İlimDünyası.com Kabe'den 24 Saat Canli Yayin , mekke canlı , kabe canlı ,kabe online| Kuran-ı kerim , Tasavvuf , fakirullah, Hanım Sahabeler , Erkek Sahabeler , Hadis Alimleri , Mezhebler , Müslüman Bayanlar ve İslami ilimler , Bayanlar için Sağlık Köşesi , Biyoğrafi Dünyası , Ana ve Babanın Hakkı Ödenmez  > Forum > ๑۩۞۩๑ Kitap Dünyası - İlim Dünyası Kütüphanesi ๑۩۞۩๑ > İslam Kültürü > İslam Kültürü K-Z > Su-i Zan
Sayfa: [1]   Aşağı git
  Yazdır  
Gönderen Konu: Su-i Zan  (Okunma Sayısı 230 defa)
01 Şubat 2010, 11:05:00
kabe canlı
Onursal Üye
****

Başarı Puanı 107
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 5.632


« : 01 Şubat 2010, 11:05:00 »



Su-i Zan
Evliyânın büyüklerinden Gavs-ül-âzam Seyyid Abdülkâdir Geylânî (rahmetullahi teâlâ aleyh) hazretlerinin şöhreti her tarafı kaplayınca, Bağdad´ın ileri gelen âlimleri, herbiri bir mesele sorup imtihân etmek için huzuruna gelip oturdular. Bu esnâda Abdülkâdir Geylânî hazretlerinin göğsünden ancak kalb gözü açık olanların görebildiği bir nûr çıktı ve âlimlerin göğsünden geçip gitti. Âlimleri bir hâl kaplayıp, Abdülkâdir Geylânî hazretlerinin ayaklarına kapandılar. Bunun üzerine onları tek tek bağrına bastı ve şimdi suâllerinizi sorun buyurdu. Her biri suâllerini so­rup, hemen cevâbını aldı. Onlara; "Size ne oldu böyle?" denildiğinde; "Huzûrunda oturduğumuzda, bütün bildiklerimizi unuttuk. Bizi bağrına basınca unuttuklarımızı tekrar hatırladık. Suâllerimizi sorunca, öyle ce­vaplar aldık ki, hayrette kaldık." dediler.

Evliyânın büyüklerinden Adiyy bin Müsâfir (rahmetullahi teâlâ aleyh) hazretleri zamânında, Musul?da Yûnus isminde birisi vardı. Şehrin en büyük âlimi oydu. İnsanların Adiyy bin Müsâfir?e yöneldiklerini ve ona olan rağbetlerini görüp, hased etti. ?Gidip onu imtihan edeceğim bakalım ilimdeki derecesi nedir?? dedi. Kâdı bin Şehrzûrî ile birlikte yola çıktılar. Kâdı; ?Ben sırf ziyâre...
[Bu mesajın devamını görebilmek için kayıt olun ya da giriş yapın
Bu Sayfayi Paylas
Facebook'a Ekle
Kayıtlı

O,yazmakla ,söylemekle bitecek ,tükenecek birşey değil ki ... O rahmet anıldıkça,O deryaya dalındıkça insan ancak  insanlığını bulabiliyor...

(Ya ben nice yanayım ?)
Müslüman
Anahtar Kelime
*****
Offline Pasif

Mesajlar: 110.249


View Profile
Re: Su-i Zan
« Posted on: 25 Mayıs 2012, 09:43:20 »

 
      uyari
Allah-ın (c.c) Selamı Rahmeti ve Ruhu Revani Nuru Muhammed (a.s.v) Efendimizin şefaati Siz Din Kardeşlerimizin Üzerine Olsun.İlimdünyamıza hoşgeldiniz. Ben din kardeşiniz olarak ilim & bilim sitemizden sınırsız bir şekilde yararlanebilmeniz için sitemize üye olmanızı ve bu 3 günlük dünyada ilimdaş kardeşlerinize sitemize üye olarak destek olmanızı tavsiye ederim. Neden sizde bu ilim feyzinden nasibinizi almayasınız ki ? Haydi din kardeşim sende üye ol !.

giris  kayit
Anahtar Kelimeler: Su-i Zan rüya tabiri,Su-i Zan mekke canlı, Su-i Zan kabe canlı yayın, Su-i Zan Üç boyutlu kuran oku Su-i Zan kuran ı kerim, Su-i Zan peygamber kıssaları,Su-i Zan ilitam ders soruları, Su-i Zanönlisans arapça,
Logged
01 Şubat 2010, 11:05:53
kabe canlı
Onursal Üye
****

Başarı Puanı 107
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 5.632


« Yanıtla #1 : 01 Şubat 2010, 11:05:53 »

Irak?ta yetişen büyük velîlerden Mâcid el-Kürdî (rahmetullahi teâlâ aleyh) hazretlerinin oğlu Süleymân (veya Selmân) şöyle anlatır: ?Bir ara babamın husûsî odasında, yanında bulunuyordum. Orada yiyecek ve içecek aslâ birşey bulunmazdı. Bir gün kendisine yirmi fakir geldi. Ba­bam bana; ?Şu odaya gir, bize yemek getir.? dedi. Ben, içeride yiyecek ve içecek hiçbir şey bulunmadığını bildiğim hâlde îtirâz edemedim. İki hizmetçi ile beraber odaya girdik. Girince odanın çeşit çeşit lezzetli ye­meklerle dolu olduğunu gördük. O yemekleri çıkardık. Gelenler yiyip, doydular. Yemekler de tamâmen bitti. Biraz sonra otuz fakir daha geldi. Babam, yine önceki gibi emredip içeriden yemek getirmemizi istedi. Peki deyip içeri girdiğimizde, öncekilerden daha değişik ve daha çok yemek­ler vardı. Onları da ikrâm ettik. Sonra babam, bu iki hizmetçiye birden nazar etti. İkisi de bayılıp oraya düştüler. Evlerine kaldırıldılar ve her ikisi de uzun müddet baygın hâlde kaldı. Nihâyet ayılıp istigfâr ederek ve ağlıyarak, babamın yanına geldiler. Çok özür dileyip, affedilmelerini iste­diler. Babam da, özürlerini kabûl edip onları affetti. O iki hizmetçi bu hâle düşmelerine sebep olan hatâlarını izâh edip; ?İçeride hiç yemek bulun­madığını bildiğimiz bir odada, iki defâda da, ç...
[Bu mesajın devamını görebilmek için kayıt olun ya da giriş yapın
Bu Sayfayi Paylas
Facebook'a Ekle
Kayıtlı

O,yazmakla ,söylemekle bitecek ,tükenecek birşey değil ki ... O rahmet anıldıkça,O deryaya dalındıkça insan ancak  insanlığını bulabiliyor...

(Ya ben nice yanayım ?)
01 Şubat 2010, 11:07:17
kabe canlı
Onursal Üye
****

Başarı Puanı 107
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 5.632


« Yanıtla #2 : 01 Şubat 2010, 11:07:17 »

Osmanlı âlim ve velîlerinden Sıbgatullah Arvâsî (rahmetullahi teâlâ aleyh) hazretlerinin yakın talebelerinden biri anlattı: "Abdürrahmân Tâhî (Tâgî), henüz hocamıza bağlanıp talebesi olmak şerefine kavuşmamıştı. Hocamızın, zamânın gavsı olup olmadığı hakkında tereddüdü vardı. Bir gün gavslık alâmetlerini kitaptan okuyarak huzûruna gitmeyi, bu alâmet­lerin üzerinde olup olmadığını görmeyi arzu etti. Kitapta; "Gavs olanın üzerine yağmur yağmaz." ibâresi vardı. O, kitaplarla meşgûl iken evine bir talebe geldi ve; "Hocam Sıbgatullah hazretlerinin selâmı var; "Misâ­firlerimin kalabalık olması sebebiyle ziyâretine gelemiyorum. Lütfen ken­disi buraya kadar zahmet etsin." buyurdu." dedi. Abdürrahmân Tâhî de; "Ben de onu ziyâret etmeyi düşünüyordum. Bugün bizde misâfir ol da yarın berâber gideriz." dedi. Sabahleyin yola çıktılar. Seyyid Sıbgatullah, onların gelmekte olduklarını haber alınca, talebeleriyle kasabanın dışına çıkıp, bir tepenin başında beklemeye başladılar. Mevsim ilkbahardı, gök­yüzünde hiç bulut yoktu. Nihâyet beklenen misâfirler geldiler. Tepenin başında güzel bir sohbet başladı. Bu sırada masmâvi olan gökyüzünde bulutlar birikmeye, şimşekler çakıp gök gürlemeğe başladı. Derken sağ- nak halinde şiddetli bir yağmur başladı. Abdürrahmân Tâhî,...
[Bu mesajın devamını görebilmek için kayıt olun ya da giriş yapın
Bu Sayfayi Paylas
Facebook'a Ekle
Kayıtlı

O,yazmakla ,söylemekle bitecek ,tükenecek birşey değil ki ... O rahmet anıldıkça,O deryaya dalındıkça insan ancak  insanlığını bulabiliyor...

(Ya ben nice yanayım ?)
23 Şubat 2010, 21:35:51
Sems
Üye Gurubu 2
Acemi Üye
*

Başarı Puanı 5
Çevrimdışı Çevrimdışı

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 413

Mürid


Site
« Yanıtla #3 : 23 Şubat 2010, 21:35:51 »

Alıntı
Tebrizli bir tüccar, ticâret için Konya?ya gelmişti. Konyalı tüccarlara; ?Burada evliyâdan bir kimse var mıdır? Bir müşkilim var, onu soraca ğım.? dedi. Orada bulunanlar, Mevlânâ?nın kerâmetlerinden bahsettiler. Seni ona götürelim dediler. Tebrizli, Mevlânâ?nın nâmını önceden duy muştu. Kabûl edip hemen Mevlânâ?nın dergâhına gittiler. Tüccâr huzûra çıktığında; ?Efendim, namazımı kılıyor, ALLAHü teâlânın emirlerini yapıp, yasaklarından kaçınıyorum. Hayır-hasenâtımı yapıyor, kimseye zararım olmuyor. Ancak, kalbimde ibâdetlere karşı bir soğukluk var. Huzûrum yok. Sebebini de bir türlü bulamıyorum. Bana yardım etmenizi istirhâm ediyorum.? dedi. Mevlânâ, şöyle bir murâkabeden sonra: ?Ey Tâcir! Sen, Magrib?de bir yol üzerinde, ALLAHü teâlânın velî kullarından biriyle karşı laştın. Onun dış görünüşünü beğenmedin hattâ hakâret gözüyle baktın. Sendeki huzursuzluğun sebebi budur. İsterseniz şuraya bakın.? diyerek, karşıdaki duvarı gösterdiler. Tüccar duvara baktığında, bir anda duvar dan pencere gibi bir boşluğun meydana geldiğini ve bu boşluktan o velî kulun yine bir yol kenarında oturduğunu gördü. Mevlânâ sözüne devâm ederek; ?Bu huzursuzluğunuzun çâresi de, o kimseye gidip, ondan özür dileyip, affına kavuşmaktır.? buyurdu. Mevlânâ, tâcire daha birçok nasî hatler yaptıktan sonra; ?...
[Bu mesajın devamını görebilmek için kayıt olun ya da giriş yapın
Bu Sayfayi Paylas
Facebook'a Ekle
Kayıtlı
Sayfa: [1]   Yukarı git
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

TinyPortal v1.0 beta 4 © Bloc
|harita|Site Map|Sitemap|Arşiv|Wap|Wap2|Wap Forum|urllist.txt|XML|urllist.php|Rss|GoogleTagged|
|Sitemap1|Sitema2|Sitemap3|Sitema4|Sitema5|urllist|
Powered by SMF 1.1.16 | SMF © 2006-2009, Simple Machines
islami Theme By Tema Alıntı değildir Renkli Theme tabanı kullanılmıştır burak kardeşime teşekkürler... &
Bu Sayfa 0.231 Saniyede 37 Sorgu ile Oluşturuldu (Pretty URLs adds 0.025s, 2q)