Hicaz ekolü

(1/1)

Sümeyye:
Hicaz Ekolü:


Sa’îd b. el-Müseyyeb ve arkadaşları, Haremeyn (Mekke ve Medine) âlimlerinin, fıkıhta en güçlü ve güvenilir kimseler olduğu kanaatinde idiler. Bunların fıkıh bilgilerinin temelini, Abdullah b. Ömer, Hz. Âişe ve İbn Abbâs’ın fetvaları, Medine kadılarının hü­kümleri oluşturuyordu. Bunlar, imkânları nisbetinde fetva ve hü­kümleri topladılar sonra bunları eleştirici bir gözle tetkikten geçi­rip değerlendirmeye tabi tuttular; Medine âlimleri arasında itti­fak halinde bulunan hükümlere dört elle sarıldılar, ihtilaflı bulu­nan meselelerde ise tercihe giderek en güçlü ve ağır basanını aldı­lar. Bunu yaparken de, çoğunluğun görüşü olmak, güçlü bir kıyasa ya da Kitap ve sünnetten çıkarılan açık bir sonuca uygun düşmek gibi kıstaslar kulandılar.

Onlardan kendilerine ulaşan veriler arasında meselenin ceva­bını bulamadıkları zaman, onların sözleri dışına çıkarak îmâ ve iktizâ delâletlerini araştırdılar. Bütün bunların sonucu olarak bâb bâb her konuyla ilgili pek çok mesâile sahip oldular.

 

Küfe Ekolü:
 

İbrahim en-Neha’î [731] ve arkadaşlarına göre ise, Abdullah b. Mes’ûd ve yakınları, fıkıhta en üstün yere sahiptiler. Nitekim Alkame [732] bunu Mesrûk’a söylediği şu sözüyle ifade etmiştir:

“On­lar içerisinde Abdullah b. Mes’ûd’dan daha güçlü biri var mıdır?!” Bu konuda Ebû Hanîfe’nin (ö. 150/769) Evzâî’ye (ö. 176/792) sözü de şöyle olmuştur:

“İbrahim, Sâlim’den daha fakihtir, sahâbîlik üs­tünlüğü olmasaydı ‘Alkame, Abdullah b. Ömer’den daha fakihtir’ derdim. Abdullah ise, o (bildiğin) Abdullah’tır.”

İbrahim’in bilgi kaynağını, Abdullah b. Mes’ûd’un fetvaları, Hz. Ali’nin hüküm ve fetvaları, Kadı Şüreyh’in ve diğer küfe kadı­larının verdikleri hükümler teşkil etmektedir. O, imkânı nisbetinde bunları toplamış ve sonra onları, aynen İmam Mâlik’in, Medine ekolüne ait verileri değerlendirmeye tabi tutması gibi değerlendirmiş, tasnif etmiş, tahriclerde bulunmuş ve bunun sonucunda bâb bâb fıkhın bütün konularım içeren bir hülâsaya ulaşmıştır.

Sa’îd b. el-Müseyyeb, Medine fakihlerinin sözcüsü durumundaydı. Onlar içerisinde Hz. Ömer’in uygulamalarını en iyi bi­len, Ebû Hureyre’nin hadislerini en iyi ezberleyen o idi. İbrahim ise Küfe fukahasının sözcüsü gibiydi. Bu ikisi bir şey söylerler ve onu herhangi bir kimseye nisbet etmezlerse, o şey çoğu kez sarahaten ya da îmâ... vb., yoluyla seleften birine mensup bulu­nurdu.

Memleketlerindeki diğer âlimler, bu iki âlim etrafında bir araya geldiler. Onlardan ilim tahsil ettiler, esaslar aldılar ve bu esaslar ışığında yeni yeni sonuçlara ulaştılar (tahrîc).

Allah’u a’lem!


[731] İbrahim b. Yezîd en-Neha'î: Tabiîn neslinin büyüklerindendir. Alkame, Mesrûk, el-Esved ve daha başkalarından rivayette bulunmuştur. Fakih ve muhaddistir. Henüz on sekizini aşmadan kendisinden ilim alınıyordu. Şöhretten hoşlanmazdı ve sorulmadıkça konuşmaktan kaçınırdı. H. 96/M. 715 yılında 46 yaşında iken ölmüştür.

[732] Alkame b. en-Neha'î: Irak fakihidir. Rasûlullah (s.a.) henüz hayatta iken doğmuş ve Hz. Ömer, Hz. Osman, İbn Mes'ûd, Hz. Ali gibi sahâbîlerden hadis duymuştur. İbn Mes'ûd'un en yakın adamıdır. Kâbus b. Ebî Zıbyân, onun hakkında şöyle demiştir:

"Rasûlullah'ın (s.a.) ashabın­dan bazılarına yetiştim; onlar Alkame'ye sorarlar ve ondan fetva isterler­di." 62/682 yılında vefat etmiştir.

Navigasyon

[0] Mesajlar

TinyPortal v1.0 beta 4 © Bloc