ilitam ,arapça klavye, ilahiyat, önlisans > Forum > ๑۩۞۩๑ İslami İlimler Dunyası ๑۩۞۩๑ > Biyoğrafi Dünyası > Hanım Sahabeler > Fâtıma Binti Esed (R.Anhâ)
Sayfa: [1]   Aşağı git
  Yazdır  
Gönderen Konu: Fâtıma Binti Esed (R.Anhâ)  (Okunma Sayısı 1301 defa)
10 Mart 2009, 20:34:04
Zehibe

Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 31.682



Site
« : 10 Mart 2009, 20:34:04 »



Esed'în Kızı Fâtima (R. Anhâ)
 

Rasûlüllah (S.A.V) :

«— Ömer’i Bu kadın, foens doğuran annemden son­ra annemdi... Ebû Taüp'ten sonra bu kadıncağız kadar bana iyiliği dokunan bir kimse olmamıştır. Ona Cen­net elbiselerinden giydirilsin diye gömleğimi kefen olarak giydirdim. Kabir hayatı kendisine mülayim ve kolay gelsin diye de, kabirde uzandım. Cebrail bana Rabbîm'den onun Cennetlik olduğuna dair haber getir­di...»

Fâtıma bint-i Esed, Hâşim oğulları kadınlarından olup Peygamberi­mizin amcası Ebû Tâlib'in eşidir.

Kendisinin gerek Ebû Tâlib'le ye gerek Peygamberimizle soyu Ha-şîm'de birleşir,    ,

Fâtıma bint-i Esed, Hâşim oğullan kadınları içinde, Haşimî erke! sulbünden ilk erkek çocuğu dünyaya getiren kadındır.

Hâşim Oğullan.kadınlarından halîfe anası olanların da yine ilki Fâ­tıma bint-i Esed'dir. Ondan sonra Peygamberimizin kızı Fâtıma gelir ki, Hz. Hasan'ı dünyaya getirmiştir.

Fâtıma bint-i Esed'in Talip, Akîl, Cafer ve Ali adında dört oğlu ile Ummehânî (Hind), Cümûne, Reyta ve Esma adında dört kızı vardı.

Fâtıma bint-i Esed, ilk .sıralarda müslüman olanlardandır...

Ebu Gehl İbn Hişam, el-Mut'im İbn Adiyy, Ebu'l-Bahterî İbn Hişam, Utbe İbn Rabîa, Umeyye İbn Halef, Ebu Sufyan İbn Harb, el-As İbn Vâil ve Umâre İbnu'i-Velîd geldiklerinde, güneş adetâ ateşten kıvılcımlar saçıyordu. Fâtıma Bint Esed, kocası Ebû Tâlib'e :

—  Ey kavminin efendisi! Kureyş'in efendileri seninle konuşmak için geldiler, dedi.

Ebû Tâlib kalktı.. Ebu Cehl İbn Hişam şöyle dedi :

—  Ebû Tâlib! İşte şu Umara İbnu'l-Velîd, Kureyş'in en yakışıklı gencidir. Onu al. Aklından ve yardımından istifade et. Onu çocuğun edin. O, senin için daha hayırlı olur. Onun yerine, senin ve atalarının dînine karşı gelen, kavminin birlik ve bütünlüğünü darmadağın eden ve onların akıllarını çelen yeğenini bize teslim et, biz onu öldürelim. Böylece kısasa kısas yapmış oluruz.

Ebû Tâlib :

—  Vallahi, teklif ettiğiniz şey nekadar kötü! Siz kendi oğlunuzu veriyorsunuz ben onu sizin için büyütüp besliyorum. Ben size yeğeni­mi veriyorum; siz ise onu öldürüyorsunuz. Vallahi, bu, olacak şey de­ğil, dedi.

EI-Mut'im İbn Adiyy :

—  Vallahi, Ebû Tâlib! Kavmin sana acıyıp hoşlanmadığın şeyden kurtarmaya çalıştı. Halbuki senin onlardan hiçbir şey kabul etmediği­ni görüyorum, dedi.

Ebû Tâiib ise :

—  Vallahi, onlar bana acımadılar. Ama sen beni hem yardımsız bıraktın hem de kavmimin bana karşı birleşmesini sağladın. Aklına ge­leni yap, dedi.

El-Mut'im İbn Adiyy :

—  Ona adam gönder. Bizona insaflı davranalım, dediler.

Ebû Tâlib Zeyd İbn Hârise'yi Rasûlüllah'a gönderdi. Rasûlüliah (S.A,V) gelince Ebû Tâlib :

—  Yeğenim! Bunlar senin amcalarındır ve kavminin eşrafıdırlar. Onlar sana insaflı davranmak istediler, dedi.

Rasûlüliah (S.A.V) :

—  Söyleyin, dinliyorum, dedi. Ebu Sufyan İbn Harb :

—  Sen bizi ve ilâhlarımızı bırakır uğraşmazsan biz de seni ve ilâ­hım bırakıp uğraşmayız, dedi,

Ebu Talib :

—  Kavim sana insaflı davrandı. Onların bu teklifini kabul et, dedi.

Peygamber CS.A.V):

—  Sizden, bir kelimeyi söylemenizi istesem, ne dersiniz? Eğer o kelimeyi söylerseniz, Araplara hükümran olur ve o kelime sebebiyle Acemler sîze boyun eğer, dedi.

Ebu Cehl İbn Hişam :

—Bu kelime rahat ve huzur getirecekse, onu ve onun gibi or nesini söyleriz, dedi.                             \

Rasûlüllah (S.A.V):

—  Lâ ilahe illa'liah, deyiniz, buyurdu. Onun bu sözünü beğenmeyip öfkelendiler: Ebu Sufyan İbn Harb :

—  İlâhlarınıza karşı sabırlı olunuz. Bunda bir hikmet var, dedi. Onlar Ebû Tâlib'in yanından :

—  Bir daha asla ona gelmeyin, Ebû Talib yeğenini yalnız bırakıp teslim etmeyi bu konuda bizim ayrılmamız ve düşman olmamız sebe­biyle onun birleştirici olmasını kabul etmedi, diyerek ayrıldılar.

Ebû Tâlib hastaydı. Rasûlüilah'a-(S.A.V) :

—  Yeğenim!.. Seni peygamber olarak gönderen Rabbine duâ et ki o bana afiyet versin, dedi,

Rasûlüllah (S.A.V) :

—  Allah'ım! Amcama şifa ver, dedi.

Ebû Tâlib sanki bağından kurtulmuş gibi ayağa kalktı ve :

—  Yeğenim! Rabbin senin duanı kabul ediyor, dedi.

Rasûlüllah (S.A.V) :

—  Amca! Eğer ona itaat etseydin, senin de duanı kabul eder dedi.

Ebû Tâiib sustu.. Peygamber (S.A.V) dışarı çıktı.

Hatıralar Fâtıma Bint Esed'i geçmişe götürdü...

Hz. Muhammed (S.A.V) dedesi Abdulmuttalib'in himayesi altın­daydı. Dedesi onu çok sever ve onu her yere götürürdü. Abdulmutta­lib'in Hicr'de [1] üzerine oturduğu bir minderi vardı. Ona kendinden başka hiç kimse oturamazdı. Harb İbn Umeyye ve Kureyş eşrafından bazıları o minderin etrafında oturuyorlardı. Çocukken bir gün Muham­med İbn Abdillah gelip o minderin üzerine oturdu. Birisi onu, oturma­ması için çekti. Muhammed ağladı. Abdulmuttalib gözleri kör olduğu için :

—  Oğlum (torunum) niye ağlıyor? dedi,

—  Minderin üzerine oturmak istedi de oturmasına engel oldular diye cevap verdiler.

Abdulmuttalib :

—  Bırakın oğlumu, otursun. O, kendinde   bir   şeref   hissediyor. Umarım ki o, kendinden önce ve sonra hiçbir arabm ulaşamadığı şe­refe kavuşacak, dedi.

Bu hadiseden sonra, Abdulmuttaiib varken, veya yokken Muham-med'in onun minderine oturmasına engel olmadılar.

Abdulmuttalib Muhammed'e, çocuklarından-hiçbirine öyle davran­madığı şekilde, yumuşak ve nazik davranmıştır. Onu' yanından ayır­mazdı. Amcalarından bjri onu uzaklaştırmak istediğinde Abdulmuttalib oğullarına şöyle derdi :

— Oğlumu bırakın. Vallahi, onun şanı olacak.

Abdulmuttalib, kendisi Öldükten sonra ona amcası Ebû Tâlib'in bakmasını tavsiye ederdi. (Abdullah'la Ebû Tâlib ana, baba bir kardeş­tiler).. Abdulmuttalib ölünce Hz. Muhammed'i amcası Ebû Tâlib yanı­na aldı.

Bir gün Mekke'ye Lehebii bir adam geldi. O kuş uçurmak suretiy­le fala bakıyordu. Mekke'ye geldiğinde Kureyş'in erkekleri, fallarına baktırmak için çocuklarını ona getirdiler. Ebû Tâlib de Muhammed'i  getirdi. Adam ona baktı ve onunla ilgili birşeyler yapmaya başladi. Yaptığı şeyi bitirince ;

— Bu çocukta benim aleyhimde birşeyler var, dedi.

Ebû Tâlib, onun çocukla çok ilgilendiğini görünce, çocuğu onun görmiyeceği bir yere götürdü. Leheb'li adam şöyle demeye başladı:

—Yazıklar olsun size! Biraz önce gördüğüm çocuğu bana tekrar getirin. Onun mutlaka büyük bir durumu olacak.

Ebû Tâlib çocuğu alıp götürdü.

Fâtıma Bint Esed, yemeği koyduğunda ve Muhammed çocuklarla birlikte oturduğunda, kendi çocuklarının önündekileri kapıştıklarını,, onun ise elini uzatmadığını görüyordu. Fâtıma Abdullah'ın oğlunun çok hayalî olduğuna kanâat getirdi ama onun hoşlanmadığı hiçbir yemeği yemediğini de anlamakta gecikmedi. Muhammed'e tek başına hoşlan­dığı başka bir yemek verilmesini emretti. Yemek az olmasına rağmen ona yemek bırakırdı. Fâtıma Bint Esed, Muhammed'in amcasının ço­cuklarıyla yemek yediğinde, az olmasına rağmen yemek bereketlenir-dî. Muhammed yaşıtlarının üstünde bir gelişme gösteriyordu.

Bir gün amcası Ebû Tâlib onu ticaret için gittiği Şam'a götürdü.. Fakat o çabuk döndü. Fâtıma Bint Esed sordu :

—  Ey kavminin efendisi! Ne var ne yok? Ebû Tâlib anlattı :

—  Şam'daki Basra'da konakladığımızda rahip Buhayra manastırın­dan çıkıp bize seslendi: Ey Kureyş topluluğu! Ben size bir yemek yap­tım. Küçük büyük, köle^ hür hepinizin bu yemeğe gelmesini istiyorum. Ben de şöyie dedim: Bu hayra! Önceden sen böyle yapmazdın. Biz sa­na çok uğradık, hiç böyle yapmamıştın. Bugün sana ne oluyor? O da :

—  Doğrusun, Ebû Tâlib. Fakat siz benim misafirlerimsiniz. Ben size ikramda bulunmak ve size bir yemek yapmak istedim'. Hepiniz o yemekten yeyin. Oturduğumuzda o dikkatle yüzlerimize bakmaya baş­ladı. Ona sordum: Neyin var? Kimi arıyorsun? O :

—Aranızda yemeğe gelmeyen birisi var mı? dedi. Ben de:

—  Yemeğe gelmeyen sadece, kervandakilerin yaşça en  küçüğü olan bir çocuktur. O, kervan mallarımızın yanında kaldı, dedim. Buhay­ra:

—  Onu çağırın, onu çağırın. O çocuk sizinle beraber olsun, dedi. Kafiledekilerden birisi kalktı ve şöyle dedi:

—  Lât ve Uzza'ya yemin olsun! Muhammed İbn Abdiflah'ın bizim­le birlikte yemekte bulunmaması bizim için adî bir harekettir.

Buhayra da şöyle dedi:

—  Ebu Talibi  Biliyorsun ki ben hıristiyan âlimlerindenim. Dîni­min sırlarını iyi bilirim. Onların   kitaplarından   okumadığım   yoktur. Uzun süre bu manastırımdan ayrılmadım. Ben de :

—  Bu...
[Bu mesajın devamını görebilmek için kayıt olun ya da giriş yapın
Bu Sayfayi Paylas
Facebook'a Ekle
Moderatöre Bildir   Kayıtlı
Müslüman
Anahtar Kelime
*****
Offline Pasif

Mesajlar: 132.034


View Profile
Re: Fâtıma Binti Esed (R.Anhâ)
« Posted on: 19 Temmuz 2019, 02:20:59 »

 
      uyari
Allah-ın (c.c) Selamı Rahmeti ve Ruhu Revani Nuru Muhammed (a.s.v) Efendimizin şefaati Siz Din Kardeşlerimizin Üzerine Olsun.İlimdünyamıza hoşgeldiniz. Ben din kardeşiniz olarak ilim & bilim sitemizden sınırsız bir şekilde yararlanebilmeniz için sitemize üye olmanızı ve bu 3 günlük dünyada ilimdaş kardeşlerinize sitemize üye olarak destek olmanızı tavsiye ederim. Neden sizde bu ilim feyzinden nasibinizi almayasınız ki ? Haydi din kardeşim sende üye ol !.

giris  kayit
Anahtar Kelimeler: Fâtıma Binti Esed (R.Anhâ) rüya tabiri,Fâtıma Binti Esed (R.Anhâ) mekke canlı, Fâtıma Binti Esed (R.Anhâ) kabe canlı yayın, Fâtıma Binti Esed (R.Anhâ) Üç boyutlu kuran oku Fâtıma Binti Esed (R.Anhâ) kuran ı kerim, Fâtıma Binti Esed (R.Anhâ) peygamber kıssaları,Fâtıma Binti Esed (R.Anhâ) ilitam ders soruları, Fâtıma Binti Esed (R.Anhâ)önlisans arapça,
Logged
Sayfa: [1]   Yukarı git
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

TinyPortal v1.0 beta 4 © Bloc
|harita|Site Map|Sitemap|Arşiv|Wap|Wap2|Wap Forum|urllist.txt|XML|urllist.php|Rss|GoogleTagged|
|Sitemap1|Sitema2|Sitemap3|Sitema4|Sitema5|urllist|
Powered by SMF 1.1.21 | SMF © 2006-2009, Simple Machines
islami Theme By Tema Alıntı değildir Renkli Theme tabanı kullanılmıştır burak kardeşime teşekkürler... &