๑۩۞۩๑ Kitap Dünyası - İlim Dünyası Kütüphanesi ๑۩۞۩๑ => Fıkhus Sahabe => Konuyu başlatan: ღAşkullahღ üzerinde 03 Mayıs 2011, 16:25:39



Konu Başlığı: Hz. Safiyye
Gönderen: ღAşkullahღ üzerinde 03 Mayıs 2011, 16:25:39
Hz. Safiyye (R.Anha)


Ümmehâtül-Mü'minin" (Mü'minlerin anneleri)'nden biri olan Safıyye, Huyeyy b. Ahtab adında Medine'deki yahudilerden Nadir oğulları kabilesi reisinin kızıydı. Huyeyy, Hz. Peygamber (sav)e karşı müşriklerle işbirliği görüşmeleri yapan ve bundan dolayı müslümanlar tarafından Medine'den uzaklaştırılan Nadiroğulları'nın lideriydi, Bu zorunlu göçten sonra bu kabilenin bir kısmıyla Hayber tarafına gitmişti. Ahzab savaşında, Huyeyyde hücum edenlerle beraber gelmiş ve Ku-reyzaoğullarmı müslümanlarm aleyhine kışkırtmak için onların kalelerine girmiş, sonra da onların uğradığı akibete uğramış ve orada öldürülmüştü. Huyeyy'in kızı olan Hz. Safıyye'nin annesinin adı Durra idi.

Safıyye, önce kendi kabilesinden Sellam b. Miskem ile nikahlanmış; bir süre sonra boşanarak Kinâne b. Ebi Hukayk ile evlenmişti. Bu eşi de Hayber savaşında öldürülenler arasındaydı. Ayrıca yine bu savaşta Safıyye, eşi ve babasıyla birlikte kardeşini de kaybetmişti. Safıyye savaş esirleri arasındaydı. Bazı kaynaklar Safıyye'nin asıl isminin Zeyneb olduğunu kaydeder. Arabistan'da reislere veya hükümdarlara düşen ganimet hissesine "Safîyye" denildiği ve bu sebeple, Zeyneb de Hayber savaşında esir olarak Rasûlulah (sav)'in hissesine düştüğü için ona "Safiyye" denilmişti. Esirler toplandığı zaman Dihyetül-Kelbî, Hz. Peygamber (sav)'den bir cariye istemiş. O da Safiyye'yi vermişti. Ashabtan birinin, Safıyye'yi peygamberimizin almasının daha uygun ola­cağını, zira bir reis kızı olduğu için mevkiinin bunu gerektirdiğini söylemesi üzerine, Safıyye'yi geri almış, ona da başka bir cariye vermişti.

Hz. Peygamber, Yahudiler ile bir anlaşma imzaladıktan sonra Safıyye'ye İslâm ve Yahudilik hakkındaki görüşünü sordu:

Ey Allah'ın Rasûlü! İslâm'ı arzu etmiş ve sen davet etmeden önce seni tasdik etmiştim. Babam da senin davanın doğruluğunu itiraf ederdi. Fakat ırkçılık onu götürdü.”

"Ben Allah'tan başka ilâh olmadığına ve senin Allah'ın Rasülü olduğuna kesinlikle inanıyorum" cevabını alınca onu âzad ederek onunla evlenmişti.

Hz. Peygamber (sav), yeni hanımını yakından tanımaya fırsat bula­bildiği ilk gece onun yanağında yeşil bir benek gördü. Sorması üzerine Safıyye'nin cevabı şu olmuştu:

"Bir süre önce rüyamda, gökteki ayın yerinden ayrılıp göğsümün üzerine düştüğünü gördüm; bunu kocama anlattığımda o "Sen şu Medine kralı ile evlenmek istiyorsun" dedi. Ben ise senin hakkında o sırada hiç bir şey duymamıştım. Buna rağmen tutup suratıma şiddetli bir şamar indirdi; İşte bunun izi hâlâ devam etmek­tedir".

Hz. Muhammed (sav) düğününün yapıldığı gece, eşini kabilesinin uğradığı zarar ve kayıplar konusunda teselli etti ve Hayberlilerin kendisi­ni bu konuda zorladıklarını izaha çalıştı. İslâm'a ve onun peygamberine karşı çok samimi hislerle bağlı olan Hz. Safıyye, aynı zamanda asil, zeki, güzel ve dindar bir kadındı. Özellikle tutumluluğuyla tanınırdı. Diğer bir hususiyeti de pişirdiği yemeklerdi. Hz. Safıyye'nin mutfağında pişen yemekler, onun aile fertleri, yani ehl-i beyti arasında çok beğenilirdi. Öte yandan, Hz. Peygamber (sav)'den birkaç hadis rivayeti de vardır. Rasûlullah da Hz. Safıyye'ye hürmet ve sevgide özen gösterirdi. Bir gün, bir seyahat esnasında Hz. Safıyye'nin devesi hastalanmış Hz. Peygamber (sav) de, Hz. Zeyneb'e, develerinden birini ona ödünç vermesini istemiş, ancak o "Devemi bir Yahudi asıllıya mı vereyim?" demişti. Hz. Peygamber (sav) onun bu sözünden çok müteessir olmuş ve Hz. Zeyneb ile iki ay görüşmemişti.

Hz. Safıyye H. 50/ M. 670 yılında vefat etmiştir. Rasûlullah (sav)'ın vefatından sonra, uzun bir ömür sürmüş olan Hz. Safıyye, ölüm döşeğinde iken, sahip olduğu mallarının üçte birini, Yahudi dininde ısrar edip kalmış olan bir yeğenine vasiyet etmişti. Zira İslâm hukukuna göre, gayr-i müslim akrabaya sadaka caizdi. Bu durumda mirastan hisse almaya hak sahibi olmayanlar için vasiyette bulunmak mümkündü. Ancak bazı müslümanlar bu vasiyetin yerine getirilmesine karşı çıktılarsa da, Hz. Muhammed (sav)'in bir diğer eşi ve döneminin hukuk otoritesi Hz. Aişe; lehine vasiyet yapılanın tarafını tutacak bir biçimde araya girerek, vasiyetin yerine getirilmesinin İslâm hukukuna uygun olacağını ifade etti. Halbuki Hz. Aişe ile Hz. Safıyye, Hz. Peygamber (sav)'in sağlığında zaman zaman dargın durmuşlar, ancak dargınlıklarına hemen son vererek helâlleşmişlerdi.

Hz. Safıyye Medine'de Baki' mezarlığında toprağa verilmiştir. [131]




[131] İbn Sad, Tabakatü'l-Kübrâ, Beyrut (ts.), VIII.120-129; Muhammed Hamidullah, İslâm Peygamberi, çev. Salih Tuğ, İstanbul 1980, II, 740-741; Mevlana Sıbli, Asr-ı Saadet, çev. Ö. RızaDoğrul, İstanbul 1981, II, 162-163