ilitam ,arapça klavye, ilahiyat, önlisans > Forum > ๑۩۞۩๑ Kitap Dünyası - İlim Dünyası Kütüphanesi ๑۩۞۩๑ > İslam Tarihi Eserleri > Hz.Peygamberin Savasları > Hudeybiye anlaşması
Sayfa: [1]   Aşağı git
  Yazdır  
Gönderen Konu: Hudeybiye anlaşması  (Okunma Sayısı 1136 defa)
07 Ocak 2011, 15:03:16
Sümeyye

Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 29.261



Site
« : 07 Ocak 2011, 15:03:16 »



Hudeybiye  Anlaşması:


160. hrlanacağı gibi Hz. Peygamber (S.A.), Hendek muharebesini takip eden yi), Bı^deybiye'de, Kureyşüeri Müslümanlarla on sene müddetli bir an­laşma akdetmeye ikna edebilmişti. Kureyşlilere iste­dikleri her şey verildi ve hattâ Müslümanların üçün­cü bir zümreyle harple meşgul oldukları bir sırada Mekkelilerin bitaraf kalmaları mukabili «izzeti nefis­leri- bile tatmin edildi. Bu suretle Mekkeliler Hayber Yahudilerini tek başlarına bırakmış olduklarını yâ İdrâk ediyorlar, yahut da edemiyorlardi; netice ola­rak, bu anlaşma, Müslümanlara karşı Yahudilerden yardım alma imkânlarını da ortadfuı kaldırıyordu. Mekke ve Medineiilsr, bunlar Hudeybiye anlaşması­nın yegâne iki tarafı değildiler. Aynı zamanda bu esas taraflardan birinin müttefiki olmak suretiyle anlaşmanın bütün maddelerine iltihak etmiş, bu suretle taraf vasfını iktisap etmiş olan peyk zümreler de vardı. Bu talî taraflar bir müddet sonra esas taraf­ları bile harbe sürüklemiştir. Meselâ nakledildiğine göre, bir defasında Bekrî'ler, Hz. Peygamber (S.A.) hakkında hakaretâmiz sözler sarf etmişlerdi. Müslü­manların müttefiki olan Huzâî'ler bunun üzerine fe­na halde öfkelendiler ve muhtemelen komşuları Bek-rî'lerden bazılarının kanma girdiler. Bekrî'ler, içle­rinde Mekkeliler dahi olduğu halde, intikam almak için bir gece hücumu tertiplediler. Daha sonra Hu-zâalı bir elçinin Medine'de Hz. Peygambere (S.A.) anlattığına göre bu hücum, Huzâî'ler camide cema­atla birlikte namaz kılarlarken îka edilmiş, tabiatiyle bu yüzden müdafaasız bir halde olan bu Müslüman­lar arasında ölü ve yaralı sayısı fevkalâde kabarık olmuştur. [243] Az kalsın iki cephede birden savaşma teh­likesi tahakkuk ediyordu. Hz. Peygamber Hayber me­selesini halledip onları kendine bağlayarak silâhsız bir hale getirince, Mekkelüerle hesaplaşmak için yeter derecede serbestiye kavuştu. Kan akıtmak asla arzu etmediği bir şeydi; bunun için düşmanı gafil av­lamak üzere teşebbüse geçti. Bu zor vazifesinde onun elde etmiş olduğu muvaffakiyeti ne kadar gayret et­sek takdirden âciz kalırız. [244]

 

Hz. Peygamber (S.A.) 10.000 Kişilik Ordusunu Mekkeliere Karşı Nasıl Harekete Geçirdi?
 

161. Bir askerî sefer için geniş hazırlıklar yapıl­maya başlandı. Fakat Hz. Peygamber (S.A.), niyet ve kararının ne tarafa olduğunu hiç kimseye açıklamadi. Bu sır, o kadar titizlikle saklandı ki, Hz. Ebû Bekr gibi seçkin bir kimse bile, kızı Hz. Ayşe'nin (Hz. peygamberin (S.A.) o sırada hanımı) evine gittiğin­de, ondan bu seferin ne tarafa olduğunu sorması üze­rine Ummu'l-Mu'minin Hz. Ayşe, babası Hz. Ebû Bekr'e bu hususta yeter bir bilgi verememiştir" [245] Di­ğer Müslümanlar da tabiatiyle aynı şekilde bilgisiz­diler. Aynı zamanda, az sonra göreceğimiz gibi top­lanan gönüllü askerler on bin kadar olmuşlardı.[246]

162. O devirde on bin kişilik bir ordu, görülüp alışılmış bir şey değildi. Düşman haber alma teşki­lâtı veya dostlarından bunu gizlemek, saklamak da çok zor bir şeydi. Burada bir gece baskını mevzu ba­his olamaz; zira düşmanla arasındaki mesafe on iki gün gibi uzak bir mesafedir. Bunun için Hz. Peygam­ber (S.A.), her şeyden evvel Medine'den bütün çıkış­ları durdurdu, yasak etti; buna gerek dostları ve ge­rekse bitaraf kimseler de dâhil bulunuyordu. İstihba­rat teşkilâtı o kadar verimli çalışıyordu ki, ahmak bir Müslüman olan Hâtib'ubn Ebi Balta'a, Mekke'ye gizli bir haber gönderdi. Bu haberi götüren, Medine'­nin hemen yıkınında kolayca yakalandı. Mektupta, şunlar yazılı idi: «Burada büyük hazırlıklar yapılı­yor; her halde Mekke'yi düşünüyorlardır». Bu mek­tuba el koydular, fakat Hz. Peygamber (S.A.) mek­tubu götüreni yolunda serbest bıraktı; bu bir köle kadındı. Serbest kalınca dqğru Mekke'ye gitti. Hz. Peygamber, okuma yazması olmayan bu kadının ora­da macerasını anlatacağını ve Mekkelilerin suçluluk haleti ruhiyesi içinde, bundan Müslümanların işine yarayacak bazı neticeler çıkarabileceklerini düşünüyordu; bu sırada bazı şaşırtmalar vermek zarureti de vardı. İbn Sa'd'ın eserinde [247], yazılı olduğu veçhile «Hz. Peygamber (S,A.) Ebû Qatâde'nin kumandasın­da bir askeri birliği Medine'nin tam kuzey kesiminde, üç günlük mesafede bulunan «İdam» mevkiine gön­derdi. Böylece herkes, Hz. Peygamberin (S.A.) bu bölgeye gitmek istediğini ve bu «İdam» seferinin bu­nun keşif kısmı olduğunu düşünecekti; bu suretle şayiaların merkezi sıkleti bu yöne çevrilecekti.»

163. Hz. Peygamber  (S.A.î, fiilen bir büyük se­fere çıktığı zaman,  sadece gideceği yeri değil, aynı zamanda  ordusunun  hakiki  büyüklük  ve  kuvvetini de saklamak istemiştir.   İşte,   bu   sebeple,   müverrih Ya'qûbî'ye nazaran Hz.  Peygamber   (S.A.},  beklenen birçok gönüllünün Medine'de  toplanmamalarını, an­cak Mekke'ye  doğru hareketinde  yol  boyunca kabi­lelerinin   bulundukları  yerlerden  geçtikçe  kendisine iltihak etmelerini emretti. Bu strateji o kadar muvaf­fak oldu ki   Kureyşliler,   Müslüman Ordusu   Mekke civarındaki  dağlar arkasına  ordugâhlarını  kurunca­ya kadar onların-harekete geçtiklerine dair zerre ka­dar  bir haber elde  edememişlerdir.  Bundan  başka, tam Mekke'ye hareket edeceğine yakın, az evvel de işaret ettiğimiz gibi,  Medine - Suriye   yolu   üzerinde Batn İdam'lıları cezalandırmak için kuvvetli bir as­keri birliği harekete geçirmişti; bununla dikkati da­ğıtmak ve herkesde, Hz. Peygamberin  (S.A.)  Medine kuzeyindeki düşmanlarından birine   sefere gittiği ze­habını   uyandırmak   istiyordu. [248]  Darbe   tesirini   daha da arttırmak gayesiyle İslâm Ordusu Mekke'yi kuşatınca Hz. Peygamber, o gece her Müslüman askerin ayn ayrı birer ateş yakmasını emretti. 10.000 ateşin bütün bir gece yakılması daha büyük, daha fazla sa­yıda insanın yemeklerini pişirdikleri intibaını veri­yordu. Cenabı Hak da Müslümanlara lûtfunu esir­gemedi. Ebû Sufyân, Mekkelilerin bu en büyük ku­mandanı, aynı gece Müslüman keşif kıtalarının eline düştü. Bunun neticesi, Mekke ahâlisi ne yapacağını bilmez hale geldi. Ertesi sabah, Hz. Peygamber (S.A.) şimdi anlatacağımız Mekke yürüyüşüne başladığı za­man, Ebû Sıifyân Mekke ahalisinin evlerine kapan­malar- ve silâhlarını terketmeleri, yahut Kabe civarı­na toplamaları veyahut da Ebû Sufyân'ın kendi evi­ne kapanmalarını ancak bu haldedir ki kimseye za­rar verilmeyeceği hususunda halkı temin etmek üze­re serbest bırakıldı.

164. Hz. Peygamber (S.A.) tarafından bir kim­senin evinin sığınılıp emniyet içinde kalınacak bir yer olarak seçilmesi muhakkak ki büyük bir şereftir. İhtimâl ki, Ebû Sufyân bu şerefe lâyıktı. Çünkü meş­hur müverrih Sâbit'ül-Bunanî (Tabündendir), bize İs-larmn ilk günlerinde Hz, Peygamberin (S.A.) sokak ço­cukları ve diğer avama mensup kimseler tarafından izâç edildiği zaman melce olarak Ebû Sufyân'ın evi­ni sık sık kullandığına., zira Ebû Sufyân'ın misafirini anlayıp müdafaa edebiimek için gerekli kültür ve ce­sarete sahip olduğuna dair malûmat vermektedir. [249] Hz. Peygamber (S.A.) bunu unutamamışti; mezkûr hareketi ise evvelkinin bir mükâfatı idi.

NECC/6

Mekke'nin fethi

KROKİSİ

Mekke'nin Fethi ile İlgili yürüyüş hattını gösteren bir kroki.

MEKKE'NİN FETHİ


165. Bu sırada, Mekke'de tecrübeli ve nüfuz sa­hibi bir kimse bulunmuyordu: Ebû Cehl ölmüş, Hâ-lid'ubn Velîd ve Amr' ubn'uI-As Müslüman olmuşlar, Ebû Sufyân anî olarak ortadan kaybolmuştu  (arze-dildiği gibi kendisi Müslümanların eline düşmüştü). Şayet hâlâ varsa, müttefiklere yardım için haber gön­derecek kadar da vakit kalmamıştı.   (Ebû Cehl'in oğ­lu) İqrime gibi bazı genç kumandanlar, şüphesiz ba­zı mukavemet hareketlerine kalkıştılar. Onlara ken­di  kılanlarına  mensup  kimseler yardım  ediyorlardı. Âteşin bir kumandan olan Hâlid'ubn Velid'in idare­sindeki Müslüman askeri birlikleriyle bunlar arasın­da bazı sokak muharebeleri cereyan etmiştir. Mama­fih, ekseriyet itibariyle Mekkeliler, Ebû Sufyân'ın al­mış olduğu teminata ve onlara tavsiye ettiği şeylere ve sulh yoluyla ve kan dökülmeksizin icra edilecek bir işgal vaadine inanıyorlardı.

166. Ebû Sufyân, şayet derhal kuvvetlerini teş­kil edip bir mukavemete kalkışsa bile, bu onun için çok geç bir davranış   olacaktı.   Zira Hz.  Peygamber (S.A.), kendi birliklerini fiilen Mekke'ye doğru hare­kete geçirip, şehrin iyice yakınlarını tamamen işgal etmeden evvel, onun İslâm ordusu karargâhını ter-ketmesine müsaade etmedi. [250] Ebû Sufyân'ın gönüllü­lerini  toplayıp  harekete  geçmesi veya yakınlardaki müttefiklerine —şayet hâlâ kaldıysa— yardım için bir haber göndermek ve onların yardımlarını  talep etme meselesi   mevzubahis   olamazdı.   Ebû   Sufyân, Mekkelilerin itimadım kazanmış bir liderdir. O, şu­na samimî olarak inanıyordu ki, böyle bir mukave­met hareketi neticesiz ve son derece faydasızdı; tarihçiler tarafından-nakledilmiş olan, on,r) ^ansı ue bu meseleyi münakaşaları, bu. kanaatini -jicseitirm»k-tedir. Hasımlarının mukavemet edilmez Gnerme bir de onların inanılmaz merhamet ve >fkatlerinin eklenmesi, bu çok nâzik anda Mekkelilc, özerinde o kadar derin tesirler bıraktı'ki, onların Lia™«  i,.,™ Uclilıci   ivdiği beslemekte oldukları kin ve düşmanlık h^\er\ bir an­da yepyeni bir kalıba dökülerek en mü.<;|je, . . tarza inkılâp etmiş oldu. [251]

 

Hz. Peygamberin  (S.A.)  Müslüman Ordu Birliklerine Vaziyet Aldırması:
 

167. Mekke, her taraftan dağlarla Vıvr;ii bir va_ dide kurulu bir şehirdir. Şehri, kuzey - ı>smey istika­metinde kateden bir tek ana yol vardır  u..çide iki talî yol ba...
[Bu mesajın devamını görebilmek için kayıt olun ya da giriş yapın
Bu Sayfayi Paylas
Facebook'a Ekle
Moderatöre Bildir   Kayıtlı
Müslüman
Anahtar Kelime
*****
Offline Pasif

Mesajlar: 132.038


View Profile
Re: Hudeybiye anlaşması
« Posted on: 07 Nisan 2020, 06:14:18 »

 
      uyari
Allah-ın (c.c) Selamı Rahmeti ve Ruhu Revani Nuru Muhammed (a.s.v) Efendimizin şefaati Siz Din Kardeşlerimizin Üzerine Olsun.İlimdünyamıza hoşgeldiniz. Ben din kardeşiniz olarak ilim & bilim sitemizden sınırsız bir şekilde yararlanebilmeniz için sitemize üye olmanızı ve bu 3 günlük dünyada ilimdaş kardeşlerinize sitemize üye olarak destek olmanızı tavsiye ederim. Neden sizde bu ilim feyzinden nasibinizi almayasınız ki ? Haydi din kardeşim sende üye ol !.

giris  kayit
Anahtar Kelimeler: Hudeybiye anlaşması rüya tabiri,Hudeybiye anlaşması mekke canlı, Hudeybiye anlaşması kabe canlı yayın, Hudeybiye anlaşması Üç boyutlu kuran oku Hudeybiye anlaşması kuran ı kerim, Hudeybiye anlaşması peygamber kıssaları,Hudeybiye anlaşması ilitam ders soruları, Hudeybiye anlaşmasıönlisans arapça,
Logged
Sayfa: [1]   Yukarı git
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

TinyPortal v1.0 beta 4 © Bloc
|harita|Site Map|Sitemap|Arşiv|Wap|Wap2|Wap Forum|urllist.txt|XML|urllist.php|Rss|GoogleTagged|
|Sitemap1|Sitema2|Sitemap3|Sitema4|Sitema5|urllist|
Powered by SMF 1.1.21 | SMF © 2006-2009, Simple Machines
islami Theme By Tema Alıntı değildir Renkli Theme tabanı kullanılmıştır burak kardeşime teşekkürler... &