ilitam ,arapça klavye, ilahiyat, önlisans > Forum > ๑۩۞۩๑ İlim Dünyası Online Dergi Dünyası ๑۩۞۩๑ > Mostar Aylık Kültür ve Aktüalite Dergisi > Gündem > Halkın kararı
Sayfa: [1]   Aşağı git
  Yazdır  
Gönderen Konu: Halkın kararı  (Okunma Sayısı 908 defa)
22 Haziran 2012, 16:15:25
Safiye Gül

Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 15.436


« : 22 Haziran 2012, 16:15:25 »



Halkın kararı: Siyasetin makul seyri devam etsin
M. Mücahit KÜÇÜKYILMAZ • 68. Sayı / GÜNDEM


Farkında mısınız, 12 Eylül’de Türkiye’de devrim gibi bir Anayasa değişikliği oldu. Pek sessiz sedasız olmadı bu değişiklik, ama mahiyeti ve doğuracağı muhtemel sonuçlar hesaba katıldığında, çıkan gürültü yine de sükût sayılır. Gerçi “söz gümüşse sükût altındır” atalar düsturuna özellikle halkoylamasının propaganda döneminde pek uyulamadı; fakat 12 Eylül 2010 akşamı, ilk sandıklar açılmaya başladığı andan itibaren ortalığı anlamlı bir sükût kapladı. Ne “Evet çıkarsa Türkiye bölünür” diye provokasyon uyarısı yapanları aradı gözler, ne dumanlı havaya bayılanların “aydınlık-karanlık” sayıklamalarını işitti kulaklar, ne de “İntihar ederim, kafama sıkar giderim” diyen mütekait darbeci tehditlerini ciddiye alan oldu. Sonuçlar berraklaştığına ve tartışmalar en azından şimdilik durulduğuna göre, evet-hayır cenderesinden sıyrılıp makul bir tahlil yapmayı deneyebiliriz.

Halkoylaması sonrası, seçim dönemlerinin “Recep Bey”i bir kere daha beyliğini halka tescil ettirirken, artık “Sayın Başbakan” hitabına daha çok muhatap olmaya başladı ve alışıldık zafer sonrası balkon konuşmalarından birini daha yaptı. Başbakan Erdoğan’ın “Evet diyen de hayır diyen de…” şeklindeki kucaklayıcı cümlesi, Türkiye’nin ihtiyaç duyduğu büyük vizyonu ihsas ettiren ifadelerdi. Ancak ana muhalefetin aynı noktaya gelmesi, daha doğrusu kendine gelmesi, yaklaşık bir hafta sonra mümkün oldu. CHP lideri Kılıçdaroğlu da “Evet diyen de hayır diyen de…” diye başlayan benzer bir açıklamayı, sosyal demokrat bir parti için ibret dersleriyle dolu Brüksel seyahati dönüşünden sonra yapabildi. Eh, bu kadarı da Türkiye’ye özgü sosyal demokrasi geleneği açısından terakki sayılır; zira daha önce aynı geleneğin temsilcilerinin, halkın tercihleri karşısında hemen kitlesel aptallık oranını tahmin etmeye ya da mantıksızlık suçlamasına yeltendiklerini biliyoruz. Oysa yenilikçi ve değişimci bir iktidarla mücadele etmenin yolu asla bu değil!

Hayırcıları rahatlatan evet
Aslında sahillerin, Boğaz’daki yalıların ve Nişantaşı’ndaki cafe-barların nabzını iyi tutan, attığını vuran, bazen atıp tutan ve tuttuğunu yutan kalemlerin de itiraf ettiği bir durum ortaya çıktı: Halkoylamasında yüzde 58 gibi tahminlerin üzerinde bir evet tercihinin çıkması, pek çok hayırcıyı da rahatlattı. Neden mi?

Öncelikle CHP ve MHP tabanını oluşturan ve bir kere hayır demeye karar vermiş bulunan seçmenler açısından evet oylarının az çıkmasının herhangi bir getirisi olmayacaktı. Bilakis 12 Eylül darbesinin en büyük mağdurlarını oluşturan bu kitle, ömrünün geri kalanını darbecileri yargılama fırsatını tarihin çöp sepetine yollamanın vicdani sorumluluğuyla baş başa geçirecekti.

İkincisi, ilkine benzer biçimde hayır oylarının fazla çıkması halinde ülkedeki hiç kimse, daha önce sahip olmadığı bir artı değeri elde etmiş olmayacaktı. Yani öyle söylendiği gibi hayırda hayır yoktu. Üstelik, bundan 10–20 yıl sonra gelecek kuşaklara karşı hayır oyu vermenin izahını yapmak evetin izahını yapmaya kıyasla çok daha meşakkatli ve sofistike argümanlara başvurmayı gerektirecekti.

Üçüncüsü, evetler galip geldiği anda Tayyip Erdoğan’ın diktatörlüğüne giden yolun açılacağı argümanı, Başbakanın derli toplu zafer konuşması sırasında balkondan aşağıya düşüp beton zemine çakıldı. Zira sadece halkın onayladığı; salt asker, yargı, silahlı bir grup ya da güçlü bir ekonomik çıkar çevresine dayanmayan bir iktidarın diktatörlükle suçlanmasının mantıksızlığı zaten propaganda sürecinin dozu fazla kaçmış heyecanı geçtikten sonra belli olmuştu. Hem nasıl bir diktatörlüktür ki, Ergenekon davası sanığı Ergün Poyraz, tutuklu bulunduğu hapishanede o “diktatör” hakkında “Takunyalı Führer” diye kitap yazıyor; kitap en çok satanlar listesine giriyor ve o liste o “diktatör”ün damadı tarafından yönetilen grubun gazetesinin kültür-sanat sayfasında kapak resmiyle birlikte yayımlanıyor! Bu da hayırcıları rahatlatmış mıdır, bilmem; fakat evetçileri mutlaka rahatsız etmeli.

Ve son olarak, Türkiye’de bugüne kadar yapılan halkoylamalarında, içerik ne olursa olsun, zaten daima evetçiler kazanmıştı. Çünkü evet demek, mahiyeti ne olursa olsun, sonuçları henüz bilinmeyen bir değişim ve yenilik; hayır demek ise, yine mahiyeti ne olursa olsun, ama sonuçları yaşanmış ve bilinen bir statükoyu tercih etmek anlamına gelmiştir. Vatandaş da, doğal olarak, sıkıcı bir süreklilik yerine tutarlı bir değişimden yana tavır aldı.

“El gider Mersin’e…”: İktidar yenilikçi, muhalefet tutucu
Bütün bu halkoylaması sürecinden elbette hem evetçiler, hem de hayırcılar açısından çıkarılacak dersler bulunuyor. Lakin onca meydan kavgasına ve kara propagandaya rağmen, hayır cenahı kaybettiyse, onların alması gereken ders daha fazla demektir. En başta, muhalefetin, statüko ve değişim çatışmasında doğru konum alma vakti gelmiştir. Dünyada iktidarlar statükocu, muhalefetler yenilikçi olur; oysa bizde tam tersi yaşanıyor. İşte bu nedenle, CHP, çok partili demokratik dönemde girdiği hiçbir seçimi kazanamadı. Yine iyi nabız tutan gözlemcilere göre, hayırcı cephede eskisi gibi “Ne olacak bizim halimiz?” sızlanmaları yerine, “Nasıl pozisyon alalım?” sorusu gündemdeymiş. Hele şükür, nihayet rasyonel bir refleks! Acaba mantık galip mi geliyor?

Liberal entelektüellerin bir süreden beri gördüğü gibi; AK Parti ile yarışmak, ancak ondan daha özgürlükçü, daha demokrat, daha yenilikçi olmakla mümkündür. Zira Türkiye siyasetinin rasyonel akışı hep değişimcilik yönünde ilerledi. CHP ise, yaklaşık 65 yıldır, bu siyasal seyri ısrarla yanlış okumaya devam ediyor. Allah aşkına, günlük yaşamda dahi insanlar yanlış yapar ve bunu fark ederken, bir sürü insandan oluşan bir tüzel kişilik olarak koskoca CHP kurumu yarım asrı aşkın zamandır yanlışı nasıl sürdürür?

“Hayır zannettiğiniz şeyde şer; şer zannettiğinizde hayır vardır”
CHP, yenilenecekse eğer, onun ilk doğrusu başörtüsü sorununun çözümüne sahih bir katkı sağlamak olacaktır. Ya da propaganda sürecinde çok kötü bir sınav verdikleri TSK İç Hizmet Kanunu’nun 35. maddesini değiştirmekle, pardon, kaldırmakla işe başlayabilirler.
“Hayırda hayır vardır” demagojisiyle ava çıkıp avlananlara teselli mahiyetinde bir son söz: “Sizin hayır zannettiğiniz şeyde şer; şer zannettiğiniz şeyde hayır olabilir.”

Darbecilere ilk soruşturma
1960 Mayıs’ında Türkiye’de gerçekleşen ilk askeri darbe sonrası yapılan ve 1962’de kabul edilen anayasada, darbeyi yapan konsey üyelerinin yargılanamayacağına dair bir madde de bulunuyordu. 1980 yılında Kenan Evren önderliğinde gerçekleşen ikinci askeri darbe sonrası yapılan ve 1982’de halkoylamasına sunulan anayasada da aynı madde yer almış, böylece darbecilerin yargılanması hukuken mümkün olmamıştı. Geçtiğimiz ay 12 Eylül’de yapılan anayasa değişikliği referandumunun yüzde 58’lik bir oyla kabulüyle birlikte, 50 yıllık bir ayıp giderildi ve darbecilerin yargılanmasının önündeki anayasal engel kaldırılmış oldu. 13 Eylül sabahından itibaren ’80 darbesinin mağdurlarından bir kısmı soluğu adliyelerde aldı. Aralarında politikacılar, aydınlar ve sivil toplum kuruluşlarının da olduğu çok sayıda darbe mağduru, “insanlığa karşı işlenmiş bir suç” olarak gördükleri darbenin hesabını sormak üzere, Kenan Evren’in de aralarında bulunduğu askeri konsey üyeleri ve dönemin bürokratları başta olmak üzere çok sayıda kişi hakkında suç duyurusunda bulundular. Suç duyurularına ilk soruşturmayı ise “2010/605” hazırlık numarasıyla Ankara Özel Yetkili Cumhuriyet Başsavcıvekilliği açtı. Bu gelişme Türkiye’nin darbelerle, muhtıralarla geçmiş kanlı, kayıp yıllarının artık geride kaldığı ve halkın askeri tamamen siyaset dışına ittiği yeni bir dönemin başlangıcı olarak değerlendiriliyor.

[Bu mesajın devamını görebilmek için kayıt olun ya da giriş yapın
Bu Sayfayi Paylas
Facebook'a Ekle
Moderatöre Bildir   Kayıtlı
Müslüman
Anahtar Kelime
*****
Offline Pasif

Mesajlar: 132.038


View Profile
Re: Halkın kararı
« Posted on: 20 Eylül 2019, 23:12:36 »

 
      uyari
Allah-ın (c.c) Selamı Rahmeti ve Ruhu Revani Nuru Muhammed (a.s.v) Efendimizin şefaati Siz Din Kardeşlerimizin Üzerine Olsun.İlimdünyamıza hoşgeldiniz. Ben din kardeşiniz olarak ilim & bilim sitemizden sınırsız bir şekilde yararlanebilmeniz için sitemize üye olmanızı ve bu 3 günlük dünyada ilimdaş kardeşlerinize sitemize üye olarak destek olmanızı tavsiye ederim. Neden sizde bu ilim feyzinden nasibinizi almayasınız ki ? Haydi din kardeşim sende üye ol !.

giris  kayit
Anahtar Kelimeler: Halkın kararı rüya tabiri,Halkın kararı mekke canlı, Halkın kararı kabe canlı yayın, Halkın kararı Üç boyutlu kuran oku Halkın kararı kuran ı kerim, Halkın kararı peygamber kıssaları,Halkın kararı ilitam ders soruları, Halkın kararıönlisans arapça,
Logged
Sayfa: [1]   Yukarı git
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

TinyPortal v1.0 beta 4 © Bloc
|harita|Site Map|Sitemap|Arşiv|Wap|Wap2|Wap Forum|urllist.txt|XML|urllist.php|Rss|GoogleTagged|
|Sitemap1|Sitema2|Sitemap3|Sitema4|Sitema5|urllist|
Powered by SMF 1.1.21 | SMF © 2006-2009, Simple Machines
islami Theme By Tema Alıntı değildir Renkli Theme tabanı kullanılmıştır burak kardeşime teşekkürler... &