ilitam ,arapça klavye, ilahiyat, önlisans > Forum > ๑۩۞۩๑ Güncel Haberler & Tarihden Başlıklar ๑۩۞۩๑ > ilimdunyasi.com Haberleri > Çin'de bir Osmanlı Üniversitesi
Sayfa: [1]   Aşağı git
  Yazdır  
Gönderen Konu: Çin'de bir Osmanlı Üniversitesi  (Okunma Sayısı 816 defa)
29 Aralık 2009, 01:42:42
Zehibe

Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 31.682



Site
« : 29 Aralık 2009, 01:42:42 »





II. Abdülhamid döneminde dünya üzerinde ulaşılmadık Müslüman coğrafya kalmamıştı neredeyse.

II. Abdülhamid döneminde dünya üzerinde ulaşılmadık Müslüman coğrafya kalmamıştı neredeyse. Abdülhamid Han, bir taraftan Osmanlı'yı yeniden imar etmiş, diğer taraftan Filipinler'e kadar uzanıp Müslümanların sıkıntılarını gidermişti. Pekin'de 1908'de kurdurduğu ve hâlâ ayaktaki Hamidiye Üniversitesi onun Çin'e vurduğu mühürdü. Aksiyon dergisi, Hamidiye Üniversitesi'nin bilinmeyen hikâyesini yazdı… İşte, güncel fotoğraflar ve görüntülerle binlerce kilometre uzaklıktaki asırlık Osmanlı üniversitesinin hikâyesi…

108 YIL ÖNCE İSTANBUL'DAN İLK HAREKET…

28 Nisan 1901'de İstanbul'dan sesiz sedasız yola çıkan, İzmir ve İskenderiye'ye uğrayıp Kızıldeniz'i aşarak Uzak Doğu'ya yönelen Nemçe (Avusturya) vapuru Batı'nın bölgedeki ajan ve diplomatlarını hareketlendirmişti. Vapur henüz Çin'e ulaşmadan Pekin'deki Batılı sefaretler başkentlerine kriptolu mesajlar gönderir: "İstanbul'daki 'kurnaz Sultan' Çinli Müslümanları kendine çekmek üzere yeni hamlelere girişti. 9 kişilik temsil heyeti Çin'e geliyor." Osmanlı temsil heyeti uzun ve meşakkatli bir yolculuğun ardından Çin'e ulaştığında, bölgede âdeta bayram havası eser. Şanghay Limanı'na gelen vapuru görmek isteyen Çinli Müslümanlar izdihama yol açar. Sadece Batılı gazeteler değil, tüm dünya basını bu kritik ziyarete geniş yer verir o tarihlerde.



Çin yönetimi, ülkelerine gelen Osmanlı heyetini memnuniyetle karşılasa da, o dönemde bu ülkeyi sömüren Batılı ülkeler tedirgindi. Bizzat Sultan II. Abdülhamid tarafından görevlendirilen Mirliva (Tuğgeneral) Enver Paşa'nın hangi amaçla Çin'e geldiğini merak ediyorlardı. Hâliyle paşa, ikinci eşi, iki kâtip, iki âlim, iki asker ve uşaklardan oluşan heyet yaklaşık 4 ay süren ziyaret boyunca Batılı ajan ve elçilerin çemberindeydi. Akıcı Fransızcası, etkileyici hitabetiyle Enver Paşa, Çinli Müslümanlar ve yabancı elçilere II. Abdülhamid'in barış mesajlarını getirmek için geldiklerini söylüyordu. Ama Batılılar bu açıklamayı pek inandırıcı bulmamıştı.

Haddi zatında ziyaretin görünen sebebi Çin'de son yıllarda patlak veren, özellikle sömürgeci Alman ve İngilizleri hedef alan ayaklanmaları yatıştırmaktı. Zira, 1901'deki Boxer isyanında, Pekin'deki Alman Büyükelçisi Kettler sokak ortasında öldürülüp cesedi sürüklenince dönemin Alman İmparatoru Kaiser II. Wilhelm, hususi ilişkisi bulunduğu II. Abdülhamid'den yardım istemiş, aralarında Müslümanların da bulunduğu isyancıları bastırmak üzere Çin'e birlik göndermesini talep etmişti. Çin'i cezalandırmak isteyen bazı Batılı devletler karma birlik de gönderir bu dönemde. Ancak 30 milyonluk Osmanlı, o dönemde tahmini 50-60 milyon Çinli Müslüman'ın (toplam nüfus 500 milyon) tepkisini çekmemek için bu ülkeye askerî birlik göndermekten geri duruyordu. Bununla birlikte Batı'yla kurduğu dengeleri koruma arzusundaydı; özelikle Almanlarla olanı.

Diplomasideki mahareti bilinen II. Abdülhamid, hem Osmanlı-Alman ilişkilerini zedelemeyecek hem de Çinli Müslümanları İstanbul'a meylettirecek bir formül buldu. Şeyhülislam Cemaleddin Efendi'nin de oluruyla 'Nasihat Heyeti' adı altında dokuz kişiden oluşan bir temsilci grubunun Çin'e gönderilmesini istedi. Sultan, bu kritik göreve, Yıldız'ın parlak subaylarından Enver Paşa'yı seçti. Yanına Kurmay Binbaşı Nâzım Bey verildi. Heyette ayrıca din adamı sıfatıyla Mustafa Şükrü Efendi yer aldı (rahmetli başbakanlardan Bülent Ecevit'in dedesi).

BATILI AJAN VE ELÇİLER HEYETİ TAKİP ETTİ

Devlet hazinesinden karşılanan 500 Türk lirasıyla yola çıkan ve bir ay süren yorucu seyahatin ardından mayıs (1901) başında Şanghay Limanı'na ulaşan Türk heyeti, sadece bu kentteki Müslümanlarla görüşmekle kalmamış, Çinli Müslümanların yoğunlukta olduğu bölgelere geziler düzenlemişti. Heyet, bu tür buluşmaları fırsat bilip 'Müslümanların Halifesi' sıfatıyla II. Abdülhamid adına yazılan ve Çinceye tercüme edilen beyannameler dağıtır. Cuma namazlarına iştirak edip Sultan adına hutbeler okutur. Batılı elçiler, heyetin 'ayaklanmaları yatıştırma' gibi bir misyonu olmadığını, giriştiği faaliyetlerde Çinli Müslümanları Halife Abdülhamid himayesinde toplamaya çalıştığını görünce Enver Paşa ve grubuyla teması keser. Hatta Batılılar bu duruma o kadar içerler ki Enver Paşa'yı karşılayan Alman elçisi bile bir daha uğramaz heyetin yanına.

II. Abdülhamid'in Batı'yı bir kez daha oyuna getirdiğini düşünen Pekin'deki Fransız Büyükelçisi, 4 Haziran 1901'de Paris'e şu mesajı geçer: "Sayın Bakan, Zât-ı âlileri, mektubuna ek olarak, Sultan tarafından Çin Müslümanlarıyla ilişki kurmak üzere görevlendirilmiş olan Türk heyeti konusundaki genelgeyi bulacaklardır… Şimdiki şartlar muvacehesinde, Alman hükûmeti tarafından tavsiye edildiği söylenen bu konudaki Bâb-i Ali niyetlerini öğrenmekte fayda mülâhaza ediyorum. Kouang-Si, Kouang-Tong ve özellikle Müslümanların yoğun olduğu Yunnan'da gelişen bir Pan-İslamist hareket tehlikeli olabilir ve ben neye mal olursa olsun, İstanbul'daki elçimizden Enver Paşa heyetinin gayesi hakkında bilgi elde etmeye çalışacağım… Bizim Hindo-Çin'deki sömürgelerimize komşu olan bölgelerde çok sayıda Müslüman olması hasebiyle, bu heyet, çok yakından izlememiz gereken Pan-İslamist temayüllerin bir işareti olabilir… Şanghay'da konaklayan heyetin gerçek

Yaklaşık 4 ay süren bu kritik sefer sırasında Enver Paşa ve heyeti maddi sıkıntılar yaşar. Batı karşıtı Ruslar bu fırsatı kaçırmaz, heyetin yardımına koşar. Enver Paşa'nın ikinci eşinin Avusturyalı olması onlara avantaj sağlar. Çin'deki Avusturya sefareti de Türk heyetine destek verir. Enver Paşa, dönüş hazırlığına başladığı günlerde, Rus Çarı'ndan bir telgraf alır. Çar, Enver Paşa'yı Rusya'ya davet etmektedir. İstanbul'dan alınan onayın ardından Çin'den Rusya'ya geçilir. Heyet orada da ilgiyle karşılanır.



Osmanlı'nın, sömürgeci Batı güçleri karşısında, İslam ülkelerinden alacağı destekle ayakta kalabileceğini hesaplayan Halife II. Abdülhamid, heyetin ardından Çinli Müslümanlarla kurulan bağları geliştirmekten geri durmaz. Bu amaçla Enver Paşa'nın ardından, en gözde adamı Muhammed Ali'yi (bazı kaynaklara göre en iyi hafiyesi) 1902 yılında gizlice Çin'e gönderir. Molla giyinişli, 'turist âlim' imajını kullanarak Çin'in iç kısımlarında gezen Muhammed Ali, Müslümanlarla ciddi bağlantılar kurar. Arapça ve İngilizce bilmesi bu noktada çok etkili olur. İkna ettiği Müslüman ailelerin çocuklarını İstanbul'a eğitime gönderir. Muhammed Ali, bir taraftan ihtiyaç sahibi Çinli Müslümanlara İstanbul'dan gelen maddi yardımları dağıtırken, diğer yandan bölgedeki gelişmeleri sık sık yolladığı raporlarla Yıldız'a aktarır. Sultan II. Abdülhamid bu raporları, 500 milyonluk ülkedeki 50-70 milyon Müslüman'ı İstanbul'a bağlamak için geliştirdiği stratejilerinde kullanıyordu. Muhammed Ali, o dönemde Çinli Müslümanların itibar ettiği İmam Wang Haoren ile temasa geçer. İmam Haoren'e Osmanlıyı ve Sultan Abdülhamid'in İslam dünyasında hayata geçirmek istediği projeleri anlatır.

Çin'de o dönemin önemli Müslüman âlimlerinden biri olarak gösterilen İmam Wang Haoren (1848-1919), medresedeki eğitim ve öğretimin geliştirilmesi fikrini savunuyordu. Daha önce sadece Arapça eğitim veren Çin'deki Müslüman medreselere Çin kültürü ve Çince derslerini ilk dâhil eden de yenilikçi İmam Haoren oluyor. Haoren'nun adı Çin tarihinde 'köprüleri birleştiren eğitmen', 'sosyal aktivist' sıfatlarıyla anılıyor.

Haoren, kendisine ulaşan bu gayriresmî Osmanlı elçisinden ve modern eğitim seferberliğine girişen II. Abdülhamid'den çok etkilenir. 1906'da talebesi Ma Debao ile çıktığı hac ziyaretinin ardından Mekke'den İstanbul'a geçer. II. Abdülhamid tarafından çok sıcak karşılanır. Haoren, İstanbul'da bulunduğu günlerde, Osmanlı eğitim sitemini inceler, İslam konusundaki hassasiyetleri gözlemler. Tespit ettiği farklıkları not alır. Çin'e döndüğünde sohbet ve hutbelerinde Osmanlı'dan, Sultan ve Türklerin Müslümanlığından bahseder.

II. Abdülhamid, İstanbul'a kadar gelen bu Çinli kanaat önderini eli boş göndermez. O dönemde Çin'de İslami eser pek bulunmadığı gerekçesiyle Haoren'e binin üzerinde kitap hediye eder ve bunları diğer Çinli âlimlerle paylaşmasını ister. Çinli kaynaklar bu eserlerden birkaçının günümüze ulaştığını ifade ediyor. II. Abdülhamid, İmam Haoren'e Pekin'de bir üniversite açma düşüncesinden bahseder. Modern eğitim yanlısı Haoren bu konuda Sultan'a elinden gelen her türlü yardımı sağlayacağını belirtir.

İstanbul'daki buluşmanın ardından henüz bir yıl geçmiştir ki Haoren'in kapısı çalınır. II. Abdülhamid'in okul açmak için Pekin'e gönderdiği iki Osmanlı muallimi ondan katkı beklemektedir. Yunnan bölgesindeki Müslümanların imamı Haoren, Muallim Ali Rıza Efendi ile Muallim Bursalı Hafız Hasan Efendi'yi Niujie Camii'ne götürür. Burada cemaate 10 bin kilometre öteden gelen bu Türk muallimlerin okul açma planını anlatır. O dönemde Niujie Camii Müslümanların buluşma mekânıdır. Çinli Müslümanlar bu caminin arka bahçesini Türk hocalara verir. Burada boş tutulan bir bina onarılır, yanına iki derslik daha inşa edilir. Çinli Müslümanlar Osmanlı bayrağının dalgalandığı derslikleri bir an önce faaliyete geçirmek için yardımcı da olur Türklere. İstanbul'dan gelen direktife bölgede Müslüman âlime duyulan ihtiyaç eklenince okulun üniversite seviyesinde açılmasına karar verilir.

Bir yıl süren çalışmaların ardından, 1908'de gözyaşları ve dualarla açılır Dâru'l-Ulûmi'l-Hamidîyye (Pekin Hamidiye Üniversitesi). Okul kısa zamanda Osma...
[Bu mesajın devamını görebilmek için kayıt olun ya da giriş yapın
Bu Sayfayi Paylas
Facebook'a Ekle
Moderatöre Bildir   Kayıtlı
Müslüman
Anahtar Kelime
*****
Offline Pasif

Mesajlar: 132.038


View Profile
Re: Çin'de bir Osmanlı Üniversitesi
« Posted on: 16 Eylül 2019, 05:45:10 »

 
      uyari
Allah-ın (c.c) Selamı Rahmeti ve Ruhu Revani Nuru Muhammed (a.s.v) Efendimizin şefaati Siz Din Kardeşlerimizin Üzerine Olsun.İlimdünyamıza hoşgeldiniz. Ben din kardeşiniz olarak ilim & bilim sitemizden sınırsız bir şekilde yararlanebilmeniz için sitemize üye olmanızı ve bu 3 günlük dünyada ilimdaş kardeşlerinize sitemize üye olarak destek olmanızı tavsiye ederim. Neden sizde bu ilim feyzinden nasibinizi almayasınız ki ? Haydi din kardeşim sende üye ol !.

giris  kayit
Anahtar Kelimeler: Çin'de bir Osmanlı Üniversitesi rüya tabiri,Çin'de bir Osmanlı Üniversitesi mekke canlı, Çin'de bir Osmanlı Üniversitesi kabe canlı yayın, Çin'de bir Osmanlı Üniversitesi Üç boyutlu kuran oku Çin'de bir Osmanlı Üniversitesi kuran ı kerim, Çin'de bir Osmanlı Üniversitesi peygamber kıssaları,Çin'de bir Osmanlı Üniversitesi ilitam ders soruları, Çin'de bir Osmanlı Üniversitesiönlisans arapça,
Logged
29 Aralık 2009, 01:56:16
zahdem

Çevrimdışı Çevrimdışı

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 2.060


Site
« Yanıtla #1 : 29 Aralık 2009, 01:56:16 »

ecdadımız ayak bastığı her yere bir eser bırakmış.maaşAllah biz yıkmaya yetişemiyoruz :-X
[Bu mesajın devamını görebilmek için kayıt olun ya da giriş yapın
Bu Sayfayi Paylas
Facebook'a Ekle
Moderatöre Bildir   Kayıtlı

Sayfa: [1]   Yukarı git
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

TinyPortal v1.0 beta 4 © Bloc
|harita|Site Map|Sitemap|Arşiv|Wap|Wap2|Wap Forum|urllist.txt|XML|urllist.php|Rss|GoogleTagged|
|Sitemap1|Sitema2|Sitemap3|Sitema4|Sitema5|urllist|
Powered by SMF 1.1.21 | SMF © 2006-2009, Simple Machines
islami Theme By Tema Alıntı değildir Renkli Theme tabanı kullanılmıştır burak kardeşime teşekkürler... &