ilitam ,arapça klavye, ilahiyat, önlisans > Forum > ๑۩۞۩๑ Kitap Dünyası - İlim Dünyası Kütüphanesi ๑۩۞۩๑ > İslam Tarihi Eserleri > Fıkhus Sire > Hüzün yılı
Sayfa: [1]   Aşağı git
  Yazdır  
Gönderen Konu: Hüzün yılı  (Okunma Sayısı 4997 defa)
07 Ekim 2010, 17:51:01
Safiye Gül

Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 15.436


« : 07 Ekim 2010, 17:51:01 »




6- Hüzün Yılı
 

Resûlullah (s.a.v.))'m bi'setinin onuncu yılma bu ad verilmiştir. Bu yılda, Resûlullah'm hanımı Hz. Hatice (r.a.) ve amcası Ebû Tâ-lib vefat etti. İbn Sa'd, Tabakat'ında, Hz. Hatice'nin vefâtiyle Ebû Tâlib'in vefatı arasında otuzbeş gün bulunduğunu söyler.

İbn Hişâm'm da dediği gibi; Hz. Hatice (r.a.), Hz. Peygamberin,  İslâm'ı ilk  tasdik eden yardımcısı olmuştu.  Resûlullah (s.a.v.) derdini ilk önce ona açar, onun yanında huzur ve sükûn bulurdu. Ebû Tâlib de Peygamberimizin işinde ona destek ve koruyucu ol­muştu. Müşriklere karşı yeğenine yardımcı olmuştu.

İbn Hişâm naklediyor: Ebû Tâlib vefat edince Kureyş müşrik­leri, Hz. Peygamber'e Ebû Tâlib'in sağlığında taddıramadıklan iş­kenceleri yönelttiler. Hattâ Kureyş'in akılsızlarından bir beyinsiz, yolda Resûlullah'ın önüne çıkıp, onun mübarek başına toprak saç­tı. Resûlullah toprak başında olduğu halde evine girdi. Hemen kız­larından biri ayağa kalkıp, mübarek başındaki toprakları ağlaya­rak silmeye ve yıkamaya başladı. Allah Resulü de kızına: -Ağlama kızım! Şübhesiz ki Allah, babanı korur[48]» buyurdu.

Resül-i Ekrem (s.a.v.) İslâm'da da'vet yolunda göğüs verdiği mu­sibetlerin şiddetinden dolayı, bu yıla «Hüzün Yılı» adını verdi. [49]

 

İbretler Ve Öğütler
 

Müslümanlar, Mekke'de güçlenmeden önce, Ebû Tâlib'in vefa­tında, ilâhi kazanın acele etmesindeki hikmet nedir, acaba? Halbu­ki o, Resûlullah'ı, - imkânları ölçüsünde - birçok musibet ve güçlük­lerden koruyordu. Yine, ilâhi kazanın, Peygamberimizin hanımı, Hz. Hatice'nin vefatında da acele etmesindeki hikmet nedir?...

Burada, İslâm inancının temeliyle ilgili önemli b'r olay ortaya çıkıyor.

Eğer Ebû Tâlib, islâm devleti Medine'de kuruluncaya ve Resû­lullah müşriklerin işkence ve tasallutundan kurtuluncaya kadar, ye­ğeninin yanında kalıp, onu desteklemeye ve gözetmeye devam et­seydi; elbette bu hususta, bu dâvanın arkasında Ebü Tâlib'in bulun­duğu zehabı uyandırdı. Her ne kadar o, dâvaya inandığını ve onun altına girdiğini açıklamamış olsa bile, yine de kavminin arasında­ki gücü ve mevkisiyle onu koruyan ve öne süren bir kişi olduğu şübhesini uyandırırdı. Ve yine amcasının Peygamberimizi koruma­sı sebebiyle, Peygamberimiz'in da'veti uygulama esnasında kendisi için hazırlanmış olan bu güzel şansı açıklarken, ileri geri söz söyle­yen birçok kişi çıkardı. Onlar şunu rahatlıkla söyleyebilirlerdi: Hz. Peygamber'in etrafında bulunan diğer müslümanlara bu şans ta­nınmamış iken; peygamber başkaları tarafından korunuyor, onlar ise işkence  görüyorlar.  Onun gönlü  rahat  iken onlar  azab tadı­yorlar.

îlâhi hikmet, Resûlullah'ın amcası Ebû Tâlib'i ve hanımı Hz. Ha­tice'yi yitirmesini ve zahirde kendisini koruyan ve teselli eden kişi­leri kaybetmesini gerekli gördü ki, iki önemli hakikat ortaya çıksın!

Birinci Hakikat: Koruma, yardım ve zafer, bunların tümü yal­nızca Allah'tan gelir. Zaten Allah, Resûlü'nü düşmanlardan ve pu­ta tapanlardan korumayı garanti etmiştir. Onu koruyan kişinin in­sanlardan olup olmaması eşittir. Ne olursa olsun o, insanların sû-i kastından korunmuştur. Onun dâvası sonunda yardım ve tevfikten dolayı hedefine varacaktır.

İkinci Hakikat: İnsanlardan korumanın mânâsı Resûlullah'ın on­lardan eza, cefa ve işkence görmemesi anlamına gelmez. Yüce Al­lah'ın: «Allah seni insanlardan koruyacak..[50]» sözüyle taahhüd et­tiği korumanın anlamı, ölümden, işini engellemekten ve îslâm da'-vetini durdurma gibi bir düşmanlıktan korumak demektir. İlâhi hik­met, peygamberlerin, işkenceden pek de kolay olmayacak kadarım tatmalarını gerekli gördü. Bu husus, peygamberler ve Resullere va'-dedilen korumaya aykırı düşmez.

Bundan dolayı Yüce Allah, Peygamberine: «Şimdi sen, emrolun-duğun şeyi kafalarını çatlatırcasına açıkla. Müşriklere de aldırış et­me. Allah ile beraber başka bir tanrının bulunduğunu kabul eden alaycılara karşı, şübhesiz biz sana yeteriz» diye buyurduktan sonra, yine şöyle hitabeder: «Andolsun, biliyoruz ki, onların söyleyip dur­duklarından hakikaten göğsün daralıyor. Sen hemen Rabbini hamd ile teşbih et ve secde edenlerden ol. Sana ölüm gelinceye kadar da Rabbİne ibâdet et[51]».

İlâhi Kader'in, dine da'vet uğrunda, Resûlullah'ın sıkıntılarla karşılaşmasını gerek görmesindeki açık hikmetlerden biri de; her asırda omuzlarına îslâm da'vetinin sorumluluğu yüklenen müslü-manların, da'vet yolundaki çile ve sıkıntıları kolay görmeleri ve göz­lerinde büyütmemeleri içindir.

Şayet Hz. Peygamber (s.a.v.î dâvasında gayretsiz veya meşak­katsiz olarak başarıya ulaşsaydı, elbette ashabı ve ondan sonra ge­len müslümanlar, onun rahatlığı seçtiği gibi onlar da rahatlığı ve kolaylığı seçmeyi çok arzu ederler ve İslâm da'veti yolunda bula­cakları sıkıntı ve musibetleri çok ağır ve tahammül edilmez kabul ederlerdi.

Ama, durum bu olunca; işkence, sıkıntıya girme hafife alındı­ğı için, müslümanların şuurunda şunun uyanması gerekir. Müslü­manlar, Resûlullah'ın tattığını tadarlar, Resûlullah (s.a.v.)'ın işken­ceye uğradığı aynı yolda onlar da yürürler insanların, müslümanları hafife almaları, onlarla alay etmeleri ne kadar olursa olsun, morallerini bozmamalıdır. Çünkü onlar, Re-sûluîlah'ı yolda yürürken başına toprak atılmış, sonunda evine dön­meye mecbur olmuş, kızlarından biri kalkarak babasının başındaki toprakları temizlemiş olduğuna şahid oluyor. O, Allah'ın sevgilisi ve mahlûkatın içinde en seçkini olduğu halde bunlara dûçâr oldu­ğunu gördükten sonra; insanların tavrı, müslümanların gücünü ve ümidini yitirmelerine sebeb olmamalıdır.

Resûlullah (s.a.v.)'ın Taife hicretinde ve o zaman karşılaştığı meşakkat ve sıkıntılarda; dâva uğrunda her azab ve sıkıntıyı kolay kabul eden müslümanların îslâm dâvası uğrunda karşılaştıkları ve göğüs gerdikleri azab ve işkenceleri, kendi peygamberlerininki ile mukayese etme imkânını vererek ipuçlarını bulacağız.

Bu anlattığımız, ışın bir yönü...

Resûlullah'ın siyretinln bu kesiti ile ilgili diğer bir yönü de var­dır ki, o da bir kısım insanların şu zanna kapılmalarıdır. Onlar, Pey­gamberimizin bu yılı «Hüzün Yılı» olarak isimlendirmesini, onun amcası Ebû Tâlib'i ve hanımı Hz. Hatice'yi kaybetmesinden dolayı zannediyorlar. Bazan da onlar, bunu delil göstererek, ölülerine uzun süre yas tutmayı caiz görürler.

Gerçek şudur ki, bu bir anlayış ve değerlendirme hatasıdır.

Çünkü Resûlullah (s.a.v.) bu şiddetli üzüntüsünü, amcasının ve hanımının ayrılışından dolayı göstermedi. Ve yine bir kısım akra­balarını kaybedip onların kaybından dolayı, yalnız kaldığı için bu seneye; «Hüzün Yılı» adını vermemiştir. Bunun asıl sebebi, onların vefatlarının ardından islâm da'vetlne yol veren bazı imkânların or­tadan kalkmasıydı. Amcasının onu himaye etmesi, da'vet için bir­çok imkânlar, irşad, ta'lim ve yönlendirme içinde birçok yollar sağ­lıyordu. Bu himayede o, Rabbinin kendisine emrettiği faaliyette bazı başarılar görüyordu.

Ama amcasının vefatından sonra bu imkân kapıları yüzüne kapatıldı. Ne kadar uğraştiysa, düşmanlık ve engelleme gördü. Nere­ye gittiyse, bütün yollan kapalı gördü. Da'vetini, götürdüğü gibi, ge­ri getirdi. Anlattığı şeylere ne bir kulak tutan, ne de bir inanan var­dı. Bilâkis herkes zulüm, istihza ve hakir görme arasında bir tavır takınıyordu. Allah'ın kendisine yüklediği vazifeyi bir neticeye götü-rememiş olarak geri dönmesi onu üzüyordu. îşte bundan dolayı bu yıla, «Hüzün Yılı» adı verildi.

Aksine insanların onun getirdiği hakka iman etmemelerine kar­şı duyduğu üzüntü çok kere kendi nefsini kahretmesi şeklinde olur­du. Bu üzüntüsünü hafifletmek için bazı âyetler onu teselli eder ve tebliğin tümüyle mükellef olmadığım hatırlatır mahiyette iniyor­du. Hattâ o âyetler, insanlar kendisine cevab vermiyorlar ve inan-, iniyorlar diye, kendi nefsini tehlikeye atmasına gerek olmadığını belirtiyorlardı. Örnek olarak şu âyetleri verebiliriz:

•Habibim, şu hakikati çok iyi biliyoruz ki, onların söyledikleri şeyler seni tasaya düşürüyor. Onlar hakikatte seni yalanlamıyorlar, fakat o zalimler bile Allah'ın âyetlerini inkâr ediyorlar. Andolsun, senden evvelki peygamberler yalanlanmıştı da tekz b edildikleri ve işkenceye uğratıldıkları şeylere karşı sabretmişlerdi. Nihayet onla­ra yardımımız gelip yetişti. Allah'ın kelimelerini değiştirebilecek (hiç­bir fert ve kuvvet) yoktur. Andolsun ki, peygamberlerin haberi sa­na da geldi. Onların yüz çevirmesi sana ağır gelince; eğer gücün ye­ri delmeye veya göğe merdiven dayamaya yetmiş olsaydı, onlara bir mucize göstermek isterdin. Allah dileseydi onları doğru yolda toplar­dı. Sakın cahillerden olma[52]».

 

7- Peygamberimizin Taife Hicreti
 

Kureyş müşrikleri yukarıda açıkladığımız işkence ve eziyetleri Resûlullah'a yöneltince, o da Tâif te bulunan Sakîf kabilesinden yar­dım istemeye gitti. Resûlullah, Sakif kabilesinin, Allah'ın kendisiyle gönderdiği Hak dini kabul edebileceklerini umuyordu.

Allah Resulü, Taife varınca, o gün Sakif in ileri gelenlerinden bir grubun yanına gitti. Onların yanına oturup, onları Allah'a iman etmeye da'vet etti. Onlara geliş gayesini anlattı. Onlar da peygam­berimize red cevabı verdiler. Peygamberimizin beklemediği bir ka­balıkla ve çirkin sözlerle karşısına dikildiler. Bunun üzerine Pey­gamberimiz onlardan kendisinin buraya gelişini gizli tutmalarını rica etti yanlarından ayrılırken, onlar bu konuda da ona olumlu bir cevab vermediler. Bununla da yetinmeyip, kölelerini ve içlerinden birtakım aklı ermezleri, onun arkasından bağırı...
[Bu mesajın devamını görebilmek için kayıt olun ya da giriş yapın
Bu Sayfayi Paylas
Facebook'a Ekle
Moderatöre Bildir   Kayıtlı
Müslüman
Anahtar Kelime
*****
Offline Pasif

Mesajlar: 132.038


View Profile
Re: Hüzün yılı
« Posted on: 21 Ağustos 2019, 02:03:25 »

 
      uyari
Allah-ın (c.c) Selamı Rahmeti ve Ruhu Revani Nuru Muhammed (a.s.v) Efendimizin şefaati Siz Din Kardeşlerimizin Üzerine Olsun.İlimdünyamıza hoşgeldiniz. Ben din kardeşiniz olarak ilim & bilim sitemizden sınırsız bir şekilde yararlanebilmeniz için sitemize üye olmanızı ve bu 3 günlük dünyada ilimdaş kardeşlerinize sitemize üye olarak destek olmanızı tavsiye ederim. Neden sizde bu ilim feyzinden nasibinizi almayasınız ki ? Haydi din kardeşim sende üye ol !.

giris  kayit
Anahtar Kelimeler: Hüzün yılı rüya tabiri,Hüzün yılı mekke canlı, Hüzün yılı kabe canlı yayın, Hüzün yılı Üç boyutlu kuran oku Hüzün yılı kuran ı kerim, Hüzün yılı peygamber kıssaları,Hüzün yılı ilitam ders soruları, Hüzün yılıönlisans arapça,
Logged
15 Ocak 2015, 18:19:17
Bahrişan 8

Çevrimdışı Çevrimdışı

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 308


« Yanıtla #1 : 15 Ocak 2015, 18:19:17 »

peygamberlerimizin sözleri dikkatimi çekti güzel konu olmuş Allah razı olsun paylaşımdan
[Bu mesajın devamını görebilmek için kayıt olun ya da giriş yapın
Bu Sayfayi Paylas
Facebook'a Ekle
Moderatöre Bildir   Kayıtlı
Sayfa: [1]   Yukarı git
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

TinyPortal v1.0 beta 4 © Bloc
|harita|Site Map|Sitemap|Arşiv|Wap|Wap2|Wap Forum|urllist.txt|XML|urllist.php|Rss|GoogleTagged|
|Sitemap1|Sitema2|Sitemap3|Sitema4|Sitema5|urllist|
Powered by SMF 1.1.21 | SMF © 2006-2009, Simple Machines
islami Theme By Tema Alıntı değildir Renkli Theme tabanı kullanılmıştır burak kardeşime teşekkürler... &