki´nin sözü bitti.)



Baskasi da demis ki:

Sehidlerin hayati, cesedleri çürümediginden cesedli bir hayat oldugunda ihtilaf edilmistir.

Beyhaki, «El-îtikat» kitabinda demistir ki:

Peygamberlerin ruhlari alindiktan sonra, ruhlari onlara döner. Onlar sehidler gibi Allah katinda diridirler.

îbn-el-Kayyim´de, «Ruhlarin ziyaretlesme ve görüsmesi» bahsinde demis ki:

«Ruhlar iki kisimdir. Nimet gören ruhlar ve azap gören ruhlar.. Azap görenler, görüsüp ziyaretlesemezler. Nimet görenler ise serbesttirler, görüsürler, ziyaretlesirler. Dünyadaki eski hâtiralarini birbirine zikrederler. Her ruh, ayni meslekte olan arkadasiyla bulunur. Peygamber Efendimiz (Sallallâhû Aleyhi ve Sellem)´in ruhu ise, Re-fik-i A´la [39] da olur.»



. " Allah buyuruyor:

«Kim Allah´a ve Resulüne itaat ederse, onlar, Allah´in nimetlendirdigi peygamberler, siddiklar, sehidler ve salihlerle beraber olur. Onlar arkadas olarak ne iyidirler, [40]

Bu beraberlik, dünyada, berzahda ve âhirette sabittir. însan bu üç diyarlarda sevdigiyle beraber olur. (Ibn-i Kayyim´in sözü bitti.)


Seydele, Kitab el-Burhan fi ulum el-Kur´an´da demis ki: Eger denilse, âyet-i kerimede:

«Allah yolunda katledilenleri ölü saymayiniz. Onlar diridirler,» [41]denilmis. Nasil ölüler diri olur.

Derim ki, Allah´in onlari kabirlerinde diriltmesi aklen caizdir. Ruhlari cesedlerinin bir bölümünde olur. Bütün cesed onunla lezzet alir. Tipki dünyadaki cesed, bir organin lezzetiyle lezzetlendigi gibi.

Denilmis ki, ayetten maksat, sehid cesedlerinin kabirde çürümemesi ve eklemlerinin dagilmamasidir. Çünkü onlar kabirlerinde canlilar gibidirler.

Ebû Hayyan «Tefsir»inde bu âyet hakkinda demis ki:

Millet bu hayat hakkinda ihtilafa düstüler: Bir kismi dedi ki: Maksat ruhlarinin sag kalmasidir. (Kendini diri bilmesidir) Çünkü biz cesedlerinin bozuldugunu görüyoruz.

Bâzilari da dedi ki Sehid cismen ve ruhen diridir. Bizim bunu anlamamamiz, zarar vermez. Biz onlari ölü gördügümüz halde, onla rin diri olmasi mümkündür. Nitekim âyet-i kerime´de:

"Sen daglari sabit zannedersin, halbuki onlar bulut gibi geçiyorlar." [42] denilmektedir.

Hem rüya gören adam lezzet veya elem aldigi halde, hiç yerinden kipirdamiyor. Ben derim ki, iste bunun için Allah (Celle Celâ-lühü) .

- «Onlar diridirler, fakat siz anlamazsiniz» diye buyuruyor. Mü´minlerin, bu hayati his ve idrak ile anlamayacaklarini bildiriyor ve bu hayat olmasaydi diger ölülerden bir farki kalmazdi... Çünkü bütün ölüler ruhen diridirler. Hem de bütün müminler, ruhlarin diri oldugunu biliyorlardi ve o zaman «Fakat siz anlamazsiniz» mealin deki âyeti kerimeye bir mânâ verilmezdi.

Allah bâzi velilerinin kesfini açar bu gizli hayati müsahede ederler.


Süheyli, Delâilü´n-Nübüvvet´de, bir sahabiden nakletmis ki,

O Ühud´da bir yeri kazirken, bir pencere açilmis, bakmis ki, bir adam yatak üzerinde oturmus. Elinde bir Kur´an var, okuyor. Önünde yesil bir bahçe var. Sahabe anladi ki o sehiddir. Çünkü yüzünde bir yara izi vardi.

Hayyan da bunu rivayet etmistir.

Râfii´nin salih bir kuldan rivayet ettigi de buna benzer. O demis ki:

Abid bir adama bir kabir kazidim. Onu lahdine koydum. Ben lahdi düzeltirken yanindaki kabirden bir tas düstü. Baktim yasli bir adam kabrinde oturmus, üzerinde beyaz bir elbise gicirdiyor. Odaciginda altinla yazilmis bir Kur´an var. Basini kaldirdi, bana bakti.

Allah seni bagislasin Kiyamet koptu mu?, dedi.

Ben hayir dedim.

O, öyle ise tasi yerine koy. Allah senden razi olsun, dedi.

Ben de tasi yerine koyup kapattim.

Yine Râfiî demis ki, güvenilir kabir kazici birisinden isittik ki:

O bir yeri kazirken yataginda oturmus, altin da nehir akan, elinde Kur´an okuyan bir insana rastlamis, bayilmis. Sonra kabirden çikartilmis, fakat basina ne geldigini kimse bilememis. Ve ancak üçün cü gün ayilmis.

Yine, Seyh Necmeddin el-îsbehani, naklettigine göre, o defneidilen birinin cenazesinde bulunmus. Telkin edici oturup telkini okumus, ölü telkini isitmis, demis ki, diri diri telkin edilen bir ölüden hayrette kalmiyor musunuz?


Ibn-i Recep de, Ferrad bin Cemil yoluyla rivayet ettigine göre Ebü´l-Mügîre, Muafa bin Mugîre gibi hiç kimseyi görmedim demis ve faziletini zikredip dostlarindan onun hakkinda söyle bir rivayet nakletmistir:

Muafa bin îmran defn edildikten sonra bir borç sahibi, kabrine gelmis bakmis ki, kelime-i tevhid ona telkin ediliyor. O da lâ ilahe illallah» diyor. ?

Yine R...
[Bu mesajın devamını görebilmek için kayıt olun ya da giriş yapın
Bu Sayfayi Paylas
Facebook'a Ekle
Moderatöre Bildir   Kayıtlı
Müslüman
Anahtar Kelime
*****
Offline Pasif

Mesajlar: 132.034


View Profile
Re: Kabir ziyareti
« Posted on: 20 Haziran 2019, 00:47:22 »

 
      uyari
Allah-ın (c.c) Selamı Rahmeti ve Ruhu Revani Nuru Muhammed (a.s.v) Efendimizin şefaati Siz Din Kardeşlerimizin Üzerine Olsun.İlimdünyamıza hoşgeldiniz. Ben din kardeşiniz olarak ilim & bilim sitemizden sınırsız bir şekilde yararlanebilmeniz için sitemize üye olmanızı ve bu 3 günlük dünyada ilimdaş kardeşlerinize sitemize üye olarak destek olmanızı tavsiye ederim. Neden sizde bu ilim feyzinden nasibinizi almayasınız ki ? Haydi din kardeşim sende üye ol !.

giris  kayit
Anahtar Kelimeler: Kabir ziyareti rüya tabiri,Kabir ziyareti mekke canlı, Kabir ziyareti kabe canlı yayın, Kabir ziyareti Üç boyutlu kuran oku Kabir ziyareti kuran ı kerim, Kabir ziyareti peygamber kıssaları,Kabir ziyareti ilitam ders soruları, Kabir ziyaretiönlisans arapça,
Logged
28 Mart 2010, 16:12:59
Sümeyye

Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 29.261



Site
« Yanıtla #1 : 28 Mart 2010, 16:12:59 »

Ebû Nuaym «Delail-ün Nübüvve»de baska bir yönden. Said bin Müseyyib´den rivayet ettigine göre söyle demistir:

«Hatirliyorum: Savas gecelerinde. Mescidi Nebevi´de benden baska kimse yoktu. Namaz vakti girdiginde kabirden ezan sesini isitirdim. Ben durup namaz kilardim. Samlilar ise gurup gurup mescide girip «su yasli deliye bak» derlerdi.»


Lâlkai «Sünnet»de, Yahya bin Muin´den rivayet ettigine göre, bir kabir kazicisi ona söyle demistir:

Bu kabirlerde gördügüm en acaip sey: Bir kabirden, hastanin inlemesi gibi bir inleme isittim. Bir kabirden de, müezzin ezan okurken müezzine cevap verdigini isittim.


Hars bin Esed el-Muhasibî´den rivayet edildigine göre, demistir :

«Ben kabristanda idim. Bir kabirden iki sefer «Ah!. Allah azâbah!» diye isittim.»


Ibn-i Asâkir, A´mes bin Minhal tarikiyle ibn-i Arar dan senediy le rivayet ettigine göre, söyle demistir:

-. Ben Sam´da, Hüseyin Radiyallahû anh,in basi tasinirken gördüm. Önünde biri Kehf suresini okuyordu. Ta, «Hayir sen ashab-i kehf ve Rakîmi acip ayetlerimizden sandin.» [45] mealindeki âyete gelince, Hüseyin (Radiyalîahû anh),in basi keskin bir dille:

«Ashabi Kehf´den daha acip benim öldürülmem ve burda tasimamdir» dedi.


Hafiz Zehebi, «Tarihlinde söyle demistir:

Halife Vasik, hadis imamlarindan birisi olan Ahmed bin Nasr el-Huzaî´ye Kur´an´in mahluk oldugunu dedirtmek istedi. O kabul etmedi. Bunun üzerine Bagdat´ta basini kesip asti. Yanina bir nöbetçi birakti ki, okla yönünü kibleden çevirsin. Nöbetçi dedi ki, geceleyin bas hep kibleye döner, açik bir lisan ile Yasin sûresini okurdu.

Zehebi demis ki bu kissa çok yönlerden rivayet edilmistir. Bir yönü Hatibin Ibrahim bin Ismail bin Halef´den rivayet ettigidir. Demis ki:

Dayim Ahmed bin Nasr, iskence ile öldürüldügü ve asildigi zaman, dediler ki, basi geceleyin Kur-an okuyor. Ben gittim, yakin bir yerde geceledim. Millet yattiginda Ankebût suresinin su bes ayetlerini okuyordu:

«Elif Lam Mim. Insanlar inandik deyip kurtulacaklarini mi sanirlar.» [46]

Bunun üzerine titremeye basladim.



îbn-i Asâkir, Imam Leys´in katibi Ebû Salih tarikiyle, Yahya bin Ebû Eyyûb el-Huzai´den rivayet ettigine göre söyle demistir:

Birisinden isittim anlatiyordu:

Ömer bin Hattap (Radiyallahû anh) zamaninda mescide kapanmis, âbid bir genç vardi Ömer (Radiyallahû anh) in çok hosuna giderdi. Yasli bir babasi da vardi. Genç yatsiyi kildigi zaman, babasina dönerdi. Yolu da bir kadinin kapisindan geçerdi. Kadin ona meftun olmustu. Yol üzerinde kendini ona takdim ederdi . Bir gece genç ordan geçerken, kadin onu aldatmaya basladi. Ta genci pesine takti. Genç kapiya vardiginda kadin içeri girdi. O da içeri girdi. Allah´i zikretti. Sikintisini gidermek istedi. Ve su âyet-i kerime dili üzerine akti.

«Seytandan, muttaki olanlara bir musibet dokunsa Allah´i anar hemen yolu görürler.»[47]

Sonra bayildi. Kadin hizmetçisini çagirdi, yardimlasarak, onu evine biraktilar. O aksam babasina gelmekte gecikmisti. Babasi çikip onu ariyordu. Bakti kapida baygin yatmis. Bâzi akrabalarini çagirdi, onu içeri aldilar. Geceden hayli zaman geçtikten sonra ancak ayildi. Babasi;

´ Oglum ne oldu sana dedi:

O: hayirdir baba, dedi.

Babasi Allah hakki için söyle ne oldu? Oglum! dedi, o da babasina durumu anlatti.

Babasi, Evet oglum hangi âyeti okudun. Genç yukardaki âyeti bir daha okudu. Ve hemen bir daha bayildi, ellediler, baktilar ki ölüdür. Yikadilar, geceleyin çikip defnettiler. Sabah olunca haber Hz. Ömer (Radiyallahû anh) ´e ulasti. Geldi babasini taziye etti. Neden beni çagirmadin, dedi.

Babasi yâ Emir´el-müminin geceleyin oldu, dedi.

Hz. Ömer (Radiyallahû anh) öyle ise beni kabrine götürün, dedi. O ve beraberindekiler kabre gittiler. Hz. Ömer ya filan, dedi. (Rabbinden korkan için iki cennet vardir.)[48] mealindeki âyeti okudu.

Genç kabrin içinden:

yâ Ömer Allah onlari Cennete bana iki sefer verdi, dedi.



îbn-i Ebi Dünya, Beyhaki «Delâilü´n-Nübüvvet-de Mütemir bin Süleyman yoluyla.. . îbn-i Mina´dan rivayet ettiklerine göre, söyle demistir:

Kabristana girdim. Iki rekat hafif namaz kildim. Sonra bir kabre yaslandim. Vallahi ben uyanik iken isittim ki, birisi kabirde diyor; Kalk bana eziyet verdin. Siz çalisirsiniz, fakat bilmezsiniz. Biz ise biliriz, fakat çalisamiyoruz. Vallahi senin gibi iki rekat namaz kilsaydim benim için dünya ve içindekilerden daha sevimli olurdu.


Ebû Nuaym HiIye»de Amr bin Vakit yoluyla, Yûnus bin den rivayet ettigine göre;

Ben Cuma günü seher vakti Sam Kabristanindan geçerken söyle bir sesi isittim:

Yâ Yûnus bin Hillis! Sizler her ay hacca gidiyor, umre yapiyor. Her gün bes vakit namaz kiliyorsunuz. Çalisiyorsunuz, fakat bilmiyorsunuz, biz ise biliyoruz fakat çalisamiyoruz.

Ben döndüm, selâm verdim, selâmim iade edilmedi. Sübhanallah! sözünüzü isitiyorum. Selâm veriyorum, selâmimi iade etmiyorsunuz, dedim.

Onlar dediler ki, biz senin selâmini isittik ve bunu iade etmek bir sevaptir. Halbuki günah-sevap ile aramizda perde çekilmistir.


Ibn-i Asakîf, «Evzai»den rivayet ettigine göre, söyle demistir:

Meysere bin Hillis, Tevma kapisinin kabristanindan geçti. Kör oldugu için yaninda bir rehberi vardi. Selâm verdi:

«Ey kabristanlilar siz bizim öncülerimizsiniz, biz de pesinizden gelecegiz. Allah bize de size de rahmet etsin. Durumumuz sizden pek farkli degildir, dedi

. Bunun üzerine Allah bir ölüye ruhu indirdi, ona cevap verdi:

«Ey dünyadaküer! siz her ay dört sefer hac edersiniz, dedi.

Meysere:

? Nereye gidiyorsun? diye sordu.

Cuma´ya, bilmiyor musun? O makbul, mebrur bir hacdir.

Sonra Meysere sordu:

Dünyadan oraya götürdügünüz en hayirli sey nedir?

O, «istigfardir. Fakat elimize kilit vuruldu. Ne iyiligimiz artar ne de kötülügümüz» diye ona cevap verdi. ,



Ibn-i Asâkir, Muhammed bin Ishak, el-Haris tarikiyle... Umeyr bi nel-Habbâb es-Sülenii´den rivayet ettiklerine göre, söyle demistir:

«Ben ve sekiz arkadasim, Emeviler zamaninda esir düstük. Bizans Imparatorunun yanina götürüldük. Arkadaslarimin baslarinin vurulmasmi emretti. Ben de basim vurulmak için ileri sürüldüm. Fakat bâzi patrikler, kralin basini, ayagini Öpmeye basladilar. Bagislanmami istediler. Bunun üzerine beni vinin içine serbest birakti. Güzel bir kizi vardi. Çagirdi. «Iste bu kizimdir sana verecegim, malimi da seninle paylasirim. Benini mevkiimi görüyorsun, dinime gir, sana bütün bunlari yapayim» dedi.

Ben, «dünya mali ve kadin için dinimi terkedemem.» dedim.

Kaç gün öyle durdu, hep ayni seyi bana arzediyordu. Bir gün kizi beni bahçeye çagirdi, «neden babamin dediklerini kabul etmiyorsun» dedi.

Ben «kadin için, dünya için dinimi terkedemem» dedim.

Kiz, «bizde kalmak mi istiyorsunuz, yoksa memleketine kavusmak mi istiyorsun?» dedi.

Ben, «memleketime gitmek istiyorum» dedim.

Bana gökte bir yildiz gösterdi. Bu yildiz hizasinda geceleyin yürü, gündüzleyin gizlen. Bu yildiz seni memleketine ulastirir» dedi. Sonra bana zahire hazirladi.

Ben çiktim, üç gece yürüdüm. Gündüzleri gizleniyordum. Ben dördüncü gün bir yerde gizlenirken, bir süvari kervanini gördüm. «Artik, yakalandim», dedim üzerime vardilar, gördüm ki süvariler arkadaslarimdir. Baskalariyla beraber, doru atlara binmisler.

Bana: «Umeyr misin?» dediler.

Ben: «evet Umeyr´im; sîz öldürülmediniz mi?» dedim.

«Evet, fakat Allah sehidleri kaldirdi, Ömer bin Abdülazizin cenazesine gitmeleri için izin verdi» dediler.

Beraberinde olan birisi; Yâ Umeyr ver elini bana» dedi.

Elimi verdim, beni arkasina aldi. Bir miktar gittik, sonra Beni firlatti, Cezire´deki evimin yanina düstüm. Fakat vücudumda hiç bir yara olmadi.



ibn-el-Cevzi «Uyun´el-Hikayât» kitabinda, senediyle, Ebû Ali ed-Darir´den, Ebu Müslim Tarsusu, kurarken, ilk orda oturanlardan birisidir, rivayet ettigine göre, söyle demistir:

Sam´dan üç kardes savasa çikmislardi. Cesur ve süvari idiler. Bir seferinde Bizans onlari esir aldi, kral, onlara: «yönetimi size devredeyim, kizlarimi sizinle evlendireyim, fakat dinim olan hiristiyanliga girin» dedi.

Onlar, kabul etmediler ve «yâ Muhammed!» diye bagirdilar.

Kral üç tane kazan getirdi, içine yag döktürdü, sonra altlarina ates yaktirdi. Hergün o üç kardes kazanlarin basina getirilir, «yâ hiristiyanliga girmeyi veya kazanlarin içine girmeyi» tercih etmek arasinda birakiyorlardi. Fakat bir türlü kabul ettiremediler. Önceden büyügü atildi, sonra ortancasi en sonda kalan küçügü ise hâlen herseyle onu dininden vazgeçirmek istiyorlardi.

Kâfirin birisi kalkti, «Ey kral ben onun dininden vazgeçilirim» dedi.. Kral «ne ile» dedi.

Ö, «bilirsin, Araplar kadina meftundurlar ve Bizans içinde kizimdan daha güzel de yoktur. Onu bana ver, kizimla basbasa birakayim. O, onu dininden vazgeçilir,» dedi.

Kral, oglani verdi ve kirk gün mühlet tanidi. Adam onu getirdi, kizinin yanina birakti. Kizina durumu bildirdi.

Kiz: «Birak onu ben üstesinen gelirim» dedi. Genç kizla beraber kaldi. Gündüzü sâim, gecesi kaim idi. Mühlet bitinceye kadar, öyle devam etti. Kafir adam, «kizina ne yaptin?» dedi.

Kiz, bir sey yapamadim. Bu adam iki kardesini kaybetti. Korkarim ki, çekilmesi kardesleri için olsun. Onlarin izini gördükçe onda can kalmaz. Fakat, git, kraldan mühletin arttirmasini iste, beni ve onu birkaç gün, baska bir memlekete götür. Adam onlari baska bir kö...
[Bu mesajın devamını görebilmek için kayıt olun ya da giriş yapın
Bu Sayfayi Paylas
Facebook'a Ekle
Moderatöre Bildir   Kayıtlı
28 Mart 2010, 16:13:41
Sümeyye

Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 29.261



Site
« Yanıtla #2 : 28 Mart 2010, 16:13:41 »

Yine, Ibn-i Ebî Duaya Abdurrahman bin Zeyd bin Eslem´den rivayet ettigine göre; söyle demistir:

Geçmiste, Bizans topraklarina saldiran bir gurup genç vardi. Bir seferinde esir düstüler. Hepsi yakalanip krala götürüldüler. Kral onlara kendi dinine girmelerini söyledi. Onlar, reddettiler. Kral nehir kenarinda bir tepede oturdu, onlari çagirdi, birisinin boynunu vurdu. Adam nehre düstü. Baktilar ki, basi onlara karsi durmus yüzüyle onlari selamliyor ve su ayeti kerimeyi okuyor:

«Ey nefs-i mutmainne, kendin razi olmus ve kendinden razi olunmus olarak Rabbine dön. Kullarimin içine gir, Cennetime dahil ol.» [53]



Yine Ibn-i Ed Dünya Said el-Ammi´den rivayet ettigine göre söyle demistir:

«Bir cemaat, denizde savasmak için çiktilar. Beraberlerinde bin mek için, hasta bir genç yanlarina geldi. Önce reddettiler, sonra, onu da gemiye aldilar. Düsmanla karsilastiklarinda en iyi dayanan o genç oldu. Sonra sehid düstü. Basiyla gemidekileri selamladi ve su âyeti okuyordu:

«Su âhiret diyarini, yeryüzünde üstünlük istemeyen bozgunculuk yapmayanlara veriyoruz. Âkibet, müttakinlerindir.»[54]

Sonra suyun içine batip kayboldu.


El-Hâfiz, Ebû Muhammed el-Hailal «Kerâmât´ül-Evliya» kitabinda, senediyle Ebû Yusuf el-Gasili´den rivayet ettigine göre söyle demistir :

Ibrahim bin Ethem Sam´da yanima geldi. Bana, «Bugün çok acip bir sey gördüm» dedi.

Ben «Nedir o?» dedim.

O dedi ki:

Ben su kabirlerden birisinin basinda durdum. Içinden saçi boyanmis (yani aklasmis) yasli bir adam çikti.

Bana:

«Yâ Ibrahim: Allah beni senin için diriltti» dedi.

Ben, Allah sana ne yapti? dedim.

O dedi ki:

Çirkin bir amel ile Allah´in huzuruna girdim. Bana üç seyle huzuruma geldiginden seni afvettim, dedi. Beni seveni seviyorsun. Gögsünde zerre miktar haram içki yoktur. Akla boyanmis saçlarinla huzuruma girdin. Ben yaslilarin akini atesle yakmaktan utanirim.

Sonra kabir yaslinm üzerine kapandi.

Ibrahim bin Edhem, dedi ki, «Yâ Yûsuf ne acaip sey! Allah, dan iste. sana daha acipleri göstersin.



Beyhaki, Suâb-i Iman´da senediyle, Nisabur kadisindan rivayet ettigine göre; Yanina bir adam girmis, kadiya demisler ki, bu adamda acip bir haber var.

Kadi «nedir» demis.

Adam demis ki:

Ben kefen soyan birisiydim. Kabirleri, devsirirdim. Bir hanim öldü, kabrini ögrenmek için gittim namazina katildim. Gece karanligi çökünce, kabrini destim, kefeni açmak için elimi saldigimda hanim :

Sübhanallah, Cennetlik bir adam, Cennetlik bir kadini soyuyor. Bilmez misin sen namazimi kilanlar içinde idin. Ve Allah namazimi kilan herkesi affetti» dedi.

El-Muhamili «Emâli»,inde, Abdulaziz bin Abdullah bin Ebû Seleme´den rivayet ettigine göre, söyle demistir:

Adamm biri Sam´da, hanimiyla beraber, harmanda bulunurken, ( Daha önce de, bir oglu Allahm emriyle sehid düsmüstü.) Bir süvarinin bu tarafa dogru geldigini gördüler. Babasi iste oglumuz geliyor dedi.

Hanimi, seytandan sakin, oglumuz bir müddet önce sehid edilmedi mi? Galiba sen ona düskünsün! dedi.

Adam isine döndü, istigfar etmeye basladi. Süvari yaklasirken bakti. «Hanimi! vallahi iste oglundur,» dedi.

Hanim da bakti. «Evet vallahi odur» dedi.

Süvari orda durdu; babasi dedi ki:

Oglum; daha önce sehid düsmedin mi?

O:

Evet, fakat Ömer bin Abdülaziz su anda vefat etmis Sehidi er, onun cenazesinde bulunmak için Rablerinden izin istediler. Ben de onlardandim... Size selam vermek için de Allah´dan izin istedim, dedi. Onlara dua etti ve ayrildi.

Sonra, Ömer bin Abdülazâzin (Radiyallahû anh) o saatlerde vefat ettigi anlasildi.

Bunlar senedli haberlerdir. Hadis imamlari kitablarinda senedleriyle rivayet etmislerdir. Ben Yafii´nin anlattigini teyid ve tasdik için burda naklettim.


Yafii dedi ki:

Iyi veya kötü, ölülerin görünmesi bir nevi kesiftir. Müjde için veya meviza için, veya Ölünün hayri yahut borcunun ödenmesi gibi bir maslahati için, Allah onu izhar eder. Bu görünme, galiben rüyada olur. Bazen de yakazada olur. Bu ikincisi ehl-i hâl ve evliyanin kerametlerinden sayilir.

Yine Yâfii baska bir yerde demis: Ehl-i Sünnet mezhebi odur ki:

Ölülerin ruhlari Allah´in izniyle, özellikle Cuma geceleri ya gökten veya yerden kabirlerdeki cesedlerine gelirler, otururlar, konusurlar. Allah, nimet ehline nimet verir, azap ehline de azap verir.

Yine demis ki, ala-yi üliyinde veya esfel-i safilinde nimet veya azap gören yalniz ruhlardir. Kabirde ise ruh ve cesed beraber nimet veya azap görür. (Yafiinin sözü bitti.)


Îbnü´l-Kayyim demis: Hadisler ve asar denilen sahabelerin söyledikleri gösteriyor ki:

Kabrin ziyaretine gelen ne zaman gelirse gelsin, ziyaret edilen onu tanir, sesini; isitir. Onunla ünsiyet eder. Selâmini geri çevirir.

Bu sehidler ve diger ölüler hakkidna da geçerlidir. Bu durum belli bir vakte mahsus degildir. Ve vakte mahsus olduguna delâlet eden, Dahhak´in naklettigi haberden daha sahihtir. Çünkü, Resul-i Ekrem (Sallallâhû Aleyhi ve Sellem) ümmeti için, ölülere düsünür ve isitirlermis gibi selam vermeyi emretmistir.


Müslim, Ebû Hüreyre (Radiyallahû anhî´dan rivayet ettigine göre, Resul-i Ekrem (Sallallâhû Aleyhi ve Sellem) bir kabristana çikti:

«Ey müminler cemaati, selam size olsun. Ve insaallah bizde pesinizden gelecegiz.» diye buyurdu.


Nesai, ibn-i Mâce, Büreyde {Radiyallahû anh)´den rivayet ettiklerine göre, Resûlullah (Sallallâhû Aleyhi ve Sellem), sahabeler kabristana çiktiklari zaman, onlara söyle demeyi ögretirdi:

Es-selâmün aleyküm, ey müslüman kabristanlüar. Siz öncülerimizsiniz, biz de arkanizdan gelecegiz, Allah´dan bize de size de afiyet diliyorum.


Müslim, Âise (Radiyallahû anhâ)´den rivayet ettigine göre, söyle demistir:

Yâ Resûlullah ölülere ne diyeyim dedim.

Buyurdu ki Söyle de:

Ey Müslüman kabristanlilar size selâm olsun. Allah bizden Öncekileri de sonrakileri de affetsin. Insaallah biz de size kavusacagiz.


Tirmizi, îbn-i Abbâs (Radiyallahû anh)´dan rivayet ettigine göre;

Resûlullah (Sallallâhû Aleyhi ve Sellem) Medine kabristanindan geçti. Yüzüyle onlara yöneldi. «Esselamu Aleykum ya ehl-el-kubûr, Allah sizi magfiret etsin. Siz Öncülerimizsiniz. Biz de pesinizden gelecegiz. dedi.



Taberani, Ali bin Ebi Talip (Radiyallahû anh)´den rivayet ettigine göre, o bir kabristana yaklasarak söyle demis :

Ey ehl-i iman olan kabristanlilar, siz öncülerimizsiniz. Bizde si ze yakinda yetisecegiz. Allah bizi de sizleri de magfiret etsin. Afvi ile muamele etsin,


Ibn-i Ebû Seybe, Sa´d bin Ebû Vakkâs (Radiyallahû anh)´dan. rivayet ettigine göre;

O tarlasindan dönerken, sehidlerin kabrinin yanindan geçiyordu. «Esselamü Aleyküm, insaallah bizde size kavusacagiz» derdi, sonra arkadaslarina:

«Sehidlere selâm vermez misiniz? Onlar selâmi iade ederler,» diye onlari uyarirdi.



ibn-i Ömer, (Radiyallahû anh)´den rivayet edildigine göre;

O gece olsun, gündüz olsun, selâm vermeden hiç bir kabrin yanindan geçmezdi.


Ebû Hüreyre (Radiyallahû anh) ´dan rivayet edildigine göre, söyle demistir:

Tanidigin kabirler yanindan geçersen «selam size ey kabirdekiler» de, tanimadigin kabirlerin yanindan geçersen «selam müslüm ani ara olsun» de.


Ebu´l-Hasan´dan rivayet edildigine göre, söyle demistir:

Kim kabristana girerse ve:

«Ey çürümüs cesedlerin dagilmis kemiklerin Rabbi, bunlar dünyadan sana iman ederek çiktilar. Katindan onlara bir ruh benden de selam indir» dese, Adem (Aleyhi´s-selâm) ´in yaradilisindan bu yana ölen her mü´min ona istigfar eder.



îbn-i Ebî Dünya, yukardaki hadisi, su ibare ile rivayet etmistir:

«Adem zamanindan kiyamete kadar ölen ve öleceklerin sayisinca, Allah ona hasenat yazar.»



îbn-i Ebu Dünya, Ebû Hüreyre (Radiyallahû anh)´dan rivayet ettigine göre, söyle demistir:

«Kim kabristana girer, onlara istigfar eder, ve onlara rahmetle dua etse, onlarin cenazesinde bulunmus ve namazlarini kilmis sayilir.



Ezher bin Mervân´dan rivayet edildigine göre söyle demistir:

«Bisr bin Manur´un bir odasi vardi. Ikindi namazini kildiktan sonra, kapiyi kilitler, kabristan tarafindan penceresini açar, kabirlere bakardi.


îbn-i Ebû Dünya, Beyhaki, «Suab»da îbn-i Ömer (Radiyallahû anh)´ dan rivayet ettigine göre;

«O bir cenaze gördügü zaman, kabristana gider, onlara dua ve istigfar ederdi Yine îbn-i Ebî Dünya ve Beyhaki, Asim el-Hacderi akrabasi birisinden rivayet ettiklerine göre söyle demistir:

Ölümünden senelerce sonra Âsim el-Hacderiyi rüyamda gördüm. Ben: «ölmedin mi?» dedim.

O;

«Evet» dedi.

Ben:

«Nerdesin» deyince, o söyle dedi:

«Vallahi ben Cennet bahçelerinden bir bahçedeyim. Ben ve bir gurup arkadaslarim, her Cuma gecesi ve sabahi Bekir bin Abdullah el-Müzeni´nin yaninda birlesiyoruz. Sizin durumlarinizi görüsüyoruz.

Ben:

Cesedleriniz mi yoksa ruhlariniz mi görüsüyor? dedim.

O:

Nerde? Cesedler çürüdü, görüsen yalniz ruhlardir, dedi.

Ben:

Bizim sizi ziyaret ettigimizi biliyor musunuz? dedim.

O:

«Biz Cuma gecesi ve Cuma günü, ta Cumartesi sabahina kadar ziyaretlerin farkina variriz, dedi.

Ben:

Neden diger günlerde farkina varmiyorsunuz, dedim.

O:

Bu Cuma gününün fazile...
[Bu mesajın devamını görebilmek için kayıt olun ya da giriş yapın
Bu Sayfayi Paylas
Facebook'a Ekle
Moderatöre Bildir   Kayıtlı
Sayfa: [1]   Yukarı git
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

TinyPortal v1.0 beta 4 © Bloc
|harita|Site Map|Sitemap|Arşiv|Wap|Wap2|Wap Forum|urllist.txt|XML|urllist.php|Rss|GoogleTagged|
|Sitemap1|Sitema2|Sitemap3|Sitema4|Sitema5|urllist|
Powered by SMF 1.1.21 | SMF © 2006-2009, Simple Machines
islami Theme By Tema Alıntı değildir Renkli Theme tabanı kullanılmıştır burak kardeşime teşekkürler... &