ilitam ,arapça klavye, ilahiyat, önlisans > Forum > ๑۩۞۩๑ Kitap Dünyası - İlim Dünyası Kütüphanesi ๑۩۞۩๑ > Hadis Eserleri > Hadis İlimleri ve Hadis Istılahları > Muhaddislerin ölçüleri
Sayfa: [1]   Aşağı git
  Yazdır  
Gönderen Konu: Muhaddislerin ölçüleri  (Okunma Sayısı 819 defa)
12 Haziran 2011, 18:06:13
ღAşkullahღ
Muhabbetullah
Admin
*
Çevrimdışı Çevrimdışı

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 25.839



Site
« : 12 Haziran 2011, 18:06:13 »



3- RİVAYETİN ŞARTLARI VE MUHADDİSLERİN ÖLÇÜLERİ



Rivayetinin kabul edilebilmesi için bir râvîde akıl, zabt, adalet ve İslâm şartlarının bulunması lâzımdır. Râvîde bu şartlar veya bun­ların bir kısmı bulunmazsa, rivayeti kabul edilmez, terk edilir. Müte-kaddim ve müteahhir hadîs münekkidlerinin sözleri, bu şartlan hedef alır. Şurası var ki, ıstılahın bu derece önem kazanması, mütekaddimînin birçok görüşlerine vâkıf olarak bunlar arasında tercihler yapa­bilme imkânına sâhib olan müteahhirînin bir özelliğidir. Mütekaddi-mîn ise bu mevzuda amelî tatbikatları ile yetinmişler, kazandıkları tecrübe ve melekeler sebebiyle ıstılahlar vaz edip ölçüler koymak lüzumunu duymamışlardı. Şu'be b. Haccâc (v. 160)'a: "Kimin hadîsi alınmaz?" diye soruldu. O da şu cevâbı verdi:

"Maruf râvîlerden, meşhur muhaddislerin bilmediği hadîsleri çok rivayet edenin hadîsi alınmaz; hadîs uydurmakla ittiham edilen kimsenin hadîsi alınmaz; galatı çok olanın hadîsi alınmaz; galat olduğu ittifakla kabul edilen bir hadîsi rivayet edenin hadîsi alınmaz. Böyle olmayanların hadîslerini rivayet et.[435]

Bu sözüyle Şu'be, rivayeti kabul edilecek olan râvîde bulunması gereken şartlardan ikisine işaret etmiştir ki bunlar zabt ve adalet şart­larıdır. Çok yanılmak zabt sıfatını ortadan kal­dırır; hadîs uydurmakla ittiham edilmek de adalet sıfatının bulunmasına mânî'dir. İslâm ve akıl sıfatlarına gelince, bunlar Şube'nin söylemek lüzumunu duymayacağı kadar bedihî şartlardır; zîrâ İslâm olmadan adalet, akıl ve temyîz olmadan da zabt sıfatlarının bulunması düşünülemez.

Müteahhir hadîs münekkidleri ıstılahlar ve Ölçüler koymak lü­zumunu duydukları ıman bütün şartları göstermişler, zaman zaman bilinen şeyleri söylemek .en de çekinmemişlerdir. Üstelik bâblara ayırmak, fasıllara bölmek suretiyle bu ilmi tahsil etmek iste­yenlerden  hiçbir şeyi esirgememişlerdir.

Muhaddislere göre akıl şartı, râvînin temyiz kudretine sahip ol­ması mânâsında kullanılmıştır. Akıl şartını hâiz olan baliğ, tahammül ve edaya; mümeyyiz s^bî ise edaya değil tahammüle salahiyetlidir. Akıl şartında bulûğ mânâsı zımnen mevcuttur; zîrâ sabî rivayeti tahammül edebilir; ama ancak bulûğa erdikten sonra edâ etme salâ­hiyetine sahip olur.[436]

Sahabeden küçük yaşta hadîs duyup da müksirûndan olanlar arasında Enes b. Mâlik, Abdullah b. Abbas ve Ebû Sa'îd el-Hudrî vardır. Mahmud b. er-Rabic söylediğine göre, evlerinde asılı duran kovadan Rasûl-i Ekrem (s.a.v.)'in bir avuç su alıp ağzıyle ona püs­kürttüğünü hatırlamaktadır. Rasûl-i Ekrem (s.a.v.) vefat ettiği zaman Mahmud b. er-Rabi' henüz beş yaşında bulunmakta idi. [437]

Rivayete başlamaya elverişli yaş haddinin ne olduğu hususunda muhaddîslerin bir ittifakı yoktur. [438] Kimi 15, kimi 13 demiş; ulemânın ekserisi de, daha küçük yaşlarda bunun mümkün olacağını söylemiş­lerdir. Hatîbu'l-Bağdâdî de bu son görüşü benimseyerek: "Bizce doğru olan da budur" demiştir. [439]

Semâmda yaş haddi muhitine göre değişir: Basralılar 10 yaşında hadîs yazıp dinledikleri halde, [440] Kûfcliler 20 yaşını doldurmamış kimseye bu mevzuda izin vermezlerdi. Bunlar 20 yaşına kadar Kur'ân-ı Kerîm ezberlemek ve ibâdet etmekle meşgul olurlardı. [441]Şamlılar ise ancak 30 yaşında hadîs yazarlardı. [442]

Muhaddisler sözüyle, râvînin rivayet ettiği ha­beri gerektiği şekilde duymasını, mükemmel bir şekilde anlamasını şüpheye mahal kalmayacak surette tam olarak ezberlemesini ve bütüı bu saydığımız vasıflara, semâ vaktinden cdâ zamanına kadar sahip olmasını kastederler. [443]Zabt şartında, hafıza kuvvetine ve kontrol has­sasiyetine bakılır.

Râvînin zabt sahibi olduğunu anlamak için, rivayet ettiği hadîs sağlam ve zabt sahibi sikaların hadîsleri ile karşılaştırılır. Eğer çoğ zaman onların rivayetleri ile mânâ bakımından da olsa uyuşu yorsa, râvî zabt sahibidir; ufak-tefek muhalefetleri bu sıfatına bi nakîse getirmez. Böyle değil de, muhalefeti çok, muvafakati az ise râvî zabt sıfatını kaybeder, hadîsi ile ihticâc edilmez. [444]

Şurası muhakkak ki, zabt sahibi sika râvîlere muhalefet etmek haktan ve doğrudan bir nev'î sapıp ayrılmaktır. Şâz rivayetleri taham­mül edenlerin büyük bir vebal altına girdiklerinde şüphe" yoktur. [445] Şucbe b. el-Haccâc der ki: "Şâz hadîsi ancak şâz olan rivayet eder. [446]

Allah Taâlâ rivayet mevzuunda son derece titiz davranan büyük âlimler halketmiş, onlar bu vazifeyi pek şuuriu bir şekilde yapmışlar ve sahîh. olmayan hadîsleri rivayet etmemişlerdir. Bir hadîsin sahih olduğu sâdece rivayet şekline bakılarak anlaşılmaz. Bunun yanında ayrıca idrâk, hıfz ve çok hadîs dinlemiş olmak da lâzımdır. [447] Şu hâle göre Abdullah b. Mübârek'in, hatâsından dönmeyecek derecede sâbİt fikirli, yalancı, bid'atma taraftar toplayan bid'atçı ve ezberlemediği hâlde ezbere hadîs rivayet eden kimselerden hadîs yazmayı veya dinlemeyi men etmesi gayet- tabiîdir. [448]

Râvînin adaleti söziyle, onun din işlerinde haktan ayrılmaması, her nev'î günâhtan sakınması ve şahsiyeti yıpratıcı hareketlerden ka­çınması kasdedilmektedir.[449] Hatîbu'l-Bağdâdî adaleti şöyle tarif et­mektedir: "Farzları îfâ eden, emredileni devamlı yapıp nehye-dilenden sakınan, insanı âdîleştiren günâhlardan kaçman, davranışlarında hakkı arayıp yapılması gerekeni yapan, bu esnada dînini ve şahsiyetini zedeleyen sözleri ağzında al­mayan kimseye âdil denir ve doğru sözlü olduğu kabul edi­lir. [450]

Muhaddisler bîr râvînîn adaletli olduğunu söylemekle bir şahidi tezkiye etmenin aynı olmadığım kabul ederler. Çünkü bir şâhidî ancak iki erkek tezkiye edebildiği hâlde, bir râvînin adaleti- sözüne güvenilir olmak şartıyle - erkek veya kadın, hür veya köle olan bir kişinin beyânı ile kabul edilir. [451] Fahruddîn er-Râzî[452] ve Seyfeddîn el-Âmidî[453]nin görüşü budur.

Bâzı âlimler de şahit ile râvî arasında bir fark görmezler. Bu tak­dirde bir şalısın beyâm ile ikisinin de adaleti sabit olur. [454] Kâdî Ebû Bekir el-Bâkıllânî[455] de bu görüştedir. Malûm olduğu üzere şahidi tez­kiye etmek, şâhidlik yapmak değildir. Şahadette iki erkeğin bulunması gerektiğinde bütün âlimler müttefiktir. İhtilâf edilen husus şahidin tezkiyesi meselesidir. Acaba şahidi tezkiye edebilmek için bir kişinin sözü kâfî midir, yoksa iki şahsın bulunması zarurî midir?.

Ta’dîl edilen bir râvîde bulunması gereken şahsiyet, çoğu zaman insanların müşterek özelliği olan ahlâkî Ölçülerle değerlendirilir. Haübu'l-Bağdâdî, bunu isbât etmek üzere şu hadîsi şerîfi delil getirir: Rasûl-i Ekrem   (s.a.v.)    buyurmuştur  ki

İnsanlarla yaptığı işte onlara zulmetmeyen, onlarla konuştuğunda yalan söylemeyen, va'dettiği zaman sözünden dönmeyen kimse, şah­siyetli, adaletli, kendisiyle kardeşlik yapılması gereken, arkasından konuşulması haram olan bir insandır.[456]

Bu Ölçülerin ışığı altında, insanm terketmesine imkân olmayan bâzı kusurlarına göz yummaktan başka çâre yoktur. Bir âlimin, bir râvînin hayatında bildiklerimizden çok bilmediğimiz taraflar mev­cuttur. "Hiçbir değerli şahıs, kıymetli âlim, kuvvet ve kudret sahibi insan yoktur ki bir kusuru bulunmasın; fakat kusurları söylenmeyen insanlar da vardır. [457] Sa'îd b. el-Müseyyeb'in: "Fazileti kusurundan çok olanın kusurları, fazîleti dolayısıyîe bağışlanmahdır" sözü, râvîleri tadildeki ölçümüz olmalıdır. [458]

Râvîye hüsn-i zanda bulunmak prensibi, bâzı âlimleri, hâli ve durumu bilinmeyen kimselerden hadîs rivayet edecek derecede mü­samahalı olmaya sevketmiştir. Bu şu demektir: Hadîs sahasında hizmet îfâ eden bîr kimse, cerhi tebeyyün edene kadar âdil kabul edilir. [459]

Çünkü Hz. Peygamber (s.a.v.):

Bu ilmi her ijesİlden âdil olan kişiler naklederler ve onu haddi aşanların tah­rifinden,   sapıkların   çalmasından   korurlar. [460] buyurmuştur. Fakat usûlcü âlimler, fesada me\dan vermemek düşüncesiyle hâli bilinme­yen kimselerden rivayet etmenin aleyhindedirler.[461] Her nekadar birinin ayp ve kusurlarını araştırmak muhaddislerin hiçbir surette yapmadıkları birşey ise de, bu durumda olasıları ta'dil etmek, mümkün olduğu kadar bilinmeyen taraflarını keşfetmek lâzım geldiği görüşün­dedirler.

Şüphe yok ki adalet, dindar ve müttekî görünmenin üzerinde bir hâldir. Bu hâl râvî hakkında tam bir bilgi edinebilmek için ancak onun hareketlerini kontrol etmek ve yaşayışlarını araştırmakla biline­bilir. Şahidin adaletini tesbîtte olduğu gibi, muhbirin adaletini araş­tırmak da kimsenin şahsiyetini zedelemeyecek birkaç hassas araştırma usûlü ile yapılır; hatta böyiece muhbir olan râvînin tezkiyesi sırasında mervî olan haber de tezkiye edilmiş olur. Şöyle ki:

Adamm biri Ömer b. Hattâb'm yanında bir şahadette bulundu. Hz. Ömer ona: Ben seni tanımıyorum, seni tanıyan birini getir, dedi. Orada bulunanlardan biri ben onu tanıyorum, dedi. liz. Ömer, nasıl bilirsin? diye sordu. O da, emin ve âdil bir adam olarak tanıyorum, dedi. Hz. Ömer tekrar: Gecesini gündüzünü, girdisini çıktısını bildiğin en yakın bîr komşun mudur? diye sordu. Adam: Hayır, dedi. Hz. Ömer: İnsanın takvasını ortaya koyan para vasıtasıyle karşılıklı iş yaptığın biri midir? diye sordu. Adam tekrar: Hayır. dedi. üz. Ömer: Onunla insanın güzel ahlâklı olduğunu anlamaya imkân veren 'bir yolculuk yaptın mı? diye sordu. Adam tekrar: Hayır, dedi. O zampn Hz. Ömer. S m onu tanımıyorsun, dedikten sonra adama dönerek: Git, seni tanıyan birini getir, dedi. [462]

Bütün bunlardan sonra muhaddisî hevâ vr bid'at sahihle­rinden[463] bayağı ve utanmaz[464] kimselerden rivayet etmek istemeyişlerine şaşmamalıdır. Bunun yanında meşhur râvîlerc müsamahakâr davra­narak onların adaletlerini gösteren sebepleri araştırmamışlardır. Muhaddisler arasında ve onların dışındaki ilim muhitinde adaletiyle şöhret bulan ve...
[Bu mesajın devamını görebilmek için kayıt olun ya da giriş yapın
Bu Sayfayi Paylas
Facebook'a Ekle
Moderatöre Bildir   Kayıtlı
Müslüman
Anahtar Kelime
*****
Offline Pasif

Mesajlar: 132.038


View Profile
Re: Muhaddislerin ölçüleri
« Posted on: 16 Eylül 2019, 05:01:49 »

 
      uyari
Allah-ın (c.c) Selamı Rahmeti ve Ruhu Revani Nuru Muhammed (a.s.v) Efendimizin şefaati Siz Din Kardeşlerimizin Üzerine Olsun.İlimdünyamıza hoşgeldiniz. Ben din kardeşiniz olarak ilim & bilim sitemizden sınırsız bir şekilde yararlanebilmeniz için sitemize üye olmanızı ve bu 3 günlük dünyada ilimdaş kardeşlerinize sitemize üye olarak destek olmanızı tavsiye ederim. Neden sizde bu ilim feyzinden nasibinizi almayasınız ki ? Haydi din kardeşim sende üye ol !.

giris  kayit
Anahtar Kelimeler: Muhaddislerin ölçüleri rüya tabiri,Muhaddislerin ölçüleri mekke canlı, Muhaddislerin ölçüleri kabe canlı yayın, Muhaddislerin ölçüleri Üç boyutlu kuran oku Muhaddislerin ölçüleri kuran ı kerim, Muhaddislerin ölçüleri peygamber kıssaları,Muhaddislerin ölçüleri ilitam ders soruları, Muhaddislerin ölçüleriönlisans arapça,
Logged
Sayfa: [1]   Yukarı git
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

TinyPortal v1.0 beta 4 © Bloc
|harita|Site Map|Sitemap|Arşiv|Wap|Wap2|Wap Forum|urllist.txt|XML|urllist.php|Rss|GoogleTagged|
|Sitemap1|Sitema2|Sitemap3|Sitema4|Sitema5|urllist|
Powered by SMF 1.1.21 | SMF © 2006-2009, Simple Machines
islami Theme By Tema Alıntı değildir Renkli Theme tabanı kullanılmıştır burak kardeşime teşekkürler... &