ilitam ,arapça klavye, ilahiyat, önlisans > Forum > ๑۩۞۩๑ Kitap Dünyası - İlim Dünyası Kütüphanesi ๑۩۞۩๑ > İslam Fıkhı Eseleri > Hanefi Fıkhı > Vekalet
Sayfa: [1]   Aşağı git
  Yazdır  
Gönderen Konu: Vekalet  (Okunma Sayısı 1228 defa)
08 Şubat 2010, 22:04:55
Zehibe

Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 31.682



Site
« : 08 Şubat 2010, 22:04:55 »



Reddü´l Muhtar / Vekalet


VEKÂLET KİTABI



METİN


Vekaletin şehadetle münasebeti ve şahadetten sonra gelişinin hik­meti şudur: Şahit ve vekilin her ikisi de bir başkasının isteğini yerine

getirmeye çalışırlar. Bu bakımdan ikisinin birbiriyle ilgisi vardır ve ardarda zikredilmişlerdir.

Vekâlet akdinin caiz oluşu kitap ve sünnet delillerine dayanırı Kur´an-ı Kerîm´de şöyle buyurulur: «Paranızla birinizi şehre gönderin, en iyi yiyeceklere baksın ve size getirsin.» (Kehf: 19) Âyetteki «gönderin» ifadesi vekâlete delâlet etmektedir Resûlullah (S.A.V.) de ashab-ı kiram­dan Hakim bin Hızâm´ı kurban alması için. vekil tayin etmiştir. İcmâ da buna delâlet etmektedir.

Vekâlet iki kısma ayrılır. Birincisi, birisinin diğerine, «Bana şu bina­yı al.» veya «şu malımı sat» demesi gibi hususî vekâlettir. Bunda vekil ancak müvekkilinin belirttiği malı almaya veya satmaya yetkilidir.

İkincisi ise, birisinin diğerine, «Sen benim her hususta vekilimsin» demesi gibi umumî vekâlettir. Bu vekâlette vekil, müvekkilin her işini yaptığı gibi, hatta onun ailesini boşamada da yetkili sayılır.

Şehîd adlı âlim, «Fetvaya esas olan, bu görüştür» demiştir. Ebülleys ise, «Umumî vekâlette vekil boşama azad ve herhangi bir şeyi vakfetme dışında müvekkilinin bütün işlerinde yetkilidir.» demiştir. Eşbah´ta da bu görüşe dayanılmıştır.

Kâdıhân ise, umûmî vekâleti yalnız ivazlı olan akitler (muâvazât)e tahsis etmiştir. Bu görüşe göre, umûmî vekâlet azadı ve diğer teberruları kapsamına almaz. Tenvîrü´l-Besâir ve Zevâhirü´l-Cevâhir´de olduğu gibi mezhebin asıl görüşü budur. Aşağıda geleceği gibi fetva da buna göre verilir.

Mültekâ adlı eserin sahibi de bu görüşe dayanarak. «İmam-ı Azam´a göre hibe ve azad, umumî vekâlete dahil olmaz. İmam Muhammed bu konuda İmam-ı Azam´a muhalefet etmiştir.» demiştir.

Şurunbulâliye´de ise şöyle denilir: «Eğer müvekkilin belirli bir sanatı yoksa, onun vekâlet vermesi geçerli değildir.»

İZAH

«Vekâlet vermek sahihtir ilh...» Musannif burada, vekilin yapacağı vekâlet konusunu ve vekil ile elci arasındaki farkı zikretmemiştir. Ben, Tenkîhü´l-Hâmidiye´nin Büyü bahsinde bu meseleyi açıkladım. Bu ha­şiyeleri derleyen, «Musannif, Hâmidiye´nin Muhayyerlik bahsinde uzun bir soru zikrederek o soruda vekil ile elci arasındaki farkı da belirtmiş­tir. Ben de konunun daha iyi anlaşılması için bu soruyu zikrediyorum» demiştir.

Musannıf şöyle der: «Birisi diğerinden belirli sayıdaki koyunlarının yarısını görmeden alsa, o koyunları kabzetmek için de Zeyd ismindeki birisini vekil tayin etse, müvekkil vekili olan Zeyd´in görmesine rağmen hâlâ kendisinin de görme muhayyerliğine sahip olduğunu zannetse, ve­kil olan Zeyd koyunları görse, kabz için vekil olan Zeyd´in bu görmesi, müvekkilin görme muhayyerliğini düşürür mü? el-Cevap: Düşürür. Alış ve kabz için vekil olan kimsenin görmesi yeterlidir. Ama malı almak üze­re gönderdiği elçinin görmesi yeterli değildir.» Tenvir. Görme muhâyyerliği babı.

Ebû Hanîfe´ye göre, alış için vekil olan kimsenin görmesi müvekkilin görme muhayyerliğini düşürdüğü gibi, kabz için vekil olan kimsenin malı görmesi de müvekkilin görme muhayyerliğini düşürür.

İmam Muhammed ile Ebû Yusuf´a göre ise, kabz için vekil olan kim­se, elçi gibidir. Yani malı almak için gönderilen elçinin malı görmesi, müvekkilin görme muhayyerliğini düşürmediği gibi, kabz için vekil olan kimsenin de malı görmesi müvekkilin görme muhayyerliğini düşürmez.

Musannifin vekili «kabz» ile takyit etmesinin sebebi şudur: Eğer bir kimse diğerini yalnız malı görmesi için vekil tayin etse, vekilin görmesi­nin müvekkilin görmesi gibi olmadığı konusunda görüş birliği vardır. Haniye´de de böyledir. Bunlar, sarih İbn-i Melek´in zikrettikleridir. Mesele me­tin kitaplarındadır. Bahır sahibi de eserinde bu konuyu uzun olarak zik­retmiştir.

Kabz için vekil tayin etmenin şekli şöyle olur: Bir kimse diğerine «Be­nim satın aldığımı ve gördüğümü kabzetmek için sen benim vekilimsin» dese, karşı taraf bunu kabul edince vekâlet akdi meydana gelir. Dürer´ de de böyledir.

Ben diyorum ki: Vekil ile elçi arasındaki farkı göstermek gerekirken musannif bunu zikretmemiştir. Bahır´da şöyle denilmiştir: «Miraç´ta şöyle denilir: Bazı âlimler tarafından, «Elçi ile vekil arasındaki fark şudur: Ve­kil yapmış olduğu akti müvekkiline izafe etmez. Meselâ, «Ben şu şeyi beni vekil tayin eden Zeyd adına aldım.» demez. Elçi ise akti mutlaka ken­disini elçi tayin edene izafe eder. Yani, «Ben falan şeyi, beni alış için elçi eden falan kimse için aldım.» denilmiştir.»

«Fevâid isimli kitapta da şöyle denilir: «Kabz için vekâlet vermenin şekli şöyledir: Müşteri birisine, «Mebîin kabzı için bana vekil ol» veya «Ben seni mebîin kabzına vekil ettim.» der. Elçi olarak göndermesinin sureti ise «O malın kabzına elçim ol.», «O malı kabzetmeye gönderiyo­rum» demesi ile vekâlet akdi meydana gelir. Bazı âlimlere göre vekil ile elçi arasında teferruatta bir fark yoktur. «Mebîi kabzet.» demesi gibi, O halde birisi vekil veya elçi tayin ettiğinde aldığı şey hususundaki gör­me muhayyerliği düşmez.» Bahir sahibinin nakli burada bitmiştir.

Bahir üzerine yazdığım Hâşiye´de şunları zikretmiştim: «Bahir sahi­binin, «Fevâid´de şöyle denilir» sözü makabline zıd değildir. Çünkü Ba­hir sahibinin Miraç´tan naklettiği elçi ve vekil arasındaki farkı ifade et­mektedir. O halde elçi, kendisini elçi tayin eden namına akit yaptığında akti kendisini elçi gönderene izafe etmesi gerekir. Zira Dürer´den naklen geçtiği gibi elçi, ancak elçi gönderenin sefiridir. Elçinin aksine vekil ise aktimüvekkiline izafe etmek zorunda değildir. Ancak nikâh, muhâlea, hi­be, rehin ve bunlara benzer şeylerde müvekkili namına akit yaparsa, akti müvekkiline izafe etmesi gerekir! Çünkü bu akitlerde vekil de elçi gibidir. Saydığımız akitlerin dışında vekil elçi gibi değildir. Hatta vekil, müvekkili adına nikâh akti yaparken akti müvekkile izafe etmezse, yapı­lan nikâh akti müvekkile değil kendi nefsine olur.

«Fevâid kitabından nakledilene gelince, o vekilin hangi sözlerle ve­kil, elçinin hangi sözlerle elçi olacağını belirtmek içindir. O halde Bahır´ın Miraç´tan naklettiğinden maksat, elçi ile vekilin farkını beyan etmektedir. Bunun özeti şudur: Vekil, vekâlet sözleri ile elçi ise elçilik ifade eden söz ve emirlerle tayin edilir. Ancak şu kadarı var ki, Bedâyiu´s-Sanâyi adlı eserde: «Birisinin diğerine, «Şunu yap.» veya «Şunu yapman için izin verdim.» demesi vekâlet vermektir.» diye açıkça ifade edilmiş­tir. Bedâyiu´s-Sanâyi´deki bu ifadeleri Velvaliciye´nin sözleri de destek­ler.

«Velvâliciye´de şöyle denilir: «Birisi diğerine bin lira vererek, «Bu bin lira ile benim adıma alış veriş yap.» veya «Bu bin lira ile satın al veya alışveriş et.» dese ve «Benim adıma» demese de bu şekillerin hepsinde vekil tayin etmiş olur. «Şu bin lira ile cariye al.» dese ve parayı verirken kendi parası olduğunu işaret etse, yine vekâlet olur. Ama, «Şu cariyeyi bin liraya al.» demiş olsa bu ifade vekâlet değil, meşveret olur. Alınan cariye de alanındır. Ancak, «Şu cariyeyi bin liraya al.» dediği zaman, «Ben sana şu kadar alış ücreti veririm.» derse, o zaman vekâlet olur. Çünkü ücretin şart kılınması onun vekil olduğuna delâlet eder.» Naklet­tiğimiz kelâm, her emrin vekâlet olmadığını ifade etmektedir. Ancak yapılan işin emir veren adam yerine yapıldığını ifade edecek bir ifade de bulunması gerekir.» Bahir üzerine yazdığımız haşiyenin tamamı bu naklettiklerimizdir.

«Hazreti Peygamber de vekil tayin etti ilh...» Bu hadis, silsilede meçhul bir ravi ile Ebû Dâvud tarafından rivayet edilmiştir. Tirmizî de, «Sahabî Hâkim´den Habib bin Ebî Sabit yoluyla rivayet etmiş ve bunu ancak bu senetle biliriz. Habîb ise bana göre direk Hâkîm´den dinle­memiştir. Ancak bu bize göre mürsel hadîs kısmındandır. Bunun için­de Hidâye sahibinin sahihdir, şeklindeki ifadesi doğrudur. Çünkü Hâbîb Hadiste İmam ve rivayette güvenilen bir râvidir. Feth.

«Sen benim her hususta vekilimsin ilh... .» Şurunbulâliye ve diğer kitaplarda Kâdıhan´dan naklen şöyle denmektedir: «Birisi diğerine, «Sen benim her iş ve hususta vekilimsin.» dese veya «Sen benim az veya çok herşeyde vekilimsin.» dese, yalnız koruyucu tasarruflar için vekil olur. Doğru olan da ancak bu görüştür. Ama, «Sen benim her hususta veki­limsin ve emrin de caizdir.» dese, bu ifade ile alım satım, hibe ve sada­ka gibi mali tasarrufların hepsinde vekil olur. Fakihler bu ifade ile bo­şamada, azadda ve vakıfta vekil olup olmadığı hususunda ihtilâf etmiş­lerdir. Bazı âlimler bu söz umumîlik ifade ettiği için adı geçen şeylerde de vekil olduğu görüşünü öne sürmüşler, bazıları ise bu ifadeden önce bo­şamaya, azada ve vakfa delâlet edecek bir söz geçmiş ve sonra böyle umumî bir vekâlet verilmişse bunlarda da vekil olacağını söylemişlerdir. Fakih Ebülleys de bu görüşü benimsemiştir.»

İbn-i Nüceym´in el-Meseletü´l-Hâsse fi´l-Vekâleti´l Âmme isimli bir risalesi vardır. Bu risalede Haniye ve Fetâvây-ı Ebû Cafer´de olanlar zikre­dildikten sonra şöyle denilmiştir: «Bezzâziyye´de şöyle denilir: «Sen be­nim emrim caiz olan her hususta vekilimsin» denildiğinde o adam, malın» korumaya, satmaya, almaya, hibe etmeye ve sadaka vermeye maliktir. Hatta bu maldan kendi nefsi için yemiş olsa, eğer müvekkilin yememesi hususunda bir kastı yoksa, yemesi de caizdir.» Ebû Hanîfe´den nakledile­ne gelince, Ebû Hanîfe bu ifadenin yalnız ivazlı akitlerde yani alım sa­tımda vekâlet olduğu görüşündedir. Bu ifade köle azad etmeyi, hibe ve sadaka gibi teberrulara şamil değildir. Fetva da Ebû Hanîfe´nin bu görü­şü üzerinedir. Bu şekilde vekil olan kimse müvekkiline, «Senin adına ka­rını boşadım» veya «Arsanı hibe veya vakfettim» dese doğru olan riva­yete göre bu caiz değildir.»

[Bu mesajın devamını görebilmek için kayıt olun ya da giriş yapın
Bu Sayfayi Paylas
Facebook'a Ekle
Moderatöre Bildir   Kayıtlı
Müslüman
Anahtar Kelime
*****
Offline Pasif

Mesajlar: 132.038


View Profile
Re: Vekalet
« Posted on: 23 Ağustos 2019, 23:01:34 »

 
      uyari
Allah-ın (c.c) Selamı Rahmeti ve Ruhu Revani Nuru Muhammed (a.s.v) Efendimizin şefaati Siz Din Kardeşlerimizin Üzerine Olsun.İlimdünyamıza hoşgeldiniz. Ben din kardeşiniz olarak ilim & bilim sitemizden sınırsız bir şekilde yararlanebilmeniz için sitemize üye olmanızı ve bu 3 günlük dünyada ilimdaş kardeşlerinize sitemize üye olarak destek olmanızı tavsiye ederim. Neden sizde bu ilim feyzinden nasibinizi almayasınız ki ? Haydi din kardeşim sende üye ol !.

giris  kayit
Anahtar Kelimeler: Vekalet rüya tabiri,Vekalet mekke canlı, Vekalet kabe canlı yayın, Vekalet Üç boyutlu kuran oku Vekalet kuran ı kerim, Vekalet peygamber kıssaları,Vekalet ilitam ders soruları, Vekaletönlisans arapça,
Logged
Sayfa: [1]   Yukarı git
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

TinyPortal v1.0 beta 4 © Bloc
|harita|Site Map|Sitemap|Arşiv|Wap|Wap2|Wap Forum|urllist.txt|XML|urllist.php|Rss|GoogleTagged|
|Sitemap1|Sitema2|Sitemap3|Sitema4|Sitema5|urllist|
Powered by SMF 1.1.21 | SMF © 2006-2009, Simple Machines
islami Theme By Tema Alıntı değildir Renkli Theme tabanı kullanılmıştır burak kardeşime teşekkürler... &