ilitam ,arapça klavye, ilahiyat, önlisans > Forum > ๑۩۞۩๑ Kitap Dünyası - İlim Dünyası Kütüphanesi ๑۩۞۩๑ > İslam Büyükleri > İmam-ı Malik > 3. delil sahabe kavilleri tabii fetvalari
Sayfa: [1]   Aşağı git
  Yazdır  
Gönderen Konu: 3. delil sahabe kavilleri tabii fetvalari  (Okunma Sayısı 508 defa)
17 Eylül 2010, 16:16:59
ღAşkullahღ
Muhabbetullah
Admin
*
Çevrimdışı Çevrimdışı

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 25.839



Site
« : 17 Eylül 2010, 16:16:59 »



3. Delil : SAHABE KAVİLLERİ TABİİ FETVALARI

125- Ashabın Yüksek ve Şerefli Mevkii:


İmam Mâlik, öğreniminin ve çalışmalarının ilk yıllarında sahabe fetvalarını, onların hükümlerini, istinbat ettikleri mes´eleleri öğrenmeğe çok meraklıydı. Yukarıda geçtiği üzere, Abdullah İbni Ömer´in fetvaları­nı, azadlısı Nâfi´den öğrenmeğe ne kadar önem verirdi. Abdullah´ın kavillerini sormak için gece gündüz Nâfi´nin peşindeydi. Hz. Ömer b. Hattab´ın Allah ondan razı olsun) verdiği hükümleri öğrenmeğe de pek meraklıydı. Medine de olan yedi fakihten ilim aldı, onlardanashabtn ihtilaflarını, fetvalarını yargılarını, Hz. Peygamber´in Hadisleriyle birlikte öğrendi. İmam Mâlik´in hayatını, büyük bir dikkatle ve araştırma ile incelemiş bir yazar sıfatıyla çekinmeden diyebiliriz ki, onun içinde yeti­şip büyüdüğü, fıkhını kurduğu, esasını tesbit ettiği bu mesleğin ilmi, Hz. Peygamber Aleyhisselam´ın Hadisleriyle sahabe kavillerine ve fetvala­rına dayanır, onun metodunun kaynağı onlardır. Onun için onun istinbat usulünde sahabe fetvalarının büyük yeri vardır, onları alır, onların dışına çıkmazdı. Medine ehlinin amelini aldı, Çünkü sahabe oradaydılar, onların yatağı orasıydı. Mısırdaki Leys b. Sa´d´a yazdığı risalesinin başında şöyle der:

«Allah seni rahmetinde daim kılsın, bilesin ki, bana gelen haberlere göre sen, bizim bu memleketteki (yani Medine) halkın amel ettiği şey­lere aykırı olarak insanlara türlü fetvalar veriyormuşsun! Sen emânet ve fazilet sahibisin. Memleketinde mevki sahibisin, oradakiler sana muh­taçtır, senin söylediklerine itimad ederler, kendilerini tehlikeli işlere atma. Seni kurtuluşa götürecek şeylere tâbi olmalısın. Allah kitabında şöyle buyurmuştur;« Muhacirlerle Ensar´dan birinci dereceyi kaZananlar...» Yine Allah Teâlâ buyurur: «O halde sözü dinleyip en güzeline uyan kullarımı mücdeie...» İnsanlar Medine halkına tabidirler. Çünkü hicret oraya yapılmış, Kur´an orada inmiş, haram ve helâl orada bildi­rilmiştir. Ayrıca Hz. Peygamber onların arasında yaşadı. Onlar vahye, Kur´an´ın inişine şahid oldular. Peygamber onlara emir veriyor, onlar da ona itaat ediyorlardı. Yüce Mevlâ onun vefatını dileyerek kendi nezdine davet edinceye kadar o, onlara sünnetlerini anlattı, onlar da ona uydu. Allah´ın salât ve selâmı, rahmet ve berekâtı ona olsun.»

«Peygamberden sonra»ümmeti arasında insanların ona tâbi olan­larından işbaşına geçenler yeni olaylarla karşılaştılar. Bunlar bildiklerini yerine getirmişler, tatbik etmişlerdir, bilmediklerini de sormuşlar, yaptık­ları ictihadlarda ve ilk zamanlarda kuvvetli bulduklarını almışlardır. Eğer birisi onlara muhalefet ederek daha kuvvetli ve daha üstün birşey söylemişse, kendi görüşlerini bırakıp onunla amel etmişlerdir.» (Mektubun tamamı 1. kısmın 102´nci bendindedir.) Bu açık sözlerden görüyorsun ki, sahabe kavillerini almak lâzımdır. Onların kavillerinden başka türlüsünü söyleyen veya onların fetvaların­dan daha kuvvetlisi vardır, diyenlerin sözlerini terkederdi. Ve bu sözle­rinde onların kavillerini almağa onu sevk eden sebebi açıkça söylüyor ki, onların Muhacir ve Ensar´dan ilk Müslüman olanlardır. Bu dine hizmetleri vardır. Allah Teâfa, onlara uyanları medih ve sena etmiştir. Hiç şüphe yok ki, onların kavillerini almak, onlara tâbi olmaktır. Onları Kur´an öğmüştür, Hz. Peygamberin Asrı Saadetinde yaşamışlardır, vahiy inerken hazır bulunmuşlardır. Peygamber onlara buyurur, onlar itaat ederlerdi, buyruğuna uyarlardı. Sünneti beyan eder, onlar ona tâbi olurlardı. Onlar bu dini en iyi bilenlerdir. Hz. Peygamberin sünnetini en iyi tanıyanlardır, onların kavillerini almak, sünneti almaktır, ona uymak­tır. .


126- Sahabe Kavillerini, Sünnetten Sayması:



İmam Mâlik´in görüşüne göre,sünnet Ashab-ı Kiram´ın kabullendik­leri şeydir. Nasıl ki, Ömer b. Abdülaziz sünneti yaymak, neşretmek istediği zaman sahabe fetvalarını ve yargılarını toplamayı emretmiştir. O bu âdil halifenin bu sözünü nakleder dururdu. Hz. Peygamber Aley-hisselam sünnetler vaz´etti, ondan sonra emir sahipleri de bazı sünnet­ler vaz´ettiler. Onları almak Allah´ın kitabını tasdiktir. Ona itaat tamam­lamaktır, dini kuvvetlendirmektir. Kimsenin onları bozmak ve değiştirmek yetkisi yoktur. Onlara muhalif Rey´in bir değeri olmaz. Onların sünnetine uyan, hidayeti bulur. Onlardan yardımlanan yardım görür. Onlara muhalefet edip mü´minlerin yolundan başka bir yol tutanı, Allah kendi haline bırakır, onun varacağı yer cehennemdir. Orası ne kötü yerdir.[1]

Ömer İbni Abdülaziz´in sözü, Mâlik´in çok hoşuna giderdi, onu tutardı Onu alıp ona göre yol tutmak, sağlam sünnete uymaktır. O bunu tuttu Muyatta´da, Hz. Peygamberin Hadisleri yanısıra sahabe fetvala­rına da yer verdi. Hz. Peygamberin Hadislerini toplayıp yazdığı gibi onların fetvalarını ve yargılarını da topladı.


127- Muvatta´da Sahabe Kavilleri:



Muvatta´ı okuyan kimse, onun rivayet ettiği sahabe kavillerini bul­makta hiç de güçlük çekmez, Çünkü Muvatta´da topladıkları boldur. Sen muvatta´ın sahifelerini karıştıracak olursan, gözün mutlaka bir sahabe fetvasına rastlar, mevzumuza misâl bulursun, bunlardan bazıları şun­lardır:

a) Veresiye ödünç verilen bir malın teslim yeri hakkında akid za­manında başka bir yer şart edilirse ne olur? Muvatta´da şöyle diyor: Mâlik´e ulaşmıştır ki, bir adam birisine ödünç yiyecek verdi, ancak başka bir yerde teslim edilmesini şart koştu, Hz. Ömer bunu mekruh gördü, teslim başka yerde olunca taşıma ücreti ne olacak?»dedi. Böy­lece Mâlik, Hz. Ömer´in bu fetvasına dayanarak bu nevi şart koşmayı menetmiştir, Ömer´in kavlini beğenmiştir.[2]

b) Yine Muvatta´da veresiye veren kimse ileride kendisine daha iyisinin ödenmesini şart koşmasına dair şöyle der: «Malik´e ulaştığına göre: Bir adam, Abdullah İbni Ömer´e geldi ve: «Ey Ebû Abdurrahman, dedi. Ben adama ödünç verdim, bana daha iyisini ödemesini şart koştun, Abdullah da: «O ribadır»- dedi. Adam, «bana ne emredersin, ne yapayım» dedi. O da şöyle cevap verdi: «Ödünç vermenin üç yönü vardır: Bir nevlnde Allah rızasını gözetirsin, onda Kârin Allah´ın nzasını kazanmaktır, Bir nev´inde dostunu memnun etmek, onun gönlünü hoşetmek istersin, bu da iyi. Bir nev´i de vardır ki, verdiğin maldan daha iyisini almak istersin, gerçekte temiz malını vermiş, murdarını almış olursun ki, işte bu da ribadır.» Adam öyleyse ben ne yapayım, dedi. O da, yaptığın sözleşmeyi bozarsın, dedi, verdiğin malın mislini verirse, kabul edersin, verdiğinden daha aşağısını verirse, alırsan, ecrini görür­sün. Eğer kendiliğinden daha iyisini verirse, bu sana bir teşekkürü demektir, mühlet verip beklediğinin karşılığıdır.

İmam Malik, bu görüşü aldı. Bir kimse ileride ödenmek üzere bir şey verir, daha fazla veya daha iyisi ödenmesini şart koşarsa, bu batıl olur, ancak verdiğini alır. En iyisi müddeti bekler, müddet bitince alır,

şart batıldır.

c) Yine bu nev´iden bir misâl şudur. Hibe, kabz edilmeden önce ölüm veya hastalık vukubûlursa batıl olur. Bunda Hz. Ebû Bekir´in ve Hz. Ömer´in fetvalarını almıştır. Muvatta´da şöyle der: «Mâlik İbni Şi-habdan, o da Urve b. Zübeyr´den, o da Hz. Peygamber Aleyhisselâm´ın zevcesi Aişe´den rivayet ediyor, Hz. âişe demiştir ki, babası Hz. Ebû Bekir´in Medine´nin kenarında Aliye denen yerdeki malından ona yirmi yük hurma hibe etmişti. Ölüm hastalığı halinde Aişe´ye demiş ki: Ey kızcağızım en istediğim şey benden sonra senin varlıklı olmandır, benden sonra senin yoksulluğun bana çok ağır gelen birşeydir. Ben sana yirmi yük kadar hibe etmiştim,´ eğer onları sana verip teslim etseydim, onlar senin olurdu, fakat bugün onlar artık miraö malına dahil kalıyor, onlarda erkek ve kız kardeşlerinin hakkı var, onları Allah´ın kitabına göre aranızda taksim edin.»[3]

Muvatta´da aynı yerde şu da var: Mâlik, İbni Şihab´dan, o Urve b. Zübeyr´den... Hz. Ömer b. Hattab şöyle demiştir: Ne oluyor bu adam-lara da oğullarına hibe yapıp duruyorlar, sonra da ellerinde tutuyorlar. Eğer onlardan birinin oğlu ölürse, malım benim elimde, onu bir kimseye vermedim diyor. Eğer o kendisi ölür veya ölümü yaklaşırsa, o zaman da: Onu oğluma vermiştim, diyor. Bir kimse hibe yaparsa onu ayırıp, versin, ölmeden bunu yapsın, yoksa batıl olur. İmam Mâlik, Hz. Ebû Bekir´in ve Hz. Ömer´den nakil olunan bu iki rivayeti almıştır.(Allah cümlesinden razı olsun).


128- Mâlik, Sünnet İmamıdır:


Görüldüğü üzere İmarn Mâlik sahabe fetvalarını çok alırdı ve onları sünnetten sayardı. Onları çok alması nedeniyle, ŞâtibVye göre, çağında sünnet imamı sayıldı. Muvafakât´ta şöyle der: «İmam Mâlik ashaba bu derece önem verip onların hidayetine uyanları, onların sünneti üzere olanları yüksek tutmağa, Allah Teâiâ onu başkalarına da örnek kıldı. Mâlik´in çağında yaşayanlar, onun asarına tâbi oldular, onun işlerine uydular. Bu da onun Allah´ın ve Resulünün öğdüğü kimselere uyması bereketiyle olmuştur. Çünkü o ashabdan Allah razı olsun, onlar da Allah´ın rızasını kazanmışlardır. Onlar Allah´ın taifesidir. Allah Teâlâ söyle buyurur: «Bilmiş olun ki, Allah´ın taifesi, felah bulanlar ise işte onlardır.» .


129- Sahabe Kavilleri ve İmamların Tutumu:



İmam Mâlik´in sahabe fetvalarına ve yargılarına bakışı böyledir. İmam Mâlik ve İmam Ahmet (Allah onlardan razı olsun) sahabe fetvalarını almakta diğerlerinden çok daha ileridirler. Onlara çok önem verirler, onlara sarılırlar, onları birer kaide ittihaz ederler. Sahabe fetva ve kavillerini, diğerlerinde aradıkları şartlan aramaksızın alıp kabul ederler. Halbuki başkalarında zayi, vasıf, tutum, görüş ve saire ararlar. Görüşleri arasında ihtilaf bulunursa, o zaman sayıca çok cemaate en yakın olanlar seçilir. Sahabe hakkındaki bu meselenin aslında dört i...
[Bu mesajın devamını görebilmek için kayıt olun ya da giriş yapın
Bu Sayfayi Paylas
Facebook'a Ekle
Moderatöre Bildir   Kayıtlı
Müslüman
Anahtar Kelime
*****
Offline Pasif

Mesajlar: 132.038


View Profile
Re: 3. delil sahabe kavilleri tabii fetvalari
« Posted on: 03 Haziran 2020, 21:24:24 »

 
      uyari
Allah-ın (c.c) Selamı Rahmeti ve Ruhu Revani Nuru Muhammed (a.s.v) Efendimizin şefaati Siz Din Kardeşlerimizin Üzerine Olsun.İlimdünyamıza hoşgeldiniz. Ben din kardeşiniz olarak ilim & bilim sitemizden sınırsız bir şekilde yararlanebilmeniz için sitemize üye olmanızı ve bu 3 günlük dünyada ilimdaş kardeşlerinize sitemize üye olarak destek olmanızı tavsiye ederim. Neden sizde bu ilim feyzinden nasibinizi almayasınız ki ? Haydi din kardeşim sende üye ol !.

giris  kayit
Anahtar Kelimeler: 3. delil sahabe kavilleri tabii fetvalari rüya tabiri,3. delil sahabe kavilleri tabii fetvalari mekke canlı, 3. delil sahabe kavilleri tabii fetvalari kabe canlı yayın, 3. delil sahabe kavilleri tabii fetvalari Üç boyutlu kuran oku 3. delil sahabe kavilleri tabii fetvalari kuran ı kerim, 3. delil sahabe kavilleri tabii fetvalari peygamber kıssaları,3. delil sahabe kavilleri tabii fetvalari ilitam ders soruları, 3. delil sahabe kavilleri tabii fetvalariönlisans arapça,
Logged
Sayfa: [1]   Yukarı git
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

TinyPortal v1.0 beta 4 © Bloc
|harita|Site Map|Sitemap|Arşiv|Wap|Wap2|Wap Forum|urllist.txt|XML|urllist.php|Rss|GoogleTagged|
|Sitemap1|Sitema2|Sitemap3|Sitema4|Sitema5|urllist|
Powered by SMF 1.1.21 | SMF © 2006-2009, Simple Machines
islami Theme By Tema Alıntı değildir Renkli Theme tabanı kullanılmıştır burak kardeşime teşekkürler... &