ilitam ,arapça klavye, ilahiyat, önlisans > Forum > ๑۩۞۩๑ İslami İlimler Dunyası ๑۩۞۩๑ > Biyoğrafi Dünyası > Hanım Sahabeler > Ummu Hâni Binti Ebî Tâlib (R.Anhâ)
Sayfa: [1]   Aşağı git
  Yazdır  
Gönderen Konu: Ummu Hâni Binti Ebî Tâlib (R.Anhâ)  (Okunma Sayısı 1550 defa)
10 Mart 2009, 20:19:12
Zehibe

Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 31.684



Site
« : 10 Mart 2009, 20:19:12 »



«Ebû Tâlib'in Kızı Ummu Hânî (R. Anhâ)»

 

Ummu Hânî Rasûlüllah [S.A.V)'e :

— Ey Allah'ın Rasûlü! Sen bana kulağımdan ve gözümden daha sevimlisin. Koca lîakkı büyüktür. Kocama koşarsam bazı işlerimi ve çocuğumu ihmâl edeceğimden, çocuğuma yönelirsem koca hakkını ih­mal edeceğimden endişe ediyorum; dedi.»

Mevlid-i Nebevi menkıbelerinin miraç bölümünde bahsedilen Um-mu Hânî'dir, Rasûlüilah (S.A.V)'in amcası Ebû Tâlib'in kızı ve Hz. Ali'­nin kızkardeşi olan tanınmış bir sahâbîdir.

Asıl ismi; Hind yahut Fatma veyahut Fâhire olmak üzere ihtilâf

edilmiştir. Kocası Hübeyre b. Amr el-Mahzûmî'den olan Hânî adındaki oğluna nisbetle Ummu Hânî diye meşhur olmuştur. Kocası Hubeyre müşriklerin en habislerinden idi..

Ummu Hânî, ikindi namazını bitirip evinden ayrıldı. Niçin oğulla­rından hiçbiri geri.dönmemişti? Bugün Medine'den haber getiren bir kafile gelmemiş miydi?

Ummu Hânî'nin gözü, Kâ'be'nin etrafında oturan gğulianna ilişti. Amr İbn Hubeyre İbn Ebî ehb kalkıp ona doğru geldi ve:

—Anne! Medine'den kafileler gelmedi, dedi.

Ummu Hâni elini kaldırdı ve oğlu sustu.. Sonra oğlu atıyla gelmekte olan bir adama doğru  koştu. Amr İbn  Hubeyre İbn Ebî ona:'           

—  Medine'den mi geliyorsun? diye sordu.

Adam :

—  Evet, dedi.

Âmr İbn Hubeyre

—  Medîne'de durum nasıl? diye sordu.

Adam :

Halk, müslümanların emîrî olarak Ali İbn Ebî Talib'e beyat etti dedi.

Amr İbn Hubeyre İbn Ebî Vehb Ebu Kubeys dağına doğru koşup tepesine çıktı ve yüksek sesle haykırdı :

—  Halk, müminlerin emiri olarak dayım Ali İbn Ebî Talib'e bey'at etti.

Amr, Yusuf, Hâni ve Ca'de, Ummu Hâni'yi tebrik etmeye .koştu­lar. Çünkü qnun en küçük kardeşi müminlerin emiri olmuştu.P

Ummu Hânî'nin zihninde hatıralar canlandı...

Kendini, Cahiliye devrinde, Muhammed İbn Abdillah'la Hubeyrt İbn Ebî Vehb İbn Âmr el-Mahzunî'nin dünür olduğu ve Hubeyr'le ev­lendiği günlerde buldu.

Hz. Muhammed amcası Ebu Talib'e :

—  Amca! Hubeyre'yi evlendirdin. Beni evlendirmedin, demişti Ebu Talib :

—  Yeğenim! Biz kız vererek akrabalık kurduk. Kerîm (şerefli] ke­rîme denk olur, dedi.

Muhammed, Hz. Hadîce ile evlenmişti. O akrabasına ve ailesine merhametli idi. Kureyş kabilesi bir sene şiddetli bir kıtlığa uğramıştı. Ebu Tâlib'in çoluk çocuğu kalabalık olduğu için Muhammed Haşim-oğullarının en zenginlerinden olan amcası el-Abbas'a şöyle demişti:

Amca! Kardeşin Ebu Talib'in ailesi kalabalık. Görüyorsun hepmiz kıtlık belâsına uğradık. Ona gidelim. Ailesinin yükünü biraz olsun hafifletelim, oğullarının birini ben alayım, birini de sen al. Onların ba­kımını biz,üstlenelim.

Ebu Talİb'e gitmişler:

—  İçinde bulunduğumuz şu durumdan kurtuluncaya kadar, senin bazı çocuklarını alıp yükünü hafifletmek istiyoruz, demişlerdi.

Ebu Talib onlara :

—  Eğer bana Akîl'i bırakırsanız dilediğinizi yapın diye cevap ver-

Hz. Muhammed Ali'yi alıp bağrına basmış, el-Abbas da Ca'fer'i alıp bağrına basmıştı. Hz. Ali, Hz. Muhammed'in kucağında .eğitilmişti. Hz. Muhammed kırk yaşına gelince ve Hıra mağarasında ibâdet ettiği sırada gökten ona Melek inmiş ve: «Oku» demişti. Hz. Hadîce bazı ki­tapları okuyan ve Tevrat'la İncil'i dinlemiş bir hıristiyan olan Varaka İbn Nevfel'e gitmişti. Varaka ona :

—  O, bu ümmetin peygamberidir, demişti.

Varaka İbri Nevfel, Muhammed'e 'gelen melek hakkında da :

—  O, Musa İbn îmran'a inen Namus'tur (Cebrail'dir]. Keşke kav­min seni yurdundan çıkardığı zaman sağ olsaydım, demişti.

Hz. Muhammed :

—  Onlar beni çıkaracaklar mı? diye sormuş. Varaka İbn Nevfe! :

—  Evet, senin gibi birşey getirmiş bir kimse yoktur ki düşmanlı­ğa uğramasın. Eğer senin davet günlerine yetişirsem mutlaka sana yardım ederim, diye cevap vermişti.

Muhammed (S.A.V) insanları gizlice tek ve ortağı olmayan Aliah'a tapmaya ve İslâm'a davet etmişti.

Daha sonra Kureyş'in ilâhlarını ayıplamış ve açıktan davet etme­ye başlamıştı. Kureyş efendilerinin öfkeleri patlamış.. Düşmanlık alev­lenmiş ve ona savaş ilân etmişlerdi. Ona tabi olanlara saldırmışlar, dinlerinden döndürmek için qnlan korkutmuşlardı. Ancak AİIah Mu­hammed'e (S.A.V)  amcası  Ebu, Talib vasıtasıyla yardım  etmişti. Hubeyre İbn Ebî Vehb dilini, Muhammed (S.A.V), ashabı ve İslâm yönün­de bilemîsti.

Bir gün Muhammed (S.A.V), sabah karanlığında, yatağında uyu­makta olan Ummu Hâni'nin yanına gitmişti ve Rasûlüllah [S.A.V) şunu anlatmıştı :

— Geceleyin Mescid-i Haram'da uyuduğumu iyi biliyorum. Cebrail (A.S.) gelip beni uyandırdı ve mescidden çıkardı. Bir de ne göreyim: Burak denilen hayvanın yanındayım. O merkepten büyük, katırdan kü­çük ve beyazdı, hareketini sağlayan iki kanadı vardı ve adımını gözün erişebildiği yerin en ucuna atabiliyordu. Cebrail: Bin dedi. Elimi üze­rine koyunca huysuzluk yaptı ve zorluk çıkardı. Cebrail: Burak! Sana Allah katında Muhammed'den daha değeri; bir peygamber binmedi, de­di. Bunun üzerine ter döktü ve benim için alçaldi. Nihayet Cebrail'le birlikte bindik, çok geçmedi Beytu'l-Makdis'e vardık. Cebrail elini ka­yanın içine soktu ve deldi. Burak'ı oraya bağladı. Bana, içlerinde İbra­him, Musa ve İsa (A.S.) peygamberlerin bulunduğu bazı peygamberler gösterildi. Onlara namaz kıldırdım, birlikte konuştuk. Bana kırmızı ve beyaz'İki kap getirildi. Ben beyazdan içtim. Cebrail bana: Sen sütü İç­tin. Şarabı bıraktın. Eğer şarabı içseydin, senden sonraki ümmetini sa­pıklığa düşürecektin, dedi. Daha sonra Burak'a bindim. Mescid'e gel­dim ve orada sabah namazını kıldım.

Ummu Hâni1 Rasûlüllah'ın (S.A.V) ridasına sarılıp:

— Allah aşkına, amca oğlu! Bunu Kureyş'e söylersen, sana inan­mazlar. Bu sözü başkalarına söyleme ki seni yalanlayıp incitmesinler, dedi.

Muhammed (S.A.V) :

—  Vallahi, onlara bunu mutlaka anlatacağım, dedi.

Muhammed (S.A,V) eliyle ridasına vurup, ridasını onun elinden kurtardı. Gitti, sessizce Mescid-i Haram'a oturdu. Ebu Cehl İbn Hişam onu görüp sqrdu :

—  Bir şey mi oldu? Muhammed (S.A.V) :

—- Evet, diye cevap verdi.

Ebu Cehl :'

—  Nedir o? dedi, Muhammed (SAV) :

—  Geceleyin götürüldüm, dedi, Ebu Cehl :

—Nereye? diye sordu. Muhammed (S.A.V) :

—Beytü'l-MaRdis'e, dedi. Ebu Ceh] :

— Sonra da sabahleyin ararnızdaydın, öyle mi? dedi. Muhammed (S.A.V) :

—  Evet, dedi. Ebu Cehl :

—  Bana söylediğin sözü, onlara'da söylemen için kavmini ç sam  uygun görür müsün? dedi.

Ebu Cehl bunu söylerken Muhammedi dinlemeleri  için Kureyş'i toplamak istemişti.

Muhammed (S.A.V) :

—  Tamam, dedi.     , .

Muhammed (S.A.V) de bunu kendilerine haber vermek ve tebliğ etmek için Kureyş'in toplanmasını istemişti.

Ebu Cehl :

—  Ey Kureyş topluluğu! Haydi Kureyş topluluğu, diye haykırmıştı*

Kureyşliler toplantı yerlerinden  çıkıp orada toplanmışlardı.  Ebu Cehl :

—  Haydi bana söylediklerini kavmine de söyle, demişti. Muhammed (S.A.V) ;

—  Geceleyin ben götürüldüm, demişti.    :   -

Kureyş de :

—  Nereye? diye sormuşlardı. Muhammed (S.A.V) de şöyle anlatmıştı:

—  Cebraii'ie birlikte  Burak'ın üzerinde Beytu'l-Makdîs'e. Burak adımını, gözünün erişebildiği yerin ilerisine atıyordu. Burak'ın üzerin­de götürüldüm. Cebrail de benimle gitti. O, elini kayanın içine soktu ve onu deldi. Burak'ı oraya bağladı. Scjnra mescid'e girdim. Etrafımda toplanan bir grup peygamberin arasında İbrahim el-Halîl, Musa ve îsâ'-yi gördüm. Onlara namaz kıldırdım. Sonra Cebrail bana bir bardak şa­rapla bir bardak süt getirdi. Ben sütü seçtim. Bunun üzerine Cebrail :

—  Fıtratı seçtin, kendin de ümmetin de doğru yola iletildiniz, Mu­hammed! dedi. Sonra dünya semâsına çıkarıldık. Cebrail bana kapıyı açmalarını istedi. Kim* o? denildi. O da:

—  Cebrail'im, dedi. Yanındaki kim? diye soruldu. O da :

—  Muhammed'dir, dedi. Ona, gelsin diye haber gönderildi mi? denildi. Cebrail:

~ Evet, diye cevap verdi. Ona: Hoşgeldin, safa geldin! denildi. Kapı açıldı. Oraya ulaştıkları zaman, Hz. Adem'i gördü. Cebrail:

—  Bu baban Âdem'dir, ona selâm ver, dedi. Ona selâm verdim. Âdem selâmı aldı ve şöyle dedi :

—  Hoş geldin, Salih oğul ve Salih peygamber. İkinci semaya yük­seld...
[Bu mesajın devamını görebilmek için kayıt olun ya da giriş yapın
Bu Sayfayi Paylas
Facebook'a Ekle
Moderatöre Bildir   Kayıtlı
Müslüman
Anahtar Kelime
*****
Offline Pasif

Mesajlar: 132.034


View Profile
Re: Ummu Hâni Binti Ebî Tâlib (R.Anhâ)
« Posted on: 17 Ocak 2019, 20:38:49 »

 
      uyari
Allah-ın (c.c) Selamı Rahmeti ve Ruhu Revani Nuru Muhammed (a.s.v) Efendimizin şefaati Siz Din Kardeşlerimizin Üzerine Olsun.İlimdünyamıza hoşgeldiniz. Ben din kardeşiniz olarak ilim & bilim sitemizden sınırsız bir şekilde yararlanebilmeniz için sitemize üye olmanızı ve bu 3 günlük dünyada ilimdaş kardeşlerinize sitemize üye olarak destek olmanızı tavsiye ederim. Neden sizde bu ilim feyzinden nasibinizi almayasınız ki ? Haydi din kardeşim sende üye ol !.

giris  kayit
Anahtar Kelimeler: Ummu Hâni Binti Ebî Tâlib (R.Anhâ) rüya tabiri,Ummu Hâni Binti Ebî Tâlib (R.Anhâ) mekke canlı, Ummu Hâni Binti Ebî Tâlib (R.Anhâ) kabe canlı yayın, Ummu Hâni Binti Ebî Tâlib (R.Anhâ) Üç boyutlu kuran oku Ummu Hâni Binti Ebî Tâlib (R.Anhâ) kuran ı kerim, Ummu Hâni Binti Ebî Tâlib (R.Anhâ) peygamber kıssaları,Ummu Hâni Binti Ebî Tâlib (R.Anhâ) ilitam ders soruları, Ummu Hâni Binti Ebî Tâlib (R.Anhâ)önlisans arapça,
Logged
Sayfa: [1]   Yukarı git
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

TinyPortal v1.0 beta 4 © Bloc
|harita|Site Map|Sitemap|Arşiv|Wap|Wap2|Wap Forum|urllist.txt|XML|urllist.php|Rss|GoogleTagged|
|Sitemap1|Sitema2|Sitemap3|Sitema4|Sitema5|urllist|
Powered by SMF 1.1.21 | SMF © 2006-2009, Simple Machines
islami Theme By Tema Alıntı değildir Renkli Theme tabanı kullanılmıştır burak kardeşime teşekkürler... &