> Forum > ๑۩۞۩๑ Kitap Dünyası - İlim Dünyası Kütüphanesi ๑۩۞۩๑ > İslam Tarihi Eserleri > İslami Hareketin Tarihi Seyri  > İhvan ı Müslimin Hareketi
Sayfa: [1]   Aşağı git
  Yazdır  
Gönderen Konu: İhvan ı Müslimin Hareketi  (Okunma Sayısı 46283 defa)
21 Eylül 2011, 16:53:50
Ekvan
Varlıklar, alemler, dünyalar. (Evren).
Tecrübeli Üyeler
*
Çevrimdışı Çevrimdışı

Cinsiyet: Bayan
Mesaj Sayısı: 19.233


« : 21 Eylül 2011, 16:53:50 »



İhvan-ı Müslimin Hareketi (1928-....)


Mısır'ın İsmailiye kentinde mütevazi bir evde 1928 yılında yedi kişilik neferden ilk defa kurulmuş olan bir teşkilattır İhvan. Teşkilatın amacı, İslam'ı sahih akide platformuna yeniden oturtmak ve bu uğurda İslam'ın dev­let olmasına kadar cihad vermektir. Bu amaçla altı müslüman Hasan el-Benna'yı kendine mürşid tayin ederek harekete geçmişlerdi.

İhvan, çalışmalarına önce kültürel sahada başladı. Bi­atin hemen akabinde Kur'an, Tefsir, Hadis, peygamberi­mizin sireti, akaid ve ibadet gibi ilimlerde kendilerini ye­tiştirmek için bir ev kiralayarak burayı medreseye dönüş­türdüler. İsmailiye'nin pislik ve bataklığına saplanmış, fa­kat ruhları halen ölmemiş insanları bir bir çekip bu med­resede yetiştiriyorlardı. Bu küçük topluluğun oluşu­munda en büyük rolü oynayan etkenler; bir araya ge­lip pratik bir takım davranşılar ortaya koymak, arala­rındaki sevgi ve saygı bağını pekiştirmek, hayatlarındaki eksiklikleri tamamlamak, her konuda yardımlaş­mak ve nefislerini fiili cihada hazırlamaktı.

İhvan, halka İslam'ı götürürken her şeyden önce tak­dir edilecek bir güven ortamı sağlamıştı. Halk bu davayı benimseyip İhvan'ın etrafında kenetlenmeye başlayınca, diğer taraftan haset ve kıskançlık akrepleri garezkarların ruhlarında harekete geçti. Bu garezkarlar davaya taham­mül edemeyince davayı ve davetçileri çeşitli şekillerde karalamaya başladılar. İhvan'i bazen beşinci mezhep, bazen Vahhabilerin uzantısı, bazen de kendilerine güvenilmeyen maceracı, hayalperest gençlerin bir ta­kım yollarla yeni bir din inşa etmeleri olarak nitelen­dirmeye başladılar.

İslam'ı İslamca yaşamak ve yaşatmak isteyen müslümanların, tarih şeridinde kendi bölgelerinde İhvan'ın karşılaştıkları ile karşılaşmamış olmaları mümkün değildir. Nuh, İbrahim, Musa ve İsa (a.s)'dan tutun da Muhammed (a.s)'a kadar İslam düşmanları hep aynı yöntemi izlemiş ve Rasulullah'tan sonra da davaya karşı çıkanlar kendi atalarının yöntemini kullanarak müslümanları karalamaya geçmişlerdi. Bu noktada küfrün tek millet olduğu açıkça netleşiyor. Evet, asırlar önce garezkar bir tutumla İslam'a karşı çıkanların yöntemiyle bugünkülerin yöntemi hep ay­nı olmuştur. İşte İhvan da karalanmaya çalışılırken yeni bir yöntemle karalanmıyordu. İhvan'ın ataları olan İbra­him ve Muhammed (a.s) gibi en yüce nebiler dahi aynı ka­ralamadan geçmişlerdi. Böylesine karalamalara muhatab olma zaten davanın temel zorunluluklarından biridir.

Kardeşler, İsmailiye'de kendilerine bir mescid ve ya­nında bir okul (Hira İslam Enstitüsü) ile bir teşkilat mer­kezi yapmaya başlayınca bu kez de mevcut yönetimle/ik­tidarla karşı karşıya geldiler. Kin ve garez sahipleri, genel mürşit Hasan el-Benna'nın komünist Rusya'dan yardım aldığını, yöneticileri kötülediğini, mevcut rejimi gayri meşru bulduğunu ve bu yönetimin mutlaka değiştirilmesi gerektiğini içeren ayrı ayrı mektuplarla hükümete bildirdiler. Bunları farkeden Kardeşler, bunlara aldırmadan doğru ve hak bildikleri davada yürümeye devam ettiler. Öyle ki, teşkilat kısa zamanda İsmailiye'nin dışına taşa­rak Ebu Savir, Port Said, el-Bahr, Süveyş ve Kahire'ye kadar uzandı. Daha sonra teşkilatın merkezi Kahire'ye ta­şındığında (1932), çalışmalar daha da zenginleşiyordu. Artık Mısır'da köklü bir İslami hareket göz ardı edilemez­di. Bu hareketin siyasal etkileri her tarafla tezahür etmişti. Temelde güdülen İslami yaşayışa davet, bütün şiddetiyle yürürlükteydi. Genel mürşit Hasan el-Benna bunlarla yetinmeyerek Kral ve vekillerine, batı taklitçiliğini bı­rakıp müslümanca yaşamalarını, kadın ve erkeklerin yan yana toplantılara katılmamalarını, gazetelerde kadınların resimlerinin basılmamasını, içki, kumar, şans oyunları, gece kulüplerini ve sinemayı yasakla­masını, namazın kılınmasını, Avrupa kültürünün top­lumdan kaldırılmasını ve yerine İslam kültürünün ko­nulmasını mektuplar yazarak isteyince durum tama­men değişti. [210]

Öte yandan İhvan, 1941 yılında Kahire'deki İngiliz el­çiliğini ve Kanal yönetiminin işgal kuvvetlerini eleştirir­ken, ilk kez fiili çilesini yaşıyordu. Bu dönemde bir kaç dergileri kapatıldı. Ve genel mürşit tutuklanarak zindana atıldı. 1944'de Ahmed Mahur hükümeti ile İngilizler bir­leşerek parlemento seçimlerinde İslami harekete karşı sa­vaşa girdiler. 1946'larda üç yıl boyunca İslami hareketin hem içte İngiliz emperyalistleriyle, hem de dışta Filistin Siyonistleriyle kanlı çarpışmalara girişmeleri düşündürü­cüdür. Burada hükümetin ve yerli işbirlikçilerin İhvan'ı bir denge unsuru olarak kullanmaları gizlenemez.

İhvan, ikinci Dünya Savaşı sonucunda yürüttüğü aktif çalışmalarla adeta devlet içinde devlet olmuştu. İhvan her yerleşim merkezinde özel eğitim sistemi, okullar, camiler, bakım merkezleri ve ticari kuruluşlar gibi bir çok hizmetler teşekkül ettirmişti. Yayın sahasında da gazete, dergi ve kitaplarla bütün bölgeyi irşad ediyordu. Bu çalışmalar sadece Mısır sınırları içerisinde kalmayıp Suriye, Filistin, Lübnan, Ürdün, Fas ve Sudan'a da taşınmıştı. Buralarda da şubeler açılmış ve Şehid Hasan, İmam olarak kabul edilmişti.

İhvan'ın 1947'lerde Filistin siyonistlerini büyük bir hezimete uğratması, bütün bölgelerde şube açtırmalar, ve İslam'ın hakimiyetini kamu oyunda sürekli gündemde tut­maları, despot hükümeti ve işgalci İngilizleri tehdit eder duruma gelmişti. Bu başarılı çalışmaları gören İngiliz em­peryalistleri, despot hükümete bir emir göndererek bütün İhvan yöneticilerinin tutuklanmasını istediler. Bu emirler yerine getirilerek, bölgede büyük çaplı operasyonlara geçildi. Hatta Filistin Siyonistleriyle cephede çarpışan İhvan üyeleri dahi zincirlere vurularak hapishane ve zindanlara atıldılar. Bir kaç ay sonra da genel mürşit Hasan el-Ben­na, Kahire'de Firavun hükümeti özel polis timi tarafından vurularak şehid edilmişti(12 Şubat 1949). Artık bugün da­hi öldürme emrinin kral Faruk tarafından verildiğini bil­meyenimiz yoktur.

1951 yılına kadar, hem Benna'nın şehadetinin etkile­ri, hem de öncülerin zindanlarda olması İhvan içerisinde bir duraklama devresi yaşatmıştı. Ancak 1951 yılındamü cahidlerin zindalardan çıkmasıyla hareket daha aktif bir görev üstlendi. Öncelikle İngiliz işgalci kuvvetlerini ken­dilerine boy hedefi olarak seçtiler. Hükümetin aldığı güç­lü tedbirlere rağmen ülke, cihad dalgasıyla kaplanmış, özellikle Üniversitelerde askeri eğitim kampları kurul­muştu. Bu uğraşlar emperyalist İngilizleri, bu topraklarda kalmalarının kendileri için iyi netice vermeyeceği konu­sunda ikna etmişti. İhvan'ın İngilizler üzerinde kurduğu bu baskılar hükümet ile görüşme masasına oturmalarına ve daha sonra da işgalcilerin bu topraklardan çekilmeleri­ne neden oldu.

Öte yandan Kral Faruk'un devrilmesi (1953) ve yeri­ne Cemal Abdunnasır'ın gelmesinde de İhvan'ın rolü bü­yüktü. [211] Ancak İhvan'ın devlet ile olan ilişkilerinde bir değişiklik olmadı. İhvan, Kral Faruk'tan istediğini Cemal Abdunnasır'dan da aynen istemişti. Ancak, Hasan el-Benna'nın yerine geçen Hasan el-Hudaybi'nin Kral Cemal'a merhametle bakması bir şey değiştirmemişti. [212] Çünkü, 1954'de Nasır'ı öldürme komplosu bahane edilerek, Abdulkadir Udeh, Muhammed Fergali ve dört seçkin arkadaşının şehid edilmeleri sanırım Hudaybi'nin belini büken darbelerden biriydi.

Cemal Nasır da işbaşına geldiği günlerde, İhvan hak­kında şunları demişti:

"İhvan başkanı ile görüştüm. Ben­den bazı taleplerde bulundu. İlki, kadınların peçe takması, sonra sinema ve tiyatroların kapatılması... Bencebunlar hayatı zindan hale getirmektir. Takdir edersiniz ki kendi­lerine bu konuda söz vermedim." [213]

Kral Cemal'in iktidar değişikliğinde yeni İhvan lideri­nin tutumu ise şu olmuştu:

'Biz sadece danışman duru­mundayız. Doğru yaptıkları zaman onları destekler, yanlış yaptıklarında ise doğruya yöneltiriz..." [214]

İhtilal komitesi, 1954 yılında Abdunnasır'a yapılan suikastı ihvan'a mal etmek istedi. İhvan, sorumluluğunu defalarca reddetmesi­ne rağmen suikast onların başına yıkılmış ve bir çok men­supları hapsolunmuştu. İslam dünyasının protestosuna rağmen büyük hukukçu ve İslam alimi Abdulkadir Udeh, mücahid ve alim Muhammed Fergali, Yusuf Talat, İbra­him Tayyib, Handevi Duveyr ve Mahmut Abdullatif şe­hid edilmişlerdi.

Mısır firavunlarının, İslami hareketin öncülerini hun­harca katletmeleri, bir çok mensuplarını ceza ve tutukev­lerine hapsettirmelerinin temel dayanağı, inanç ve ilkele­rinden hareketle saltanat sevdasıdır. Eğer ihtilalciler, İh­van' ı inançları ve eylemleriyle başbaşa bıraksaydı, kısa sürede Mısır sarayına İslam hakim olur ve bazı zalim des­potlar dünya saltanatından mahrum olurlardı. İşte bu mantıkla İhvan dışlanmış, karalanmış ve zaman zaman tu­tuklamalar olmuş ve hatta bir çokları şehadete gönderil­mişti.

1954 darbesinden sonra uzun zaman İhvan kendisini toparlayamaımştı. Hatta İmam Hudaybi tüm ümidini yitirmişti. Çünkü İhvan teşkilatı tamamen fesh edilmiş, onbinlerce mensubu zindanlarda çürütülmüştü. Aynı yıl Seyyid Kutub da tevkif edilmiş ve onbeş yıl ağır hapse mahkum edilmişti. Üstad Kutup, zindanlarda dahi Benna'nın aktivitesini akidevi ve fikri bir temele oturtmak için bir çok eserler kaleme almıştır. Bu temelin, 'İslami değerler’ ile 'cahili değerler'in birbirlerinden ayrılmasıyla başladığını defalarca üzerine basa basa söylemiştir. Kral Cemal’ın zindanlarında yazdığı 'Yoldaki İşaretler' adlı kitab, İslam'ın unutulmuş kavramlarını asli kimliğine oturtup, İslam ve cahiliyenin bütün sıfatlarını ortaya dö­kerek tanıtma fırsatını kolaylaştırmıştır.

İhvan mensupları on yılı aşkın bir suskunluk devresi geçirdiler. 1938 Filistin doğumlu Salih Seriye bu suskun­luğa razı olmamış ve hemen İhvan'ın eski liderleriyle ye­niden ne yapılması konusunda temasa geçmiştir. ...
[Bu mesajın devamını görebilmek için kayıt olun ya da giriş yapın
Bu Sayfayi Paylas
Facebook'a Ekle
Moderatöre Bildir   Kayıtlı
Müslüman
Anahtar Kelime
*****
Offline Pasif

Mesajlar: 132.038


View Profile
Re: İhvan ı Müslimin Hareketi
« Posted on: 28 Haziran 2022, 22:07:53 »

 
      uyari
Allah-ın (c.c) Selamı Rahmeti ve Ruhu Revani Nuru Muhammed (a.s.v) Efendimizin şefaati Siz Din Kardeşlerimizin Üzerine Olsun.İlimdünyamıza hoşgeldiniz. Ben din kardeşiniz olarak ilim & bilim sitemizden sınırsız bir şekilde yararlanebilmeniz için sitemize üye olmanızı ve bu 3 günlük dünyada ilimdaş kardeşlerinize sitemize üye olarak destek olmanızı tavsiye ederim. Neden sizde bu ilim feyzinden nasibinizi almayasınız ki ? Haydi din kardeşim sende üye ol !.

giris  kayit
Anahtar Kelimeler: İhvan ı Müslimin Hareketi rüya tabiri,İhvan ı Müslimin Hareketi mekke canlı, İhvan ı Müslimin Hareketi kabe canlı yayın, İhvan ı Müslimin Hareketi Üç boyutlu kuran oku İhvan ı Müslimin Hareketi kuran ı kerim, İhvan ı Müslimin Hareketi peygamber kıssaları,İhvan ı Müslimin Hareketi ilitam ders soruları, İhvan ı Müslimin Hareketiönlisans arapça,
Logged
23 Ağustos 2015, 15:15:18
Sevgi.
Bölüm Görevlisi
*
Çevrimdışı Çevrimdışı

Cinsiyet: Bayan
Mesaj Sayısı: 17.415



« Yanıtla #1 : 23 Ağustos 2015, 15:15:18 »

Paylaşım için Rabbim Razı olsun kardeşim.Önceden yaşanmışları öğrenmek iyi oluyor. Emeklerinize sağlık.

Mısır'ın İsmailiye kentinde mütevazi bir evde 1928 yılında yedi kişilik neferden ilk defa kurulmuş olan bir teşkilattır İhvan.
 
Ahmed Benna’nın ilk çocuğu Hasenu’l-Benna’dır. Ahmed Benna ilmi, ahlakı, ibadeti ve hasbî din hizmeti itibariyle mübarek ve rabbani bir zat idi. Ahmed b. Hanbel’in Müsned’i üzerindeki çalışmaları büyük bir öneme haizdi. Yaklaşık otuz bin hadis ihtiva eden bu eseri konularına göre yeniden (orijinal şekli ravilere göre) tertip etti, hadislerin geçtiği diğer kaynakları gösterdi ve kısa da olsa her bir hadis için gerekli açıklamaları (şerh) yazdı. Ahmed Benna bu hizmete tam otuz sekiz yılını verdi. Eser yirmi iki cüz (on iki büyük cilt) halinde tamamlandı.

Hasan el-Benna ilk tahsilini ve terbiyesini böyle bir ilim ailesi içinde ve böyle bir babanın hocalığında almış oldu. Babasından öğrendiği saat tamirciliği, ticaret ve ciltçilik sayesinde geçimini el emeğinden sağladı. Din hizmetini ücretsiz, sırf Allah rızası için yapan alimler safına katılmak üzere bu meslekleri de icra ederek hayatını kazandı.


[Bu mesajın devamını görebilmek için kayıt olun ya da giriş yapın
Bu Sayfayi Paylas
Facebook'a Ekle
Moderatöre Bildir   Kayıtlı
16 Eylül 2015, 16:55:32
Sefil
Yeni Üyeler
*
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 28.807


« Yanıtla #2 : 16 Eylül 2015, 16:55:32 »

Esselamu aleykum ; Cenabı hak böyle hayırlı insanları daim kılsın davalarında muzaffer eylesin inşaallah.

Allah razı olsun
[Bu mesajın devamını görebilmek için kayıt olun ya da giriş yapın
Bu Sayfayi Paylas
Facebook'a Ekle
Moderatöre Bildir   Kayıtlı
Sayfa: [1]   Yukarı git
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

TinyPortal v1.0 beta 4 © Bloc
|harita|Site Map|Sitemap|Arşiv|Wap|Wap2|Wap Forum|urllist.txt|XML|urllist.php|Rss|GoogleTagged|
|Sitemap1|Sitema2|Sitemap3|Sitema4|Sitema5|urllist|
Powered by SMF 1.1.21 | SMF © 2006-2009, Simple Machines
islami Theme By Tema Alıntı değildir Renkli Theme tabanı kullanılmıştır burak kardeşime teşekkürler... &