ilitam ,arapça klavye, ilahiyat, önlisans > Forum > ๑۩۞۩๑ Kitap Dünyası - İlim Dünyası Kütüphanesi ๑۩۞۩๑ > İslam Tarihi Eserleri > Fıkhus Sahabe  > Hz, Ebu Süfyan bin Haris
Sayfa: [1]   Aşağı git
  Yazdır  
Gönderen Konu: Hz, Ebu Süfyan bin Haris  (Okunma Sayısı 1583 defa)
06 Mayıs 2011, 16:33:58
ღAşkullahღ
Muhabbetullah
Admin
*
Çevrimdışı Çevrimdışı

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 25.839



Site
« : 06 Mayıs 2011, 16:33:58 »



Hz, Ebu Süfyan Bin Haris (r.anh)
 


Ebu Süfyan bin Haris, Peygamberimiz davete başlamadan önce, Peygamberimizi çok severdi. Rasûlüllah efendimiz davete başlayınca, önce çok düşman olmuştu. Peygamberimizi ve Müslümanları hicveden şiirler söyledi. Bunun üzerine Peygamber efendimiz, görüldüğü yerde "öldürülmesini emrettiler. Ebu Süfyan, Kureyş müşriklerinin, Peygam­berimizle yaptıkları çarpışmaların hiçbirinden geri kalmadı. Müslüman­lar, Şair Hassan bin Sabit'e, "Sen de onu hiciv ve tahkir et" demişlerdi. Hassan bin Sabit de demişti ki:

“Rasûlüllah efendimiz izin vermedikçe, yapamam!” Peygamberimiz, kendilerinden izin istendiğinde buyurmuştu ki:

“Ben, "Babamın kardeşi olan amcamın oğlunu hiciv ve tahkir et" diye, sana nasıl izin verebilirim?”

Hassan bin Sabit de demişti ki:

“Ben ondan, sizi ve sizin soyunuzu, hamurun içinden kıl çeker gibi kolayca çekip ayırt eder, sonra onu hiciv ve tahkir ederim!” Hz. Aişe der ki:

“Rasûlüllah efendimiz, Siz de Kureyşlileri hiciv ve tahkir ediniz! Çünkü, hiciv, onlara ok yağdırmaktan daha ağır gelir! buyurdu ve Abdullah bin Revaha'ya, (Onları, hicvet) diye haber gönderdi. Abdullah bin Revaha, Kureyşlileri hicvetti. Rasûlüllah efendimiz daha sonra, Kaab bin Malik'e, sonra da Hassan bin Sabit'e, Kureyşlileri hicvet­meleri için haber gönderdi.”

Hassan bin Sabit, Rasûlüllah efendimizin huzuruna girince, dedi ki:

“Demek,  kükrediği zaman, kuyruğunu  iki yanına çarpan  bu arslana, haber salmanın zamanı geldi! Seni, hak elinle Peygamber olarak gönderen Allah'a yemin ederim ki; ben, onların şahsiyet ve şereflerini dilimle, deri parçalar gibi parçalayacağım!”

Rasûlüllah efendimiz buyurdu ki:

“Acele etme! Ebu Bekir, Kureyşlilerin soyunu, sopunu en iyi bilendir. Elbette, benim soyum da onların içindedir. Ebu Bekir, benim soyumu, sana iyice açıklasın!”

Hassan, hemen Ebu Bekir'e gitti. Sonra, dönüp gelince dedi ki:

“Ya Rasûlallah! Senin soyun bana iyice açıklandı. Seni, hak dinle Peygamber olarak gönderen Allaha yemin ederim ki; hiç şüphesiz, seni, onların arasından, hamurdan kıl çeker gibi, kolayca çeker, çıkarırım!"

Hz. Aişe buyurdu ki:

“Peygamber efendimizin Hassan'a, Hiç şüphe yok ki, sen, Allah ve Rasûlü tarafından müdafaa yaptığın müddetçe, Cebrail seni destek­leyip duracaktır ve yine, Hassan, onları hicvedip susturmakla, hem Müslümanları ferahlattı, hem de, kendisi ferahladı) buyurduğunu, ken­disinden işitmişimdir.”

Hassan bin Sabit, Sair Ebu Süfyan bin Hâris'e hitaben çeşitli hicivlerde bulundu. Neticede Ebu Süfyan bin Hâris'in kalbine İslâm sevgisi düştü.

Ebu Süfyan bin Haris, bir gün, Rum Kayserinin huzuruna çıktığında, Kayser, ona sordu:

“Sen kimlerdensin?”

“Ben, Ebu Süfyan bin Haris bin Abdülmuttalib'im!”

“Sen, Muhammed bin Abdullah bin Abdülmuttalib'in amcasının oğlu musun?”

“Evet! Ben, Onun amcasının oğluyum.” Ebu Süfyan der ki:

“Rum Kayserinin yanında, ne İslâmiyetten kaçıklığını, ne de Muhammed'den başkasının tanındığını gördüm! Bunun üzerine, kalbime, İslâmiyet sevgisi girdi. İçinde bulunduğum müşrikliğin batıl ve boş olduğunu anladım.

Ne çare ki; biz, akılları başlarında olduğunu zannettiğimiz bir kavimle birlikte bulunuyorduk. İnsanların, akıllarına ve görüşlerine göre yaşadık­larını sanıyordum. Onlar, bir yol tutup gittiler. Biz de, o yolu tutup gittik.

Şerefli ve yaşlı kişiler, putlarından yardım dileyerek Muhammed'e karşı ayaklandıkları ve ataları yüzünden ona kızdıkları zaman, onlara uyduk!

Bir gün, kendi kendime; Ben, kimlerle arkadaş oluyorum? Kimlerin yanında bulunuyorum? İslâm yolu, belli olmuş ve kararlaşmış bulunuyor dedim. Zevcemle oğlumun yanına vardım. Onlara dedim ki:

“Yola çıkmak için hazırlanınız! Muhammed'in yanınıza gelmesi, çok yaklaşmıştır!”

Karım ve oğlum dediler ki:

“Canımız sana feda olsun! Arapların ve Arap olmayanların Muhammed'e tabi olduğunu görüyorsun da, hâlâ, ona karşı düşmanlık mevkiinde bulunuyor, düşmanlıkta direnip duruyorsun!?”

“Hâlbuki, Ona yardım etmek, herkesten çok sana düşerdi. Ona yardım edenlerin ilki, sen olmalı idin!”

Uşağım Mezkur'a dedim ki:

“Bir deve ile atımı, acele yanıma getir!”

Rasûlüllah ile buluşmak maksadiyle Mekke'den yola çıktık. Yanımızda Abdullah bin Ebi Ümeyye de vardı. Ebva'ya varıp indiğimiz zaman, Rasûlüllah efendimizin öncü birliği oraya gelmiş ve Mekke'ye yönelmişti.

Rasûlülîah efendimiz, görüldüğüm yerde öldürülmemi emretmişti. Bunun için, öldürülmekten korktum ve gizlendim.

Oğlum Cafer'in elinden tutup, yaya olarak bir mil kadar gittik. Sabahleyin Rasûlüllah efendimizin yanına vardık. Halk, takım takım geliyordu. Peygamberimiz, hayvanına bineceği zaman, kendisiyle görüşmek istedim. Yüzünü, bizden başka tarafa çevirdi. Yüzünü çevirdiği tarafa geçtim. Tekrar tekrar benden yüzünü çevirdi.

Bütün yakın uzak her şey beni tuttu, sıktı! Ona erişemedikçe bir ölü olduğumu, Onun iyiliğini, merhametini ve bana olan yakınlığını düşündükçe "Beni tutar" diye ummuştum.

Rasûlüllah Aleyhisselamın akrabası olduğum için, benim Müslüman olmama, Rasûlüllah efendimizin de, eshabımn da son derecede sevineceklerini sanıyor ve şüphe etmiyordum.

Rasûlüllah efendimizin, benden yüz çevirdiğini görünce, bütün Müslümanlar da, benden yüz çevirdiler. Hz. Ebu Bekir, bana rastladı ve benden yüzünü çevirdi.

Ensardan birisi beni Hz. Ömer'in yanma yanaştırdı. Ona bakınca, bana dedi ki:

“Ey Allahın düşmanı! Rasûlüllah efendimizi ve ashabını inciten sensin ha! Ona düşmanlığını, yeryüzünün doğularına, batılarına kadar ulaştırdın ha!”

Hemen amcam Abbas'ın yanına vardım. Ona dedim ki:

“Ey Abbas! Ben, Rasûlüllahın yakını ve asaletli oluşum sebebiyle Müslümanlığımın, Rasûlüllahı sevindireceğini ummuştum. Kendisinden umduğum iltifatı göremedim. Beni kabul etmesi için Onunla konuş!”

“Hayır! Vallahi, Onun, senden yüz çevirdiğini gördükten sonra, Onunla bir tek kelime bile konuşamam! Rasûlüllah efendimizi üzmüş olmaktan korkarım!”

“Ey Amca! Bari, gidip başvuracağım bir kimseyi bana söyle?”

Bunun üzerine Hz. Abbas, diye Hz. Ali'yi gösterdi. Hz. AH ile buluşup konuştum. O da, bana Abbas'm sözlerinin tıpkısını söyledi."

Ebu Süfyan bin Haris ile Abdullah bin Ebi Ümeyye, Peygamberimizin huzuruna girme çarelerini araştırdıkları ve kendilerinden yüz çevrildiği sırada, Peygamberimizin zevcesi Hz. Ümmü Seleme de, onlar hakkında Peygamberimizle konuşarak dedi ki:

“Ya Rasûlallah! Biri amcanın oğlu ve süt kardeşindir. Diğeri de, halanın oğludur ve hışmındır. Allahû Teâlâ, bunları, sana Müslüman olarak gönderdi. Bunlar, senin katında halkm en yaramazı olamazlar!”

Peygamberimiz buyurdu ki:

“Bana, onların ikisi de gerekmez. Amcamın oğlu, benim haysiyet ve şerefimi, dili ile lekelemek istedi! Halamın oğlu ve hışmım olan kişi ise, Mekke'de bana söylememesi gereken sözleri söylemiştir!”

Gerçekten de, Peygamberimiz Mekke'de iken, bir gün, Kureyş müşrik­lerinin azılıları toplanıp, Peygamberimize ileri geri tekliflerde bulunduk­tan sonra, Peygamberimizin Peygamberliğini reddetmişlerdi. Peygam­berimiz,  onların yanlarından çok üzgün  olarak  ayrılmışlardı.  "Kılıç yarası geçer, dil yarası geçmez!"

Abdullah bin Ebi Ümeyye ise, Peygamberimizin peşini bırakmamrş, yolda Ona demişti ki:

“Ey Muhammedi Kavmin sana yapacakları teklifleri yaptılar. Sen, onların tekliflerinden hiçbirini kabul etmedin! Sonra, dediğin gibi, Allah katındaki mevkiini anlamak, sana inanmak, uymak üzere kendileri için istedikleri şeyleri de yapmadın!

Vallahi ben, sana bakıp dururken, sen, göğe bir merdiven kurarak tır­manıp göğe çıkmadıkça ve oradan, yanında senin dediğin gibi Peygamber olduğuna tanıklık edecek dört melek getirmedikçe, sana hiçbir zaman inanmam!

Yemin ederim ki, sen, bunu yapmış olsan bile, yine seni tasdik ede­ceğimi sanmıyorum!”

Abdullah bin Ebi Ümeyye, bunları dedikten sonra Peygamberimizin yanından ayrılmıştı. Peygamberimiz, Hz. Ümm-i Seleme'ye, Abdullah bin Ebi Ümeyye ve süt kardeşi hakkında nazil olan ayet-i kerimeyi de [89] okudu. Hz. Ümm-i Seleme dedi ki:

“Ya Rasûlallah! Bu kişi, senin kavmindendir. Onların söylediği şeyi, bütün Kureyş müşrikleri de söylemişler ve haklarında onun gibi ayetler de inmiştir. Sen, onun suçundan daha ağırını da affetmiştin. O, Amcanın oğludur ve onun sana akrabalığı vardır. Sen de, onun suçunu bağışlamaya halkm en layıkısın!”

Ebu Süfyan bin Haris der ki: "Cuhfe'ye varıncaya kadar, ne Rasûlüllah efendimiz, ne de Müslümanlardan hiçbiri benimle konuşmadı.”

Her konaklanılan yerde, kendim Rasûlüllah (sav)'in kapısında duru­yor, oğlum Cafer de ayakta dikiliyordu. Rasûlüllah beni gördükçe, yüzünü benden çeviriyordu.

Ezahir yokuşundan Mekke'nin Ebtah vadisine inince, Rasûlüllah’ın çadırının kapısına yaklaştım. Bana baktı. Bu bakış, Onun, bana ilk yumuşak bakışı idi. Kendisinin gülümseyeceğini de ummaya başladım."

Hz. Ali, Ebu Süfyan bin Hâris'e dedi ki:

“Rasûlüllah efendimize, arka tarafından var! Yusuf aleyhisselamin kardeşlerinin, Yusuf aleyhisselama söylediği şu sözü söyle:

"Allaha yemin ederiz ki, AHahû Teâlâ, seni, gerçekten bizden üstün kılmıştır! Biz, doğrusu, sana karşı yaptıklarımızda suçlu idik, dediler.”[90]

Bundan daha güzel bir söz bulunabileceği kabul edilemez. Ebu Süfyan bin Haris böyle yapınca, Peygamberimiz, Hz. Yusuf un kardeşlerine söy­lediğini bildiren,

"Size, bug...
[Bu mesajın devamını görebilmek için kayıt olun ya da giriş yapın
Bu Sayfayi Paylas
Facebook'a Ekle
Moderatöre Bildir   Kayıtlı
Müslüman
Anahtar Kelime
*****
Offline Pasif

Mesajlar: 132.038


View Profile
Re: Hz, Ebu Süfyan bin Haris
« Posted on: 18 Ekim 2019, 19:58:55 »

 
      uyari
Allah-ın (c.c) Selamı Rahmeti ve Ruhu Revani Nuru Muhammed (a.s.v) Efendimizin şefaati Siz Din Kardeşlerimizin Üzerine Olsun.İlimdünyamıza hoşgeldiniz. Ben din kardeşiniz olarak ilim & bilim sitemizden sınırsız bir şekilde yararlanebilmeniz için sitemize üye olmanızı ve bu 3 günlük dünyada ilimdaş kardeşlerinize sitemize üye olarak destek olmanızı tavsiye ederim. Neden sizde bu ilim feyzinden nasibinizi almayasınız ki ? Haydi din kardeşim sende üye ol !.

giris  kayit
Anahtar Kelimeler: Hz, Ebu Süfyan bin Haris rüya tabiri,Hz, Ebu Süfyan bin Haris mekke canlı, Hz, Ebu Süfyan bin Haris kabe canlı yayın, Hz, Ebu Süfyan bin Haris Üç boyutlu kuran oku Hz, Ebu Süfyan bin Haris kuran ı kerim, Hz, Ebu Süfyan bin Haris peygamber kıssaları,Hz, Ebu Süfyan bin Haris ilitam ders soruları, Hz, Ebu Süfyan bin Haris önlisans arapça,
Logged
25 Aralık 2018, 14:54:18
Mehmed.
Görevli Sorumlusu
*
Çevrimdışı Çevrimdışı

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 16.217



Site
« Yanıtla #1 : 25 Aralık 2018, 14:54:18 »

Esselamu aleyküm İslam yoluna giren kimseler girmeden önce nasillarsa girdikten sonra bir o kadar değişirler guzellesirler Rabbim bizleri İslam dan ayırmasın
[Bu mesajın devamını görebilmek için kayıt olun ya da giriş yapın
Bu Sayfayi Paylas
Facebook'a Ekle
Moderatöre Bildir   Kayıtlı

Hizmet nimettir.
25 Aralık 2018, 15:57:47
Ceren
Görevli Sorumlusu
*
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 25.459


« Yanıtla #2 : 25 Aralık 2018, 15:57:47 »

Esselamu aleyküm. Rabbım herkese İslamı güzelliğini yatmayı nasip etsin. Ebu Sufyan gibi hak yola girip İslamı hakkıyla yaşayan kullardan eylesin inşAllah...
[Bu mesajın devamını görebilmek için kayıt olun ya da giriş yapın
Bu Sayfayi Paylas
Facebook'a Ekle
Moderatöre Bildir   Kayıtlı
Sayfa: [1]   Yukarı git
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

TinyPortal v1.0 beta 4 © Bloc
|harita|Site Map|Sitemap|Arşiv|Wap|Wap2|Wap Forum|urllist.txt|XML|urllist.php|Rss|GoogleTagged|
|Sitemap1|Sitema2|Sitemap3|Sitema4|Sitema5|urllist|
Powered by SMF 1.1.21 | SMF © 2006-2009, Simple Machines
islami Theme By Tema Alıntı değildir Renkli Theme tabanı kullanılmıştır burak kardeşime teşekkürler... &