ilitam ,arapça klavye, ilahiyat, önlisans > Forum > ๑۩۞۩๑ Kitap Dünyası - İlim Dünyası Kütüphanesi ๑۩۞۩๑ > Çeşitli Konularda Eserler > İslamda Hükümet > Temel Hukuk ve İçtimai Adalet
Sayfa: [1]   Aşağı git
  Yazdır  
Gönderen Konu: Temel Hukuk ve İçtimai Adalet  (Okunma Sayısı 423 defa)
26 Eylül 2010, 02:23:55
Ekvan
Varlıklar, alemler, dünyalar. (Evren).
Tecrübeli Üyeler
*
Çevrimdışı Çevrimdışı

Cinsiyet: Bayan
Mesaj Sayısı: 19.233


« : 26 Eylül 2010, 02:23:55 »




Temel Hukuk ve İçtimai Adalet


 "Allah size, emanetleri ehline vermenizi emreder. Halk arasında da hakemlik ederseniz adaletle hüküm veriniz."

(En – Nisa: 58)

"Ve bir kavme (zümreye) olan düşmanlığınız, sizi adaletten ayrılmağa sürüklemesin, adaleti gözetirseniz; bu iş takvaya daha yakındır."

Bu âyet-i kerimeler geniş manada müslümanları ferdî ve içtimaî hususlarda adalete bağlamaktadır. Elbette ki, müslümanlara böyle bir hüküm verilince İslâmî hükümeti de bu işten muaf tutmamıştır. Hattâ, o da adalete bağlı bulunacaktır. Hele İslâmi hükümetin adalete bağlı bu­lunmasının daha da önemle ele alınması icabeder. Çünkü, halk arasında hüküm vermek daha ziyade hükü­mete düşen bir iş ve en çok onun kudretindedir. Elbette ki, hükümetin icraatında adalet olmazsa yaşayışın hiç bir sahasında adalet mefhumu diye bir şey kalamaz.

Şimdi bakalım bu iş hükümeti ne dereceye kadar alakadar eder? Resulü Ekrem sallallahu aleyhi ve sellem ile Dört Örnek Halifenin halk arasında hüküm vermek hususunda adaleti nasıl gözetmişler ve hangi hususları nazarı dikkate almışlardır ve adaletin tesbiti için neler yapmışlardır?

1. Veda Haccındaki meşhur hutbede, Hazreti Resulü Ekrem, sallallahu aleyhi ve sellem, İslâmî hükümetin esas usullerini ilan buyurdukları zaman bu hususla ilgili şu mühim usul üzerinde de durmuşlardı.

"Elbette ki sizin kanlarınız, mallarınız ırz ve namusu­nuz bu günün hürmeti gibi muhteremdir."

Bu ilan gereğince, İslâm ülkelerinin bütün vatandaş­larının canları, malları, ırz ve namuslarına hürmet edil­mesi ve korunması için temel bir hak ortaya konmuştur. Bu hakka her hükümet dikkat etmelidir; bu hakkı gözet­mek mecburiyetindedir. Bu şartları yerine getirirse bu hükümetin ismine "İslâmî Hükümet" diyebiliriz.[112]

2. Bu hürmete dikkat edilmez, ehemmiyet verilmeyip hiçe sayılırsa o zaman ne olacaktır? Bu vaziyetin de ce­vabını yine Hazret-i Resulü Ekrem sallallahu aleyhi ve sellemin mübarek lafızlarında bulacağız:

"Böyle yaparlarsa kendi canlarını benden kurtarırlar, fakat İslâmın hakkı ve onların hesabı Allah'a kalır."

(Buhari ve Müslim)

"Elbette ki, onların canları ve malları bizce hürmetli­dir, ancak bu can ve malın üzerinde hak olursa, onların hesabını görmek ise Allah'a aittir."

(Buhari ve Müslim)

"Herkes O'nu (Yani kelime-i tevhidi) söylerse o za­man kendi malını ve canını benden kurtarmış olur. Ancak onun hakkı ve hesabı (kalbindeki) Allaha aittir."

(Buhari)

Bu hadisler şu hususu beyan eder ki, İslâmî Hükü­mette herhangi bir vatandaşın tam bir hürriyeti vardır; malına, canına, ırz ve namusuna hürmet gösterilip teca­vüz edilmeyecektir. Madem ki, İslâmî kanunlar gere­ğince, böyle bir vatandaşın üzerine yahut da aleyhine bir hak isbat edilmemiştir, onun bu hakları korunacak ve hürmet devam edecektir.

3. Birisinin üzerine yahut da birisinin aleyhine hak isbat edilmesi nasıl olacaktır? Bu hususu da İslâmın Peygamberi sallallahu aleyhi ve sellem şöyle anlatmış­lardır:

"Sana iki hasım gelirse, birincisinin iddiasını dinledi­ğin gibi ikincisinin de iddia (veya müdafaasını) dinleme­den aralarında hüküm verme."

(Ebu Davud, Tirmizî, Ahmed)

Hazreti Ömer radiyallahu anha ait bir dava görme vakası(hadisesini) şu şekilde nakledilmiştir:

"İslâmda hiçbir kimse, adalet (hakkında bir hüküm) olmadan tutuklanamaz.

(Muvatta)

Bu vakanın açıklamasını Muvattâ şöyle anlatıyor: Buradan anlaşılıyor ki, o zaman Irak'ın yeni fethedilmiş ülkelerinde, bazıları yalan yere jurnalcilik(ihbar) ederek, ihtilafları yahut da bir garazları olan kimseleri yakalat­maya çalışıyorlardı. Şikâyetler Hazret-i Ömer Radiyallahu anha intikal ettirildi. O zaman bu mesele hakkında hüküm vererek yukardaki cümleyi buyurdular: Bu cümlede kullanılan "adalet" demek, "bildiğimiz ada­letin kanunî hükmü: (Due processe of law) demektir. Yani bir kimse için isnat edilen suç ispat edilmiş olup açık bir şekilde karara bağlanmış olacaktır. Böyle bir karar ol­maksızın İslâm'da herhangi bir kimse tutuklanamaz ve tevkif edilemez.

4. Hazret-i Ali Radiyallahu anhın hilâfeti devrinde ba­zıları hükümeti meşru tanımak için hazır değillerdi. O zaman Zat-ı Hilafetpenahileri, onlara şöyle yazdı:

"Bulunduğunuz yerde kalınız ve bizimle sizin ara­nızda kan dökülmesin. Yolları da kapamayınız. Kimseye de zulmetmeyiniz. Böyle yapmazsanız o zaman sizinle savaşa gireceğim."

(Neyl El - Evtâr).

Yani siz istediğiniz gibi düşünebilirsiniz. Sizin fikriniz ve düşüncenizle bizim işimiz yok. Elbette ki, siz bu dü­şünceniz yüzünden hükümete karşı koymamalısınız. Şayet hükümete karşı baltalama hareketlerine girişirse­niz, o zaman sizin karşınıza çıkılacaktır.

Bu gayet sarih olaylardan sonra, acaba islâm düşün­cesine göre, adaletin bu vaziyette dahi icrâi kuvvetler tarafından nazarı itibara alınmamış olduğuna dair bir şüphe kalır mı? İcrâî kuvvetlere, adaletin kanunî hükmü olmadan istediği kimseyi tutuklamak, yahut da istediği kimseyi tevkif edip veya istediği kimseyi şehir dışına veya memleket haricine sürgüne göndermek, istediğinin dilini, ağzını kapatmak ve arzu ettiği fikri açıklamaktan menet­mek yetkileri tanınmamıştır. Hükümetlerin çoğunun ni­zamların­da bulunan böyle yetkiler hiçbir zaman ve hiçbir vakit İslâmî hükümetin nizamında olmamıştır ve olamaz. Ve şimdi, "Halk Arasında Adaleti Gözetme" mefhumun­dan ikinci bir manayı da yine İslâmın istinatlı rivayetlerin­den ve haberlerinden anlıyoruz ki, îslâmda devletin baş­kanı, hükümetin reisi, umum valiler ve bunların benzer­leri, en yüksek kumandanlar, hüküm sahipleri ve buyruk buyuranlar ile umum halk efradının hepsi bir kanun ve bir adalet nizamına tabidirler. Kimsenin kimseye, her ne şekilde olursa olsun, hiçbir kanunî imtiyazı ve üstünlüğü yoktur. Hiç bir kimse için de hususî bir adalet mercii bu­lunamaz. Yine hiçbir kimse, ne şekilde olursa olsun, ka­nun karşısında istisnaya tabi tutulamaz.

Hattâ Resul-ü Ekrem sallallahu aleyhi ve sellem son çağlarında, kendi kendileri için şu şekilde beyan buyur­dular:

"Her kimin benim aleyhime bir iddiası varsa gelsin hakkını ispat edip alsın gitsin."

Hazret-i Ömer Radiyallahu Taalâ anh da ileri gelen bir ülke valisini (Cebele îbn-i Heysem el-Gassânî) bir bedeli için kısasa çekti.

 Hazret-i Amr İbn-i As, Hazret-i Ömer Radiyallahu Taalâ anh'den valileri için dokunulmazlık hakkı isteyince, Hazret-i Ömer, "Böyle bir şey olamaz" diye kabul et­medi. Bununla da yetmiyerek, halka şu ilânı yaptırdı: "Her kimin herhangi bir validen şikâyeti varsa, bu şikâ­yetlerini gelip açığa vursun. Tâ ki, adalet tecelli etsin."

"Onların mallarının üzerinde fakirlerin ve yoksulların da hakkı vardır."

(Ez-Zariyat, 19).

"Onların mallarından bir sadaka al, bununla onları pâk kıl, temizle ve kendileri hakkında da hayır dua et."

(Et-Tevbe: 103).

İşte, Allah onlara sadakayı farz kılmıştır. Zenginle­rinden alınır, fakirlerine verilir."

(Buharî ve Müslim)

"Koruyucusu bulunmayan kimsenin koruyucusu hü­kümettir."

(Ebu Davud, Tırmizi, Müsned-i Ahmed, Darimî)

"Her kim ölüp, üzerinde bir borç kalıp da mal bırak­mamış olursa, onun bu borcunu karşılamak bana aittir; malı varsa mirasçılarına aittir."

Başka bir rivayette de:

"Her kim bir borç bırakır ve ödiyemiyecek durumda olursa benim yanıma gelmeli, ben onun koruyucusuyum.

Her kim bir mal bırakırsa, bu mal onun mirascılarına aittir. Hiç bir şey bırakmayıp da borçlu giderse bize aittir."

(Buharî ve Müslim)

"Mirasçısı olmayanın mirasçısı benimdir. Onun borçlarını öder ve mirasını alırım."

(Ebu Davud)

Bu âyetlerden ve hadislerden açıkça anlaşılıyor ki, İslâmî Hükümetin vazifelerinin en mühimlerinden biri de zekât işinin tanzimidir. Bu hükümetin, mesuliyetleri ara­sında bir mesuliyet de şudur ki, kendi ülkesi dahilindeki bütün halkın geçim vasıtalarını sağlasın; yardıma muhtaç olanlara yardım etsin ve âciz bulunanların geçimlerini temin etsin. Bunlar, Kitapta ve Sünnette karşılaştığımız en büyük hükümlerdir. Kur'an-ı Kerimde ve Hadis-i Şe­rifte Anayasa meselelerine ait daha bir çok hükümler varsa da bunların Anayasaya aidiyetleri az olduklarından biz de onların hepsini burada beyan etmedik.

Şimdi, herkes Anayasa denilen kanuna bir parça aşina olsaydı, bizim ileri sürdüğümüz bu âyetlere ve ha­dislere bakarak, bunlarda İslâmî Anayasanın esas te­mellerinin mevcut olup olmadığını görecektir. Eğer her­hangi bir kimse çıkıp da boş iddia yerine, doğrudan doğ­ruya, ilmi istidlal ile, bu ahkâmda Anayasa ile alâkalı bir şey yoktur diyebilir ve bunu ispat edebilirse, biz de o za­man deriz ki, Anayasa hangi temel meseleler üzerine (Teferruat değil esas meseleler) kurulabilir ki, bu mese­leleri

Kitap ve Sünnette görmek mümkün olmasın?

Kitap ve Sünnet bunlar hakkında bizi hidayet kılma­mış bulunsun?

O zaman elbette ki, bu kimseye bizi aydınlatabildi­ğinden dolayı minnettar olacağız. Yok eğer bizim yuka­rıda bahsettiğimiz meselelerin Anayasaya ait olmadığını ispat edemezse ve;

"Böyle meseleler Kur'an ve Hadisin taliminin (öğreti­sinin) aydınlığında bulunmamaktadır."

Diyemezse, o zaman — münafık olmayan temiz kimseler gibi — iki doğru yoldan birisinde yürüyecektir. Ya doğrudan doğruya bu hükümleri kabul edecek ve memleketin Anayasasını bunun üzerinde kuracak, diğer hususları da münasip bulacaktır. Yahut da doğrudan doğruya ve açıkça;

"Biz Kur'ana da inanmıyoruz, Sünnete de; bizim iman ettiğimiz şey, bildiğimiz şu demok...
[Bu mesajın devamını görebilmek için kayıt olun ya da giriş yapın
Bu Sayfayi Paylas
Facebook'a Ekle
Moderatöre Bildir   Kayıtlı
Müslüman
Anahtar Kelime
*****
Offline Pasif

Mesajlar: 132.038


View Profile
Re: Temel Hukuk ve İçtimai Adalet
« Posted on: 21 Eylül 2019, 10:29:22 »

 
      uyari
Allah-ın (c.c) Selamı Rahmeti ve Ruhu Revani Nuru Muhammed (a.s.v) Efendimizin şefaati Siz Din Kardeşlerimizin Üzerine Olsun.İlimdünyamıza hoşgeldiniz. Ben din kardeşiniz olarak ilim & bilim sitemizden sınırsız bir şekilde yararlanebilmeniz için sitemize üye olmanızı ve bu 3 günlük dünyada ilimdaş kardeşlerinize sitemize üye olarak destek olmanızı tavsiye ederim. Neden sizde bu ilim feyzinden nasibinizi almayasınız ki ? Haydi din kardeşim sende üye ol !.

giris  kayit
Anahtar Kelimeler: Temel Hukuk ve İçtimai Adalet rüya tabiri,Temel Hukuk ve İçtimai Adalet mekke canlı, Temel Hukuk ve İçtimai Adalet kabe canlı yayın, Temel Hukuk ve İçtimai Adalet Üç boyutlu kuran oku Temel Hukuk ve İçtimai Adalet kuran ı kerim, Temel Hukuk ve İçtimai Adalet peygamber kıssaları,Temel Hukuk ve İçtimai Adalet ilitam ders soruları, Temel Hukuk ve İçtimai Adaletönlisans arapça,
Logged
Sayfa: [1]   Yukarı git
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

TinyPortal v1.0 beta 4 © Bloc
|harita|Site Map|Sitemap|Arşiv|Wap|Wap2|Wap Forum|urllist.txt|XML|urllist.php|Rss|GoogleTagged|
|Sitemap1|Sitema2|Sitemap3|Sitema4|Sitema5|urllist|
Powered by SMF 1.1.21 | SMF © 2006-2009, Simple Machines
islami Theme By Tema Alıntı değildir Renkli Theme tabanı kullanılmıştır burak kardeşime teşekkürler... &