ilitam ,arapça klavye, ilahiyat, önlisans > Forum > ๑۩۞۩๑ İslami İlimler Dunyası ๑۩۞۩๑ > Biyoğrafi Dünyası > Hanım Sahabeler > Zeynebü'l-Kübrâ (R.Anhâ)
Sayfa: [1]   Aşağı git
  Yazdır  
Gönderen Konu: Zeynebü'l-Kübrâ (R.Anhâ)  (Okunma Sayısı 1626 defa)
10 Mart 2009, 01:23:29
Zehibe

Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 31.684



Site
« : 10 Mart 2009, 01:23:29 »



Rasûlüllah’ın Büyük Kızı Zeyneb (R. Anhâ)

«Mekke'den Medine'ye hicret ederken Hebbar İb-nu'l-Esved Zeyneb'în devesini mızrağiyla ürküttü. De­ve Zeyneb'i ve hevdecini bîr kayanın üzerine attı, Zey-neb hamileydi, çocuğunu düşürdü.. Ve bu düşüğün meydana getirdiği hastalığın etkisiyle Hakk'a kavuştu.

O, Peygamber'in (S.A.V) kızlarının en büyüğüdür, teyzesinin oğlu Mekke'nin şeref ve malca sayılı kişilerinden olan, Sam ve Yemen'e yolculuklar yapan tacir Ebu'l-As İbnu'r-Rabi'in hanımıydı.

Haşimilerin gözlerinin kendisine çevrildiği ve oğullarına Kureyşin en şerefli kızını seçmek isteyen ana babaların gelin almak için yarış­tıkları zaman daha on yaşını yeni bitirmişti.

Zeyneble evlenmeyi canû gönülden isteyenlerden birisi de, Mek­ke erkeklerinin şeref ve mal itibariyle sayılılarından olan, ayni zaman­da teyzezadesi bulunan Ebül-Âs b. Bebî' idi. Başkasına doğmayan fır­sat onun eline geçti. Çünkü teyzesi Hz. Hatice onu oğlu yerinde tutu­yordu. İstediği zaman Rasûlüllah (S.A.V)'in evine gidip gelebiîiyordu. Orada o derece güçlü ve samimi bir sevgi görüyordu ki buna dayana­rak Zeyneb İçin koca olarak tercih edilmeyi kuvvetle ümit ediyordu. İşte bu sebeple daha Zeynep genç kızlığa adımını attığı günden itiba­ren kalbinin ona ilgi duyduğunu anladı. Onun birdenbire boy atışını, günden güne güzelleştiğini kalbi çarparak görüyordu.

Zeyneb babasının evinde dört kızın en büyüğü idi. Zamanından ön­ce olgunlaşmıştı. O dönemde elli yaşını geçmiş olan temiz annesiyle birlikte kız kardeşlerinin yetişmesi görevini yüklenmişti. Birbirini ta-kibeden hamilelikler ve doğumlar gerçekten annesini yormuştu. Anne­sinin işine ortak olması Zeynebe olgun bîr hanım görünümü kazandır­mıştı. Halbuki daha çocuk denecek yaştaydı.

Ebül-Âs ise teyzesinin evine her gelişinde onu görüyor, göz alıcı görünüşüne, sevimliliğine, zekasına, inceliğine, hanımlığına hayran ka­lıyordu.

Büyük meşgaleleri onu bazan teyzesinin evine gidip gelmekten alıkoyuyordu. Bilhassa önemli mevsimlerde gelen hacıların ve tüccar­ların Mekkeyi doldurdukları zamanlarla; yazın kuzeye, kışın güneye ya­pılan ticari yolculuklar esnasında bu geliş gidişler sekteye uğruyordu. Mekkeden onu uzaklaştıran bu yolculuklar bazan aylar sürüyordu. An­cak her zaman, uzakta da x>isa, gözü Mekke'deydi. Orayı düşünürken kalbi çarpıyor, sevgisi artıyordu. Bu ince çocukcağızın hayali ona yol­daş oluyordu. Tatlı tebessümünü, büyüleyici zekâsını hatırlıyordu.

Haşini oğullarının gençlerinin gözünün Zeyneb'te olduğunu hiç bir zaman hatırından çıkarmıyordu. Ancak bu konudaki ayrıcalığını da bi­liyordu. Bu konuda kendisiyle yarışacak olan hiç birinin Rasûlüllahın evinde kendisine verilen yer. ve değere eş olamayacakları açıktı. Zey-neb'in sevgisini kazanma yolunda ve takdirini kazanma babında da on­lara sıra gelmezdi.

Kendisine güvendiği için yarışacaklarla açık bir mücadeleye gir­meye lüzum görmedi. Sırrını anlayışlı teyzesine emanet etmekle yeti­nip kalb huzuruyla, Zeynebe en iyi yoldaş olmayı ümit ettiği işinin başına döndü.

Zekâsı da onu genç bir kızın ilgisini çekmekle acele etmekten ve­ya onun bakire kalbinin kapısını kabaca çalmaktan alıkoyuyordu. Her ne kadar da olgunlaşsa veya ölçülü olsa yine de utangaç bir çocukca­ğızdı o... Onun sevgisini kazanacağım diye acele edip temiz utanma duygusunu örselemenin, çocuksu temizliğini yaralamanın manası yok­tu. Kendisi onun teyzesinin oğluydu, teyze onun hakkını korurdu.

Bu durum onu biraz zorlamış, gizlilik, hırs ve ihtiyatlı olma gibi ağır yükleri ona yüklemişti. Ama aynı zamanda da bu hal Zeynebin ona güven duymasını sağlamıştı. Tecrübenin ve yolculuğun olgunlaştır­dığı erkek' zekâsıyla Zeynebin kendisini bir erkek kardeş yerine tutmadiğini anlamıştı. Her ne kadar Kureyş gençlerini kendisiyle soyîu-luk, asalet, belki mal bakımından tartsa bile, kişiliğinin güçlülüğü ve tecrübesinin genişliğiyle hiç birini eşit tutmayacağını da biliyordu.

EbühÂs yolculuktan her dönüşünde Rasûlüllahın evini Kabe'den sonra ikinci uğrak yeri edinmişti. Zeyneb onun gelişine sevinirdi. Yolcüluk medresesinden topladığı hoş olaylar ve hikayelere onun kulak verişi Ebül-Âs'ın çok hoşuna gidiyordu. Yolculuğuyla ilgili olarak anlat­tıklarını Zeynebin hemen ezberlemesi ve insanlarla dünya hakkındaki sözlerini kavraması, onun yaşıtlarından daha üstün bir meziyete sahip olduğuna ve kemale ermekte olduğuna işaretti.

Bazan yolculuk dönüşü ona güzel bir elbise veya münasib bir he­diye getiriyor sevinçle kabul edildiğini görüyordu. Bunların aralarında yakınlık ve sevgi bağı kurduğunu anlıyordu.

Zeyneb'in bakire kalbi zamanla açıldı. Bu ince, nazik temas vicda­nında ilgi uyandırdı. Yanıbaşında annesi uyanık gözleriyle bu açılışı gözlüyor, Ebül-Âs'm Zeynebin kalbini kazandığını anlıyordu. Yoksa kı­zının kalbini kapattığı birine Hatice'nin razı olması mümkün değildi.

Hatice bu temiz sevgiyi anlıyordu. Kendisi de onun tatlı kayna­ğından kana kana içmişti. Üstün tecrübesiyle biliyordu ki karşılıklı sevgiye dayanan bir evlilik teşvik edilmeliydi. Giddiyetle inanıyordu ki bu sevgi mutlu kullara Hak canibinden bağışlanan en büyük nimettir.

Kutlu anne, ük kızının kalbini yoklayan bu tatlı ilgiyi zevcine ha­ber verdi. Kahraman babanın kalbi rikkatle doldu. Seneler boyu usan-maksizm kana kana içtikleri bu bereketli mübarek kaynaktan hayat bu­lan kendi evliliklerini gözünün önüne getirdi.

Artık Hadîce yeğenini, Zeynebi babasından istemeye teşvik etti. İstemesine rağmen biraz gecikseydi büyük kızı yanında kalacaktı. Ama Kureyş gençlerinin Haşimilerin en güvenilir adamıyla akraba olmays can attıklarını görüyordu. Biraz gecikirse onların Ebül-Âs'ı geride bıra­kıp Zeynebin elini tutmalarından ve bunun sevgili zevcinin hoşuna git-miyeceğînden korkuyordu.

Her zaman yaptığı gibi Rasûlüllah [S.A.V) Ebül-Âs'ı güzel karşıla­dı. Zeyneble evlenmek isteğini can kulağıyla dinledi ve ağzından «Evet!» cevabı çıktı. Zeynebe denk biriydi Ebüi-Âs... Ancak bu isteği kızına duyurmak için biraz mühlet istiyordu. Böyle önemli bir işte ilk söz-sahibi, herkesten çok, Zeynebin kendisiydi.

Şerefli baba kılının "Ebüi-Âs'a karşı duygusunu biliyordu, ama, her şeye rağmen, ona danışmadan söz kesmek istemiyordu. Yüzyüze ko­nuşmanın vereceği sıkıntıyı da hesaba katıyordu. Mutlu haberi verme­si için Hadîceyi önden gönderdi. Sonra Zeynebin odasının Önünde sesi­ni duyup kendisini görmiyeceği bir yerde durdu. Sevgi ve şefkat dolu bir sesle :

«Kızım Zeyneb, teyzezaden Ebül-Âs b. Rebf senin adını andı.» bu­yurdu.

Açık açık cevap vermesini beklemedi. Biliyordu ki,onun hayası di­linin cevap vermesine engel olacaktır. Allah korusun utanma duygu-. sunun etkisinde kalıp evlenmeyi reddeder ve iş hoş olmayan bir şekle bürünürse...

Baba bir süre kulak verip bekledi. Temiz kız kalbinin çarpıntısı ve temiz annenin dua mırıltılarından başka bir şey duymadı. Ebüi-Âs'ı bek­ler bıraktığı yere dönerek musafahalaştı, bereketli dualar etti.

Mutlu haber Mekke'de hemen yayıldı. Haşimli genç kızla evlen­meyi ümit eden gençlerin kalbi parçalandı. Ama içlerinden bir tanesi çıkıpta damat adayım kötüjeyemedi. Söyleyebildikleri, amca çocukları­nın Zeynebi almaya teyze oğlundan daha layık olduğu şeklindeydi. Son­ra Ebül-Âs hakkında hayırdan başka bir şey konuşmadılar. Hayırlı söz­den başka bir şey söyleyebilirler miydi ki...?

Belki şöyle denebilir: Hz. Hadîce, Ebüî-Âs'ın arzusunu gerçekleş­tirmesine fırsat hazırladı ve Zeynebi zevce olarak seçmesine yardımcı oldu.

Şöyle diyen de çıkabilir; Şayet Ebü'l-Âs, Rasûiüllahın hayatında ve kalbinde çok üstün bir yeri olan Hadîce'nin yeğeni olmasaydı, kızı için Haşimililerden bir damadı tercih ederdi.

Her ne kadar Hz. Hadîce Ebül-Âs'ın önüne fırsat koymuş ise de şu nokta unutulmamalıdır. Ebül-Âs'ın kendi şahsiyetiyle kazandığı şe­refi ve onu tertemiz kılan özellikleri Mekke ailelerinden istediğinin ka­pısının kendisine açı I ive rm es in i sağlıyacak kadar güçlüydü. Kureyş aristokratlarından istediğinin kızını kendisine zevce olarak seçebilirdi.

Rasûlüllah (S.A.V)'in evi düğün için hazırlandı. Yeni kurulan bir evin hazırlanmasında adet olan gürültüyle doldu. Rasûlüllah (S.A.V) en iyi kokuları arayıp almak için adam gönderdi. Hz. Hadîce de düğün için lüzumlu her şeyi alıp gelmeleri için, gelecek ticaret kervanlarını gözetmek üzere, çarşıya adamlar gönderdi. Bu taraftan da Ebül-Âs, de­ğerli misafirini karşılamak için evini hazırladı ve bu yolda geniş ser­vetini cömertçe harcadı.

Zifaf vakti geldi. Mekke dağlan düğün şenliğinin gürültüsüyle yankılandı. Develer kesildi, kâbe halkı toptan yemeğe davet edildi.

Rasûlüliah (S.A.V)'in ailesi gelini yeni evine kadar götürdü. Yeni evlileri kutlamak ve değerli konuğun ilk evindeki sıkıntısını hafiflet­mek için bir süre orada oturdular.

Sonra kerem sahibi kocasina emanet edip geri döndüler.

Bu tarafta Zeyneble kocası Ebül-Âs katışıksız bir mutluluğun göl­gesi altında yaşıyor, başarılı bîr evliliğin gölgesinde karşılıklı sevgiyle hayatların; sürdürüyorlardı. Ne yazık ki zaman zaman geçici bir yalnız­lık bu gölgeye sokuluyordu. Ebül-Âs ticaret için yolculuğa çıkmak zo­rundaydı. Yola çıkarken kalbi Mekke'de kalıyordu.

Zeynebse bu ayrılığa dayanmaya çahşryor, yalnızlığından kurtu­lup biraz teselli bulmak için baba ocağını ziyaret ederek yalnızlığını hafifletiyordu. Baba otağında mutlu çocukluk yıllarının hatıralanyla ra­hatlıyordu. Orada ailenin ufkunda, yarınların bir şeyler doğuracağını müşahede ediyordu. Babası Hira nlağarasındaki yalnızlığında ibadet ve tefekkürü artırmıştı. Annesinin tek meşgalesi onu uzaktan gözetip gücünün yettiğince zevcinin rahat ve huzurunu sağlamaya çalışıyordu.

Annesine, sevgili babasının azığını hazı...
[Bu mesajın devamını görebilmek için kayıt olun ya da giriş yapın
Bu Sayfayi Paylas
Facebook'a Ekle
Moderatöre Bildir   Kayıtlı
Müslüman
Anahtar Kelime
*****
Offline Pasif

Mesajlar: 132.034


View Profile
Re: Zeynebü'l-Kübrâ (R.Anhâ)
« Posted on: 22 Ocak 2019, 16:36:03 »

 
      uyari
Allah-ın (c.c) Selamı Rahmeti ve Ruhu Revani Nuru Muhammed (a.s.v) Efendimizin şefaati Siz Din Kardeşlerimizin Üzerine Olsun.İlimdünyamıza hoşgeldiniz. Ben din kardeşiniz olarak ilim & bilim sitemizden sınırsız bir şekilde yararlanebilmeniz için sitemize üye olmanızı ve bu 3 günlük dünyada ilimdaş kardeşlerinize sitemize üye olarak destek olmanızı tavsiye ederim. Neden sizde bu ilim feyzinden nasibinizi almayasınız ki ? Haydi din kardeşim sende üye ol !.

giris  kayit
Anahtar Kelimeler: Zeynebü'l-Kübrâ (R.Anhâ) rüya tabiri,Zeynebü'l-Kübrâ (R.Anhâ) mekke canlı, Zeynebü'l-Kübrâ (R.Anhâ) kabe canlı yayın, Zeynebü'l-Kübrâ (R.Anhâ) Üç boyutlu kuran oku Zeynebü'l-Kübrâ (R.Anhâ) kuran ı kerim, Zeynebü'l-Kübrâ (R.Anhâ) peygamber kıssaları,Zeynebü'l-Kübrâ (R.Anhâ) ilitam ders soruları, Zeynebü'l-Kübrâ (R.Anhâ) önlisans arapça,
Logged
Sayfa: [1]   Yukarı git
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

TinyPortal v1.0 beta 4 © Bloc
|harita|Site Map|Sitemap|Arşiv|Wap|Wap2|Wap Forum|urllist.txt|XML|urllist.php|Rss|GoogleTagged|
|Sitemap1|Sitema2|Sitemap3|Sitema4|Sitema5|urllist|
Powered by SMF 1.1.21 | SMF © 2006-2009, Simple Machines
islami Theme By Tema Alıntı değildir Renkli Theme tabanı kullanılmıştır burak kardeşime teşekkürler... &