ilitam ,arapça klavye, ilahiyat, önlisans > Forum > ๑۩۞۩๑ Kitap Dünyası - İlim Dünyası Kütüphanesi ๑۩۞۩๑ > Çeşitli Konularda Eserler > İslamda Hükümet > Ülül Emr ve İtaat Usulü
Sayfa: [1]   Aşağı git
  Yazdır  
Gönderen Konu: Ülül Emr ve İtaat Usulü  (Okunma Sayısı 656 defa)
26 Eylül 2010, 02:25:57
Ekvan
Varlıklar, alemler, dünyalar. (Evren).
Tecrübeli Üyeler
*
Çevrimdışı Çevrimdışı

Cinsiyet: Bayan
Mesaj Sayısı: 19.233


« : 26 Eylül 2010, 02:25:57 »



Ülül Emr ve İtaat Usulü



"Ey iman etmiş olan kimseler, Allaha itaat ediniz, O'­nun Resulüne de itaat ediniz. Ve kendi içinizden çıkan ülülemre de. Bir şey hakkında ihtilâfa düşerseniz ve siz Allaha ve ahiret gününe iman edenlerden iseniz, bu işi Allaha ve O'nun Resulüne havale ediniz. İşte bu en iyi ve en güzel tevildir.

(En – Nisa: 50).

Bu âyet-i kerimede, üç mühim nokta belirmektedir. Bunlardan her biri Anayasa hükümleri (Düsturî hükümler) dirler. Anayasa meseleleriyle alâkalıdırlar. İlk önce şu nokta üzerinde duralım ki, Allah ve sonra Resulüne itaat, itaatın aslıdır. Her müslüman fert, müslümanlık vasfı ile ve her müslüman kavim nıüslüman kavim olmak hususi­yetiyle bu meselelere bağlı bulunmalıdır. Bu itaat her­hangi bir itaatden en öne alınmalıdır. Ülülemr'in itaat bundan sonra gelir. Bunlardan daha önce ve daha evvel değildir. Bunların zımnında ve bunların tahtındadır. Ser­bestçe değildir. Bu mevzunun daha geniş izahını aşağı­daki âyet-i kerimede bulacağımız gibi hadisi şeriflerde de göreceğiz:

"Hiç bir mümin erkeğe ve hiçbir mümin kadına şu hak düşmez ki, Allah ve O'nun Resulü bir işte hallü fasl edip (çözüm getirip) hüküm versinler de, ister bu mesele onların lehine ister aleyhine olsun (ona tabi olmasınlar). Her kim Allaha ve O'nun Resulüne karşı gelirse elbetteki apaçık bir dalalete düşmüş olacaktır."

(El . Ahzâb: 36)

"Her kim Allahın nazil kılmış bulunduğu üzerine hü­küm vermezse, böyleleri kâfirlerdirler. Böyleleri zalimler­dirler. Böyleleri Fasıklardırlar."

(El- Mâide: 44 - 45 - 47)

Ve Hadisi Şeriflerde:

"İster hoşuna gitsin ister hoşuna gitmesin, her müslüman erkeğe ve her müslüman kadına, masiyet (isyan) yolunda emir verilmedikçe dinlemek ve itaat et­mek lâzımdır."

"Ancak masiyet için emir verilmiş olursa ne dinlemek vardır ne de itaat etmek."

(Buhari ve Müslim)

"Eğer size, işlerinizi yürütmek için Zenci bir köle de tayin edilse, ve sizin işlerinizin başına getirilirse, Kitabullah ile sizin işlerinizi İdare etmek yolunu tutarsa, onu da dinleyecek ve itaat edeceksiniz."

(Müslim)

"Masiyet (günah) için itaat diye bir şey yoktur. Elbette ki, itaat doğru iş (maruf) içindir."

(Buhari ve Müslim)

"Allaha karşı isyan yolunu tutmuş olana itaat yoktur."

(Tabaranî)

Kitap ve Sünnetin bu sağlam ahkâmı şu hususu kuv­vetle ifade eder ki, İslâmî hükümetle kanun hazırlayan meclis Hak Teâlanın ve Resulünün ahkâmına muhalif olan bir kanun koyamaz. Eğer böyle bir kanun ortaya koyarsa, bu kanun derhal reddedilir ve yürürlüğe gelme­sine mâni olunur. Bu şekilde, ayetler ve hadisler de bu hususu bildirmektedirler ki, herhangi bir İslâmî hükümette adaletin mevcut olması için Allah ve O'nun Resulünün kanunlarını infaz etmek ve yürür hale koymaktan başka bir çâre olamaz. Hattâ herhangi bir hâkim de ilâhî kanuna muhalif bir kanunu, — kanun yapanlar böyle kanun yap­mışlar diye — tatbik edemez. İki kanunun birbirine muha­lif ve zıt olduğu görülürse, Allah ve O'nun Resulünün kanunu elbette ki, kanun yapıcı meclisin ve kurulun ka­nunlarının üstünde olacaktır. Ayetler ve Hadisler bu hu­susu açık bir surette belirtmişlerdir. İslâmî hükümetin icra organları da böyle, Allah hükmüne ve Resûlullahın Sün­netine aykırı bir kanunu tatbik edemiyeeekleri gibi her hangi bir zabıta veya başka kanunları yürütmekle vazifeli kurullar da bunu yapamıyacaklardır. Hiçbir idarî teşekkül , Allah ve Resûlullaha karşı gelmek mefhumunu taşıyan bir kanun veya herhangi bir nizamı yürürlüğe koyamaz­lar. Eğer bu hususu gözönünde bulundurmaz ve dinle­mezlerse o zaman halk kendilerine itaat etmez ve ede­mez; itaat ederlerse Hak Taalâ indinde günahkâr olurlar. Kanunu da kanun yapıcısını da, yürütücülerini de dinle­meyip itaat etmezlerse Hak Taalâ indinde mücrim sayıl­mazlar. Bunun hilafına böyle işlere kalkışan ve Hak Taalânın ve Resulünün ahkâmına muhalif kanun ortaya çıkaran hükümet kendisi cürüm (suç) işlemiş olup gü­nahkâr mevkiine düşer.

ikinci mühim nokta da şudur: Herhangi bir İslâm hü­kümetinin başında bulunan "ülül-emr" müslüman olmalı­dır. Bu noktanın iki sebebi vardır. İki sebep de âyet-i ke­rimede belirtilmiştir. Birincisi şöyledir:

"Ey iman etmiş bulunan kimseler"

Ve devamla;

"Sizden olan, sizin içinizden bulunan ülül-emr"

Denmiş olduğuna göre, burada her iki mefhum da açık bir surette anlaşılıyor. Bunlardan birincisi: "Ülül-emre itaat hükmü" dür.

Her müslüman ülül-emre itaat edecektir, fakat ikinci­sinde de bu ülül-emrin sizin içinizden, sizden olması söylenince yani ülül-emrin de müslüman olması lâzımdır. Müslüman olan ülül-emre itaat edilecektir. Pek tabiîdir ki, müslüman olmayana değil.

İkincisi de şudur: ihtilâf halinde, ihtilaflı mesele Allah Taalâya ve Resûlullaha havale edilecektir. Bu şekilde hüküm verilmiştir. Açıktır ki, halk ile hükümet arasında herhangi bir suretle ihtilâf ortaya çıkabilir. O zaman Alla­hın ve O'nun Resulünün hükmünün hakem olarak kabul edilmesi lâzımdır. Bu da elbette Müslüman ülül-emr için olabilir; kâfir ülül-emr için olamaz. Bundan başka, istinatlı hadiselerde de bu hususta açıklık vardır. Bunu teyid ma­hiyetinde hatta tekid mahiyetinde Hadisler mevcuttur. Nitekim yukarıda bahsettiğimiz gibi Hazret-i Resul-i Ek­rem sallallahu aleyhi ve sellemin hadislerini de yine göz önünde bulundurmak icabeder. Buyurmuşlardır ki:

"Eğer size, işlerinizi yürütmek için Zenci bir köle de tayin edilse ve sizin işlerinizin başına getirilse Kitabullah ile sizin işlerinizi idare etmek yolunu tutsa, onu da dinle­yecek ve itaat edeceksiniz."

Ve yine:

"Allaha karşı masîyet yolunu tutmuş olana itaat yok­tur."

Burada yine Hazret-i Ubâde İbn-i Sabit'den rivayet edilen bir Hadisi nakledelim.

"Hazret-i Ubâde ibn-i Sabit buyuruyor ki: Biz Zat-ı Saadeti Nebevilerine biat ettiğimiz zaman şu hususlar üzerine biat ettik:

Kendi amirlerimiz (hüküm verenler) ile ihtilâf çıkarmıyalım, fakat onların işlerinde açıktan açığa bir küfr görürsek ve onların bu küfrü Allah indinde bizce sabit görünürse, o zaman iş değişir."

(Buhari ve Müslim)

Başka bir hadiste de şu şekilde anlatılmıştır ki, halk, fena muamele yapan hâkimler ve idareciler hakkında, "kendilerine karşı gelelim mi?" diye sordukları zaman, Resulü Ekrem sallallahu aleyhi ve sellem şöyle cevap verdiler:

"Hayır madem ki sizin aranızda namazı ayakta tutu­yorlar..."

(Müslim)

Bu en kesin hüccetlerden sonra şu hususta artık şüphe kalır mı ki, İslâmî bir hükümetin başına her ne şekilde olursa olsun gayrı müslim bir Sahibi Emr (Devlet Reisi) getirilmiş olabilsin. Böyle olursa bu iş şuna benzer ki, meselâ komünist ve sosyalist hükümetin başına geti­rilecek olan devlet reisi komünistliğin yahut da sosyalist­liğin muhalifi bir kimse olsun. Veya herhangi bir Cumhu­riyet hükümetinin Cumhurbaşkanlığına Cumhuriyete mu­halif bir başkanın getirilmesi hiç akla sığarmı? Elbette ki böyle bir şey realite olarak mümkün değildir.

Üçüncü nokta da şudur: Ayet-i kerimenin medlulü gereğince, müslümanlar ile ülül-emr arasında ihtilâf çıka­bilir. Buradan da şu anlaşılıyor ki, müslümanlarla ülül-emr arasında ihtilaf çıkması men edilmiş değildir. Müs­lümanlara da ihtilaf çıkarabilmek hakkı tanınmıştır. İhtilâf çıktığı zaman, bu ihtilâfı halledecek merci ancak Allah Taalânın Kitabı ve O'nur. Resulünün Sünnetidir. Bu iki kaynak, her ne şekilde hüküm verirlerse, — ister ülül-emrin lehine ve halkın aleyhine, ister halkın lehine ve ülül-emrin aleyhine, — her iki ta­rafda buna razı olacak ve kabul edeceklerdir. Şimdi şu mesele aydınlanmış oluyor ki, her ne suretle olursa olsun, ihtilâfı halledecek bir idare sistemi de bulunmalıdır ki, bu idare de Allahsın Kitabı ve O'nun Resulünün Sünneti ile ihtilâfı halletsin. Bu idare veya kurul, herhangi bir ulema meclisi, bir yüksek adalet divanı (Superm court) ne olursa olsun bir teşekkül ola­caktır. Bunun ne şekilde teşekkül edeceği hakkında Şe­riat bizi muayyen bir yer tutmağa mecbur kılmamıştır. Fakat ne de olsa böyle bir idare veya kurul olmalıdır. Bu kurul da şu vasıfları taşımalıdır ki, icrâî, teşriî (kanun yapan) ve adlî organlarının aleyhine ve bu organların verdikleri hükümlere ve kararlara, bu kurul veya idarenin nezdinde dava açılabilip karar istensin. Bu idare veya kurulun da elbette ki, esas usulü Kitap ve Sünnetin hida­yetleri ışığı altında işleri çözüme kavuşturmak ve hakkı batıldan ayırmak olacaktır.

[Bu mesajın devamını görebilmek için kayıt olun ya da giriş yapın
Bu Sayfayi Paylas
Facebook'a Ekle
Moderatöre Bildir   Kayıtlı
Müslüman
Anahtar Kelime
*****
Offline Pasif

Mesajlar: 132.038


View Profile
Re: Ülül Emr ve İtaat Usulü
« Posted on: 17 Eylül 2019, 03:19:54 »

 
      uyari
Allah-ın (c.c) Selamı Rahmeti ve Ruhu Revani Nuru Muhammed (a.s.v) Efendimizin şefaati Siz Din Kardeşlerimizin Üzerine Olsun.İlimdünyamıza hoşgeldiniz. Ben din kardeşiniz olarak ilim & bilim sitemizden sınırsız bir şekilde yararlanebilmeniz için sitemize üye olmanızı ve bu 3 günlük dünyada ilimdaş kardeşlerinize sitemize üye olarak destek olmanızı tavsiye ederim. Neden sizde bu ilim feyzinden nasibinizi almayasınız ki ? Haydi din kardeşim sende üye ol !.

giris  kayit
Anahtar Kelimeler: Ülül Emr ve İtaat Usulü rüya tabiri,Ülül Emr ve İtaat Usulü mekke canlı, Ülül Emr ve İtaat Usulü kabe canlı yayın, Ülül Emr ve İtaat Usulü Üç boyutlu kuran oku Ülül Emr ve İtaat Usulü kuran ı kerim, Ülül Emr ve İtaat Usulü peygamber kıssaları,Ülül Emr ve İtaat Usulü ilitam ders soruları, Ülül Emr ve İtaat Usulüönlisans arapça,
Logged
Sayfa: [1]   Yukarı git
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

TinyPortal v1.0 beta 4 © Bloc
|harita|Site Map|Sitemap|Arşiv|Wap|Wap2|Wap Forum|urllist.txt|XML|urllist.php|Rss|GoogleTagged|
|Sitemap1|Sitema2|Sitemap3|Sitema4|Sitema5|urllist|
Powered by SMF 1.1.21 | SMF © 2006-2009, Simple Machines
islami Theme By Tema Alıntı değildir Renkli Theme tabanı kullanılmıştır burak kardeşime teşekkürler... &