ilitam ,arapça klavye, ilahiyat, önlisans > Forum > ๑۩۞۩๑ Kitap Dünyası - İlim Dünyası Kütüphanesi ๑۩۞۩๑ > İslam Tarihi Eserleri > Hz.Muhammedin İslam Daveti > Evrensel Ölçüler
Sayfa: [1]   Aşağı git
  Yazdır  
Gönderen Konu: Evrensel Ölçüler  (Okunma Sayısı 1590 defa)
01 Ağustos 2011, 11:55:51
Ekvan
Varlıklar, alemler, dünyalar. (Evren).
Tecrübeli Üyeler
*
Çevrimdışı Çevrimdışı

Cinsiyet: Bayan
Mesaj Sayısı: 19.233


« : 01 Ağustos 2011, 11:55:51 »



Evrensel Ölçüler


Risâletin ilk aylarıydı. Henüz çok az sayıda ayet vahyolunmuştu. Müminler, iman­larının şartlarını, gereklerini ve durumlarını, bunlara ilaveten Resulüllah da bir el­çi olarak ilâhî görevinin gerektirdiği sorumlulukları mevcut ayetlerden hareketle anlamaya ve uygulamaya çalışıyorlardı. Geceleri gerçekleştirilen tertil üzere Kur'an okumalarıyla imanlarını, düşüncelerini, hayatlarını, kişiliklerini sapasağ­lam ve tertemiz bir şekilde inşa ediyor, yaratılış gayesine uygun birer mümin ola­bilmenin çabasını yürütüyorlardı. Ancak özellikle mensubu oldukları dinin genel ilkeleri, gidişatlarının temel özellikleri, insanlara karşı halleri ve davranışları ko­nusunda ek bilgilere ihtiyaçları vardı. Zira, mevcut ayetler, bazı sorularını cevap­lamakta yetersizdi. İşte böylesi bir zamanda bir grup ayet vahyolundu. Bunlar, müminlere, durumlarının ve gidişatlarının nasıl olması gerektigiyle ilgili en genel ölçüleri açıklayan, yollarını çok daha ileri noktalarını görebilecek şekilde aydınla­tan ayetlerdi. Bu ise, hiç kuşku yok ki, gerek inanç ve yaşantı tarzı ve gerekse in­sanlara yapılan çağrının gayesini bilme imkânı sağlaması açısından oldukça önemliydi. Bu ayet grubuyla, esenlik yurdunun rehberi ve hayatın kitabı olan Kur'an'm özeti kendilerine verildi. Bu özelliği nedeniyle de söz konusu ayetler, Resulüllah tarafından, 'Benzeri ne Tevrat'la, ne incil'de, ne Zebur'da ve ne de Kufan'da bulunmayan [99] diye tanımlandı. Hz. Hüseyin ise, çok sonraları, kutlu el­çi dedesinin bu sözlerini daha da açarak, söz konusu ayetleri kim doğru şekilde anlarsa 'Allah'ın indirdiği bütün kitapları bilen; sanki Tevrat, incil, Zebur ve Vur-kan'ın tamamım okumuş gibi olacağını [100] söyledi. Bunlardan da anlaşılıyor ki, ilgili ayetler, Hz. Davud, Hz. Musa, Hz. İsa ve Hz. Muhammed ile insanlığa sunulan ilâ­hî bilginin özetiydi. İnsanın yaratılış gayesini, hayat tarzında uyulması gereken il­keleri ve bütün bunların temelini oluşturan inanç esaslarını açıklamak gibi geniş kapsamlı bir özelliğe sahipti. Bu ayetler Fatiha sûresinin ayetleriydi. Bilindiği üze­re sûre şöyledir: 'Rahman ve Rahim olan Allah'ın adıyla. Hamd âlemlerin Rabb'ı olan Allah'adır. O, Rahman ve Rahimdir. Din gününün sahibidir. '(Ya RabbO Sadece sana ibadet eder, sadece senden yardım dileriz- Bizi dosdoğru olan yola (Sırat-ı müsta-kîm'e) ilet; Nimet verdiğin kimselerin yoluna. Kendilerine gazap edilmiş ve sapmışla­rın yoluna değil.[101] Şimdi bu sûre ile bildirilen ilke ve ölçüleri, veri­len bilgileri imkânlarımız dahilinde tespit etmeye çalışalım. Rahman ve Rahim olan Allah'ın adıyla. [102]

Sûre, tevhid hakikatinin temel özelliklerinden birisini ifade ederek ve aynı za­manda dönemin insanlarının bu hakikatle ilgili genel yanlışlıklarından birisini düzeltecek bir cümleyle başlıyordu. Ayrıca, Fatiha'nm takip eden ayetlerinde de tekrarlanarak Allah'ın 'Rahman' ve 'Rahim olduğu bildiriliyordu. Bununla, müşrik Araplar tarafından bilinen ve yaygın olarak kullanılan 'bismike'llahümme' (Al­lah'ım senin adınla) ifadesinde söz konusu edilen Allah'ın iki temel sıfatına deği­niliyordu. Bu farklılık ile de iki ayrı inanç sisteminin; tevhid ve şirkin farklılığı eösteriliyor, şirkin yanlışlarından birisi tashih edilip, doğrusu ifade ediliyordu. Önceki bölümlerde yer alan açıklamalardan hatırlanacağı üzere, müşrik Araplar, Allahın varlığını ve birçok sıfatlarını kabul ediyor; ama o tahayyül ettikleri Al­lah'ın yaratma işini tamamladıktan sonra varlıklarla irtibatım büyük oranda kes­tiğini düşünüyorlardı. Onlara göre Allah evrenin ve insanın yaratanıydı; evrenin Rabbı sıfatıyla her türlü tabiat olaylarını yönetip kontrol edendi ama insanın rabbı değildi; insanın işlerine karışmazdı. Müşrikler bu inançları gereği Allah'ı birçok sıfatıyla biliyor, inanıyor; ama fiilen Allah'sız yaşıyorlardı. Fatiha'da, rahman ve rahim sıfatları ifade edilerek Allah'ın genel olarak tüm yarattıklarıyla, özel olarak da insanlarla ilgisini kesmediği bildirildi. Allah'ın yaratıklarına rahmetle yaklaşan, onların isteklerini dikkate alan, her şeyi bilen ve yöneten olduğu açıklandı. Daha sonraları vahyolunan bir ayet ise bu durumu daha da açıklığa kavuşturdu: 'Kulla­rım sana beni sorarlarsa (onlara söyle ki): Ben onlara yakınım. Bana dua edince dua edenin duasına karşılık veririm. O halde onlar bana karşılık versin (benim çağrıma uysunlar), bana iman etsinler ki, doğru yolu bulsunlar.[103]

Sûrenin daha ilk cümlesinde (besmelede), müşriklerin şirklerine dayanak kıl­dıkları temel yanlışlarından birisi düzeltilip, Allah'ın yaratıklarıyla ilgisini kesme­diği açıklanıyordu. Ayrıca, tüm insanların, hayatlarının her anındaki her bir işi neye göre ve niçin yapacakları; her bir işin hangi şartlarda doğru ve meşru olabi­leceği de bildiriliyordu. Böylelikle tüm bir hayata temel olması gereken ölçü gös­teriliyordu. Buna göre, insanlar işlerine 'Allah'ın adıyld başlamalı, bireysel ve top­lumsal işlerini Allah'ın adıyla ve Allah için yapmalıydılar. Bir işe Allah'ın adıyla başlamak ise, o işin Allah'ın yapılmasına izin verdiği bir iş olduğunu ve Allah'ın belirlediği ölçüler dahilinde yürütüleceğini gösterecekti. Zaten, özü itibarıyla, Peygamberlerin gönderiliş amacı ve insandan istenen de buydu.[104]

Hamd âlemlerin Rabb'ı olan Allah'adır. [105]

Fatiha sûresi ile, insanın sahip olduğu ve olabileceği şeylerin hepsini yaratanın Allah olduğu, onları Allah'tan başka herhangi bir varlık veya iradenin vermediği; veremeyeceği bildirildi. Bu, Allah'tan başka böyle bir iradeye sahip olan bulunma­dığını ifade eden bir açıklamaydı. Tevhid hakikatinin gereklerinden olmak üzere, Allah'ın, her şeyin sahibi ve efendisi olduğu; herhangi bir ayırım yapmaksızın in­sanlara sayısız nimetler verdiği ve ayrıca insanlığın hep aradığı ve özlemini taşıdı­ğı 'esenlik yurduna' götüren yolu gösterdiği de bildirildi. Allah'ın emir ve yasakla­rının, tamamıyla insanların iyiliği için olduğu; bu emir ve yasakların insanların dünya ve ahiret hayatlarım 'esenlik yurdu" kılacağı ifade edildi. Daha sonra vahyo-lunan ve konuyu daha ayrıntılı ifade eden bir başka ayet ise bunu şöyle açıkladı: 'Ey insanlar! işte Rabbinizden size bir öğüt, göğüslerde olabilecek her türlü (hakka, hakikate, ahlâka aykırı şeylerden kurtuluş) için bir şija ve (O'na) inanan herkes için bir yol gösterici ve rahmet (olan Kur'an) gelmiştir.[106] Bu ve benzeri ayetlerle açıklandı ki, eğer Allah bir şey emretmişse o insanların yararınadır; eğer bir şeyi yasaklamışsa o da insanların zararınadır. Yine açıklandı ki, Allah hayırlı işlerde yardımlaşmayı emreder, kulları arasında sevgi ve dostluk güçlenip kuvvet­lensin, birbirlerine destek olsunlar diye; Allah zulmü yasaklar, hiç kimse zulme uğramasın diye; Allah iyiliği emreder, kulları hep iyilikle karşılaşsın diye; Allah kötülüğü yasaklar, kullan hiçbir zaman kötülük bataklığına saplanmasın diye; Al­lah kolaylığı emreder, kullan zorlanmasın diye Ve bütün bunlar nedeniyle Al­lah'ın herhangi bir çıkarı, menfaati yoktur. Çünkü, O'nun için çıkar, menfaat söz konusu değildir; zira, O'nun bir karşılığa, bedele ihtiyacı yoktur. O, sadece kulla­rının iyiliğini ister ve önlerindeki seçeneklerden doğrusunu tercih etmeleri için yardım eder. O'nun bu lütufları karşısında insanlara düşen sorumluluk ise sadece ve sadece 'hama [107] etmek ve bütün bir hayatı hamd üzerine ikame etmekten ibatir Zira, insan aciz bir yaratık olmasına karşılık, Allah tüm âlemlerin sahibi, yö-etip kontrol edenidir. Kur'anî ifadeyle âlemlerin [108] Rabb'idir.

(Allah) din gününün sahibidir. [109]

Kur'an'm önemli bir terimi ilk defa bu ayette gündeme geldi. Bu 'dın'di. Din, daha sonra birçok ayette geçen en temel terimlerden birisi oldu. Her geçtiği yer­de içinde bulunduğu ayet bağlamında özel sayılabilecek bir anlam kazandı. Bazen 'hükmetmek', bazen 'hak ve hukuk', bazen de 'yönetmek', 'ceza ve ödül', 'boyun eğ­mek', 'hesaba çekmek', 'örf'âdet', 'sakındırmak' , 'hayat tarzı' gibi anlamlara geldi. Hepsinin varıp dayandığı manâ ise inanılan ve yaşanılan boyutuyla bütün bir ha­yat tarzı ve dayandığı ilkelerdir.

Din terimi, Kur'an'da ilk defa geçtiği Fatiha'daki ayette, 'karşılık verme/hesabı görme' anlamına geliyordu. Yani mahşerde gerçekleşecek olan hesapların görül­mesi anını; bütün bir hayatın muhasebesinin yapılacağı anı ifade ediyordu. Bu ayetle Allah'ın 'karşılık verme' gününün, ahiretteki hesap görme gününün yegâne sahibi olduğu bildiriliyordu. Ancak şu çok önemli bir ayrıntıydı ki, bu ayette bil­dirilmek istenen asıl konu, Allah'ın hakimiyet alanlarının birisinden daha insan­ları haberdar etmek değildi. Asıl amaç daha başkaydı. Asıl amacın ne olduğunu

ve Allah'ın 'din gününün' yegâne sahibi olmasının ne anlama geldiğini anlamak için, insanlığın genel durumuna bakmak gerekiyor.

İnsanlık tarihinde, insanların hak yoldan ayrılıp yanlış yollara sapmalarının ve bunun sonunda hem dünya hayatlarını ve hem de ahiretlerini cehennem kılmala­rının birbiriyle irtibatlı birçok nedeni vardır. Bu nedenlerin ortak noktasını, Al­lah'a, varlığında veya sıfatlarında eş koşulması oluşturmaktadır. Bunun en yaygın biçimini ise, eş koşulan varlığın Allah ile insan arasında aracı kabul edilmesidir. Bu nedenledir ki, Mekke müşrikleri de putlara taparlarken, esasında putlara tap­madıklarını; onları istek ve arzularını Allah'a ileten aracılar olarak gördüklerini söylüyorlardı. Putlar için "Bunlar Allah katında bizim şefaatçilerimizdir [110] Onlara bizi Allah'a yaklaştırsınlar diye itaat ediyoruz [111] diyor­lardı. Bu 'aracı' inancı, hemen her zaman, kendisine bağlananın günahlarını Allah katında şefaatiyle affettiren varlık/kişi inancına dönüşmüştür. Allah ise, Fatiha ile her türlü kuşkuyu yok edecek bir tarzda açıkladı ki, 'din gününde yani insanların hesaba çekilerek bütün hayatları boyun...
[Bu mesajın devamını görebilmek için kayıt olun ya da giriş yapın
Bu Sayfayi Paylas
Facebook'a Ekle
Moderatöre Bildir   Kayıtlı
Müslüman
Anahtar Kelime
*****
Offline Pasif

Mesajlar: 132.038


View Profile
Re: Evrensel Ölçüler
« Posted on: 14 Ekim 2019, 13:34:00 »

 
      uyari
Allah-ın (c.c) Selamı Rahmeti ve Ruhu Revani Nuru Muhammed (a.s.v) Efendimizin şefaati Siz Din Kardeşlerimizin Üzerine Olsun.İlimdünyamıza hoşgeldiniz. Ben din kardeşiniz olarak ilim & bilim sitemizden sınırsız bir şekilde yararlanebilmeniz için sitemize üye olmanızı ve bu 3 günlük dünyada ilimdaş kardeşlerinize sitemize üye olarak destek olmanızı tavsiye ederim. Neden sizde bu ilim feyzinden nasibinizi almayasınız ki ? Haydi din kardeşim sende üye ol !.

giris  kayit
Anahtar Kelimeler: Evrensel Ölçüler rüya tabiri,Evrensel Ölçüler mekke canlı, Evrensel Ölçüler kabe canlı yayın, Evrensel Ölçüler Üç boyutlu kuran oku Evrensel Ölçüler kuran ı kerim, Evrensel Ölçüler peygamber kıssaları,Evrensel Ölçüler ilitam ders soruları, Evrensel Ölçülerönlisans arapça,
Logged
24 Eylül 2014, 21:53:39
✿ Yağmur ✿

Çevrimdışı Çevrimdışı

Cinsiyet: Bayan
Mesaj Sayısı: 6.684


Site
« Yanıtla #1 : 24 Eylül 2014, 21:53:39 »

Esselamu aleykum;
Evrensel ölçü çok değişik bir ölçü..İnsan da ölçer ama tam ölçüyü tutturamaz..Ama Hazreti Allah c.c. daha iyi bir ölçüyle ,bir kişinin gözüyle ölçtüğünün daha kalitelisi ölçer...Uzayın gezegenler arasındaki  farktan,DNA nın yapısına kadar muhteşem bir nizamla döşenmiştir evren...Evrenin kanunlarını biz bilmesek onun yaratan bir YARADAN olduğunu biliyoruz..Çok şükür...Allah c.c. razı olsun..

[Bu mesajın devamını görebilmek için kayıt olun ya da giriş yapın
Bu Sayfayi Paylas
Facebook'a Ekle
Moderatöre Bildir   Kayıtlı

Sayfa: [1]   Yukarı git
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

TinyPortal v1.0 beta 4 © Bloc
|harita|Site Map|Sitemap|Arşiv|Wap|Wap2|Wap Forum|urllist.txt|XML|urllist.php|Rss|GoogleTagged|
|Sitemap1|Sitema2|Sitemap3|Sitema4|Sitema5|urllist|
Powered by SMF 1.1.21 | SMF © 2006-2009, Simple Machines
islami Theme By Tema Alıntı değildir Renkli Theme tabanı kullanılmıştır burak kardeşime teşekkürler... &