๑۩۞۩๑ Kitap Dünyası - İlim Dünyası Kütüphanesi ๑۩۞۩๑ => Hanımlar İlmihali => Konuyu başlatan: Safiye Gül üzerinde 19 Kasım 2010, 12:14:12



Konu Başlığı: Yemin kefareti
Gönderen: Safiye Gül üzerinde 19 Kasım 2010, 12:14:12
Yemin Kefareti:
 

Bir şeyi yapmak veya yapmamak için yemin eden, sonra da yeminini tutamayan kişinin yeminine kefarette bulunması gere­kir. Yemin kefareti şu dört şeyden biriyle yapılır;

1. Kişinin kendi ailesine yedirdiği yemeğin orta hallisinden on fakire yedirmesi.

2. On fakiri giydirmek.

3. Bir köie azat etmek.

4. İlk üç maddeden herhangi bîrini yapamayanlar, üç gün oruç tutarlar.


Yemin kefareti olarak oruç tutulabilmesi İçin yukarıda sayı­lan ilk üç maddenin hiçbirine güc yetirilememesi şarttır. Çünkü Yüce Allah şöyle buyurmuştur; 'Allah, kasıtsız olarak ağzınızdan çtkıveren yeminlerinizden dolayı sizi sorumlu tutmaz. Fakat bi­lerek yaptığınız yeminlerden dolayı sizi sorumlu tutar. Bunun da kefareti, ailenize yedirdiğiniz yemeğin orta hallisinden on fakire yedirmek, yahut onları giydirmek, yahut da bir köle azat etmektir. Bunları bulamayan üç gün oruç tutmalıdır. Yemin ettiğiniz takdir­de yeminlerinizin kefareti işte budur. Yeminlerinizi koruyun.[38]

 
Hatırlatmalar:
 

1. Şu yemek bana haram olsun" veya "şu eve girmek bana haram olsun" gibi sözlerle yapılan yeminlerle, o şeyler haram ol­maz. Ancak yapılması durumunda yemin kefareti gerekir. Yüce Allah şöyle buyurmuştur; 'Ey Peygamber! Eşlerinin rızasını göze­terek Allah'ın sana helal kıldığı şeyi niçin kendine haram ediyor­sun? Allah çok bağışlayan, çok esirgeyendir. Allah, yeminlerinizi çözmenizi size meşru kılmıştır. [39]

2. Bir şey üzerine birden fazla yemin edildikten sonra, yemin bozulduğunda bir kefaret yeterlidir.

3. Yemin kefaretinin vucubiyet şartları şunlardır;

a) Yemin edenin mükellef/akıl-bâliğ olması.

b) Kendi iradesiyle yemin etmesi.

c) Yemin etmeyi kastetmiş olması.

d) Gelecekteki bir şey üzerine yemin edilmiş olması.

e) Yeminini tutamamış olması -yemin ederek yaparım dediğini yapmaması, yapmam dediğini yapması-,


4. Yemin kefaretinin, yemini bozmadan önce veya bozduk­tan sonra yapılması arasında fark yoktur.

Alimler şu konularda icma etmişlerdir;

a) Yemin kefareti, yemin bozulmadan önce vacip olmaz.

b) Yemin bozulduktan sonra yemin kefaretinin yapılması ca­izdir.

c) Yemin edilmeden önce, yemin bozma kefaretinin yapıl­ması caiz değildir.


Âlimler, yemin bozulmadan önce kefaretinin yapılması ko­nusunda farklı görüşler belirtmişlerdir; âlimlerin çoğunluğu bu­nun caiz olduğu kanaatindedir. Yemin kefaretiyle ilgili hadislerin bazılarında, yeminler bozulmadan önce kefaretlerinin yapıldığı­nı; bazılarında da, yeminler bozulduktan sonra kefaretinin yapıl­dığını görmekteyiz. Dolayısıyla deliller, her iki durumunda caiz olduğunu ifade etmektedir.

5. Yemek yedirme kefaretinin yerine, yemek bedelinin veril­mesi caiz değildir. Âlimlerin çoğunluğu bu görüştedir. Ebû Hanîfe ise caiz olduğu görüşündedir. Âyet-i kerîmenin zahiri, fakirlere yemek yedirilmesini veya giydirilmesini ifade etmektedir. Bu ko­nuda farklı bir kefaret söz konusu değildir.

6. Yemin kefareti olarak, fakirlerin bir kısmının yedirilmesi, bir kısmının giydirilmesi caiz midir? İmam Ahmed bin Hanbel buna cevaz vermiştir. İmam Şafiî ve İbn Hazm ise cevaz verme­mişlerdir. Âyetin zahirine uygun olan da bu görüştür.

 
[38] Mâide, 89.

[39] Tahrim, 1-2.