ilitam ,arapça klavye, ilahiyat, önlisans > Forum > ๑۩۞۩๑ İslami İlimler Dunyası ๑۩۞۩๑ > Güncel Meseleler > Güncel Dini Haberler >  Sıradanlığa harp ilanı
Sayfa: [1]   Aşağı git
  Yazdır  
Gönderen Konu: Sıradanlığa harp ilanı  (Okunma Sayısı 91 defa)
14 Nisan 2012, 14:55:15
Sefil
Yeni Üyeler
*
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 28.807


« : 14 Nisan 2012, 14:55:15 »



     

Ahmet Kurucan
   
Sıradanlığa harp ilanı


"Sıradanlığa harp ilan etmişler; siz de öyle olun" dediği an beynimde şimşekler çakıldı. Kimdi bu sıradanlığa harp ilan edenler?

Hocaefendi'nin bizzat kendisi değil miydi bize; "müşarun bi'l benan" yani "parmakla gösterilen insan olun", "okullarınızda, işyerlerinizde, toplumda merci olun" diyen ve böyle diyerek bizlere hedef gösteren ya da hedef çıtamızı yukarıya çeken. Bir şeyleri kaçırdığımın, meseleye yanlış bir zaviyeden baktığımın farkındaydım ve onu bulmak için düşünmeye başlamıştım ki gerek kalmadı. Kalmadı çünkü Hocaefendi hemen peşi sıra "Sıradanlık insanlarla ilişkiler itibarıyla önemlidir." dedi. Mesele anlaşılmıştı; Hz. Ali'nin beyanı içinde insanlardan bir insan olmak; faikiyet/üstünlük mülâhazaları içine girmemek; içinde yaşadığı toplumda sahip olduğu özellikleri itibarıyla parmakla gösterilen bir insan olduğu halde mahviyet ve tevazu içinde bulunmak; herkesin kendisine danıştığı merci makamında yerine aldığı halde kibir ve gurur içine girmemek, insanlara tepeden bakmamak. Sözün özü, literatürde tehzib-i ahlak, ahlak-ı hamide tamlamaları ile ifade etmeye çalıştığımız İslami, insani ve evrensel kaidelerle hemhal olmaktı Hocaefendi'nin kasdı.

Devam etti Hocaefendi: "... Ama Allah ile münasebet itibarıyla sıradan değil sıradışı olmak önemlidir." Aklınıza gelebilir; sıradışı olmak ne demek? Bu konuda müşahhas bir örnekten, sınırları belli bir çerçeveden söz edilebilir mi? Devam eden bir tek cümle bu soruların cevabını veriyordu: "Hz. Ebu Bekir gibi Allah ile münasebette derin, fakat o derinliği bilmeyecek kadar da sıradan olma." Akıbetinden endişe etme diyebilirsiniz siz buna ki Hz. Ebu Bekir'in nice beyanlarında bunu yudumlamak mümkündür. Kılı kırk yararcasına bir hayat yaşadığı halde Hz. Ebu Bekir'in maaşlarından arta kalan para, bir testi içinde kendisine takdim edildiğinde "yaşanmaz bir hayat bıraktın geride" diye Hz. Ömer'i de ilave edebilirsiniz. Çok sık yaptığı kabristan ziyaretlerinde kabre bakıp; "Ey kabir! Sen ahiret menzillerinden ilk menzilsin. Sende kurtulan ötesinde de kurtulur." diyen Hz. Osman'ı da ilave edebilirsiniz. Ya Hz. Ali'ye ne demeli? Kendisine nisbet edilen Nehcu'l Belaga'ya baktığımızda insana "olmaz böyle bir derinlik; söylenemez bu sözler" dedirten Hz. Ali, ilave edilecekler listesinde mutlaka yerini almalı.

Bir müddet durdu Hocaefendi ve bahse medar düşünce kaymasının temeline işaret etti söylediği bir cümleyle. Dedi ki: "Ben, ben, ben diyenlere ötelerin kapısı açılmaz." Hocaefendi'yi yakından takip edenler bilir; "ene, nahnu ve hüve", Türkçesini söyleyecek olursak "ben, biz ve O" ekseninde şu ana kadar söylediği sözler, mübalağası da içinde mücelledlerle ifade edilebilir. Öz aynı, söz değişik; muhteva aynı, o muhtevayı yansıtan kelimeler, cümleler değişik. İşte şimdi yine oraya gelmiştik. Anlaşılan o ki bu durakta biraz duracaktık; çünkü hep öyle olurdu. Tekrar ile tizkar'ın kesiştiği nokta burası ve en başat özelliği unutma olan insan için önemli bir durak. Tahmin ettiğim gibi oldu ve o durakta durmaya başladık. Fakat bu defa benlik adına söylediği şeyler söze değil fiile, literatürde "vücud dili" denilen şeylere işaret ediyordu: "İnsanın ben demesi her zaman sözle olmaz. Bazen insan, bakışı ile, burnunu çekmesi ile, çalımlı çalımlı yürümesi ile, kılık kıyafeti ile de ben der."

Pekâlâ, kimdir bu insan? Hocaefendi'ye göre batmış, bitmiş hatta ölü bir insandır. İfadeleri aynen şöyle: "Ben diyen işi batırmıştır. Bitmiştir o insan. Hem kendisi bitmiş hem de işi bitirmiş ve batırmıştır."

'BEN' DİYEN İNSAN

Faziletfüruşluk değil; değil zira 74 yıllık hayatı meydanda. Değil; çünkü neredeyse ağzından çıkan her söz kaleme alınan, dört haneli rakamlarla ancak anlatılabilecek ses kayıtlarına sahip olan bu insanın söyledikleri, yazdıkları meydanda. Onun için faziletfüruşluk değil dedim aşağıda aktaracağım sözleri için; belki örnek olma, meselenin ehemmiyetine binaen öne çıkarma diyebiliriz. Hüşyâr bir kalb, yaşlı gözler ve hıçkırıklarla birkaç defa kesilen dört-beş cümlelik sözleri şunlar: "Hemen her davranışımda şirke girdiğim korku ve endişesini yaşadığımı Allah bilir... Biraz önce namazda aklıma geldi; sen beni de affeder misin Allah'ım! dedim... Sonra kendi kendime 'haydi be oradan, Allah senin gibi ıvır-zıvır insanları affeder mi' dedim... Rabbim... şahid bu duygularıma..."

Asıldan hiç ayrılmadık ama âdet olmuş böyle demek; yeniden asla yani Hocaefendi'nin sözlerine dönelim. Yukarıda Hocaefendi'ye göre 'ölü bir insandır ben diyen insan' demiştim. Bu benim yorumum değil; bizzat kendi ifadesi: "İnsanın kendisi ölü olursa, başkasına can verebilir mi? İnsanın canından can dökülmeli ki başkalarına can verebilsin, diriliş eri olabilsin. Kendini nefy edenler Allah'ı hakiki manasıyla isbat etmiş ve onun zıllinde/gölgesinde kendini ifade etmiş olurlar..."

İdrakte zorlanıyor olabiliriz bu yaklaşımları. Ben zorlandığımı itiraf edeyim. Pekâlâ, nasıl izah getiriyorsun bu zorlanmaya diyecek olursanız; seviye meselesi diyorum. Bakış açısı, varlığı duyma, hissetme diyorum. Hayat felsefesi, yaşam tarzı diye ilave ediyorum. Ardından aile, yetişme tarzı, çevre diyorum. Ne dersem diyeyim mesele sonunda geliyor imana ve imanın yaptırım gücüne dayanıyor. Rica ederim; "Neticesinde Sen'i kaybedeceğim bir başarıyı bana verme Allah'ım!" diye dua dua yalvaran bir insandan söz ediyoruz. "Defalarca anlatmışımdır; çok eski yıllarda İzmir'de şimdi merhum birisi ile bir evde kalıyorduk. Evin balkonu denize nazırdı. Bir gün ben de çıktım balkona. Güzel bir manzara. İçimde birden dünyaya karşı farklı bir his oluştu. Hemen içeri girdim ve yemin ederim o evden ayrılıncaya kadar bir daha o balkona hiç çıkmadım."

İşte şimdi asla dönelim ve yazıyı Hocaefendi'nin "ben, ben, ben" deme eksenindeki sözleri ile tamamlayalım: "Hiçbir şey bizimle başlamamıştır; hiçbir şey de bizimle bitmez. Merak etmeyin."


[Bu mesajın devamını görebilmek için kayıt olun ya da giriş yapın
Bu Sayfayi Paylas
Facebook'a Ekle
Moderatöre Bildir   Kayıtlı
Müslüman
Anahtar Kelime
*****
Offline Pasif

Mesajlar: 132.038


View Profile
Re: Sıradanlığa harp ilanı
« Posted on: 23 Ağustos 2019, 11:40:29 »

 
      uyari
Allah-ın (c.c) Selamı Rahmeti ve Ruhu Revani Nuru Muhammed (a.s.v) Efendimizin şefaati Siz Din Kardeşlerimizin Üzerine Olsun.İlimdünyamıza hoşgeldiniz. Ben din kardeşiniz olarak ilim & bilim sitemizden sınırsız bir şekilde yararlanebilmeniz için sitemize üye olmanızı ve bu 3 günlük dünyada ilimdaş kardeşlerinize sitemize üye olarak destek olmanızı tavsiye ederim. Neden sizde bu ilim feyzinden nasibinizi almayasınız ki ? Haydi din kardeşim sende üye ol !.

giris  kayit
Anahtar Kelimeler: Sıradanlığa harp ilanı rüya tabiri, Sıradanlığa harp ilanı mekke canlı, Sıradanlığa harp ilanı kabe canlı yayın, Sıradanlığa harp ilanı Üç boyutlu kuran oku Sıradanlığa harp ilanı kuran ı kerim, Sıradanlığa harp ilanı peygamber kıssaları, Sıradanlığa harp ilanı ilitam ders soruları, Sıradanlığa harp ilanıönlisans arapça,
Logged
Sayfa: [1]   Yukarı git
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

TinyPortal v1.0 beta 4 © Bloc
|harita|Site Map|Sitemap|Arşiv|Wap|Wap2|Wap Forum|urllist.txt|XML|urllist.php|Rss|GoogleTagged|
|Sitemap1|Sitema2|Sitemap3|Sitema4|Sitema5|urllist|
Powered by SMF 1.1.21 | SMF © 2006-2009, Simple Machines
islami Theme By Tema Alıntı değildir Renkli Theme tabanı kullanılmıştır burak kardeşime teşekkürler... &