ilitam ,arapça klavye, ilahiyat, önlisans > Forum > ๑۩۞۩๑ Kitap Dünyası - İlim Dünyası Kütüphanesi ๑۩۞۩๑ > İslam Kültürü > İslam Kavramları A-L > Cuma namazı
Sayfa: [1]   Aşağı git
  Yazdır  
Gönderen Konu: Cuma namazı  (Okunma Sayısı 582 defa)
08 Şubat 2010, 18:00:58
ღAşkullahღ
Muhabbetullah
Admin
*
Çevrimdışı Çevrimdışı

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 25.839



Site
« : 08 Şubat 2010, 18:00:58 »



CUM´A NAMAZI




Cum´a günü öğlen namazı vakti içinde bir hutbeden sonra cemaatle ve cehren kılınan iki rekat farz-ı ayn namaz.

Cum´a Arapça bir isim olup, "toplanma, bir araya gelme, toplu dostluk" anlamlarına gelir. Sözlükte cumua ve cumea şeklinde de okunur. Bir terim olarak perşembe günü ile cumartesi arasındaki günün adı olduğu gibi, aynı gün öğle vaktinde kılınan iki rekat farz namazın da adıdır. Cum´a gününe, müslümanların ibadet için mescidde toplanmaları sebebiyle bu isim verilmiştir (Zebidî, Tâcu´l-Arüs, V, 306; Kurtubî, el-Câmi´li Ahkâmi´l-Kur´ân, XVIII, 97, 98).

Hafta günlerine İslâm´dan önce verilen isimler şimdiki isimler olmayıp cum´a gününe "yevmu´l-arube" denirdi (Kurtubî, Tefsir, XVIII, 99). Süheylî´ye göre bu isim süryânîce olup "rahmet" manasına gelmektedir. Cum´a´dan sonraki günler de "şeyar: cumartesi", "evvel: pazar", "ehven: pazartesi", "cebar: salı", "debar: çarşamba", "mûnes: perşembe" idi. Araplar´da günlerin bu eski isimlerinin ne zaman değiştirildiği konusunda şu bilgiler vardır; Arûbe yerine cum´a adını veren, bir rivayete göre Hz. Peygamber´in (s.a.s.) dedelerinden Ka´b İbn Lüeyy´dir. İbn Sîrîn´den gelen bir başka rivayete göre de bu ad cum´a namazı henüz farz kılınmadan evvel Medine´de bulunan müslümanlar tarafından verilmiştir. İbn Sîrîn´in rivayeti şöyledir: "Hz. Peygamber (s.a.s.) Medine´ye hicret etmeden ve cum´a ayeti nazil olmadan önce Medineliler cum´a namazı kılmışlardı." Ensâr: "Yahudilerin bir günü var, her yedi günde biraraya toplanıyorlar, hristiyanların da öyle. Bizim de bir toplanma günümüz olsun, o günde Allah´ı zikredelim; şükredelim." dediler. Bunun üzerine: "sebt: cumartesi günü yahudilerin, ahad: pazar günü hristiyanların, o halde bunu arube: günü yapalım." demişlerdi. Bu suretle Es´ad İbn Zürâre´nin yanında toplandılar, Es´ad b. Zürâre (r.a.) onlara iki rekat namaz kıldırdı ve vaaz etti. Toplandıkları ana "cum´a" adını verdiler. O da onlara bir koyun kesti, ondan kuşluk ve akşam vakti yediler. Daha sonraları da cum´a ayeti nazil oldu (Cum´a Suresi, 62/9)

İbn Hazm da: "Cum´a ismi, İslâmî olup, İslâm´dan evvelki günlerde kullanılmazdı. Câhiliyye devrinde o güne arube denilirdi. İslâm döneminde o gün namaz için toplanıldığından "cum´a" ismi verilmiştir." der. İbn Huzeyme´nin Selmân-ı Fârisî´den yaptığı bir rivayete göre, bir defa Peygamberimiz (s.a.s.) Selmân´a: "Selmân, sen Cum´ayı ne zannediyorsun?" diye sorunca o da: "Allah ve Rasûlü daha iyi bilir." der. Bunun üzerine Efendimiz (s.a.s.) "Senin atan Âdem (a.s.)´in yaratılışı işte o gün oldu, yani vücudunun bütün parçaları o gün bir araya getirildi." buyurmuştur. Ebu Hüreyre´den rivayet edilen başka bir hadiste de: "Üzerine güneş doğan günlerin en hayırlısı Cum´a günüdür: Âdem (a.s.) o gün yaratıldı, o gün Cennet´e girdi, yine o gün Cennet´ten çıkarıldı. Bir de kıyamet Cum´a günü kopacaktır." buyurulmuştur. (Müslim, Cumua, 5) Diğer bir rivayette de, yukardaki sözlere ilâveten şu cümleler yer almıştır: "..O gün tövbesi kabul olundu ve o gün vefat etti. Kıyamet de o gün kopacaktır. İns ve Cin´den başka hiçbir mahluk yoktur ki, Cum´a günü tan yeri ağardıktan gün doğuncaya kadar -kıyamet belki bu gün kopar korkusu ile- kulak kabartmasın. Bir de o günün içinde öyle bir saat vardır ki, hiçbir müslüman kul tesadüfen o esnada namaz kılıp Allah´tan bir hacetini dilemez ki, onu Allah O´na vermesin. "

İbn Hacer´e göre Cum´a Mekke´de farz olmuştur. Fakat müslümanların azlığı ve açıktan namaz kılacak derecede güçlü olmamaları nedeniyle Mekke´de Cum´a kılmak mümkün olmamıştır. Ancak şartlar tahakkuk etmeden Cum´anın farz kılınması garip görünmektedir. Bu nedenle diğer âlimler, Mekke´de Cum´a için sadece izin verilmiş olabileceği kanaatindedirler. İbn Abbas´ın şu rivayeti de bu görüşü desteklemektedir: "Rasûlullah (s.a.s.), hicret etmeden önce Cum´a namazının kılınması için izin verilmiştir. Fakat Mekke´de Cum´a kıldırmaya gücü olmadı. Onun için, daha önce Medine´deki müslümanlara İslâm´ı öğretmek için gönderilmiş olan Mus´ab İbn Umeyr´e mektup yazarak: "Yahudilerin açıktan Zebur okudukları güne bak, siz de kadınlarınızı ve oğullarınızı toplayın da zeval vaktinden sonra Allah´a iki rekat (namaz) ile takarrub edin." Bu emir üzerine Mus´ab, Medine´de ilk Cum´a kıldıran kişi olmuştur. Bu görevi Peygamber Medine´ye gelinceye kadar sürdürmüştür." (Suyütî, ed-Dürru´l-Mensûr, VI, 218, Dâre Kutnî´den naklen: İbn Sa´d, Tabakat, III, 118). Mus´ab (r.a.)´ın Cum´a namazı kıldırdığı ilk cemaatin sayısı, oniki idi.

İbn Hacer´in Cum´a namazının Mekke´de farz kılındığı halde, orada kılınmayışını sayı azlığına bağlanmasının geçerli olabilmesi ihtimali uzaktır. Çünkü Cum´a namazının kılınabilmesi için kırk kişinin varlığı gerekecek olsa bile, bu sayıda müslüman o tarihlerde bir araya rahatlıkla gelebilirdi. Ancak Cum´a namazının açık kılınması gereği ve Rasûlullah ile müslümanların o sıralarda gizlenmiş bulunmaları nedeniyle kılamamış olmaları düşünülebilir. Kanaatimize göre bu, sıradan bir izin olarak da değerlendirilemez. Çünkü Yüce Allah´ın ve Rasûlü´nün izinleri bile emir gibi uyulması gerekli hükümlerdir. Özellikle bu konu ibadetlerle ilgili olursa emir durumu daha güçlüdür. Bu konuda cihada izin veren (el-Hacc, 22/39) ayetini gözönünde bulundurabiliriz.

Diğer taraftan Cum´a namazının farziyetini bildiren ayet (Cumâ, 62/9-11) bilindiği gibi Medine´de ve Hicret´ten sonraki yıllarda nazil olmuştur. Bu durum ise bizlere abdestin farziyeti ile ilgili ayetin nüzulünü hatırlatmaktadır. Namaz için abdest almak bilindiği gibi peygamberliğin ilk dönemlerinde farz kılındığı halde, ilgili âyet daha sonraları Medine´de nazil olmuştur. Demek oluyor ki bazı hükümler teşrî edilirken, ilgili olan âyet, daha sonra inmiş olabilir. Bu, hükmü pekiştirmek için olabildiği gibi, nüzül için gerektirici bir münasebete kadar bekletilmesi ve böylece daha etkileyici bir hal alması hikmetine de dayalı olabilir.

Cum´a´yı ilk kıldıranların Es´ad İbn Zürâre ile Mus´ab İbn Umeyr oldukları hakkındaki rivâyetlerin arasını birleştirmek gerekirse; Mus´ab´ın, Medine´nin merkezinde ve Peygamber´in (s.a.s.) emri üzerine Cum´a namazı kıldırdığı; Es´ad´ın ise Medine yakınında bir yerde ve Peygamber´in (s.a.s.) emri gelmeden kıldırdığı söylenebilir. Hz. Peygamber (s.a.s.)´in kıldırdığı ilk Cum´a namazı, Ranuna´ denilen yerde Sâlim İbn Avf mescidindedir. Hz. Peygamber (s.a.s.) Medine´ye hicret buyurduğunda ilk olarak Kuba´da Amr İbn Avfoğullarına misafir oldu. Orada pazartesi, salı, çarşamba ve perşembe günleri kalıp, Kuba Mescidi*nin temelini attı; sonra Cum´a günü Medine´ye gitmek için yola çıktı. Benu Sâlim yurduna gelince Cum´a namazı vakti girmişti. Orada hutbe okuyup ilk defa Cum´a namazını kıldırdı. Bu, Hz. Peygamber´in kıldırdığı ilk Cum´a namazıdır. Cum´a´yı farz kılan âyet bundan önce nâzil olmuştur. Medine haricinde ilk Cum´a namazı kılınan yer de Bahreyn´de "Cevâsa" da Abdi Kays Mescidi´dir.

İslâm´da Cum´a gününün dünyanın başlangıcına, sonuna ve âhirete kadar uzanan bir yeri ve değeri vardır. Diğer semâvi dinlerde de Cum´a gününe dikkat çekilmiş, fakat onlar bunu terkederek başka günlere yönelmişlerdir. Ebû Hüreyre´den Allah Rasûlû´nün şöyle dediği nakledilmiştir: "Bizler, bizden önce kitap verilenlere göre en sonuncusuyuz. Kıyâmette ise en öne geçeceğiz. Onlar, Allah´ın kendilerine farz kıldığı bu Cum´a gününde ihtilafa düştüler. Allah onu bize gösterdi. Diğer insanlar bu konuda bize uyuyorlar. Ertesi gün yahudilerin, daha ertesi gün ise hristiyanlarındır. " (Buhârî, Cum´a, 1; Müslim, Cum´a hadis no: 856. Müslim´in lafzı az farklıdır).

Yine Ebû Hüreyre´den şöyle dediği rivâyet edilmiştir: "Rasûlullah (s.a.s.)´a Cum´a gününe niçin bu adın verildiği sorulduğu zaman şöyle cevap vermiştir: "Babanız Âdem´in yaratılışı o günde oldu. Kıyâmet o günde kopacak, yeniden dirilme ve insanların hesap için yakalanması o günde olacaktır. Cum´a gününün üç saatinin sonunda öyle bir an vardır ki, o anda dua edenin duası kabul olunur. " (Ahmed b. Hanbel, İstanbul 1981, II, 311)

"Her kim Cum´a günü, cenâbetten gusül eder gibi güzelce gusleder, sonra da ilk saatte yola çıkarsa bir deve kurban etmiş gibi olur. İkinci saatte yola çıkarsa bir sığır kurban etmiş gibi olur. Üçüncü saatte yola çıkarsa bir koç kurban etmiş gibi olur. Dördüncü saatte yola çıkarsa bir tavuk kurban etmiş gibi olur. Beşinci saatte yola çıkarsa bir yumurta tasadduk etmiş gibi olur. İmam Cum´a namazı için iftitah tekbiri alınca melekler hazır olur, okunan Kur´ân-ı dinlerler. " (Müslim, Cumua, 2, hadis no: 850)

Cum´a namazını terk edenler için de hadis-i şeriflerde şu tehditler varid olmuştur:
"Birtakım insanlar ya Cum´a namazını terk etmeyi bırakırlar, yahutta Allah onların kalplerini mühürler artık gafillerden olurlar. " (Müslim, Cumua, 12, hadis no: 865)

"Her kim önemsemediği için üç Cum´a yı terk ederse, Allah onun kalbini mühürler. " (Ebû Davûd, Salât 210)

"Bir kimse Cum´a günü gusleder, elinden geldiği kadar temizlenir, yağ veya koku sürünür, sonra mescide gider bulduğu yere oturur ve namazını kılar, hutbeyi dinlerse; geçen Cum´a´dan o Cum´a ya kadar işlemiş olduğu günahları affolunur. " (Buhârî, Cumua, 6)

Cum´a namazının farziyyeti Kitab, Sünnet ve icmâ-i ümmet ile sabittir. Cum´a sûresinin dokuzuncu âyetinde Cenâb-ı Allah şöyle buyurmuştur:


"Ey iman edenler, Cum´a günü namaz için çağrıldığınız zaman, Allah´ı anmağa koşun; alış-verişi bırakın. Eğer bilirseniz bu sizin için daha hayırlıdır. "

İbn Mâce´de mevcut Hz. Câbir (r.a.)´den rivâyet edilen şu hadis, Cum´a´nın farziyyetinin sünnetle delilidir:

"Ey insanlar, ölm...
[Bu mesajın devamını görebilmek için kayıt olun ya da giriş yapın
Bu Sayfayi Paylas
Facebook'a Ekle
Moderatöre Bildir   Kayıtlı
Müslüman
Anahtar Kelime
*****
Offline Pasif

Mesajlar: 132.038


View Profile
Re: Cuma namazı
« Posted on: 17 Ağustos 2019, 20:41:40 »

 
      uyari
Allah-ın (c.c) Selamı Rahmeti ve Ruhu Revani Nuru Muhammed (a.s.v) Efendimizin şefaati Siz Din Kardeşlerimizin Üzerine Olsun.İlimdünyamıza hoşgeldiniz. Ben din kardeşiniz olarak ilim & bilim sitemizden sınırsız bir şekilde yararlanebilmeniz için sitemize üye olmanızı ve bu 3 günlük dünyada ilimdaş kardeşlerinize sitemize üye olarak destek olmanızı tavsiye ederim. Neden sizde bu ilim feyzinden nasibinizi almayasınız ki ? Haydi din kardeşim sende üye ol !.

giris  kayit
Anahtar Kelimeler: Cuma namazı rüya tabiri,Cuma namazı mekke canlı, Cuma namazı kabe canlı yayın, Cuma namazı Üç boyutlu kuran oku Cuma namazı kuran ı kerim, Cuma namazı peygamber kıssaları,Cuma namazı ilitam ders soruları, Cuma namazıönlisans arapça,
Logged
Sayfa: [1]   Yukarı git
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

TinyPortal v1.0 beta 4 © Bloc
|harita|Site Map|Sitemap|Arşiv|Wap|Wap2|Wap Forum|urllist.txt|XML|urllist.php|Rss|GoogleTagged|
|Sitemap1|Sitema2|Sitemap3|Sitema4|Sitema5|urllist|
Powered by SMF 1.1.21 | SMF © 2006-2009, Simple Machines
islami Theme By Tema Alıntı değildir Renkli Theme tabanı kullanılmıştır burak kardeşime teşekkürler... &