ilitam ,arapça klavye, ilahiyat, önlisans > Forum > ๑۩۞۩๑ Kitap Dünyası - İlim Dünyası Kütüphanesi ๑۩۞۩๑ > İslam Tarihi Eserleri > Hz.Muhammedin İslam Daveti > Zannın Adamları
Sayfa: [1]   Aşağı git
  Yazdır  
Gönderen Konu: Zannın Adamları  (Okunma Sayısı 904 defa)
01 Ağustos 2011, 10:50:41
Ekvan
Varlıklar, alemler, dünyalar. (Evren).
Tecrübeli Üyeler
*
Çevrimdışı Çevrimdışı

Cinsiyet: Bayan
Mesaj Sayısı: 19.233


« : 01 Ağustos 2011, 10:50:41 »



Zannın Adamları

 

Zariyat sûresine ait yukarıdaki ayet grubunda dikkat çeken önemli nokta, davetin muhaliflerinin 'anlayıp-bilmeyen', 'aptallıkları nedeniyle cehalete gömülmüş' kimse­ler olarak tanımlanmasıydı. Söz konusu ayetlerde, müşriklerin eksik ve yanlışlar­la dolu inançlarını ve gidişatlarını kontrol etmeleri gerekirken, bunu yapmayıp hakikat davetine muhalefet etmelerinin garipliğine, gülünçlüğüne dikkat çekili­yordu. Ayrıca, 'Kahrolsun, anlayıp bilmedikleri şeyler konusunda sadece zanda bu­lunmakla yetinenler' denirken, davetin muhaliflerinin tüm yanlışlıklarının temeli­ni teşkil eden çok önemli bir özellik açığa çıkarılıyordu, ilgili ayette geçen ve Türkçeye aktarılırken 'zan' olarak karşılanan kelime 'harrâs'tır. Buna göre ayette kısaca 'harrâslar kahrolsun' denilmektedir. 'Harrâs' tahminde bulunan kişinin is­midir. Araplar bir ürünün miktarı veya bir orduyu oluşturan askerlerin sayısını tahmin edenlere 'harrâs' derlerdi. Bu ismin, mevcut kullanımının ötesinde olmak üzere, Kur'an tarafından inanç ve hayat tarzı (din) konusunda kullanılıyor olma­sı ilginç ve önemliydi. Bu kullanımla, islâm davetinin muhalifi olan Mekke eşra­fına ve yandaşlarına açıkça şu deniliyordu: 'Uğrunda canlarınızı, mallarınızı feda ettiğiniz inançlarınızın ve ilkelerinizin, sımsıkı sarıldığınız ve hiçbir şekilde değiştir­meye yanaşmadığınız hayat tarzlarınızın, hâl ve gidişatlarınızın gerçeğe uygunluğu, ancak bir harrâsın tahmininin gerçeğe uygunluğu kadardır. Harrâs tahmininde isabet etse bile, yaptığı şey sadece tahmindir ve öyle de kalmaya mahkûmdur; onun yaptığı hiçbir zaman gerçeğin bilgisi olamaz. Gerçeğin verdiği güvene neden olamaz. Üstelik sizlerin inanç ve hayat tarzınızla ilgili konularda gerçeği tespit edecek imkân ve ara­cınız da yok.

Ayetlerde, imanları nedeniyle kendileyle alay edilen müminlere, o alay eden müşriklerin/kafirlerin inanç ve hayat tarzlarının çürük temeli gösteriliyordu. Müşriklerin ilme değil, zanna dayandıkları, zan üzere bir inanç sistemine ve ha­yat tarzına sahip olmakla nasıl aldandıkları ifade ediliyordu. Üstelik bu sadece bir­kaç ayetin konusu da değildi. Farklı zamanlarda vahyolunan ayetlerde aynı konu­ya dikkat çekiliyor, sıklıkla gerekli açıklama ve uyarılara devam ediliyordu. Risâletin ilk yıllarında vahyolunan şu ayetler, söz konusu açıklama ve uyarıların dile getirildiği ayetlerden sadece bazılarıydı:

insan, (öldükten sonra) kendisinin kemiklerini bir araya toplayamayacağımızı mı sanıyor? [363]

insan, kendisinin başıboş bırakılacağını mı sanıyor! [364] İnsan, hiç kimsenin kendisine güç yetiremeyeceğini mi sanıyor? [365] Sizi sadece boş yere yarattığımızı ve hakikaten huzurumuza geri getirilmeyece­ğinizi mi sanıyorsunuz? [366]

İnsanlar, imtihandan geçirilmeden, sadece 'iman ettik' demeleriyle bırakılıvere-ceklerini mi sandılar? [367]

Bu ve diğer bazı ayetlerde geçen ve 'sanmak' olarak tercüme edilen terimin as­lı 'hisbârf veya türevleridir. Kur'an bu terimi, burada zikredilen ayetlerde ve diğer­lerinde hep olumsuz bir manâda kullanmıştır. Esasen 'hisbân'm günlük dilde kul­lanılan ve kuşku yönüne ağırhk verilen manânın ötesinde kesinlik ifade eden bir manâsı da vardır. Örneğin çürümüş kemiklerin tozunu Resulüllah'm yüzüne üf­leyerek 'Bu çürümüş kemikler tekrar diriltilecek, öyle mi?' diyenin amacı, esasen o kemiğin tekrar dirilmeyeceğine kesinlikle inandığını ifade etmekten başka bir şey değildi. Yine aynı şekilde olmak üzere, müşrikler başıboş/sorumsuz bırakıldıkla­rına, kendilerini kimsenin yenemeyeceğine... kesinlikle inanıyorlardı. Ama onla­rın bu durumu Kur'an tarafından 'sanmak' ile açıklandı. Kur'an, söz konusu yan­lış inanç ve ilkelerin sahiplerinin her ne kadar inançları ve durumlarıyla ilgili kuş­kusuz bir güvenleri olsa bile, esasen tamamıyla tahmine dayandıklarını, kişisel tahminlerini doğru bilgi gibi algıladıklarını, derin bir aldanışla aldandıklarmı ifa­de etti ve gösterdi.

ıZann' da, Kur'an'm İslâm davetinin muhaliflerini tanımlamada kullandığı te­rimlerden birisidir. Türkçe'de zan, sanı, tahmin, kanaat anlamlarına gelebilecek olan 'zann', Kur'an'm kullanımında tamamıyla olumsuz manaya sahiptir. Kur'an, çeşitli görünümlere, birbirlerine oranla farklı muhtevaya sahip islâm dışı tüm inanç sistemlerinin ve hayat tarzlarının temel dayanaklarından birisinin 'zann' ol­duğunu açıklamış ve yanlışlığın büyüklüğüne dikkat çekmiştir. Doğruluğu konu­sunda delil bulunmayan birbirinden farklı iki görüşten doğru olmak açısından di­ğerine ağır basanı veya doğruluğu konusunda kesin bir delili olmayan bir kanaati ifade eden '^ann'ın inancın ve hayat tarzının dayanağı haline getirilmiş olmasını sert bir tarzda eleştirmiştir. 'Zann'a dayanarak İslâm'ın eleştirilmesinin, vahyin alaya alınmasının, Peygamber hakkında olumsuz görüşler dile getirilmesinin ne kadar saçma, ne kadar aptalca bir tutum ve tavır olduğunu ifade etmiştir. Şu ayet­ler bunun örneklerindendir:

Dediler ki: 'Hayat ancak bu dünyada yaşadığımızdu; yaşarız ve ölürüz. Bizi an­cak zaman helak eder.' Bu hususta onların hiçbir bilgisi yoktur. Onlar sadece zanlarına göre hüküm veriyorlar. [368]

Kalelerine sığınarak Allah'ın azabından korunacaklarını zannetmişlerdi. Ama Allah 'in azabı onlara beklemedikleri yerden geliverdi. [369] Ahirete inanmayanlar, meleklere dişilerin adlarını takıyorlar. Halbuki onların bu hususta hiç bilgileri yoktur. Sadece zanlarına uyuyorlar. Zan ise hiç şüphe­siz hakikat bakımından bir şey ifade etmez. [370] (Alevli ateşe girecek) o kişi hiçbir zaman Rabbine dönmeyeceğini zannediyor. [371]

(Ey Cehenneme sürüklenenler!) Sizler, ne kulaklarınızın, ne gözlerinizin, ne de derilerinizin aleyhinize şahitlik etmesinden sakınmıyordunuz; yaptıkları­nızdan çoğunu Allah'ın bilmeyeceğini zannediyorsunuz. Rabbiniz hakkında beslediğiniz zan var ya, işte sizi o mahvetti ve ziyana uğrayanlardan oldunuz. [372]

Göğü, yeri ve ikisi arasmdakileri boş yere yaratmadık. Onları amaçsız bir şe­kilde yarattığımız düşüncesi inkâr edenlerin zannıdır. Vay o inkâr edenlerin ateşteki haline! [373]

Genel manâda düşünüldüğü zaman zan konusunda şöyle bir istisna vardır: Eğer zanda bulunulurken bir delile dayanılırsa, bu durum yapılan tahmini ilim se­viyesine çıkarabilir. Buna karşılık delil çok zayıfladığı veya delil olmadığı zaman, zan vehim düzeyine iner. Dolayısıyla her zan, ilim ile vehim arası bir yerde bulu­nur. Bir başka söyleyişle, her zan aynı derecede olumsuz değildir. Belki bazı ko­nularda zan edilebilir. Ancak zan, hiçbir zaman, İslâm davetinin muhaliflerinin yaptığı gibi hakikate muhalefetin veya yanlış bir inanç ve hayat tarzının referansı olmamalıdır. Kur'an bu konunun üzerinde ısrarla durmuş ve bu tür zandan sakın-dırrnıştır. Zannm sadece insanlar arası işlerde; günlük hayatla ilgili basit işlerde olabileceğini ifade etmiştir. Fakat buna rağmen müminlerin yine de çok dikkatli olmaları gerektiğini bildirmiştir. Müminlerin günlük işlerinde bile mümkün olduğunca zandan uzak durmalarını istemiştir: 'Ey iman edenler! Zatının çoğundan ka­çının. Çünkü zannm bir kısmı günahtır. Birbirinizin kusurunu araştırmayın. Biriniz diğerinizi arkasından çekiştirmesin. Biriniz, ölmüş kardeşinin etini yemekten hoşla­nır mı ? îşte bundan tiksindiniz. (Birisinin dedikodusunu yapmak onun etini yemek gi­bi iğrenç bir iştir). O halde Allah'tan korkun (ve yanlışınız nedeniyle tövbe edin). Şüp­hesiz Allah, tövbeyi çok kabul edendir, çok esirgeyendir.[374]

İnsanların günlük işlerinde, basit konularda olabilecek zannı bile olumlu de­ğerlendirmeyen, zanla hareket etmeyi eleştirip, reddeden Kur'an, dikkatleri tüm beşeri dinlerin zanna dayandığına çekmiştir. Mekke eşrafına ve o eşrafın sonraki çağlardaki haleflerine seslenmiş, inanç ve görüşlerinin doğruluğu konusunda hiç­bir delilleri olmadığını bildirmiştir. Zanna dayanmanın beşeri dinlerin değişme­yen özelliği olduğunu ifade etmiştir. Bu konunun üzerinde ısrarla durarak, ha-ki-kate sırtlarını dönmüş kimselerin açması durumunu gözler önüne sermiştir:

İnsanlardan kimi, Allah hakkında ilmi olmaksızın tartışır ve bunu yaparken azgın şeytana uyar. [375]

Doğrusu birçokları, bilmeden keyiflerine uyarak halkı şaşırtıyorlar.[376]

Bunlar, hem tüm beşerî dinlerin ortak özelliklerini ifade etmesi ve hem de İs­lâm davetini reddedenlerin kişilik ve karakterlerini; hâl ve gidişatlarını gösterme­si açısından çok önemlidir. Daha da önemlisi, muhaliflerinin zihniyetlerini, kişi­liklerini ve dinlerinin özelliklerini deşifre eden Kur'an'm, onlarla ilgili açıklama­larının hiçbir şekilde kendisiyle ve kendisini rehber edinenlerle ilgili bir özellik olmadığını belirtmesidir. Bilgi konusunda önyargı, tutku, alışkanlık ve tutarsız düşüncelerden uzak durmayı, onlara uzak olmayı isteyen Kur'an, dinamik ve derunî bir din anlayışını öne çıkarmıştır. İlmi, inancın ve hayat tarzının merkezine koymuştur.[377]



[363] Kıyamet, 75:3

[364] Kıyamet, 75:36

[365] Beled, 90:5

[366] Mü'minun, 23:115

[367] Ankebut, 29:2

[368] Casiye, 45:24

[369] Haşr, 59:2

[370] Necm, 53:27,28

[371] İnşikak, 84:14

[372] Fussilat, 41:22,23

[373] Sad, 38:27

[374] Hucurat, 49:12

[375] Hac, 22:3

[376] Eıı'am,6:119

[377] İlmini1 ve ondan türemiş terimler Kur'an'da 865 defa geçmiştir. Kuşku yok ki, bu Kur'an'ın 'ilm'e. verdiği önemin bir göstergesidir. Üstelik bu sayıya ilimle yakınlığı olan/ıfeih, ma'rifet, hudâ, akıl, fikir, tedebhür, tezekkür, nazar, hasıra gibi terimler da­hil değildir. Buna ek olarak ilmin karşısında anlam kaz...
[Bu mesajın devamını görebilmek için kayıt olun ya da giriş yapın
Bu Sayfayi Paylas
Facebook'a Ekle
Moderatöre Bildir   Kayıtlı
Müslüman
Anahtar Kelime
*****
Offline Pasif

Mesajlar: 132.038


View Profile
Re: Zannın Adamları
« Posted on: 17 Ekim 2019, 21:48:34 »

 
      uyari
Allah-ın (c.c) Selamı Rahmeti ve Ruhu Revani Nuru Muhammed (a.s.v) Efendimizin şefaati Siz Din Kardeşlerimizin Üzerine Olsun.İlimdünyamıza hoşgeldiniz. Ben din kardeşiniz olarak ilim & bilim sitemizden sınırsız bir şekilde yararlanebilmeniz için sitemize üye olmanızı ve bu 3 günlük dünyada ilimdaş kardeşlerinize sitemize üye olarak destek olmanızı tavsiye ederim. Neden sizde bu ilim feyzinden nasibinizi almayasınız ki ? Haydi din kardeşim sende üye ol !.

giris  kayit
Anahtar Kelimeler: Zannın Adamları rüya tabiri,Zannın Adamları mekke canlı, Zannın Adamları kabe canlı yayın, Zannın Adamları Üç boyutlu kuran oku Zannın Adamları kuran ı kerim, Zannın Adamları peygamber kıssaları,Zannın Adamları ilitam ders soruları, Zannın Adamlarıönlisans arapça,
Logged
Sayfa: [1]   Yukarı git
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

TinyPortal v1.0 beta 4 © Bloc
|harita|Site Map|Sitemap|Arşiv|Wap|Wap2|Wap Forum|urllist.txt|XML|urllist.php|Rss|GoogleTagged|
|Sitemap1|Sitema2|Sitemap3|Sitema4|Sitema5|urllist|
Powered by SMF 1.1.21 | SMF © 2006-2009, Simple Machines
islami Theme By Tema Alıntı değildir Renkli Theme tabanı kullanılmıştır burak kardeşime teşekkürler... &