ilitam ,arapça klavye, ilahiyat, önlisans > Forum > ๑۩۞۩๑ Güncel Haberler & Tarihden Başlıklar ๑۩۞۩๑ > ilimdunyasi.com Haberleri > Çin'de İslâm'ın 1350. yılı
Sayfa: [1]   Aşağı git
  Yazdır  
Gönderen Konu: Çin'de İslâm'ın 1350. yılı  (Okunma Sayısı 859 defa)
22 Temmuz 2009, 18:32:28
Zehibe

Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 31.682



Site
« : 22 Temmuz 2009, 18:32:28 »





İstanbul’da bir tek camii yokken, Çin’in Guangzhou liman şehrinde 651 yılında ilk camii çoktan ibadete açılmıştı bile
Tarihi verileri masaya koyduğumuzda, şaşırtıcı gerçeklerle karşılaşmak an meselesidir. İslâm’ın doğuşunu temsil eden Peygamber’in Medine’ye hicreti (622) ile İstanbul’un fethi (1453) arasında yaklaşık 8,5 asırlık bir zaman dilimi var. Fakat İslâm’a çok uzak kaldığını düşündüğümüz Çin’in İslâm’la tanışması, Peygamber’in Medine’ye hicretinin sadece 29 sene sonrasına tekabül ediyor.
Bunun anlamı şu: Onbeşinci yüzyılın en azından ilk yarısında İstanbul’da bir tek camii yokken, Uzakdoğu’da Çin’in Guangzhou liman şehrinde 651 yılında ilk camii çoktan ibadete açılmıştı bile.

Bu nasıl olmuş, İslâm’ı Çinlilere kim tanıtmış, ilk Müslümanlar oraya nasıl gitmişler diye merak ediyorsanız, gerçekten de değişik ve ilginç bir öykü bu. Ama bu öykünün Çinliler tarafındaki versiyonu ile bizdeki arasında bazı farklar da yok değil.

İlk tanışma nasıl gerçekleşti?


Önce Çinli tarih kayıtlarını ele alalım. Bu kayıtlara göre, Müslümanlar Çin’e Habeşistan’dan geldi. Habeşistan ilk Müslümanlardan bazılarının Mekke’deki Kureyşlilerin işkencelerinden kaçıp sığındıkları bir ülkeydi. O mülteci grubu içinde Peygamber Efendimizin kızı Rukiye, kocası Osman bin Affan, Sad bin Ebi Vakkas ve daha pek çok tanınmış Sahabi vardı. Peygamberin tavsiyesiyle göç etmişlerdi. Habeş Kralı Necaşi 615 yılında onlara siyasi sığınma hakkı vermişti.

İşte bu kafileden bazıları Arabistan’a geri dönmedi. Çin kayıtlarına göre, Sad ibn Ebi Vakkas ve beraberindeki üç Sahabe, 616 yılında Habeşistan’dan Kral Necaşi’nin de desteğiyle Çin’e doğru deniz seyahati yaptılar. Tang Hanedanlığı dönemindeki bu seyahat, imparator Yung Wei’nin sıcak karşılaması ve heyetin İslâm’ı özgürce anlatmasına izin vermesinden sonrasında, Çin’in ilk camisi olan Fener Kulesi Camii’nin (Guantgta Mosque) inşasıyla sonuçlandı. Bu camiinin diğer bir ismi ise Peygamberimizin anısına atfen Hatıra Camii’dir (Huaisheng Mosque).



Ancak Çin tarafında anlatılan bu tarih, İslâm kaynaklarına bakıldığında pek de doğruları yansıtmıyor. Zira Sad bin Ebi Vakkas, muteber İslâmî kaynaklara göre Habeşistan’a hiç gitmedi. Medine’ye hicret edilene kadar Mekke’de Peygamberimizin yanında baskı ve boykota karşı koydu. Kendisi Allah adına müşriklerin kanını ilk akıtan ve yine onlara ilk ok atan sahabi olarak bilinmektedir. Uhud Savaşı’nda Peygamberimizi müşriklere karşı attığı oklarla korumasıyla ünlenmiş, meşhur Kadisiye Savaşı’nda İranlıların Sasani Krallığı’na son verilmesine ordu komutanı olarak yaptığı katkıyla da yine çok önemli bir görevin üstesinden gelmeyi Allah’ın izniyle başarmıştı. Bu tarih bilgisi göz önüne alındığında, Çin’deki hakiki İslâmî geçmişin daha farklı bir öyküye dayandığı sonucu rahatlıkla çıkarılabilir. O halde işin gerçeği ne? Guangzhou’daki 651 yılında yapılan cami ve Sad bin Ebi Vakkas’a atfedilen türbe ve diğer türbeler kime ait?



Bu sorulara net bir cevap vermek oldukça zor. Ama Sad bin Ebi Vakkas’ın İslâm’ı İran’ın doğusuna taşıdığı dikkate alınırsa, Çinli Müslümanların onun hakkında efsanevi bir anlatıma başvurmuş olması ihtimal dahilindedir.

Dönemin siyasi tablosu


Bir noktayı hatırlatmakta fayda var. Çinliler ile Araplar arasındaki ilk ilişki, İslâm’ın ortaya çıkışından öncedir. Araplar gerek deniz yoluyla gerekse bugün İpek Yolu olarak bilinen kara yoluyla Çinlilerle ticaret yapmaya daha beşinci yüzyıldan itibaren başlamışlardı.

İkinci olarak, dönemin siyasi tablosunu biraz daha yakından incelememiz gerekiyor. İslâm Arabistan yarımadasında gün yüzü gördüğünde dünyada esas olarak üç büyük imparatorluk hüküm sürüyordu. Bunlar Bizans, Sasani ve Çin imparatorluklarıydı. Dünyanın batısı Bizans’ın (Roma’nın), İran ve Orta Asya’ya kadar olan topraklar Sasanilerin (İranlıların), Uzak Doğu ise Çinlilerin egemenliği altındaydı. İslâm’ın Medine’de büyük bir güç halini almaya başlaması, özellikle Bizans ve Sasani devletlerini rahatsız ediyordu. Çünkü sahip oldukları topraklar ellerinden çok büyük bir hızla çıkıyor ve Müslümanların hakimiyetine giriyordu. İslâm ve Müslümanlar onlar için büyük bir tehdit halini almıştı.

İşte bu şartlar altında ilginç bir tarihi kayıtla karşılaşıyoruz. Bizanslılar ve Sasaniler, içinde bulundukları hassas durumun zorlamasıyla, Tang Hanedanlığı (618-907) döneminde Çin’e elçiler gönderiyorlar. Amaçları, dönemin medeniyet ve güç açısından öncü kuvveti olan Çin İmparatorluğu’nu Medine’deki İslâm kuvvetlerine karşı kendi yanlarına çekmek. Kisra’nın büyük oğlu Yezducerd ve Bizans’ın yolladığı elçi, sırasıyla 638 ve 643 yıllarında Tai Tsung’a Arapların kendilerini yenilgiye uğrattıklarını haber verip destek istiyorlar.

Bu istekler ilerleyen yıllarda giderek sıklaşınca, 650 yılında Tai Tsung’un oğlu Kao Tsung, üçüncü halife Osman bin Affan’a özellikle İranlıları savunmak adına bir elçi heyeti gönderiyor. Halife Osman (r.a), buna karşılık, 651 yılında generallerinden birisini Sian’a gönderiyor. Muhtemelen, Müslümanlar ile Çinlilerin Çin topraklarındaki ilk teması da bu şekilde gerçekleşmiş oluyor. İslâm hakkında bilgi alan Çin imparatoru, kayıtlara bakılırsa, namaz oruç gibi ibadetlerin zor gelmesinden dolayı kendisi Müslüman olmasa bile, bu dinin kendi topraklarında tanıtılmasına izin veriyor. Sonuçta, son Sasani Kralı’nın destek talebine de haliyle bu şekilde olumsuz yanıt vermiş oluyor.

Siyasi açıdan bakacak olursak, Emeviler döneminde Orta Asya, Hindistan, Kuzey Afrika ve İspanya’nın fethedilmesinden sonra Çinliler ile Müslümanların ilişkileri de farklı bir hâl alıyor. Artık sınır komşusu olan zamanın bu iki küresel gücünden Emeviler, Kuteybe bin Müslim’in önderliğinde Orta Asya’nın ilerisine doğru toprak kazanmaya devam ediyor.

İslâm kuvvetlerinin Emeviler hakimiyeti altında bu ilerleyişi yaklaşık 730’lu yıllara kadar sürüyor. Fakat bu yıllarda hem Endülüs Emevilerinin Fransa’da Haçlı ordusuna yenilmesi hem de Emevilerin yerine Abbasilerin geçmesinin ardından gerek Batı’ya gerek Doğu’ya doğru gerçekleşen bu fetihler duruyor.

Çinli Müslümanların ataları

Dünyada geçerli olan ana siyasi tablo böyle iken, Çin topraklarında İslâm’ın ilk tebliğinin ardından Müslümanların kaderi de yavaş yavaş şekilleniyor tabi.

Doğrusunu söylemek gerekirse, Üçüncü Halife Hazreti Osman’dan sonra Emevi ve Abbasi dönemlerinde İslâm’ı tebliğ etmek amacıyla Çin’e altı heyet daha gönderilmiş olmasına ve bunların çok sıcak bir şekilde misafir edilmelerine karşın, Çinliler kendilerine bir din olarak seçecek kadar İslâm’ı benimsemiyorlar. Fakat başta Tang Hanedanlığı (618-907), ondan sonra gelen Sung (960-1279) ve Ming Hanedanlığı (1368-1644) dönemlerinde Çinlilerin İslâm hakkındaki düşüncelerinin son derece olumlu olduğu da sır değil. Hiç kuşkusuz, bunda İslâm’ın ilkelerini Konfiçyüs öğretisine yakın bulmaları önemli bir rol oynuyor. İslâm’ın Çin’de Ching Zhen Jiao (Temiz ve Hakiki bir Din) olarak bilinmesi de, bunun bir göstergesi.



Peki Çinli Müslümanların ilk atalarını kimler oluşturuyor? Bu sorunun cevabı da yine siyasi ilişkilerde gizli dersek yanlış söylemiş olmayız. 755 yılında Çin’deki bir iç karışıklık nedeniyle İmparator Hasuan Tsung, Abbasi Halifesi Ebu Cafer’den yardım istiyor. Cafer, 4000 Müslüman askeri imparatorun yardımına göndererek cevap veriyor. Sian ve Honanfu’da çıkan ayaklanma böylece bastırılıyor, ama bu Müslüman askerler bir daha geri dönmeyip Çin’e yerleşiyorlar.

Yine 770’lerde 300 bin Tibetlinin Çin’in başşehrini işgalinin ardından Ebu Cafer’in gönderdiği yardım amaçlı çok sayıda asker de geri dönmeyip Çin’de kalanlardan. İlk grup Batı Çin’e yerleşirken, ikinci grup Batı Çin’in yanı sıra Yunnan ve Güney Çin’e de yerleşiyorlar. İşte bugünkü Çinli Müslümanların atalarını bu askerler oluşturuyor.

Çin’e sonradan giden bu Müslüman askerler sayesinde pekçok Çinli İslâm’ı kabul ediyor. Bunlar arasında Hui adıyla bilinen Çinli büyük bir etnik grup da bulunuyor. Günümüzde Çin’e gidenlerin ifade ettiği gibi, Müslüman Çinliler ile Müslüman olmayan Çinlileri ibadetleri hariç birbirlerinden ayırd etmek imkânsız gibi bir şey. Bunun sebebi, az önce sözünü ettiğimiz Çin’e yerleşmiş Müslüman Arapların Çinlilerle evlenip zaman içinde isimlerini dahi değiştirmek suretiyle Çin kültürüyle bütünleşmeleri. Özellikle Ming Hanedanlığı döneminde (1368-1644) Müslümanlar etnik açıdan asıl Çinlileri oluşturan Han toplumuyla kültürel açıdan bütünleşiyorlar. Yemek ve giyim kültürlerini Çinlilere uydurmakla kalmıyor; Çince öğreniyor, Çince düşünüyor ve isimlerini dahi değiştiriyorlar (Hasan için Ha, Hüseyin için Hu, Said için Sai gibi). Tabii sonuç olarak, dini ibadet ve görenekleri hariç, artık Müslümanları diğer Çinlilerden ayırmak mümkün olmuyor.

Zor zamanlar

Tarihi kayıtlar 1700’lere kadar Müslümanların özgürce dinlerini yaşadıkları, ülkenin büyük bir ekonomik gücü oldukları, ithalat ve ihracat işlerinde söz sahibi olduklarını gösteriyor. Özellikle orduda yükselerek ülke yönetiminde söz sahibi olan Müslümanlara rastlanıyor. Bu yıllarda Müslümanlar pekçok cami, okul ve medrese inşa ediyorlar. Buralara Rusya ve Hindistan’dan bile öğrenciler geliyor. Örneğin 1790’da Çin’de 30 bin Müslüman öğrencinin eğitim gördüğüne dair bilgiler mevcut. Yine, İmam Buhari’nin doğum ye...
[Bu mesajın devamını görebilmek için kayıt olun ya da giriş yapın
Bu Sayfayi Paylas
Facebook'a Ekle
Moderatöre Bildir   Kayıtlı
Müslüman
Anahtar Kelime
*****
Offline Pasif

Mesajlar: 132.038


View Profile
Re: Çin'de İslâm'ın 1350. yılı
« Posted on: 28 Mayıs 2020, 04:17:26 »

 
      uyari
Allah-ın (c.c) Selamı Rahmeti ve Ruhu Revani Nuru Muhammed (a.s.v) Efendimizin şefaati Siz Din Kardeşlerimizin Üzerine Olsun.İlimdünyamıza hoşgeldiniz. Ben din kardeşiniz olarak ilim & bilim sitemizden sınırsız bir şekilde yararlanebilmeniz için sitemize üye olmanızı ve bu 3 günlük dünyada ilimdaş kardeşlerinize sitemize üye olarak destek olmanızı tavsiye ederim. Neden sizde bu ilim feyzinden nasibinizi almayasınız ki ? Haydi din kardeşim sende üye ol !.

giris  kayit
Anahtar Kelimeler: Çin'de İslâm'ın 1350. yılı rüya tabiri,Çin'de İslâm'ın 1350. yılı mekke canlı, Çin'de İslâm'ın 1350. yılı kabe canlı yayın, Çin'de İslâm'ın 1350. yılı Üç boyutlu kuran oku Çin'de İslâm'ın 1350. yılı kuran ı kerim, Çin'de İslâm'ın 1350. yılı peygamber kıssaları,Çin'de İslâm'ın 1350. yılı ilitam ders soruları, Çin'de İslâm'ın 1350. yılıönlisans arapça,
Logged
Sayfa: [1]   Yukarı git
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

TinyPortal v1.0 beta 4 © Bloc
|harita|Site Map|Sitemap|Arşiv|Wap|Wap2|Wap Forum|urllist.txt|XML|urllist.php|Rss|GoogleTagged|
|Sitemap1|Sitema2|Sitemap3|Sitema4|Sitema5|urllist|
Powered by SMF 1.1.21 | SMF © 2006-2009, Simple Machines
islami Theme By Tema Alıntı değildir Renkli Theme tabanı kullanılmıştır burak kardeşime teşekkürler... &