ilitam ,arapça klavye, ilahiyat, önlisans > Forum > ๑۩۞۩๑ Kitap Dünyası - İlim Dünyası Kütüphanesi ๑۩۞۩๑ > Tasavvuf Eserleri > İhya-u Ulumiddin 1-2 > Dâvete İcabet Etmenin Âdâbı
Sayfa: [1]   Aşağı git
  Yazdır  
Gönderen Konu: Dâvete İcabet Etmenin Âdâbı  (Okunma Sayısı 627 defa)
01 Şubat 2010, 13:52:48
ღAşkullahღ
Muhabbetullah
Admin
*
Çevrimdışı Çevrimdışı

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 25.839



Site
« : 01 Şubat 2010, 13:52:48 »



Dâvete İcabet Etmenin Âdâbı

Davete icâbet etmenin âdâbı beş´tir:

1. Fakir zengin ayırımı yapılmamalıdır. Eğer fakirinkine değil de sadece zenginin davetine icabet edilirse, böyle bir hareket yasaklanmış olan kibir ve gurur sınıfına girer. Bu sır ve hikmete binâen, seleften bazı kimseler icabetin aslından vazgeçerek nedenini şöyle izah etmişlerdir: ´Çorbayı beklemek zillettir´. Başka biri ´Elimi başkasının çanağına uzattığım zaman, boynum ona karşı bükük ve zelil olur´ demiştir.

Bir kısım mütekebbir vardır ki, zenginlerin dâvetine icabet edip fakirlerin davetine gitmekten imtina ederler! Bu hareket, sünnetin tam tersidir. Çünkü Hz. Peygamber (s.a) köle ve fakir ayırmaksızın herkesin dâvetine icâbet etmiştir.51

Bir ara Hz. Ali´nin oğlu Hz. Hasan (r.a) yolun kenarında oturup dilenen bir grubun yanından geçtiğinde kumlar üzerine yemeklerini serdiklerini gördü. Bu gruba katırının üstündeyken se-lâm verdi. Onlar bu selâma karşılık ´Ey Allah Rasûlü´nün torunu, yemeğimize buyurmaz mısınız?´ dediler. Hz. Hasan ´Elbette gelirim; çünkü Allah Teâlâ kibir gösteren kimseleri sevmez´ deyip katırından indi ve onlarla oturup birlikte yemek yedi. Yemek yedikten sonra tekrar katırına bindi ve ´Ben sizin dâvetinize icâbet ettim, o hâlde siz de benim dâvetime icâbet ediniz´ dedi. Onlar da ´Hay hay, biz de senin dâvetinize icabet ederiz´ dediler. Bunun üzerine onlara belli bir zaman tâyin etti. Onlar o zamanda çıkıp geldiler. Onlara yemeklerin en nefislerini takdim ederek, oturup kendileriyle birlikte yedi.

´Ben elimi kimin çanağına uzatırsam, ona karşı boynum bükük olur´ şeklindeki hükme, ´Bu hüküm sünnete muhaliftir´ diyenin kanâati yanlıştır. Zira davet eden, çağrılanın icâbet etmesine sevinmediği ve onun gelmesini kendisine bir minnet saymadığı takdirde, icâbet etmek, zillet olduğu gibi, çağrılanın boynunda da bu dâvet bir minnet olur.

Hz. Peygamber (s.a) davetlerin tümüne icâbet ederdi. Çünkü bilirdi ki, o davette hazır bulunmasından dolayı yemek sahibi büyük bir minnet yükünü kabul edip, teşriflerini kendisi için dünya ve âhiret azığı olarak görür. Bu nedenle bu durum, hâllerin değişmesiyle değişen bir durumdur. Şöyle ki: Şayet yedirmenin da-vet edene ağır geldiğini, ancak böbürlenmek ve zoraki bir durum için yedirdiğini bilirse, böyle bir davete icabet edilmesi sünnete uygun değildir. Aksine böyle bir dâvete icabet etmemesi için bahaneler uydurması daha uygun bir harekettir. Bundan dolayı seleften biri şöyle demiştir: ´Ancak senin kendinde olan rızkını yediğini ve sana ait olup onun yanında bulunan bir emaneti sana teslim ettiğini, o emanetini kabul ettiğin için de kendisine büyük bir iyilikte bulunduğunu gören ve bilenin yemeğini ye..´.

Sırrı es-Sakatî şöyle demiştir: ´O lokma için âh çekerim ki, onda Allah´a karşı bir mesuliyet olmadığı gibi, herhangi bir mahlûkun da onda minneti yoktur´.

Bu nedenle davete çağrılanın, dâvette herhangi bir minnetin olmadığını bildiği zaman, icâbet etmesi gerektir.

Ebu Turâb en-Nahşâbî şöyle demiştir: ´Bana bir yemek takdim edildi (hiç bir mâni olmadığı halde) yemedim. Bunun üzerine on dört gün aç kaldım. Düşündüm ve bu cezânın sebepsiz yere reddettiğim dâvetten geldiğine kanâat getirdim´.

Mâruf-u Kerhî´ye ´Seni kim dâvet ederse hemen dâvete icâbet ediyorsun´ denildiğinde, ´Ben misafirim, beni nereye oturturlarsa ben orada otururum´ demiştir.

2. Dâvet edenin fakirliği ve rütbece yüksek olmaması, icâbete engel teşkil etmediği gibi, gidilecek mesafenin uzaklığı da engel teşkil etmemelidir. Normal olan her mesafenin icâbete engel olmaması gerekir. Bunun için Tevrat´ta veya semavî kitapların birinde şunlar vardır: ´Hastanın ziyareti için bir millik mesafeye; cenâze teşyii için iki mil; dâvete icabet etmek için üç mil ve Allah için bir arkadaşını ziyaret etmek için de dört mil yol gitmelisin´. Dâvete icâbet ile Allah için ziyaretin daha önemli tutulması, şu hikmetten dolayıdır: Bu iki husus da diriler hakkında yerine getirilmesi gereken hususlardır. Dirinin hakkına öncelik vermek, ölünün hakkına öncelik vermekten daha evlâdır.

Nitekim Hz. Peygamber şöyle buyurmaktadır:
Eğer Gamim denilen mevkide bulunan kürâ´a dâvet edilirsem, şüphesiz icabet ederim.52

Hadîste adı geçen Gamim Medine-i Münevvere´den birkaç mil uzaklıkta bulunan bir yerin adıdır. Hz. Peygamber Ramazan´da Medine´den çıkıp oraya vardığında, orucunu bozar ve her sefere çıkışında oraya vardığında namazını seferî olarak kılardı.53

3. Oruçludur diye davete icabetten kaçınmamalıdır. Aksine dâvete icabet etmesi gerekmektedir. Davete icabet edip hazır olduktan sonra, eğer orucunu bozmak arkadaşını sevindiriyorsa, orucunu hemen bozmalıdır. Orucunu bozup din kardeşine bahşettiği sevinçten elde ettiği sevap, nafile oruçtan elde ettiği sevaptan kat kat üstündür.

Bütün bu hükümler nafile oruç hakkındadır. (Farz oruçta ise böyle birşey sözkonusu değildir).
Eğer davet sahibinin kalbî sevinci kesinlikle sabit olmamışsa, onun zahirî sevincini tasdik ederek orucu bozmalıdır. Eğer kesinlikle dâvet sahibinin samimiyetine inanmayıp, ancak zorakî dâvet ettiğine karar verirse, o zaman orucunu bozmamak için bahaneler uydurup yemekten kaçınmalıdır. Orucunu özür olarak gösterip yemekten kaçınan bir kimse için Hz. Peygamber (s.a) şöyle demiştir.

Kardeşin senin için zorluklara katlanmış ve yemek hazırlamıştır, sen de ´Ben oruçluyum´ diyerek yemekten kaçınıyorsun.54

İbn Abbas şöyle der: ´Nâfile orucunu, arkadaşlarının kalbini hoş etmek için bozmak, iyiliklerin en faziletlilerindendir´.

Öyleyse bu niyetle nâfile orucu bozmak, bir ibâdettir. Güzel bir ahlâktır. Öyleyse böyle yapmanın sevabı, nâfile oruca devam etmenin sevabından daha üstündür. Eğer nâfile oruç tutan zat, orucunu bütün ısrarlara rağmen bozmazsa onun ziyafeti güzel koku sürmek, buhur yakmak ve tatlı konuşmaktır. Göze sürme çekme nin ve kokulu yağlarla yağlanmanın bir çeşit ziyafet olduğu da söylenmektedir. .

4. Yemekte şüphe varsa, yayılan sergiler helâlden değilse, davet yerinde ipekli sergiler serilmişse, gümüş kaplar kullanılıyorsa, dâvet yerinin duvar veya tavanlarında canlıların boy resimleri bulunuyorsa, dinen münker olan çalgılar çalınıyorsa, haram oyunlarla meşgul olunuyorsa, gıybet, yalan şahitlik, iftira, yalan ve benzeri şeyler yapılıyor ve dinletiliyorsa, böyle bir dâvete icabet etmekten şiddetle kaçınılmalıdır.

Bütün bu durumlar, icâbete mânî oldukları gibi, müstehab olmasını ortadan kaldırıp haram ve mekruh hâle getirir. Dâvet eden, zâlim, bid´atçı, fâsık, şerir veya gösteriş meraklısı bir zorba ise, böyle bir kimsenin dâvetine icabet etmemek gerekir.

5. Dâvete icabet etmenin gayesi, karın doyurmak olmamalıdır. Böyle bir durum, dünya için çalışıldığını gösterir. Aksine, âhiret için çalışmak niyetiyle icâbet edip,bunu ispatlamak için çalışmalıdır. Şöyle ki: Dâvete icabet etmekle Hz. Peygamber´in ´Eğer Kur´a bile davet edilsem icabet ederim sözüne uymaya niyet
etmelidir. Davete icâbet etmekle, Allah´a masiyetten korunmaya niyet etmelidir.

Çünkü Hz. Peygamber (s.a) şöyle buyurmuştur:
Çağırana (eğer dinî mahzur yoksa) icâbet etmeyen muhak-kak Allah ve Rasûlü´ne isyân etmiştir.55
İcabet etmekle mü´min kardeşine ikrâm etmeyi niyet etmelidir. Böylece Hz. Peygamber´in yolunda yürümüş olur,

Nitekim Hz. Peygamber şöyle demiştir:
Kim mü´min kardeşine ikramda bulunursa sanki o kimse Allah´a ikram etmiştir.56

Bir mü´mini sevindiren, muhakkak Allah´ı sevindirmiş olur.57

Bu hadîse uyarak davete icabet etmekle çağıranı sevindirmek gibi, davet edenin ziyaretine de niyet etmelidir ki, bu sayede Allah için sevişenlerden olsunlar; zira Allah için sevişmekte Hz. Peygamber karşılıklı ziyaret ve ikramı şart koşmuştur. Böylece bir taraftan ikrâm, diğer taraftan da ziyaret olmuş olur.

Bir kimsenin davete icabet etmemesi yüzünden kötü zanna kapılıp hakkında saçma sapan konuşulmasına meydan vermemelidir. Meselâ icabet etmemesinin, kibir, gurur, kötü ahlâk, müslü man kardeşlerini hakir görmek ve benzeri kötü ahlâklara hamledilmesine fırsat vermemelidir.

Konunun başından buraya kadar zikredilenlerin tümü altı husustur. Dâvete icabet etmesi sadece bunların birisiyle olsa bile, Allah´a yaklaştırıcı ibâdetlerden olur. Acaba hepsi bir arada olursa nasıl olur?

Selef-i sâlihînden biri şöyle demiştir: ´Her amelde, hatta ye-mekte ve içmekte bile benim bir niyetim olmasını sever ve isterim´. Hz. Peygamber (s.a) şöyle demiştir:

Ameller ancak niyet ile vardır. (veya kâmildirler). Her kişi niyet ettiğini elde eder. Bu bakımdan kimin hicreti (gidişi) Allah´a ve O´nun Rasûlü´ne ise, o kimsenin hicreti Allah ve Rasûlü´nedir. Kimin hicreti elde etmek istediği bir dünyalık veya evlenmek istediği bir kadına ise, onun kazancı da kas-dettiği hedeftir.58

Bu hadîsler, bu gibi hükümler hakkında vârid olmuştur.

Niyet ancak mübahlara ve ibadetlere tesir eder. Yasaklarda ise, niyetin zerre kadar müsbet bir tesiri olmaz. Bu bakımdan arkadaşlarını sevindirmek niyetiyle içki içirir veya başka bir haram hususunda yardımda bulunursa, bu niyet, kendisine zerre kadar fayda vermez ve bu hususta ´ameller ancak niyete bağlıdır´ denilemez.

Dahası vardır: Eğer tâat ve ibâdetin tâ kendisi olan gaza ve muhârebe ile şöhret ve ganimeti kast ederse, kötü niyeti onu ibâdet olmaktan çıkarır. Hayırlar ile mübah da böyledir. Ancak iyi niyetle hayır sınıfına girer. Bu bakımdan niyet bu iki kısımda tesir eder. Üçüncü kısım (haram) da ise, hiçbir tesiri yoktur.

Dâvet Olunan Evde Bulunmanın Âdâbı

[Bu mesajın devamını görebilmek için kayıt olun ya da giriş yapın
Bu Sayfayi Paylas
Facebook'a Ekle
Moderatöre Bildir   Kayıtlı
Müslüman
Anahtar Kelime
*****
Offline Pasif

Mesajlar: 132.038


View Profile
Re: Dâvete İcabet Etmenin Âdâbı
« Posted on: 23 Ağustos 2019, 13:49:24 »

 
      uyari
Allah-ın (c.c) Selamı Rahmeti ve Ruhu Revani Nuru Muhammed (a.s.v) Efendimizin şefaati Siz Din Kardeşlerimizin Üzerine Olsun.İlimdünyamıza hoşgeldiniz. Ben din kardeşiniz olarak ilim & bilim sitemizden sınırsız bir şekilde yararlanebilmeniz için sitemize üye olmanızı ve bu 3 günlük dünyada ilimdaş kardeşlerinize sitemize üye olarak destek olmanızı tavsiye ederim. Neden sizde bu ilim feyzinden nasibinizi almayasınız ki ? Haydi din kardeşim sende üye ol !.

giris  kayit
Anahtar Kelimeler: Dâvete İcabet Etmenin Âdâbı rüya tabiri,Dâvete İcabet Etmenin Âdâbı mekke canlı, Dâvete İcabet Etmenin Âdâbı kabe canlı yayın, Dâvete İcabet Etmenin Âdâbı Üç boyutlu kuran oku Dâvete İcabet Etmenin Âdâbı kuran ı kerim, Dâvete İcabet Etmenin Âdâbı peygamber kıssaları,Dâvete İcabet Etmenin Âdâbı ilitam ders soruları, Dâvete İcabet Etmenin Âdâbı önlisans arapça,
Logged
Sayfa: [1]   Yukarı git
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

TinyPortal v1.0 beta 4 © Bloc
|harita|Site Map|Sitemap|Arşiv|Wap|Wap2|Wap Forum|urllist.txt|XML|urllist.php|Rss|GoogleTagged|
|Sitemap1|Sitema2|Sitemap3|Sitema4|Sitema5|urllist|
Powered by SMF 1.1.21 | SMF © 2006-2009, Simple Machines
islami Theme By Tema Alıntı değildir Renkli Theme tabanı kullanılmıştır burak kardeşime teşekkürler... &