ilitam ,arapça klavye, ilahiyat, önlisans > Forum > ๑۩۞۩๑ İslami İlimler Dunyası ๑۩۞۩๑ > Dini Konular > İz Bırakanlar > Hak dostlarının örnek ahlâkından îsar
Sayfa: [1]   Aşağı git
  Yazdır  
Gönderen Konu: Hak dostlarının örnek ahlâkından îsar  (Okunma Sayısı 482 defa)
02 Kasım 2010, 17:32:25
Sümeyye

Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 29.261



Site
« : 02 Kasım 2010, 17:32:25 »



Hak Dostlarının Örnek Ahlâkından -2- / Îsar


Îsar, peygamberlere ve Hakk’ın velî kullarına mahsus, fedâkârlık ve cömertliğin zirvesi olan bir haslettir. Nefsinden fedâkârlık yaparak, hakkından vaz geçerek, kendinin de muhtaç olduğu bir hakkı veya imkânı, diğer bir mü’mine devredebilmektir. Her hâlükârda kendinden önce din kardeşinin huzur ve saâdetini düşünebilmektir. Yâni benlikten diğergâmlığa geçip “önce ben” yerine “önce o” diyebilmektir.

Nitekim “İnfak nedir?” suâline Hakîm Tirmizî -kuddise sirruh-:

“İnfak; başkasının sevinci ile huzur bulmaktır.”1 karşılığını vermiştir.

Hak dostlarını bu güzel ahlâka sevk eden en kuvvetli âmil, onların fıtratlarının merhamet hamuruyla yoğrulmuş olmasıdır. Yine onların, “Mü’minler ancak kardeştir...” (el-Hucurât, 10) ilâhî mesajını bilhassa zor zamanlarda bir ibadet heyecanıyla îfâ etmeleridir.

Îsar, cömertliğin zirvesidir. Zîrâ cömertlik, malın fazlasından kendine lâzım olmayanı vermektir. Îsâr ise, muhtâc olduğu ve kendisine de lâzım olan bir şeyi, kendisinden koparıp verebilmektir. Nefsin îtirazlarını susturarak, ihtiraslara set çekerek kazanılan rûhânî bir zaferdir. Rabbimiz, kullarında görmeyi murâd ettiği bu ahlâka dâir, bir âyet-i kerîmede şöyle buyurur:

“Onlar, kendileri de muhtâc oldukları hâlde yiyeceklerini yoksula, yetime ve esire ikrâm ederler ve: «Biz size, sırf Allah rızâsı için ikrâm ediyoruz. Sizden ne bir karşılık ne de bir teşekkür bekliyoruz. Biz, çetin ve belâlı bir günde Rabbimizden (O’nun azâbına uğramaktan) korkuyoruz.» (derler). Allah da onları, o günün fenâlığından korur, yüzlerine nûr, gönüllerine sürûr bahşeder.” (el-İnsân, 8-11)

Hakîkaten, insanın varlık içindeyken infâk edebilmesi kolaydır. Böyle bir infak, malın fazlasından verildiği için kişinin nefsini çok fazla zorlamaz. Zor olan, yokluk içinde de cömert olabilmektir.

Hazret-i Ali -radıyallâhu anh- ne güzel buyurur:

“Dünyalık sana yöneldiği zaman, vermesini bil. Zîrâ vermek, onu tüketmez. Dünyalık senden yüz çevirdiği zaman yine ver. Çünkü o devamlı kalmaz!”

Îsarda, yâni kişinin kendisinin de muhtaç olduğu bir şeyi infâk edişinde, nefsin çetin fırtınalarına sabredip rızâ ve teslîmiyetle fedâkârlık yapabilmek söz konusudur. Bu da her yiğidin harcı değildir. Bu ahlâkı sergileyebilmek, mânevî bir olgunluk, kalb temizliği ve ruh sâfiyeti ister.

Her hayrın ecri, onun zorluğu nisbetindedir. Bu yönüyle îsârın ecri de, sâir infaklardan çok daha büyüktür. Bunun içindir ki Hak dostları, bu ahlâkın mânevî kazancını eşsiz bir ganîmet telâkkî etmişlerdir. Onun âhiretteki saâdet ve saltanatına erebilmek için bu fânî âlemde “fakirlikten korkmaksızın” infâk etmek sûretiyle, gönül zenginliğine nâil olmuşlardır.

Hak dostu Hazret-i Mevlânâ ne güzel buyurur:

“Bir çınarın yaprakları dökülürse, Cenâb-ı Hak, ona yapraksız da yaşama gücü verir. Cömertlikten ötürü elinde mal kalmasa, Allâh’ın inâyeti, seni hiç ayak altında çiğnetir mi?”

Dolayısıyla îsar, risk alarak verebilmektir. Mahrum olmayı, aç kalmayı göze alarak elindekini din kardeşine ikrâm edebilme büyüklüğünü gösterebilmektir. Nefse ne kadar ağır gelse de yüzü ekşitmeden, gönül hoşluğuyla infâk edebilmektir.

Her Nîmetten Îsar

Îsar, sırf para veya mala has bir fedâkârlık değildir. Allah Teâlâ bize ne ihsân ettiyse, kendi rahat ve menfaatimizi geri plana atarak, nefsimizin cimriliğine gem vurarak, şart ve imkânlarımızı zorlayarak, onu Allah yolunda infâk edebilmektir. Yâni îsar, bütün maddî ve mânevî nîmetlerden, kâbiliyet ve istîdatlardan, ilimden, irfandan “fedâkârâne” infakta bulunabilmektir. Bu da îsârın kalpte bir meleke hâline gelmesiyle mümkündür.

Meselâ bir Kur’ân muallimi; “Benim ne gücüm var ki infâk edeyim?” dememelidir. Bilâkis Allâh’ın kendisine lutfettiği Kur’ân’a hizmet imkânını ganimet bilip, şahsî istirahat zamanlarından bile fedâkârlık yaparak hizmetine devam etmelidir. Bu takdirde o da îsar ehli olmuş olur.

Fahr-i Cihân Efendimiz, Tâif’te İslâm’ı tebliğ ederken taşlandı. Lakin orada bir kölenin müslüman olması, O’nun hüznünü hafifletti. Bu çileli yolculuğun ardından, durup dinlenmeden, müşrik kabilelerden câhiliye haccı için gelenlere gitti. Onlara, kavminin mü’minlere karşı nasıl terör estirdiğini anlatıp, “Beni kavminize götürün, size tebliğ edeyim.” dedi. Tebliğ vazîfesini îfâ adına bir çileden diğerine koştu. Kendi rahat ve istirahatını unuttu. Zîrâ âyet-i kerîmede buyrulur:

“Öyleyse, bir işi bitirince yine kalk, hemen başka bir işe koyul ve yalnız Rabbine yönel.” (el-İnşirah, 7-8)

O hâlde Allah yolunda yapılabilecek sayısız gayretler için, rahatımızı terk etmek pahasına fedâkârlıkta bulunabilirsek -inşâallah- bizler de îsar ehli oluruz.

Allah Rasûlü’nün ve Ashâbın Îsârı

Her hususta olduğu gibi îsar bahsinde de en güzel örneğimiz, Peygamber Efendimiz ve O’nun nebevî terbiyesi altında yetiştirdiği güzîde sahâbîleridir.

Allah Rasûlü -sallâllâhu aleyhi ve sellem-’in kendisinden bir şey isteyeni boş çevirdiği görülmemişti. Kendisinden bir şey istenildiği zaman, o an verecek hiçbir şeyi olmasa bile muhakkak bir imkânını bulur, infaktan geri kalmazdı. Nitekim birgün muhtaç bir kimse gelerek bir şeyler istedi. Allah Rasûlü:

“–Yanımda sana verebileceğim bir şey yok, git benim adıma satın al, mal geldiğinde öderim.” dedi. Bunu duyan Hazret-i Ömer -radıyallâhu anh-:

“–Yâ Rasûlallâh! Yanında varsa verirsin, yoksa Allah Sen’i gücünün yetmeyeceği şeyle mükellef kılmamıştır.” dedi.

Efendimiz, Hazret-i Ömer’in bu sözünden hoşnud olmadı. Ensâr’dan biri:

“–Anam, babam Sana fedâ olsun yâ Rasûlallâh! Ver! Arş’ın Sâhibi azaltır diye korkma!” dedi.

Bu sahâbînin sözleri Efendimiz’in hoşuna gitti. Tebessüm ederek:

“–Ben de bununla emrolundum.” buyurdu. (Heysemî, X, 242)

Yâni Peygamber Efendimiz, borç alarak infâk edebilecek kadar cömertti. O’nun diğergâmlıktaki bu kâbına varılmaz incelik ve zarâfeti, biz ümmeti için ne güzel bir fiilî kıstastır.

Yine Allah Rasûlü’ne bir süt getirilse, onu önce fakir sahâbîler olan Ashâb-ı Suffe’ye ikrâm ederdi. Ashâbı açken kendisini doyurmayı düşünmezdi. Zîrâ O’nun nazarında infak ve fedâkârlığın hazzı, duyulabilecek bütün lezzetlerin şâheseriydi. Bir şâir, Efendimiz’in bu îsar hâlini ne güzel bir teşbîh ile îzah eder:

“Bir gün biri, Sen’i cömertlikte bulutlara benzetirse medhinde hatâ etmiş olur. Çünkü bulutlar verirken ağlar, fakat Sen verirken gülersin.”

Peygamber Efendimiz ve Hazret-i Ebû Bekir vefât ettiklerinde, Âişe vâlidemizin odasına defnedilmişlerdi. Hazret-i Âişe de odasında kalan bir kişilik yere kendisi defnedilmeyi arzu ediyordu. Fakat Hazret-i Ömer

-radıyallâhu anh- hançerlenerek ağır yaralandığında, o yerin kendisine bağışlanması için, oğlunu Hazret-i Âişe’ye ricâcı olarak gönderdi. Hazret-i Âişe de kendi hakkından ferâgat ederek o yeri Hazret-i Ömer’e ikrâm etti.

Yine Hazret-i Âişe -radıyallâhu anhâ-’nın, oruçlu olduğu bir gün, yoksulun biri gelerek kendisinden yiyecek bir şeyler istemişti. Âişe vâlidemizin evinde, akşam iftar edeceği bir somundan başka bir şey yoktu. Hizmetkârına onu vermesini söyledi. Hizmetkârı îtiraz edecek olduysa da Âişe vâlidemiz ısrar edip o ekmeği verdirdi. Akşam olunca birisi Âişe vâlidemizin evine bir parça pişmiş koyun eti gönderdi. Âişe vâlidemiz hizmetkârını çağırarak:

“–Buyur ye, bu, senin (vermeye kıyamadığın) ekmeğinden daha lezzetlidir!” buyurdu. (Muvatta, Sadaka, 5)

Zîrâ onlar çok iyi biliyorlardı ki, Cenâb-ı Hak, kulundan daha cömerttir ve kulunu zorda bırakmaz. İnfâk edilenin yerine ondan daha hayırlısını lutfeder. Âyet-i kerîmede buyrulur:

“…Hayra ne harcarsanız, Allah onun yerine başkasını verir...” (es-Sebe, 39)

İşte bu mânevî alışverişlerin yüksek kazancını bilen mü’minlerde infâk etmek, bir lezzet hâline gelmiştir. Hazret-i Mevlânâ ne güzel buyurur:

“Kumaş satan kişi, elindeki kumaşın fazla para getireceğini görünce, o kumaşa olan sevgisi soğur, onu hemen satmak ister. Fakat kumaşının fazla para getireceğini görmese, ona bağlanır, elinden çıkarmak istemez.”

“Mal, sadaka vermekle hiç eksilmez. Bilâkis hayırlarda bulunmak, malı zâyi olmaktan korur!”

Sahâbeden Câbir -radıyallâhu anh-, Ensâr’ın Muhâcir kardeşlerine olan îsarlarını şöyle anlatır:

“Ensâr, hurmalarını devşirdiklerinde bunları ikiye ayırır, bir tarafa çok, diğer tarafa da az hurma koyarlardı. Daha sonra, az olan tarafın altına hurma dalları koyarak o tarafı çok gösterir, Muhâcirler’e; «–Hangisini tercih ederseniz alın.» derlerdi. Onlar da çok görünen fazla yığın Ensâr kardeşlerimize kalsın diye, az görünen yığını alırlar ve böylece hurmanın çoğu yine Muhâcirler’e gelirdi. Ensâr da bu yolla az olan kısmın kendilerine kalmasını sağlamış olurlardı...” (Heysemî, X, 40)

Îsârın mânevî hazzını yaşayabilmek uğruna sergilenen ne ince bir davranış… Maddî ve fânî menfaatleri geri planda bırakacak kadar ulvî bir fedâkârlık ve kardeşlik hâli…

Yine sahâbeden Ebû Ubeyde bin Cerrah, ordu kumandanı iken çölde kendisine soğuk su ve taze ekmek getirildiğinde; “Askerim de bunu bulabiliyor mu?” diye sormuş ve bunun kendisi için husûsî tedârik edildiğini öğrenince o yiyeceklere el sürmemiş; “Askerim ne yiyorsa bana da ondan getirin.” demiştir. Zîrâ o azîz sahâbî de “önce nefsim” değil, “önce din kardeşlerim” diyenlerdendi.

Bir y...
[Bu mesajın devamını görebilmek için kayıt olun ya da giriş yapın
Bu Sayfayi Paylas
Facebook'a Ekle
Moderatöre Bildir   Kayıtlı
Müslüman
Anahtar Kelime
*****
Offline Pasif

Mesajlar: 132.038


View Profile
Re: Hak dostlarının örnek ahlâkından îsar
« Posted on: 06 Nisan 2020, 21:23:49 »

 
      uyari
Allah-ın (c.c) Selamı Rahmeti ve Ruhu Revani Nuru Muhammed (a.s.v) Efendimizin şefaati Siz Din Kardeşlerimizin Üzerine Olsun.İlimdünyamıza hoşgeldiniz. Ben din kardeşiniz olarak ilim & bilim sitemizden sınırsız bir şekilde yararlanebilmeniz için sitemize üye olmanızı ve bu 3 günlük dünyada ilimdaş kardeşlerinize sitemize üye olarak destek olmanızı tavsiye ederim. Neden sizde bu ilim feyzinden nasibinizi almayasınız ki ? Haydi din kardeşim sende üye ol !.

giris  kayit
Anahtar Kelimeler: Hak dostlarının örnek ahlâkından îsar rüya tabiri,Hak dostlarının örnek ahlâkından îsar mekke canlı, Hak dostlarının örnek ahlâkından îsar kabe canlı yayın, Hak dostlarının örnek ahlâkından îsar Üç boyutlu kuran oku Hak dostlarının örnek ahlâkından îsar kuran ı kerim, Hak dostlarının örnek ahlâkından îsar peygamber kıssaları,Hak dostlarının örnek ahlâkından îsar ilitam ders soruları, Hak dostlarının örnek ahlâkından îsarönlisans arapça,
Logged
Sayfa: [1]   Yukarı git
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

TinyPortal v1.0 beta 4 © Bloc
|harita|Site Map|Sitemap|Arşiv|Wap|Wap2|Wap Forum|urllist.txt|XML|urllist.php|Rss|GoogleTagged|
|Sitemap1|Sitema2|Sitemap3|Sitema4|Sitema5|urllist|
Powered by SMF 1.1.21 | SMF © 2006-2009, Simple Machines
islami Theme By Tema Alıntı değildir Renkli Theme tabanı kullanılmıştır burak kardeşime teşekkürler... &