Kuranı Kerimin İnişi Ezberlenişi ve Yazılışı

(1/1)

Sümeyye:
Kur´an-ı Kerîm, Kur´an-ı Kerîm´in İnişi, Ezberlenişi ve Yazılışı


Kur´ân-ı Kerîm´in isimlerinden olan "Kur´ân" sözü, aslında masdar olup kıraat etmek, okumak demektir.[354]

Kur´ân-ı Kerîm, âlemlerin Rabbi olan Yüce ALLAH tarafından,[355] insanları karanlıklardan aydınlığa, ALLAH´ın doğru yoluna çıkarmak için[356] son peygamber[357] Hz. Muhammed (a.s.)ın kalbine, Cebrail (a.s.)ın aracılığıyla,[358] hiç unutmamak, hafızasından silinmemek üzere[359] vahyedilmek.[360] okunmak suretiyle[361] azar azar indirilen;[362] hiç kimsenin bir benzerini daha vücuda getiremeyeceği;[363] ALLAH katında çok şerefli, kadri yüce; tertemiz sahifelerde kıymetli, sevgili, takva sahibi katiplerin elleriyle yazılı;[364] nesilden nesile tevatürle nakil olunagelen; doğruluğunda hiç şek ve şüphe bulunmayan ALLAH Kelamı di r.[365]

Kur´ân-ı Kerîm Peygamberimiz (a.s.)a, Ramazan ayında,[366] Kadir gecesinde inmeye başlamış,[367] yirmi üç yılda tamamlanmıştır   368]

İbn Abbas´ın bildirdiğine göre; Peygamberimiz (a.s.), kendisine Cebrail (a.s.) tarafından indirilen âyetleri ezberlemek, unutmamak için acele eder, dudaklarını Cebrail´in okuyuşuna uydurarak kımıldatır dururdu.[369]

Bunun üzerine, Yüce ALLAH, indirdiği âyetlerde şöyle buyurdu:

"(Ey Resûlüm!) Onu (Kur´ân´ı Cebrail sana okuyup bitirmeden) ezberlemek için, dilini onunla (Kurbânla) depretme!

Onu, (göğsünde) toplamak (ezberletmek), okutmak Bize düşer.

O halde, Biz, onu sana (Cebrail´in dili ile) okuduğumuzda, sen onun okunuşuna sadece uy! (susup kulak ver, dinle!)

Sonra onu okuman, Bize aittir (okumanı Biz tekeffül ederiz)."[370]

"Bundan böyle, Biz sana Kur´ân´ı okutacağız da, sen onu unutmayacaksın."[371]

İşte bundan sonra, ne zaman Cebrail (a.s.) gelir, vahiy getirirse, Peygamberimiz (a.s.) susar, onu dinler; Cebrail (a.s.) dönüp gidince, onun okumuş olduğu âyetleri, o nasıl okumuş idiyse öylece, ezberinden okurdu.[372]

Kur´ân-ı Kerîm´in Arapça olarak indirildiği de, Kur´ân-ı Kerîm´de açıklanmıştır.[373]

Kur´ân-ı Kerîm´in ilk hafızı, Peygamberimiz (a.s.)clı.[374]

Cebrail (a.s.) her yıl Ramazan ayında, her gece gelir, Ramazan´ın sonuna kadar Kur´ân-ı Kerîm´i Peygamberimiz (a.s.)la mukabele eder; yani o okur, Peygamberimiz (a.s.) din ler, Peygamberimiz (a.s.) okur, Cebrail (a.s.) dinlerdi.

Peygamberimiz (a.s.)ın vefat ettiği yılda ise, bu mukabele iki kere yapı İm işti. [375]

Yüce ALLAH Müslümanlara namazda Kur´ân´dan kolaylarına geleni okumalarını emir buyurduğu[376] ve Peygamberimiz (a.s.) da, Kur´ân´sız (kıraatsız) namaz olamayacağını haber verdiği için;[377] erkek kadın her Müslümanın, en az, namazlarında okuyacakları kadar sûre veya âyetler ezberlemeleri gerekiyor, bununla yetinmeyip Kur´ân-ı Kerîm´in tümünü ezberlemeye koyulanlar da oluyordu.

Peygamberimiz (a.s.), kendisine Kur´ân-ı Kerîm âyetleri nazil oldukça, vahiy katiplerinden birini çağırır, ona "Yaz!" buyurup yazdırır, onun hangi sûreye ve sûrenin neresine konulacağını da bildirir,[378] bu da kendisine Cebrail (a.s.) tarafından bildirilmiş bulunurdu.

Nitekim, Peygamberimiz (a.s.):

"Bana Cebrail ((a.s.)) geldi. Şu ´İnnallâhe ye´muru bi´l-adli ve´l-ihsâni ve îtâi zi´l-kurbâ ve yenhâ ani´l-fahşâi ve´l-münkeri ve´l-bağyi yaizuküm lealleküm tezekkerûn´ âyetini [Nahl: 90], şu sûrenin [Nahl sûresinin] şurasına [89. âyetin altına] koymamı bana emretti" buyurmuştur.[379]

Zeyd b. Sabit der ki:

"Vahyi Resûlullah (a.s.)ın huzurunda yazardım. Bitirdiğim zaman, bana:

´Yazdığını, oku!´ buyururdu.

Eğer onda yazılmayan birşey kalmışsa ekletir, fazla birşey olursa çıkarttırırdı ."[380]

Nisa sûresinin 95. âyeti nazil olunca da:

"Bana Zeyd´i çağırınız. Levhayı, diviti ve kürek kemiğini, veya kürek kemiğini ve diviti getirsin!" buyurmuş,[381] Zeyd gelince de, ona:

"Ey Zeyd!"[382] buyurarak[383] yazdıracağı âyeti yazdırmış,[384] bu âyete ait olup o anda nazil olan "zarar görenler dışında" istisnasını da ona ekletmiştir.

Zeyd b. Sabit der ki:

"Bir ve tek olan Yüce ALLAH´ın indirip de kemiğin üzerine eklemiş olduğum o istisnaya,[385] varlığım Kudret Elinde bulunan ALLAH´a yemin ederim ki, [386] hâlâ bakıyor, onu görüyor gibiyimdir!"[387]

Kur´ân-ı Kerîm, böylece, başından sonuna kadar, Peygamberimiz (a.s.)ın huzurunda, hurma dallan, düz, yassı taşlar, kürek kemikleri ve yazı yazmaya elverişli daha başka şeyler üzerine yazılmış bulunuyordu.[388]

Kur´ân-ı Kerîm´in vahyi Peygamberimiz (a.s.)ın vefatına yakın bir zamana kadar devam ettiği için,[389] Kur´ân-ı Kerîm´in yazılı sahifeleri mushaf haline getirilmemişti.

Kur´ân-ı Kerîm sûrelerden, sûreler de âyetlerden teşekkül etmiştir.

Kur´ân-ı Kerîm´in iki kapağı arasında yüz on dört sûre olup,[390] Berâe (Tevbe) sûresinden başka, bütün sûrelerin başında Besmele vardır.

Yani, her sûre diğerinden Besmele ile ayrı İmi ştır.[391]

Sûre; lügatta, yüksek derece ve mertebeye, büyük bir şehri kuşatan sûra benzetilerek, Kur´ân-ı Kerîm´in de en az üç âyetten müteşekkil, hususi bir isim taşıyan müstakil bölümlerinden her birine de sûre denilmiştir.[392]

Sûre sözü, Kur´ân-ı Kerîm´in müteaddit âyet ve sûrelerinde geçer.[393]

Kur´ân-ı Kerîm´in en uzun sûresi Bakara, en kısa sûresi de Kevser sûresidir.[394]

Âyet; lügatta açık alâmet, nişane, bellik demektir.

Din teriminde ise; Kur´ân-ı Kerîm´in bir hükme delâlet eden ve birbirlerinden birer fasıla ile ayrılmış bulunan uzun veya kısa cümlelerinden her birine âyet denir.[395]

Kur´ân-ı Kerîm´in âyetlerinin sayısında, sûre başlarındaki Besmeleyi o sûrenin âyetlerinden sayıp saymamak, âyetlerdeki durak yerlerinde görüş birliğine varamamak gibi sebeplerle, altı binden son rasında ihtilaf edilmiştir.

İbn Abbas´a göre, Kur´ân-ı Kerîm âyetlerinin toplamı altı bin altı yüz altmışaltıdır.[396]

Şeyhülislam İbn Kemal de bunu benimsemiş ve:

"Bilmek istersen eğer sen aded-i âyâtı:

Cümlesi altıbin altı yüz altmış altı" demiştir.[397]


[354] Râgıb, Müfredâtü´l-Kur´ân, s. 402.

[355] Vakıa: 56/80.

[356] İbrahim: 14/1

[357] Ahzâb: 33/40.

[358] Bakara: 2/37.

[359] A´lâ: 96/6.

[360] Şûra: 42/7.

[361] Kıyâme: 75/18.

[362] İnsan: 76/23.

[363] İsrâ: 17/88.

[364] Abese: 80/13-16.

[365] Seyyid Şerif, Ta´rifât, s. 116.

[366] Bakara: 2/185.

[367] Kadr. 96/1.

[368] Bedrüddin Zerk es/, el-Bürhân, c. 1, s. 232.

[369] Ahmed b. Hanbel, Müsned, c. 1, s. 343, Buhârî, Sahih, c. 1, s. 4, Müslim , Sahih, c. 1, s. 330.

[370] Kıyâme: 75/16-19.

[371] A´lâ: 87/6.

[372] İbn Sa´d, Tabakâtü´l-kübrâ, c. 1, s. 198-199, Ahmed b. Hanbel, Müsned, c. 1 , s. 343, Buhârî, Sahih, c. 1, s. 4, Nesâf, Sünen, c. 2, s. 149-150.

[373] Yûsuf: 12/2, Tâhâ: 20/113, Şûra: 42/7.

[374] A´lâ: 87/26, Kıyâme: 75/17.

[375] İbn Sa´d,Tabakât,c.2, s. 248, Ahmed b. Hanbel, Müsned, c. 1, s. 231, 276, 326, 363, Buhârî, Sahih, c. 2, s. 228, c. 4, s. 183, Müslim , Sahih, c. 4, s. 1 803,1905.

[376] Müzzemmil, 73/20.

[377] Müslim, Sahih, c. 1 , s. 297, Beyhakî, Sünenü´l-kübrâ, c. 2, s. 193.

[378] Ahmed b. Hanbel, Müsned, c. 1, s. 57, Ebu Dâvud, Sünen, c. 1, s. 209, İbn Ebi Davud, Kitâbu´l-mesâhif, s. 30, Hâkim , Müstedrek, c. 2, s. 330, Beyhakî, Sünenü´l-kübrâ, c. 2, s. 48.

[379] Ahmed b. Hanbel, Müsned,c. 4, s. 218, Ebu´l-Fidâ, Tefsîr, c. 2, s. 583, Heysemî, Mecmau´i-ievâid, c. 7, s. 4849, Suyûtî, Dürru´l-mensûr, c. 4, s. 128.

[380] Sehavf, Irakf Eltiye, Şerhu Fethu´l-mugfs, c. 2, s. 165.

[381] Buhârî, Sahih, c. 6, s. 99-100.

[382] Buhârî, Sahih, c. 6, s. 1 00.

[383] Ahmed b. Hanbel, Müsned, c. 5, s. 191.

[384] Ahmed b. Hanbel, Müsned, c. 5, s. 191, Buhârî, Sahih, c. 6, s. 100.

[385] İbn Sa´d, Tabakâtü´l-kübrâ, c. 4, s. 211 , Ahmed b. Hanbel, Müsned, c. 5, s. 191, Ebu Dâvud, Sünen, c. 3, s. 11.

[386] Ebu Dâvud, Sünen, c. 3, s. 11.

[387] İbn Sa´d, Tabakât, c. 4, s. 211, Ahmed b. Hanbel, Müsned, c. 5, s. 191, Ebu Dâvud, Sünen, c. 3, s. 11.

[388] Ahmed b. Hanbel, Müsned, c. 5, s. 185, Buhârî, Sahih, c. 5, s. 210, c. 8, s. 119.

[389] Buhârî, Sahih, c. 6, s. 98.

[390] Bedrüddin Zerk eş/, el-Bürhân, c. 1, s. 249.

[391] Suyûtî, el-İtkân, c. 1, s. 65.

[392] Râgıb, Müfredâtü´l-Kur´ân, s. 247-248, Zemahserf, Keşsâf, c. 1, s. 239-240, Suyûtî, el-İtkân, c. 1 , s. 52.

[393] Bakara: 53, Tevtoe: 64, 86 124, 127, Yûnus: 38, Hud: 1 3, Nur: 1, Müizemmil: 20.

[394] Bedrüddin Zerk es/, el-Bürhân, c. 1, s. 252.

[395] Râgıb, Müfredâtü´l-Kur´ân, s. 33.

[396] Suyûtî, el-İtkân, c. 1, s. 67.

[397] M. Asım Köksal, İslam Tarihi, Köksal Yayınları: 1/201-205.


Navigasyon

[0] Mesajlar

TinyPortal v1.0 beta 4 © Bloc