๑۩۞۩๑ Kitap Dünyası - İlim Dünyası Kütüphanesi ๑۩۞۩๑ => Hüccetullahil Baliğa => Konuyu başlatan: Sümeyye üzerinde 04 Şubat 2011, 14:06:41



Konu Başlığı: Diğer tali dallar
Gönderen: Sümeyye üzerinde 04 Şubat 2011, 14:06:41
 

İİ. Diğer Tali Dallar:



“İman, yetmiş şu kadar şubedir. En üstünü ‘Lâ ilahe illallah’ demektir, en aşağısı da, insanları rahatsız edici şeyleri yoldan uzaklaştırmaktır. Haya da, imanın bir şubesidir.” [848] Hadisi de bu manayı ifade etmektedir.

Birinci anlamda imanın karşıtı küfürdür. İkinci anlamda imanın karşıtına gelince, eğer tasdik bulunmuyor, boyun eğme de sadece kılıç korkusuyla gerçekleşiyorsa, o zaman buna aslî nifak ya da imanda münafıklık adı verilir.

Bu anlamda münafığın, âhirete dönük hükümlerde kâfirden bir farkı yoktur. Hatta münafıklar, cehennemde daha aşağı bir yerde (fî’d-derki’l-esfel) olacaklardır.                                             

Ancak tasdik bulunmakla birlikte, organlara düşen görevle­rin yapılmasında ihmal gösteriyorsa, o zaman ona “fâsık” denilir. Kalbe düşen görevleri ihmale itiyorsa, o takdirde başka bir tür nifaktan söz edilir ki, seleften bazılan bunu amelî nifak diye isim­lendirmişlerdir.

 

Amelî Nifakın Sebepleri:
 


i. Amelî nifak, kişinin doğasında bulunan veya törelerden ya da yanlış bilgiden kaynaklanan perdenin kişiye galebe çalmasının sonucu olmakta, böylece o, dünya muhabbetine dalmakta, bağlı ol­duğu millete (aşirete), sahip olduğu çocuklara bel bağlamakta, za­manla kalbine, yaptığı işlere karşılık verilmeyeceği düşüncesi ya­vaş yavaş yerleşmekte, günahlara karşı cüretkârlığı artmaktadır. Bu durumda olan kişi, her ne kadar burhana dayalı tefekkür sonu­cunda, itiraf edilmesi gereken şeyleri itiraf etse bile onları fiiliya­ta dökmez.

ii. Yahut kişinin İslâm’da çeşitli sıkıntılarla karşılaşması ve bu yüzden ondan bir türlü hoşlanmaması yüzünden olmuştur.

iii. Veyahut bizzat belli kâfirleri sevmiştir ve bu, onu Al­lah’ın dinini yüceltmek (i’lâ-yı kelimetullah) uğruna mücadeleden alıkoymuştur.

 

İmanın Diğer İki Manası;
 

İmanın bundan başka iki anlamı daha vardır:

i. Kalbin, inanılması gereken şeyleri tasdik etmesi. Rasûlullah’ın (s.a.) Cibril hadisinde

“İman nedir?” sorusuna cevaben:

“İman, Allah’a, meleklerine.., inanmandır.” [849] Buyurması, bu an­lamdadır.

ii. Allah’a yakın kullar (mukarrabîn) için hasıl olmuş kalp huzuru ve güven (sekînet). Rasûlullah’ın (s.a.): “Temizlik imanın yarısıdır.” [850]

“Kul zina ettiği zaman iman ondan çıkar ve başı­nın üstünde gölge gibi durur. O işten çıktığı zaman, iman tekrar kendisine döner.” [851] Hadisleriyle, Muâz’ın (r.a.) 

“Gel, biraz iman edelim!” sözü, bu manada olan imana işaret eder.

Şu halde imanın, şeriat ıstılahında kullanılan dört anlamı vardır. Eğer konu ile ilgili birbiriyle çelişir gözüken her hadis, iman kelimesine verilecek mana ile gereği şekilde anlaşılacak olursa, herhangi bir şüphe ve kuşkuya yer kalmayacaktır.

“İslâm” kelimesi, birinci anlamında [852] imandan daha açıktır. Bunun içindir ki Allah Teâlâ şöyle buyurmuştur:

“Bedeviler ‘iman ettik’ dediler. De ki: Siz iman etmediniz, ama ‘islâm olduk’ deyin. Henüz iman kalplerinize yerleşmedi.” [853]

Rasûlullah (s.a.) da Sa’d’a, “Bilakis müslüman.” buyurarak sözünü tashih etmiştir. [854]

“İhsân” tabiri [855] ise, dördüncü manada [856] daha açıktır.



[848] Müslim, îmân, 58.

[849] Buhârî, îmân, 37.

[850] Müslim, Taharet, 1.

[851] Ebû Dâvûd, Sünnet, 15 (4690); Tirmizî, îmân, 11.

[852] Yani umde, erkân, temel anlamında.(Ç)

[853] Hucurât: 49/14.

[854] Hadis şöyle: Sa'd b. Ebû Vakkâs anlatır: Rasûlullah (s.a.) bir gruba (mal) verdi. Ben de oturuyordum. İçlerinden bir adamı terketti ki, onların içinde benim en çok beğendiğim oydu. Ben, Rasûlullah'a (s.a.):

"Fa­lana niye vermiyorsun, vallahi ben onu gerçekten mü'min görüyorum." dedim. Rasûlullah (s.a.):

"Bilakis müslüman." buyurdu (ve sözün doğru­sunu gösterdi), Bkz. Ebû Dâvûd, 4/220 (4683).

[855] Cibril hadisinde, (Bkz. Buhârî, îmân, 37) bu üç terim yani iman, islâm ve ihsan, birbirini tamamlayacak şekilde geçer. İman, inanç altyapısını, islâm onun üzerine kurulacak yaşantıyı, ihsan da, bütün bunların ki­min için olduğunu yani ihlâsı ifade eder. (Ç)

[856] Yani kalp huzuru, sekînet ve güven anlamında. (Ç)

[857] Yani söver, kötü şeyler isnad eder.