ilitam ,arapça klavye, ilahiyat, önlisans > Forum > ๑۩۞۩๑ Kitap Dünyası - İlim Dünyası Kütüphanesi ๑۩۞۩๑ > Hadis Eserleri > Hadis Kitaplığı > Müsned-i Ahmed Bin Hanbel 4.Cilt
Sayfa: [1] 2 3   Aşağı git
  Yazdır  
Gönderen Konu: Müsned-i Ahmed Bin Hanbel 4.Cilt  (Okunma Sayısı 14534 defa)
05 Nisan 2010, 13:36:37
ღAşkullahღ
Muhabbetullah
Admin
*
Çevrimdışı Çevrimdışı

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 25.840



Site
« : 05 Nisan 2010, 13:36:37 »



Müsned-i Ahmed Bin Hanbel 4.Cilt

ÖNSÖZ



Müsned Tercümesinin IV. Cildini yayına hazırlama gücü veren Rabbimize sonsuz hamdü senalar eder, O´nun Peygamberi Hz. Muhammed´e, Ehl-i Beyt´ine ve ashabına salât ve selâm ederiz.

önceki çalışmamız III. Cild o kadar beğenildi ki kısa sürede 1 .baskısı bitti ve 2. baskısı yapılacak. Okuyucunun bu teveccühü bizi çok sevindirdi ve moral verdi. İnşAllah Rabbimizin yardımı ve okurlarımızın desteği ile bu çalışma son cildine kadar devam edecek.

Çalışmamızla ilgili mülâhazalar her gün daha fazla gelmekte, değerli ilim adamlarının takdirlerine mazhar olmakta, onların değerli tenkidleri ile doğruya bir adım daha yaklaşmaktayız. Kemal sıfatı Allah´a aittir.

Müsned Tercemesinin I. Cildi ile ilgili mülâhazalarını gönderen Prof. Dr. İsmail L. ÇAKAN beye teşekkür ederiz. Değerli görüşleri çalışmamıza ışık tutacaktır.

Her gün daha İyiye ulaşmak ve yeni kitaplarla tanışmak bizi öylesine mutlu ediyor ki günlük 8-10 saatlik yorucu çalışmamızı bile unutturuyor. Bu yorucu çalışma bilgisayar ortamında olması yanında kütüphanelerdeki kitapları tarama ile daha ileriye emin adımlarla ulaşmamıza vesile olmaktadır.

Müsned Tercemesinin dili onun önemli bir dokusunu oluşturmaktadır. Günümüzdeki İslâmî kitapların en büyük problemi anlaşılmaz olmasıdır, biz bu handikapı aşmaya, en ağır ilmî konuları bile oldukça saf, temiz ve yalın bir Türkçe ile aktarmaya çalışıyoruz. Hadislerin tahricinde de aynı çalışma yapılmakta ve hadislerin sıhhati titizlikle tesbit edilmektedir. Konu sonlarındaki tabloların da büyük takdir aldığını eklemek isteriz.

Bu tercemenİn II. Cildinden itibaren İslâm Fıkhı konulan başlamıştı. II. Cilddeki Temizlik ve Abdest konulan III. Cilde Mestler Üzerine Mesh, Gusül, Haytz, Nifas, İstihâze, Teyemmüm ile devam etti ve Namaz konusuna giriş olarak Namazın Fazileti ile tamamlandı. Cild sonundaki Çocuk ve Namaz makalesi ilgili hadislerin doğru anlaşılması için eklendi ve büyük beğeni aldı.

Müsned Tercemesinin IV. Cildinde Namaz konusu devam etmektedir. Bu cildde Namaz Vakitleri, Geçmiş Namazların Kazası, Ezan ve Kamet, Mescidler ve Setr-i Avret gibi çok önemli konular bulunmaktadır. Bunların Asr-ı Saadet uygulaması umarız ki ibadet hayatımızı yenileyecek, bizim için taze kan olacak, hayatımızı Kur´ân ve Sünnet´e endeksleyecektîr. Çünkü hadisler yanında ilgili ayetler mutlaka zikredilmekte ve konuların Kur´ân-Sünnet bütünlüğü verilmektedir. Ayrıca bu cildde bulunan Mescidlerin Tarihçesi, Fonksiyonları ve İlgili Hükümleri adlı makale hadisleri doğru anlamamıza neden olacaktır.

Çalışmamızın bütün insanlığa faydalı olması temennisiyle dua ve destek­lerinizi bekleriz.[1]

Terceme Heyeti

b)- NAMAZ VAKİTLERİ



(Günde beş vakit namaz kılmanın farziyeti Kitab, Sünnet ve icma´ ile sabittir. Bu ko­nuda hiçbir ihtilaf yoktur.)

Allah Teâlâ buyurdu:

´Namazları ve orta namazını[2] devamlı kılın! İtaat edenler olarak siz (bu emirleri) Allah için yerine getirin!´ (Bakara 2/238)

Allah Teâlâ buyurdu:

´Günün iki ucunda ki/ kenarındaki vakitlerde[3] ve geceden bö­lümlerde[4] namaz kıl! Şüphesiz sevaplar[5] günahları siler. İşte bu, ken­dilerine hatırlatma (fayda verenlere) bir hatırlatmadır.[6]´ (Hûd n/114)

Allah Teâlâ buyurdu:

´Güneşin zevalden[7] meyletmesinden[8] gece karanlığına[9] kadar namaz kıl, bir de sabah ibadetini[10] eda et! Şüphesiz sabah ibadeti (melekler tarafından)[11] şahit olunan (bir ameldir).´ (isrâ 17/78)

Allah Teâlâ buyurdu:

Ve onların sözlerine karşı sabırlı ol! Güneş doğmadan[12] ve batmadan önce[13], Rabbini hamd ile teşbih et! Gecenin bölümlerin­de[14] O´nu teşbih et, Ayrıca günün uçlarında da.[15] Böylece (verile­cek nimetlere) razı olursun.´ (Taha, 20/130).[16]

* Genel Olarak Vakitler



88/958- îbn Abbas´taîl (Radıyallahü anhuma):[17]


RaSÛlllllah (SallaUahü aleyhi ve sellem I dedi ki:

"Kabe´nin yanında[18] Cebrail bana imam oldu; Öğle namazını güneş zevalden meylettiği zaman kıldırdı, güneş terliğin kayışı kadar meyletmişti,[19] (diğer rivayette; gölge terliğin kayışı kadardı.) Sonra her şeyin gölgesi iki misli kadarken ikindi namazını kıldırdı, Ardından akşam namazını oruçlunun iftar ettiği vakitte[20] kıldırdı, Yatsıyı şafak[21] kaybolduğunda kıldırdı, Sabahı da oruçluya yeme ve içmenin yasaklandığı vakitte[22] kıldırdı.

Ertesi gün öğle namazını her şeyin gölgesi kendi misli kadar oldu­ğunda kıldırdı,

İkindiyi her şeyin gölgesi kendisinin iki misli olduğu zaman kıldırdı, Ardından akşam namazını oruçlunun iftar ettiği vakitte kıldırdı, Yatsıyı gecenin ilk üçte birinin sonunda kıldırdı, Sabahı (güneş doğmadan önce) hava aydınlandığında kıldırdı.

Sonra bana dönüp dedi ki:

´Ey Muhammedi İşte bu, senden Önceki Peygamberler´in vaktidir[23] (diğer rivayette; senin ve senden önceki Peygamberler´in vaktidir).

(Her bir namazın) vakti, (açıklanan) bu iki vakit arasında olmalıdır.´[24]

89/959- EbÛ Saîd el-Hudrî´den (Radtyaiiaha anh):[25]

Rasulallah (Sallallahü aleyhi ve sellem) dedi ki:

"(Kabe´nin yanında)[26] Cebrail bana imam oldu;

Öğle namazını güneş zevalden meylettiği zaman kıldırdı,

Sonra her şeyin gölgesi bir boy olduğunda ikindi namazını kıldırdı.

Ardından akşam namazını güneş battıktan sonra kıldırdı.

Yatsıyı şafak kaybolduğunda kıldırdı,

Sabahı da fecir doğunca (ilk vaktinde) kıldırdı.

Ertesi gün tekrar geldi ve öğle namazını her şeyin gölgesi kendi m kadar olduğunda kıldırdı,

İkindiyi her şeyin gölgesi iki boy olduğunda kıldırdı, Ardından akşam namazını güneş battıktan sonra kıldırdı, Yatsıyı gecenin ilk üçte birinin sonunda kıldırdı; Sabahı güneş doğmaya yakın bir vakitte kıldırdı."

Sonra (Cebrail) dedi ki:

´(Her bir) namaz, (açıklanan) bu iki vakit arasında kılınmalıdır.´[27]

90/960- Ensardan Câbirb. Abdullah (Radıyatiaha anh) nakletti:[28]

Hz. Peygamber´e (Saiiaiiaha aleyhi ve seüem) Cebrail geldi ve dedi ki: ´Kalk ve namaz kili´ RasÛlullah öğle namazını güneş zevalden meylettiği zaman kıldı.

Cebrail ikindi vakti tekrar geldi ve dedi ki: ´Kalk ve namaz kıl!´

RasÛlullah her şeyin gölgesi kendi misli kadar olduğunda ikindi na­mazını kıldı,

Cebrail akşam vakti geldi ve dedi ki: Kalk ve namaz kili´

RasÛlullah akşam namazını güneş battıktan sonra kıldı,

Cebrail yatsıda tekrar geldi ve dedi ki: ´Kalk ve namaz kıl!´

RasÛlullah yatsıyı şafak kaybolduğunda kıldı,

Cebrail sabah tekrar geldi ve dedi ki: ´Kalk ve namaz kıl!´

Rasûlullah sabahı da fecir etrafı aydınlattığında (ya da aydınlık yayıl­dığında) kıldı.

Ertesi gün Cebrail öğle vaktinde tekrar geldi ve dedi ki: ´Kalk ve namaz kıl!´

Rasûlullah öğle namazını her şeyin gölgesi kendi misli fradar oldu­ğunda kıldı,

Cebrail ikindi vaktinde tekrar geldi ve dedi ki:

´Kalk ve namaz kıl!´

Rasûlullah ikindiyi her şeyin gölgesi kendisinin iki misli olduğunda kıldı,

Ardından Cebrail akşam vakti güneş battığında aynı vakitte geldi, bu vakit değişmedi,

Cebrail yatsı için de gecenin yarısı ya da üçte biri geçtiğinde geldi, Rasûlullah bu vakitte yatsıyı kıldı,

Sabah için fecir iyice aydınlandığında Cebrail tekrar geldi ve dedi ki:

´Kalk ve namaz kıl!´

Rasûlullah sabah namazını kıldı. Sonra Cebrail şöyle dedi:

´(Her bir namazın) vakti, (açıklanan) bu iki vakit arasındadır.?[29]

91/961- Abdullah b. Amrb. Âs´tan (Radiyallahü anhümâ):[30]

Rasûlullah (Sattallahü aleyhi ve sellem) dedi ki:

"Öğle vakti, güneş (zevalden batıya) meylettiğinde (başlar), kişinin gölgesi kendi misline yaklaşıncaya ve ikindi vakti oluncaya kadar devam eder. İkindi vakti, güneş sararıncaya kadar, Akşam namazının vakti, şafak kayboluncaya kadar, Yatsı namazının vakti, gecenin yarısına kadar devam eder. Sabah namazının vakti, fecrin çıkmasından itibaren başfar ve güneş doğuncaya kadar devam eder, güneş doğunca namazı bırak! Zira o, şeytanın iki boynuzu arasından doğar, (Diğer rivayette; şeytanın iki boynuzuyla doğar.)"

NOT: Burada teşbih yapılmıştır, zira bazı topluluklar güneşe tapmaktadır. Sanki şeytan onların önündedir ve güneş boynuzlarından doğmaktadır. Rasûlullah kafirle­rin özel vakitlerinde ibadetten bizi men etmiştir ki onlara benzemeydim.[31]

92/962- Ebû Hüreyre´den (Radiyallahu anh):[32]

Rasulullah (sallahu aleyhi ve sellem ) şöyle dedi:

?Namazın ilk ve son vakti vardır;

Öğlenin ilk vakti güneş (zevalden batıya) meylettiğinde (başlar) ve ikindi vakti girdiğinde sona erer.[33]

İkindinin ilk vakti kendi vaktinin girmesiyle başlar ve güneş sararıncaya kadar devam eder.

Akşamın ilk vakti güneş battıktan sonra başlar ve ufuk (şafak)[34] kayboluncaya kadar devam eder.

Yatsı namazının ilk vakti şafağın kaybolmasıyla başlar ve gece yarısına kadar devam eder.

Sabahın ilk vakti fecrin çıkmasıyla başlar ve güneşin doğmasıyla sona erer.[35]

Açıklama

Bu rivayetlerden Rasulullah?ın eğitim yönünün mükemmelliği ve her kişiye anlayacağı şekilde açıklaması göze çarpmaktadır:

1- Namaz vakitlerini tesbit etmek, herhangi bir teknik alet ve donanıma gerek kalmaksızın normal araştırmayla bulunabilir; tabiat olayları ile tesbit edilen vakitler İslamın ne kadar tabii bir din olduğunu göstermektedir.

2- Namazı ilk vakitte kılmak efdaldir, ancak geciktiren kişi son vaktini de bilmelidir.

[Bu mesajın devamını görebilmek için kayıt olun ya da giriş yapın
Bu Sayfayi Paylas
Facebook'a Ekle
Moderatöre Bildir   Kayıtlı
Müslüman
Anahtar Kelime
*****
Offline Pasif

Mesajlar: 132.300


View Profile
Re: Müsned-i Ahmed Bin Hanbel 4.Cilt
« Posted on: 19 Kasım 2017, 03:58:58 »

 
      uyari
Allah-ın (c.c) Selamı Rahmeti ve Ruhu Revani Nuru Muhammed (a.s.v) Efendimizin şefaati Siz Din Kardeşlerimizin Üzerine Olsun.İlimdünyamıza hoşgeldiniz. Ben din kardeşiniz olarak ilim & bilim sitemizden sınırsız bir şekilde yararlanebilmeniz için sitemize üye olmanızı ve bu 3 günlük dünyada ilimdaş kardeşlerinize sitemize üye olarak destek olmanızı tavsiye ederim. Neden sizde bu ilim feyzinden nasibinizi almayasınız ki ? Haydi din kardeşim sende üye ol !.

giris  kayit
Anahtar Kelimeler: Müsned-i Ahmed Bin Hanbel 4.Cilt rüya tabiri,Müsned-i Ahmed Bin Hanbel 4.Cilt mekke canlı, Müsned-i Ahmed Bin Hanbel 4.Cilt kabe canlı yayın, Müsned-i Ahmed Bin Hanbel 4.Cilt Üç boyutlu kuran oku Müsned-i Ahmed Bin Hanbel 4.Cilt kuran ı kerim, Müsned-i Ahmed Bin Hanbel 4.Cilt peygamber kıssaları,Müsned-i Ahmed Bin Hanbel 4.Cilt ilitam ders soruları, Müsned-i Ahmed Bin Hanbel 4.Ciltönlisans arapça,
Logged
05 Nisan 2010, 13:38:37
ღAşkullahღ
Muhabbetullah
Admin
*
Çevrimdışı Çevrimdışı

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 25.840



Site
« Yanıtla #1 : 05 Nisan 2010, 13:38:37 »

*İhtiyârî (serbest) vakti:

İ. Mâlik, Şafiî ve Ahmed b. Hanbel´e göre Özür ya da mazereti olmayan için ze­valden sonraki gölgenin iki misli olduğu vakitte ikindi sona erer, ama özür ve ma­zeret sahipleri için güneşin batışına kadar devam eder, zira hadisler[66] bunu göster­mektedir. Ahmed b. Hanbel´den bu durumda ´güneş sararmadıkça´ şeklinde bir rivayet daha gelmiştir. Ebû Yusuf, Muhammed ve Evzaî de bu görüştedir. Bu müc­tehidler Abdullah b. Amr b. Âs´tan gelen "İkindi vakti güneş sararıncaya kadar devam eder" hadisini[67] esas almışlardır.

* Zarurî vakti: Zaruret hâlinde güneş sararıp batmcaya kadar devam eder. Güneş batmadan önce bir rekata yetişen İkindiye yetişmiş olur. Müctehid imamlara göre bu vakte kadar zaruretsiz geciktirmek doğru değildir, ancak namaz geçerlidir.[68]

3- Akşam namazının ilk vakti icma ile güneşin batmasından sonra başlar.

Son vaktinde ise ihtilaf edildi:

î. Mâlik ve Şafiî´ye göre akşam namazının tek vakti vardır, şafak (yani kızıllık) kayboluncaya kadar devam eder, İbn Abbas rivayeti bunu göstermektedir.

İ. Ebû Hanîfe ve Ahmed´e göre de akşam vakti şafak (yani kızıllıktan sonraki beyazlık da) kayboluncaya kadar devam eder. Bu konuda Ebû Musa el-Eşarî, Büreyde ve Abdullah b. Amr´ın rivayetleri vardır.[69]

Söz konusu ihtilâfın sebebi şafak kavramının anlaşılmasından ve farklı riva­yetlerden kaynaklanmaktadır.[70]

4- Yatsı namazının ilk vakti ittifakla şafağın kaybolması anında başlar. Ancak şafağın tanımında ihtilaf edildi;

İmam Ebû Hanîfe´ye göre ise şafak Ebû Hüreyre ve Ömer b. Abdülaziz riva­yetleri sebebiyle sonraki beyazlıktır.

İ. Mâlik, Ebû Yûsuf, Muhammed ve Şafiî´ye göre İbn Ömer ve îbn Abbas rivayetleri sebebiyle ilk andaki kızıllıktır.

İ. Ahmed´e göre ise seferde kızıllık ve ikâmette beyazlığın kaybolmasıyla başlar.[71]

Bazı müctehidlere göre şafak hem kızıllığın hem de beyazlığın ismidir, çünkü bu kelime ezdaddandır (zıt manalıdır); tıpkı el-kar´u kelimesinin hem hayız hem de temizlik manasına[72] gelmesi gibi.

Yatsının ihtiyarî (serbest) vaktinde ihtilaf edildi;

Hanefî ve Hanbelîlere göre gece yarısına kadar devam eder.

İ. Mâlik´ten gelen iki rivayet vardır; meşhur olan görüşü gecenin ilk üçte biri, diğer görüşüne göre gecenin yarısıdır.

î. Şafiî´nin İki görüşünden birine göre gecenin ilk Üçte biri, diğer görüşüne göre gecenin yansıdır.[73]

§Yatsı namazının zarurî son vaktinde müctehidler ittifak ettiler: Yatsı na­mazının en son vakti fecr-i sadığın doğmasına kadar devam eder. Fecrin doğması ile yatsı vakti sona erer ve sabah namazının vakti başlar.[74]

5- Sabah namazının ilk vakti icma ile fecr-i sadıkla başlar.

Sabah namazının son vaktinde ihtilaf edildi;

İ. Şafiî´ye göre İbn Abbas rivayeti sebebiyle isfâr (aydınlık)tır, bu da özrü olmayanlar için geçerlidir. Ancak özür ve zaruret sahipleri için vakit güneş doğmasına kadar devam eder, bir kişi sabah namazının bir rekatını güneş doğmadan kılarsa namazı geçilmemiş olur, diğer rekatı da kılar.

Cumhura göre ise son vakit herkes için güneş doğmasına kadar devam eder; İ. Mâlik ve Ahmed´e göre Ebû Hüreyre rivayeti sebebiyle bir rekat kılar ve güneş de doğarsa diğer rekatı ona ekler, t. Ebû Hanîfe´ye göre bu kişinin namazı fasit olur. Bu ruhsat sadece İkindi namazının bir ya da iki rekatını kılan ve güneş batan kişi İçin geçerlidir.

§ Sabah namazının efdal vaktinde ihtilaf edildi;

İmam Ebû Hanîfe ve Iraklı fakihlere göre isfâr (aydınlık) efdaldir. Namaz vakitlerinde temel kural ilk vakitlerinde kılmaktır. Rasûlullah´ın sabah namazında iki uygulaması da nakledilir. Ancak Peygamberimizin "Sabah namazını aydınlığa bırakın/geciktirin! Bunun ecri daha fazladır."[75] hadisinden do­layı isfâr efdaldir, dendi.

İ. Mâlik, Şafiî ve Ahmed b. Hanbel gibi âlimlere göre ise tağlis (alacakaran­lık) efdaldir, çünkü ilk vaktidir.

Ahmed b. Hanbel´den gelen başka rivayette namaz kılanın hâli göz önünde bulundurulur; Alaca karanlıkta namaz kılma zor olursa biraz aydınlanınca kılar, eğer iki durum da kendisi için eşitse alaca karanlıkta kılmak efdaldir.[76]

* Öğle Namazı Vakti Ve Erken Kılınması


100/970- Enes b. Mâlik´ten (Radıyaiiahu anh):[77]

Rasûlullah (Saiiattahü aleyhi ve seitem) güneş zevalden meylettiğinde Öğle namazım kıldı.[78]



101/971- Enes b. Mâlik´ten (Radtyatiahu anh):[79]

Rasûlullah (Saiiatiaha aleyhi ve seiiem) kış günleri Öğle namazını öyle bir va­kitte kılardı ki günün büyük bir kısmı geçti mi, geçmedi mi bilemezdik.[80]

102/972- Câbir b. Semüra´dan (Radtyatiahu anh):[81]

Rasûlullah (Saiiaiiahu aleyhi ve seiiem) güneş zevalden meylettiğinde öğle namazını kılardı.

Bir rivayette; Güneş zevalden meylettiği zaman Bilâl ezan okurdu.[82]

103/973- Habbab b. Eret´ten (RadtyaUahü anh):[83]

Biz Rasûlullah´a (Satiaiiaha aleyhi ve seliem) (kumların) şiddetli hararetinden şikayet ettik, şikayetimizi kabul etmedi (gidermedi).

Râvi Şu´be bunu ´öğle vaktinde´ diye açıkladı.[84]

104/974- Hz. Âişe annemiz (Radıyaiiahüanhâ) dedi ki:[85]

´Öğle namazını erken/ilk vaktinde kılma konusunda RasÛlullah (Satiatiahu aleyhi ve seitem) ile birlikte Ebû Bekir ve Ömer´den daha titiz davranan birisini görmedim.´[86]

105/975- Ümmü Seleme´den (Radıyaiiahü anhâ):[87]

RasÛlullah (Saiiaiiahu aleyhi ve seiiem) öğle namazını ilk vaktinde kılma konusunda sizden daha aceleciydi, siz de ikindi namazını ilk vaktinde kılma konusunda Rasûlullah´tan daha acelecisiniz.

NOT: Burada Ümmü Seleme´nin (RadıyalUM anhâ) bazı kişilerin sünnete muhalif hareketlerini Üstü kapalı olarak tenkit etmesi görülmektedir. Ayrıca sahabenin üstün iman ve teslimiyeti bu gibi rivayetlerde dikkatimizi çekmektedir.

Müctehid İmamlar öğle namazının ilk vaktinin efdal olduğunu belirttiler, ancak çok sıcak günler bundan istisna edildi, zira bazı rivayetler nedeniyle sıcak mevsimlerde serin vakte bırakmak müstehabdir ki Müslümanlar namazlarını gönül huzuruyla kılsınlar.[88]

* Sıcak Mevsimlerde Öğle Namazını Tehir Etme Ve Serin Bir Vakte Bırakma Ruhsatı


106/976- Muğîre b. Şu´be´den (RadtyaiiaM anh):[89]

Allah´ın Peygamberi (Saiiaiiahu aleyhi ve seiiem) ile birlikte Öğle namazını (sıcak mevsimlerde) ilk/hararetli vaktinde kılıyorduk, sonra Rasûlullah bize şöyle dedi:

"Namazı serin vakte tehir edin, şüphesiz hararetin fazlalığı cehen­nem kaynamasındandır."

NOT: Bu rivâyetlerdeki mana iki şekilde anlaşılabilir:

a- Hakîki manası; hakikatini Allah bilir.

b- Mecâzi manası; hararetin fazlalığı cehennemin kaynaması gibidir şeklinde benzetme yapılmıştır.[90]

107/977- Kâsım b. Safvan ez-Zührî babasından nakletti (Radiyallahü anhüma):[91]

Rasulallah (Saltattahü aleyhi ve sellem} ŞÖyle dedi:

"Öğle namazını serin vakte tehir edin, şüphesiz sıcağın (fazlalığı) cehennem kaynamasındandır."[92]

108/978- EbÛ Hureyre´den (r.a):[93]

RaSÛlullah (s.a.v.) dedi ki:

"Hararet olduğunda[94] namazı[95] serin vakte tehir edin, şüphesiz ha­raret (fazlalığı) cehennem kaynamasındandır. Ateş, Rabbine (sıkıntısını) şi­kayet edince Allah ona her sene -biri kışın, diğeri de yazın olmak üzere- iki defa nefes alıp vermesine izin verdi. "[96]

109/979- Ebû Saîd el-Hudrî´den (Radiyallahu anh):[97]

Rasûlullah (s.a.v) şöyle dedi:

"Hararet fazlalaştığında namazı serin vakte tehir edin, şüphesiz ha raretin fazlalığı cehennem kaynamasındandır."[98]

110/980- Ebû Hüreyre´den (Radtyaiiahu anh):[99]

RaSÛlullah (s.a.v) dedi ki:

"Hararet fazlalaştığında namazı serin vakte tehir edin, şüphesiz ha raretin fazlalığı cehennem kaynamasındandır."[100]

111/981- Teymullah oğullannın mevtası Muhacir Ebü´l-Hasen anlattı:[101]

Bir cenazeden döndüğümüzde Zeyd b. Vehb´e uğradık, kendisi EbC Zer´den (RatttyaUahu anh) şu hadisi nakletti:

´Hz. Peygamber´le (Saiiaiiaha aleyhi ve nitem) bir yolculuğa çıkmıştık, mü ezzin ezan okumak[102] isteyince Rasûlullah dedi ki:

"Serin vakte bırak!"

(Bir müddet) sonra ezan okumak isteyince (Bir rivayette; öğle namaz; için) Hz. Peygamber şöyle dedi:

"Serin vakte bırak!"

Rasûlullah bunu Üç kere tekrarladı, tepelerde gölge görüldüğünde na­maz kıldı/kıldırdı ve dedi ki:

"Şüphesiz hararetin fazlalığı cehennem kaynamasındandır, hararet fazlalaştığında namazı serin vakte tehir edin!"´[103]

Açıklama

Namazı sıcak günlerde tehir etmek mtlstehabdır. Bazı müctehidler cemaat ve tek başına kılmanın arasını ayırmakta, çünkü mescide cemaat uzak yerden gelmek­tedir. Ancak hangisi efdaldir konusunda ihtilâf edildi;

a- Hanefı âlimleri ve îmam Ahmed b. Hanbel´e göre bu vakitte tek başına ya da cemaatle kılmanın efdaliyeti aynıdır

b- Mâlikîlere göre tek başına kılarken ilk vaktinde kılmak efdaldir,

c- Şafiîlere göre sıcak belde ve cemaat şartı ile tehir etmek efdaldir.[104]

§Müctchid İmamlar Öğle namazının son vaktinde ihtilaf ettiler;

İmam EbÛ Hanîfe´ye göre öğlenin son vakti gölgenin zevalden sonra iki katı olduğu zaman, İmameyne göre bir misli olduğundadır.

İ. MâHk´e göre bu vakitte ikindi vakti girer, ama öğle vakti çıkmaz. Bu vakitte kılınan öğle ya da ikindi (farz) namazlar eda sayılır, çünkü Cebrail´in Peygamberimiz´e (Saiiaiiaha aleyhi ve seiiem) öğrettiği vakitlerde böyle bir ara vakit görülmektedir.

İ. Şafiî ve Ahmed´e göre bu vakit ara zaman dilimi değildir, gölge...
[Bu mesajın devamını görebilmek için kayıt olun ya da giriş yapın
Bu Sayfayi Paylas
Facebook'a Ekle
Moderatöre Bildir   Kayıtlı
05 Nisan 2010, 13:42:09
ღAşkullahღ
Muhabbetullah
Admin
*
Çevrimdışı Çevrimdışı

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 25.840



Site
« Yanıtla #2 : 05 Nisan 2010, 13:42:09 »

* İkindi Namazının Fazileti Ve Orta Namaz Olması

121/991- Enes b. Mâlik´ten (Radiyallahü anh):[131]

Rasulullah (Sallallahu aleyhi ve sellem) dedi ki:

"Kim ikindi namazını kılar, sonra hayır işleyerek[132] (orada) akşama kadar oturursa bu, İsmail oğulları soyundan[133] sekiz kölenin âzâd edilme­sinden daha hayırlıdır."[134]

122/992- Ebû Basra el-Gıfârî anlattı (Radıyaiiahü anh):[135]

Rasûlullah (Saitaitaha aleyhi ve seitem) bize ikindi namazı kıldırdı, namaz bitince şöyle dedi:

"Bu namaz sizden önceki (ümmetlere) emredildi, onlar gevşek dav­randılar ve bunu terk ettiler. Sizden kim bu namazı (sürekli) kılarsa kendi­sine ecri iki kat olarak veri I ir/ katlanır. Bu namazdan sonra şahit görününceye kadar (nafile olarak)[136] namaz kılınmaz, şahit yıldız demektir.?[137]

123/993- Ebû Hüreyre´den (Radıyatiahü anh):[138]

RaSÛlullah (SallaltalıÜ aleyhi ve sellem) buyurdu ki:

"(Amelleri kaydeden) gece ve gündüz melekleri sabah ve ikindi na­mazında (nöbet değişimi için) buluşurlar. Sabah namazında buluşurlar ve (nöbeti biten) gece melekleri (yanında sizin amelleriniz olduğu hâlde) Allah´a yükselir. Gündüz melekleri (sizinle) kalırlar ve ikindi namazında (gece meleği) ile buluşurlar. (Nöbeti biten) gündüz melekleri (yanında sizin amelleriniz olduğu hâlde) Allah´a yükselir ve gece melekleri (sizinle) kalırlar.

Allah olayları en iyi bilen olduğu hâlde meleklere sorar:

´Kullarımı hangi hâlde bıraktınız?´ Melekler (her seferinde) şöyle derler:

´(Kendilerinden) ayrıldığımızda namaz kılıyorlardı, (yanlarına) vardı­ğımızda da namaz kılıyorlardı.´"[139]

(Râvilerden) Süleyman (el-A´meş) ekledi: ´Bunu bilmiyorum, ancak şöyle nakletti:

"(Melekler der ki;) Onları Kıyamet günü affet!?"[140]

124/994- Hz. Ali´den (Rdtihüh):[141]

Rasûlullah (SdMiahu aleyhi ve seüem) Ahzab (Hendek savaşı)[142] günü şöyle dedi: "Orta namaz olan ikindi namazını (kılmamıza) mani oldular, Allah da onların kabirlerini ve evlerini ateşle doldursun!"

Sonra Rasûlullah onu/kazasını iki akşam vakti olan akşam ile yatsı arasında kıldı.

(Râvilerden biri olan) Ebû Muâviye bir keresinde; yani akşam ile yatsı arasında, diye (açıklamalı olarak) nakletti.[143]


125/995- (Z.) Hz. Ali´den (Radıyallaha anh):[144]

Biz orta namazın sabah namazı olduğu görüşündeydik, (ancak) Rasûlullah (Sallallahü aleyhi ve sellem) Şöyle dedi:

"0, ikindi namazıdır/´ yani orta namazı.[145]

126/996- İbn Abbas´tan (Radıyallahu anhümâ):[146]

Rasûlullah (Saiiaitaha aleyhi ve seiıem) bir savaşta[147] düşmanla çarpıştı ve kendisini bırakmadılar, ta ki ikindi namazını vaktinde kılamadı, bu durumu görünce şöyle dedi:

"Allah´ım! Orta namazı kılmamızı engelleyenlerin evlerini ateşle dol­dur, kabirlerini ateşle doldur!"[148]

127/997- Semüra b. Cündüb?den (Radiyallahu anh):[149]

Rasululah (sallahu aleyhi ve sellem) şöyle dedi:

Orta namaz ikindi namazıdır.[150]

128/998- Abdurrahman b. Ebân b. Osman´dan:[151]

Zeyd b. Sabit (Radıyaiiaha anh) gün ortasına doğru Mervan´ın yanından çıktı. Bizde;

´Bu saatte, kendisine bazı sorular sorulmasa Mervan´ın yanında bu­lunmaz´ diye konuştuk. Ben kalktım ve konuştuğumuz şeyi sordum, dedi ki:

´Evet, Rasûlullah´tan (Saihiiahu aleyhi ve senem) duyduğum bazı hadisleri sordu, ben Rasûlullah´ın şöyle dediğini işittim:

"Benden bir hadis duyup başkasına aktarmak için onu ezberleyenin yüzünü Allah ağartsın/aydınlatsın, Nice fıkıh/dini bilgiler öğrenen var ki âlim değildir ve nice fıkıh/dini bilgiler öğrenen var ki kendilerinden daha fazla anlama kabiliyeti olanlara naklederler.

Üç şey var ki dünyanın sonuna kadar Müslüman kalbi (onların doğru olduğunda) yanılmaz;

Allah İçin samimiyetle amel etmek, yöneticilere nasihat etmek ve İslâm toplumu ile beraber hareket etmek.

Onların daveti, kendilerinden sonra gelenleri de kapsar. Kimin hedefi âhiret kazancı olursa Allah onun kazancını toplar (bereketlendirir) kalbin­de kanâat yaratır ve istemediği[152] hâlde kendisine dünyalık ulaşır. Kimin niyeti de dünyalık kazançsa Allah onun (mal-mülk) kayıplarını artırır, gö­zünde fakir kalma duygusu[153] yaratır ve (ne kadar hırslı olursa olsun) an­cak takdir edilen kadar kendisine dünyalık ulaşır."

BizeMervan; ´es-Salâtü´1-Vüsta´yı (orta namazı)´ sordu,

´O, öğle namazıdır´ dedik.[154]

129/999- Hz. Âişe annemizin mevlâsı Ebû Yûnus anlattı:[155]

Hz. Âişe (Radıyaiiahü anhâ) bana kendisi için bir mushaf nüshası yazmamı emretti ve dedi ki:

"´Namazları ve orta namazını koruyun!´ ayetine gelince bana haber et!"

Bu ayete varınca ona haber ettim ve bana şu şekilde yazmamı emretti: ´Namazları, orta namazını ve ikindi namazını koruyun!´ Rasûlullah´tan (Saiiaiiaha aleyhi ve seihm) böyle duydum, diye nakletti.

NOT: Hz. Âişe´nin (Radtyallahü anhâ) bu şekilde yazdırdığı âhad haberie bize ulaşmaktadır. Kur´ân olabilmesi için mutlaka mütevatir haberle nakledilmelidir. O hâlde buradaki haberi şaz haber ya da orta namazın tefsiri olarak görülür.[156]

Orta namaz ile ilgili ihtilâf:

a- Hz. Ali, Ibn Abbas ve Mâlik b. Enes´ten[157] gelen bir rivayette sabah nama­zıdır, dendi.

b- Hz. Âişe, EbÛ Saîd, Zeyd b. Sabit, Urve b. Zübeyr, Abdullah b. Şeddâd ve İbn Ömer´den gelen rivayette ise Öğle namazıdır.

c- Ancak bu konuda en kuvvetli görüş ikindi namazıdır, zira hadislerde[158] Peygamberimiz bizzat açıklamıştır ve yukarıda ismi geçenlerin bir çoğu da dahil saha­be, tabiûn, etba ve müctehid imamların birleştiği görüş budur. Bu görüş Hz. Ömer, Ali, İbn Mes´ûd, EbÛ Eyyub, Abdullah b. Amr, Semüra b. Cündüb, EbÛ Hüreyre, EbÛ Saîd, Hafsa, Ümmü Habibe, Ümmü Seleme, ayrıca îbn Ömer, Ubeyde, İbrahim en-Nehâî, Saîd b. Cübeyr, İbn Şîrîn, Hasan b. Münzir, EbÛ Hanîfe, EbÛ Yusuf, Şafiî, Ahmed b. Hanbel... gibi âlimlerden nakledilmiştir. Ayrıca (Müsned Trc. H.no: 125/9995´de) Hz. Ali orta namazını sabah namazı olarak bildiklerini, ancak ikindi namazı olması gerektiğini kendisi söylemiştir.[159]

* İkindi Namazım Terk Etmek Ya Da Geciktirmek

130/1000- İbn Ömer´den (Radıyallahü anhümâ):[160]

Rasûlullah´ın (Saiiatiahu aleyhi ve seiiem) şöyle dediğini duydum: "Kim bilerek ikindi namazını güneş batıncaya kadar terk ederse/ kıl­mazsa[161] sanki ailesine ve malına noksanlık gelmiş olur."

Râvüerden biri olan Şeybân ekledi: Yani ailesi ve malı (başkası ta­rafından) ele geçirilmiş (gibi) olur.[162]

131/100l- Ebû Derdâ´dan (Radıyaiiahu anh):[163]

Rasulullah (Sallallahu aleyhi ve sellem) Şöyle dedi:

"Kim ikindi namazını vakti geçinceye kadar bilerek terk ederse/kıl­mazsa emeği boşa gider."[164]

132/1002- Ala b. Abdurrahman anlattı:[165]

Öğle namazını kıldığımız bir vakitte ben ve ensardan bir kişi Enes b. Mâlik´in (Radıyaiiaha anh) yanına girdik. Enes cariyesinden abdest suyu iste­yince dedik ki:

´Hangi namazı kılacaksın?´ Enes:

´´ikindiyi.?

´Biz şimdi öğle namazını kıldık.´

´Rasûlullah ´in (Sallallahü aleyhi ve sellem) şöyle dediğini işittim:

"Bu, münafık kişinin namazıdır; güneş şeytanın iki boynuzu arasında oluncaya[166] kadar namazı terk eder. O vakitte Allah´ı çok az zikreder."´

(Alâ´dan) ikinci tarikle gelen rivayet:[167]

Öğleden sonra Enes b. Mâlik´in yanına girdik. O, ikindiyi kılmaya kalktı, namazını bitirince biz namazı erken kılmasını hatırlattık. Bunun üzerine Enes (Radıyaliahü anlı) dedi ki:

´Rasûlullah´ın (Saiiaiiahu aleyhi ve sellem) şöyle dediğini işittim: "Bu, münafıkların namazıdır. " (Üç kere tekrarladı ve ekledi;) "Onlardan biri güneş sararıncaya kadar oturur, o anda (sanki) güneş şeytanın boynuzları arasındadır.[168] Kalkar, hızla dört rekat kılar ki burada da Allah´ı çok az zikreder."[169]

133/1003- Enes b. Mâlik´ten (Radtyaliahü anh):[170]

RaSÛlullah (Sallailahü aleyhi ve sellem) dedi ki:

"Dikkat edin! Size münafığın namazını anlatıyorum;

O kişi, ikindi vakti sonu (sanki) güneş şeytanın boynuzları arasın­dayken ya da üzerindeyken kalkar ve horozun (yemi) gagalamasına ben­zer aceleyle namazı kılar. Burada da Allah´ı çok az zikreder."[171]

Açıklama

Güneşin şeytanın boynuzlan arasında olması kinayedir ve bu konuda zikredi­len ihtimaller şunlardır:

a- Boynuz manasmdakİ karn ismi, karane fiilinden gelebilir ki yaklaşmak manasındadır, yani güneş batarken şeytan yaklaşır, yaklaştığı vakittir.

b- Karn taraftar manasındadır, yani şeytanın taraftarlarının ibadet ettiği vakit manasındadır.

c- Burada bir teşbih vardır, yani şeytan sanki boynuzu ile o kişiye vurup namazı geciktirmektedir ki bu onun aldatması, ve kalplere güzel göstermesidir.

d- Güneş batarken şeytan güneşin önünde durur ki güneşe tapanlar ona tapsın, bu anda güneş sanki onun boynuzlan arasından batmaktadır. Doğrusunu Allah bilir.[172]

Buna benzer bazı hadisler:

"Size münafığın namazını haber vereyim mi? İkindi namazını geciktirir, hattâ güneş inek yağı[173] gibi olduğunda (sarardığında) namazı kılar."[174]

"İşte bu münafığın namazıdır, güneş saranncaya kadar bekler..."[175]

§İkindi namazının ilk ve son vakti ile ilgili ihtilaf için bk. 99/969. hadisin açılaması.[176]

* Gündüzün Vitri Sayılan Akşam Namazı Ve Bu Namazın Vakti


134/1004- Enes b. Mâlik´ten (Radtyaiiahü anh):[177]

Rasûlullah (Saitaihha ateyhi ve seiiem) döneminde akşam namazını kılardık, sonra bizden biri Benî Selime yu...
[Bu mesajın devamını görebilmek için kayıt olun ya da giriş yapın
Bu Sayfayi Paylas
Facebook'a Ekle
Moderatöre Bildir   Kayıtlı
05 Nisan 2010, 13:48:53
ღAşkullahღ
Muhabbetullah
Admin
*
Çevrimdışı Çevrimdışı

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 25.840



Site
« Yanıtla #3 : 05 Nisan 2010, 13:48:53 »

* Yatsı Namazının Vakti, Gece Konuşmalarının Ve Yatsıya Ateme Denilmesinin Yasaklanışı

143/1013- Nûman b. Beşîr´den (Radıyaiiahu anh):[204]

Ben Rasûlullah´ın (SaUaUahu aleyhi ve setiem) yatsı namazını kıldığı vakti en iyi bilen kişiyim (ya da en iyi bilenlerdenim). O, yatsıyı ayın başındaki üçüncü gecede ayın kaybolmasından sonra kılardı.

§Aynı râvîden ikinci tarikle benzeri rivayet edildi, farklı kısmı;

Rasûlullah (Satiaiiahu aleyhi ve seiiem) ayın üçüncü ya da dördüncü gecesin­de yatsıyı ayın kaybolma vaktinde kılardı, şeklindedir.[205]

144/1014- Cüheyne´den bir kişi (RadıyaUaManh) anlattı:[206]

RasÛlullah´a (SaüaUahü aleyhi ve sellem)´,

´Yatsıyı ne zaman kılayım?´ diye sorunca;

"Gece (karanlığı) her vadinin iç kısımlarını doldurduğunda/yayıldığın­da (kıl)!" dedi.[207]

145/1015- Abdullah b. Mes´ûd´dan (Radtyaiiahü anh):[208]

Rasûlullah (Saitaitaha aleyhi ve seiiemt şöyle dedi:

"(Teheccüd)[209] namazı kılan ya da yolculuk yapan kişi dışındakilere namazdan (yani yatsı vaktinden[210]) sonra gece sohbeti[211] yoktur, (yatma­ları uygundur)."[212]

146/1016- Abdullah b. Mes´ûd´dan (Radıyaitahü anh):[213]

Rasûlullah (Saitaiiahü aleyhi ve seller») yatsı namazından sonra gece sohbet yapmamızı kın ardı.

§ İki ne i tarikle gelen rivayette aynı sahâbî şöyle dedi: Rasûlullah (Saiiaitahn aleyhi ve seiiem) yatsıdan sonraki gece sohbeti konu­sunda bizi kınadı.

§Râvilerden biri olan Hâlid;

Buradaki cümlesi onu ayıpladı ve zemmetti manasındadır, dedi.[214]

147/1017- Ebû Berze´den (Radtyatiaha anh):[215]

Rasûlullah (s.a.v) yatsı namazından önce uyumayı ve sonrasında da konuşmayı/gece sohbetini hoş karşılamazdı.[216]

148/1018- Ömer b. Hattab´dan (Radıyattahü anh):[217]

Rasûlullah (s.a.v) gece Ebû Bekir´in yanında Müslü­manların işlerini ilgilendiren bir konuda konuşurdu ve ben de onunla beraber olurdum.[218]

149/1019- Ebu Seleme (b. Abdurrahman)´dan:[219]

İbn Ömer (r.a.) RaSÛlullah´in (s.a.v) şu sözünü nakletti:

"Namazınızla ilgili bir kavramı kullanmada bedevîler size galip gel­mesin! Dikkat edin, o yatsıdır! Bedeviler gece karanlığı vaktine kadar deve ile kalır ya da ondan gece karanlığı vaktinde ayrılırlar. Onlar deve sütü sağmakla meşgul olup gece vaktine kadar geciktikleri için yatsıya ateme (gece) derler."[220]

Açıklama

Rasûlullah´ın (Sallallahü aleyhi ve sellem) benzer uyarısı 142/1012. hadiste geçti. Bedevîler sosyal ihtiyaçları nedeniyle vakitlerle ilgili İsimleri farklı kullanıyorlardı. Meselâ, akşama ışâ (yatsı) ve yatsıya ateme (gece)[221] diyorlardı. Rasûlullah bu ke­limelerin ibadet kavramlarını değiştirmesi ve kavram kargaşasına götürmesi endişe­siyle bazı uyanlarda bulunmaktadır.

Ancak ışâ (yatsı) kullanımı yaygınlaştıktan sonra ateme kullanımına cevaz verildiğini belirten âlimler de bulunmaktadır ki bu noktada delilleri sahabeden ba­zılarının kullanımıdır. Doğrusunu Allah bilir.[222]

Yatsı namazından sonra gece sohbetinin cevazında ihtilâf edildi; Bir kısmı mekruhtur derken, diğerleri caizdir dedi. İki farklı görüşün cem edilmesi mümkündür;

a- Yatsı namazından sonra gece sohbeti mekruhtur.

b- Ancak zaruret ya da hayırlı bir İş yapma durumu varsa caizdir, bu konuda ruhsat vardır.[223]

Yatsı namazının efdai vakti hakkındaki müctehidierin ihtilâfı için bk. 92/962. hadisin açıklaması.[224]


* Yatsı Namazın Gecenin Üçte Biri Ya Da Yansına Kadar Geciktirmek Müstehabdır


150/1020- Ebû Hüreyre (tadıyatiahiı anh):[225]

Hz. Peygamber´in (Saltanatta aleyhi ve seiiem) şu sözünü nakletti:

"Eğer ümmetime ağır geleceği endişesi taşımasaydım her namazda misvak kullanmalarını ve gecenin üçte birine ya da gece yansına kadar yatsı namazını geciktirmelerini emrederdim."

§Diğer lafızla gelen rivayette buyurdu ki:

"...yatsıyı gecenin üçte birine ya da gecenin yansına kadar geciktirirdim."[226]


151/1021- İbn Ömer´den (Radıyallahu anhuma):[227]

Rasûlullah (SaiMiaha aieyM ve seiiem) yatsı namazını o kadar geciktirdi ki (bizden) namaz kılan kıldı, uyanan uyandı, uyuyanlar uyudu ve teheccüde kalkanlar teheccüd namazını kıldı. Sonra Rasûlullah geldi ve şöyle dedi:

"Eğer ümmetime ağır geleceği endişesi taşımasaydım (yatsıyı) bu vakitte[228] kılmalarını emrederdim."[229]



152/1022- Abdullah b. Ömer´den (Radıyatiahü anhamâ):[230]

Rasûlullah (SaiiaUaM aleyhi ve seiiem) bir işle meşgul olduğundan yatsı namazını (ilk vaktinde) kılamadı ve namazı öyle geciktirdi ki, biz mescidde bekledik, (bu arada uyuklayıp) uyandık, sonra (biraz) bekledik, sonra tekrar (uyuklayıp) uyandık, sonra (biraz daha) bekledik sonra tekrar (uyuklayıp) uyandık. Sonunda Rasûlullah yanımıza geldi ve şöyle dedi:

"Yeryüzü halkından şu gece sizden başka (böyle) namaz kılmayı bekleyen hiç kimse yok."[231]

153/1023- Câbir b. Semüra´dan (r.a):[232]

Rasûlullah (s.a.v) bize farz namazını kıldırdığında ne fazla uzatır, ne de kısaltırdı, bunların ortasını olurdu. Yatsı namazını da (bi­raz)[233] geciktirirdi.[234]

154/1024- Ebu Said el-Hudri?den (Radiyallahu anh):[235]

Bir gece Rasûlullah´ı (Saiiatiaha aleyhi ve seiiem) yatsı namazı için o kadar bekledik ki vakit gece yansına yakın bir zamana ulaşmıştı. Sonra Rasûlullah geldi, bize namazı kıldırdı ve şöyle dedi:

"Yerlerinizi alın (bekleyin)! İnsanlar yataklarına yattılar. (Unutmayın,) sizler namazı beklediğiniz sürece namazda sayılırsınız. Eğer zayıfın za­yıflığı, hastanın hastalığı ve ihtiyaç sahibinin ihtiyaç hâli olmasaydı bu na­mazı (sürekli) gece yarısına kadar geciktirirdim."[236]

155/1025- Ebû Bekre´den (Radıyaifahu anh):[237]

Rasûlullah (Saiiaiiahu ateyhi ve sellem) yatsı namazını dokuz gece[238] (sürekli) gecenin üçte birine kadar geciktirdi. Hz. Ebû Bekir (RadıyaiUıhaanh) ona şöyle dedi:

´Keşke (ilk vaktinde kıldırmakta) acele etsen, gece (ibadete) kalkma­mız açısından bize daha uygun olurdu.´

Rasûlullah bundan sonra (yatsıyı ilk vaktinde kıldırmakta) acele etti.

§Abdullah dedi ki: Babam (Ahmed b. Hanbeî´in,) Abdüsselâm´dan yaptığı rivayette; yedi gece ve Affan´dan yaptığı rivayette ise; dokuz gece olduğunu, nakletti.[239]

156/1026- Muâz b. Cebel´den (Radtyaiiaha anh):[240]

Yatsı namazında Rasûlullah´ı (Saiiaiiahu aleyhi ve seiiem) gözledik, meşgul edildi, (gelemedi ve öyle) gecikti ki gelmeyeceğini zannettik. Bizden biri; ´(Herhalde) Rasûlullah namazı kıldı ve namaz kılmaya çıkmayacak´ dedi. (Bir müddet sonra) Rasûlullah çıkageldi. Kendisine dedik ki:

´Ey Allah´ın Rasûlü! Senin çıkıp gelmeyeceğini zannettik, (hatta) biri; ´(herhalde) Rasûlullah namazı kıldı ve gelmeyecek´ dedi.´ Rasûlullah şöyle buyurdu:

"Bu namazı gece karanlığında kılın (geciktirin)! Bu namaz nedeniyle diğer ümmetlere üstün kılındınız, sizden önce bunu hiçbir ümmet kılmadı."[241]

157/1027- İbn Cüreyc´den:[242]

Atâ´ya;

´Benim yatsı namazını cemaatle ya da tek başına hangi vakitte kılmam sence daha iyidir?´ deyince şöyle dedi:

*îbn Abbas´ın (RadıyaiiaM anhümâ) şöyle dediğini duydum:

´Rasûlullah (Satiatiaha aleyhi ve seliem) bir gece yatsı namazını öyle geciktirdi ki insanlar onu beklediler, (bazıları uyuklayıp) uyandılar. Nihayet Hz. Ömer kalktı; ´Namaza!´ diye nida etti.

Atâ, İbn Abbas´m devamla şu sözünü nakletti:

"O arada Allah´ın Peygamberi çıkageldi. Elini başının bir bölümüne koyarak başından su damlayan o hâlini şimdi görür gibiyim. Rasûlullah şöy­le dedi:

"Eğer ümmetime ağır geleceği endişesi taşımasaydım yatsıyı bu şe­kilde (geciktirerek) kılmalarını emrederdim.""

§Başka tarikten İbn Abbas yoluyla gelen rivayette benzeri nakledildi ve eklendi:

Hz. Ömer (Radtyaiiaha anh) şöyle nida etti:

´Ey Allah´ın Rasûlü! Kadınlar, çocuklar uyudu.´

(O arada) Rasûlullah (Saiiaiiaha aleyhi ve seitem) çıkageldi ve dedi ki:

"Eğer ümmetime ağır geleceği endişesi taşımasaydım yatsıyı bu vakitte kılmalarını emrederdim."[243]

158/1028- Hz. Âişe annemizden (RadıyaiiaM anhâ):[244]

Rasûlullah (Saiiaiiahu aleyhi ve seiiem) (bir gece) yatsı namazını öyle gecik­tirdi ki hattâ Hz. Ömer (Radıyaitahu anhy, ´(Ey Allah´ın Rasûlü!) Kadınlar, ço­cuklar uyudu´ diye nida etti. Rasûlullah (bir müddet sonra) onların yanına geldi ve şöyle dedi:

"Sizin dışınızda bu namazı (yani yatsıyı) kılan bir başka ümmet yok ve Medîneliler dışında da bugün bu namazı kılan olmadı."

Bir rivayette; ´Söz konusu olay halk arasında îslâm yayılmadan ön­ceydi´ diye belirtildi.[245]

159/1029- Hz. Âişe annemizden (Radiyallahu anha):[246]

Rasûlullah (Saiiaitahu aleyhi ve seiiem) bir gece (yatsı namazını) öyle gecik­tirdi ki hattâ gecenin büyük bir kısmı geçti ve cami cemaati uyukladı.

(Râvilerden) İbn Bekir şöyle anlattı: (Rasûlullah bir müddet kaldı) sonra (mescide) çıktı ve namaz kıldı(rdı). Ardından şöyle dedi:

"Eğer ümmetime ağır geleceği endişesi olmasaydı işte bu, yatsı na­mazının tam vakti (diye emrederdim)."

İbn Bekir; "(Ümmetime) ağır bir hüküm getirmem endişesi duymasaydım" şeklinde nakletti.[247]

Açıklama

1- Bu bölümdeki hadisler yatsı namazını ilk vaktinden sonraya geciktirmenin müstehab olduğuna işaret etmektedir. Ancak rivayetlerin farklı anlaşılması nedeniy­le müctehidler yatsı namazının efdal vaktinde ihtilâf ettiler:

a- Müctehidlerin büyük bir kısmı bu hadislerden dolayı yatsı namazım gecik­tirmenin efdal ...
[Bu mesajın devamını görebilmek için kayıt olun ya da giriş yapın
Bu Sayfayi Paylas
Facebook'a Ekle
Moderatöre Bildir   Kayıtlı
05 Nisan 2010, 13:49:51
ღAşkullahღ
Muhabbetullah
Admin
*
Çevrimdışı Çevrimdışı

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 25.840



Site
« Yanıtla #4 : 05 Nisan 2010, 13:49:51 »

* Sabah Namazını Kıldıktan Sonra Güneş Doğuncaya Kadar Beklemenin Fazileti


172/1042- Sehl b. Muâz babası Muâz b. Enes el-Cühenî´den (Radıyatiahu nakletti:[288]

RaSÛlUİlah (SaİtallahU aleyhi ve seller») dedi ki:

"Kim sabah namazını kıldığı yerde duha (kuşluk) namazı kılıncaya kadar hayırdan başka bir kelam etmeksizin oturursa/beklerse onun hata­ları (tümüyle) affolur, isterse denizin köpüklerinden daha çok olsun."[289]


173/1043- Câbir b. Semüra´dan (Radiyallahu anh):[290]

Rasûlullah (Saiiaiiaka aleyhi ve seiiem) sabah namazını kıldığı yerde güneş iyice[291] doğuncaya ya da iyice yükselinceye kadar otururdu/beklerdi.[292]


* Namazın Bir Rekatına Yetişen Tümüne Yetişmiş Olur Ve Kalan Kısmını Tamamlar



74/1044- Ebû Hüreyre´den (Radıyaliahu anh):[293]

RaSÛlüllah (SallallahU aleyhi ve seltem) buyurdu ki:

"Her kim namazdan bir rekata yetişirse hepsine vaktinde yetişmiş olur, (kalan kısmını da tamamlar.)[294]"

175/1045- Ebû Hüreyre´den (Radıyaliahu anh):[295]

RaSÛlUİlah (Sallallahü aleyhi ve sellem) buyurdu ki:

"Her kim sabah namazından bir rekata güneş doğmadan önce ye­tişirse namazı geçmemiş olur, (kalan kısmını tamamlar).

Kim de ikindi namazından bir rekata güneş batmadan yetişirse na­mazı geçmemiş olur, (kalan kısmını tamamlar)."

§Başka bir rivayette; "...o namaza yetişmiş olur" şeklinde nakledilir.[296]

176/1046- Ebû Hüreyre´den (Radıyaiiahu anh):[297]

Rasûlullah (Satiaiiaha aleyhi ve settem) şöyle buyurdu :

"Her kim sabah namazından bir rekata güneş doğmadan önce yeti­şir, sonra da güneş doğarsa namazın kalan kısmını kılarak tamamlasın/ eklesin![298]"

177/1047- Hz. Aişe annemizden (Radiyalahu anha):[299]

Rasulululah (Salllahu aleyhi ve sellem) dedi ki:

Her kim ikindi namazının secdesine güneş batmadan ve kim de sabah namazının (secdesine) güneş doğmadan yetişirse o namazlara yetişmiş olur, (kalan kısmını da tamamlar).[300]

Açıklama


İkindi namazı kılarken güneş batarsa ittifakla namaza yetişmiş olur, kalanı ta­mamlar, ancak sabah namazının bir rekatını kıldığında güneş doğarsa namaza ye­tişmiş olur mu konusunda ihtilaf edildi:

a- İmam Ebû Hanîfe´ye göre sabah namazı batıl olur, zira bu konuda temel kural üç vakitte hiçbir namaz kılınmaz. Naslar arasında tearuz olduğunda kıyasa (temel kurala) uygun olan tercih edilir. Ancak ikindi namazı konusunda farklı bir rivayet bulunduğu için bir rekatına güneş batmadan yetiştiğinde namaza yetişmiş olur.[301]

b- I.Mâlik, Şafiî ve Ahmed´e göre ise bir rekatına -sabah ya da ikindi olsun-yetişen o namaza yetişmiştir, kalan kısmını tamamlar.[302]

Bu konudaki ´Kim sabah namazından bir rekat kılar, sonra da güneş doğarsa sabah namazını kılsın!´ rivayetinde[303] geçen mânâ; kılınan rekatın iptal olması ve namazın kaza edilmesi, şeklinde anlaşılmıştır. Ancak başka tarikten gelen aynı rivayette ´Namazını tamamlasın!´[304] şek­linde zikredilmiştir, t. Ebû Yusuf tan da burada tamamlamanın caiz olduğu nakledil­miştir.[305] Cumhurun delili kuvvetlidir. Doğrusunu Allah bilir.[306]

[Bu mesajın devamını görebilmek için kayıt olun ya da giriş yapın
Bu Sayfayi Paylas
Facebook'a Ekle
Moderatöre Bildir   Kayıtlı
Sayfa: [1] 2 3   Yukarı git
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

TinyPortal v1.0 beta 4 © Bloc
|harita|Site Map|Sitemap|Arşiv|Wap|Wap2|Wap Forum|urllist.txt|XML|urllist.php|Rss|GoogleTagged|
|Sitemap1|Sitema2|Sitemap3|Sitema4|Sitema5|urllist|
Powered by SMF 1.1.21 | SMF © 2006-2009, Simple Machines
islami Theme By Tema Alıntı değildir Renkli Theme tabanı kullanılmıştır burak kardeşime teşekkürler... &