ilitam ,arapça klavye, ilahiyat, önlisans > Forum > ๑۩۞۩๑ Kitap Dünyası - İlim Dünyası Kütüphanesi ๑۩۞۩๑ > İslam Tarihi Eserleri > Fıkhus Sahabe  > Hz. Ebu Lubabe
Sayfa: [1]   Aşağı git
  Yazdır  
Gönderen Konu: Hz. Ebu Lubabe  (Okunma Sayısı 2861 defa)
06 Mayıs 2011, 16:38:40
ღAşkullahღ
Muhabbetullah
Admin
*
Çevrimdışı Çevrimdışı

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 25.839



Site
« : 06 Mayıs 2011, 16:38:40 »



Hz. Ebu Lubabe (r.anh)


İslâm'ın nurunu söndürmek isteyen Mekkeli müşriklere karşı hazır­lanan mücâhid ordusunda az sayıda deve vardı. Bu sebeple bir deveye üç sahabe nöbetleşe biniyordu.

Rasûlüllah efendimiz de Ebû Lübâbe ve Hz. Ali ile bir deveye sırayla bineceklerdi. Deveye ilk olarak Rasûlüllah (sav) efendimiz binmiş idi. Her ikisi de Rasûlüllah (sav)'ın deveden inmemesini ve haklarım seve seve vermeyi arzu ediyorlardı. Kendilerinin binip, Rasûlüllah (sav)ın yürümesini içlerine sindiremiyorlardı.

Nitekim yaya yürüme sırası Rasûlüllah efendimize geldiğinde ikisi bir­den şu teklifi yaptılar:

“Yâ Rasûlallah! Siz inmeyin, biz yaya yürüyebiliriz.”

Onların bu samimî ve içten tekliflerine Rasûlüllah efendimiz şu cevâbı verdiler:

“Siz yürümekte benden daha güçlü değilsiniz. Ayrıca benim de sizin kadar sevaba ihtiyâcım var.”

Ebû Lübâbe, cihâd aşkıyla yanıyor, müşriklerle bir an önce karşılaş­maya can atıyordu. Henüz düşmanla karşılaşmadan Rasûlüllah efendimiz Ebû Lübâbe'yi kendi yerine vekil olması için Medine'ye gönderdi. Ora­daki vazifesi kadın ve çocukları korumaktı.

Ancak Rasûlüllah efendimiz, Bedir'de kazanılan ganimetlerden ona da pay verdi.

Peygamber efendimizle, Benî Kurayza Yahudileri arasında bir anlaşma vardı. Buna göre, Mekke müşrikleri ile yapılan Hendek Muharebesinde

Müslümanlarla beraber, Medine'yi müdafaa etmeleri gerekiyordu. Fakat bunlar, böyle bir şeye yanaşmadıkları gibi, harbin en nazik bir zamanında müşriklerle işbirliği yaptılar. Peygamber efendimizin, durumu araştırmak ve sulh için gönderdiği heyete de hakarette bulundular. Bununla da yetin­meyip, Medine üzerine baskınlar düzenlediler. Müslümanları öldürmeye teşebbüs ettiler.

Hendek muharebesinde, on bin kişilik müşrik ordusunun büyük zayiat vererek geri çekilmesi Kurayza Yahûdîlerini hayâl kırıklığına uğrattı. Endişeyle Medine'ye iki saatlik mesafede bulunan kalelerine çekildiler. Peygamber efendimizin üzerlerine yürümesinden çok korkuyorlardı.

Peygamber efendimiz, Hendek'ten dönüp, evine geldi. Üzerindeki silâhları çıkardı. O sırada Cebrail aleyhisselâm geldi. Sarığının.ucu iki omuzunun arasında ve üzerinde zırhtan gömlek vardı.

“Ey Allahın Rasûlü! Silahlarınızı çıkardınız mı? Vallahi biz daha silahlarımızı çıkarmadık. Düşman sana geldiğinden beri melekler silâh­larını çıkarmadılar. Kalk, silâhını kuşan ve onların üzerine yürü,” dedi. Peygamberimiz sordular:

“Kimin üzerine yürüyeyim?” Cebrail aleyhisselâm da;

“İşte oraya,” diyerek eliyle Benî Kurayza tarafını gösterdi. Rasûlüllah efendimiz buyurdu ki:

“Ashabım çok yoruldular. Birkaç gün dinlenseler nasıl olur?”

“Yâ Rasûlallah! Allahû Teâlâ, hemen Benî Kurayza kabilesi üzerine yürümeni emrediyor. Ben şimdi yanımdaki meleklerle beraber, Kurayza Yahudilerinin kalelerine gidiyorum. Allahû Teâlâ onları helak edecektir.

Peygamber efendimiz, Cebrail aleyhisselâm Allahû Teâlâ'nın emrini bildirip gidince, Bilâl-i Habeşî'ye;

“İşitip, itaat eden kişi, ikindi namazını Benî Kurayza yurdundan başka yerde kılmasın,” diye seslenmesini emretti.

Peygamber efendimiz ve Ashâb-ı kiram silahlandılar. Cebrail aley-hisselâmm izini takip ederek yola çıktılar. Benî Kurayza Yahûdîlerinin olduğu yere geldiler. Kalelerin çok yakınma kadar yaklaştılar. Benî Kurayza Yahudileri iyice muhasara altına alındı. Muhasara son derece şiddetlenmişti. Yahudiler, Peygamber efendimizden, görüşmek ve danış­mak üzere Ebû Lübâbe'yi kendilerine göndermesini istediler.

Ebû Lübâbe'nin çoluk çocuğu ve malları Benî Kurayza yurdunda idi. Rasûlüllah efendimiz Ebû Lübâbe'yi çağırdı ve buyurdu ki:

“Yahudilerin yanına git! Onlar Evsliler arasından seni istediler.”

Rasûlüllah efendimiz ayrıca Ebû Lübâbe'ye, onların yanına vardığında nasıl davranacağını da gösterdi. Ebû Lübâbe yanlarına varınca, onu karşıladılar. Kadınlar ve çocuklar ağlaşarak, kendilerine acındırmaya çalışarak yardım bekliyorlardı. Yahudiler, Ebû Lübâbe'ye dediler ki:

“Ey Ebû Lübâbe! Muhasara bizi mahvetti. Muhammed müsaade etse de buradan çıkıp, Şam'a veya Hayber'e gitsek, bizim çarpışmaya gücümüz yok. Ey Ebû Lübâbe, biz teslim olursak bize ne yapılacak? Bize teslim olmayı tavsiye eder misin?” Ebû Lübâbe de şöyle cevap verdi:

“Evet, teslim olmanızı tavsiye ederim. Böyle söylerken elini boğazı­na götürerek, teslim olurlarsa boğazlarının kesileceğini ifâde eden bir işaret yapmıştı.” Ebû Lübâbe diyor ki:

“Vallahi onların yanından henüz ayrılmamıştım ki, bu hareketimle, Allah'a ve Rasûlüne karşı iyi bir iş yapmadığımı anlamışdım.”

Ebû Lübâbe, salahiyetli olmadığı veya gizli kalması gereken bir şeyi söylemişti. Ancak bir kere ağzından çıkmıştı.

Ebû Lübâbe bu duruma çok üzüldü, çok pişman oldu. Gözlerinden akan yaşlar sakalını ıslattı. Kalenin arkasından bulduğu bir yolla, doğru Medine'ye gidip Mescid-i Nebeviye girdi. Kendisini direğe bağlattı.

“Allahû Teâlâ kalbimi biliyor. Bana hakîkî bir tevbe ihsan edinceye kadar vallahî ben Rasûlüllah (sav)'ın yüzüne de bakarnam. Allahû Teâlâ işlediğim günâhtan tevbemi kabul etmedikçe bu yerimden ayrılmıyacağım,” diye yemin etti.

Ebû Lübâbe'nin düştüğü bu hatâ ile ilgili olarak şu mealdeki âyeti ker­ime nazil oldu:

“Ey îmân edenler, Allaha ve Rasûlüne hainlik etmeyin. Bile bile aranızdaki emânetlere de hainlik etmeyin.”[80]

Ebû Lübâbe, Rasûlüllah (sav)'ın muhterem hanımlarından Ümmü Seleme'nin Mescid-i Nebeviye açılan kapısı önündeki direğe kendisini bağlatmıştı. Hava bir hayli sıcaktı. Bir hafta hiçbir şey yemeyip, kulakları işitemeyecek hâle gelmişti.

Ebû Lübâbe, yaptığına pişman olup kendini direğe bağlattığı sırada, Müslümanlar onun bu hâlinden habersiz, Yahudilerin kalesinden dön­mesini bekliyorlardı. Aradan uzun bir zaman geçmesine rağmen Ebû Lübâbe dönmedi. Nihayet durumdan haberdar olunup, Rasûlüllah (sav)'e arz edildi. Peygamber efendimiz buyurdu ki:

“Eğer doğruca yanıma gelseydi, bağışlanmasını Allahû Teâlâ'dan di­lerdim. Madem ki, o kendisini bağlatmış, artık Allahû Teâlâ tevbesini ka­bul edinceye kadar onu bulunduğu yerde bırakırım.”

Ebû Lübâbe bu şekilde direğe bağlı kalarak altı gece kaldı. Her namaz vaktinde hanımı tarafından bağlan çözülür, namazını kıldıktan sonra, tekrar direğe bağlanırdı.

Peygamber efendimiz Ümm-ü Seleme'nin odasında idi. O sırada, Ebû Lübâbe'nin tevbesinin kabul olduğuna dâir âyet-i kerîme nazil oldu. Âyet-i kerîmede Allahû Teâla buyuruyor :

“Onlardan diğer bir kısmı da günâhlarını itiraf ettiler ve önce yap­mış oldukları iyi bir ameli sonradan yaptıkları başka bir kötü amel ile karıştırdılar. Olur ki, Allah, onların tevbelerini kabul eder. Çünkü Allah, Gafurdur, Rahimdir.”[81]

Ümm-ü Seleme validemiz, seher vakti Peygamber efendimizin güldüğünü işitince sordu:

“Niçin gülüyorsunuz yâ Rasûlallah!”

“Ebû Lübâbe'nin tevbesi kabul olundu.”

“Müjdeleyeyim mi yâ Rasûlallah?”

“Olur! Müjdelemek istiyorsan, müjdele!”

Bu haberi duyan herkes, iplerini çözüp salıvermek için Ebû Lübâbe'ye doğru koştular. Ebû Lübâbe bunu kabul etmedi. Dedi ki:

“Vallahi Rasûlüllah efendimiz bizzat eliyle beni bırakmadıkça buradan ayrılmam.” Peygamber efendimiz de namaza giderken, uğrayıp salıver­diler. Ebû Lübâbe direğe ince, sağlam bir iple bağlanmıştı. Onun için ip, onun iki kolunu kesmişti. Uzun zaman bu kesikler geçmedi, izi kolların­da kaldı. Ebû Lübâbe hazretleri bu hâdise ile ilgili olarak şöyle anlatır:

Benî Kurayza Yahudilerini kuşatmıştık. O zaman bir rü'yâ gördüm. Şöyle idi: Kurayza Yahudileri, çok pis kokan bir kara balçık hâline gelmişler! Onlardan uzaklaşma imkânım da yoktu. Az kalsın, onların o kötü kokularından ölecektim. Sonra, akan bir nehir gördüm, onda yıkandım. Tertemiz oldum. Güzel bir koku da süründüm.

Rü'yâmı Hz. Ebû Bekir'e anlattım. O rü'yâmı şöyle tabîr etti:

“Dilin tutulacak, çok sıkıntılı bir işe gireceksin. Fakat kurtulacaksın.” Direkte bağlı olduğum zaman Ebû Bekir'in sözü aklıma geldi.

Tevbemin kabul olacağına dâir âyet ineceğini ümit etmiştim.

Ebû Lübâbe bu günâhın işlendiği, Benî Kurayza yurduna dönmek istiyordu. Hâlbuki Allah ve Rasûlüne karşı günâh işlediği bu memlekete bir daha hiç girmeyeceğine dâir yemin de etmişti. Durumu Rasûlüllaha arz etti. Allah ve Rasûlü uğrunda, bütün malını bile verebileceğini söyle­di. Rasûlüllah efendimiz buyurdu ki:

“Malının üçte birini vermek senin keffâretine yeter.”

Hz. Ebû Lübâbe, malının üçte birini ayırıp, verilmesi gerekli kimselere dağıttı. Ondan sonra, vefat edinceye kadar kendisinden hayırdan başka bir şey görülmediği bildirilmiştir. [82]

Müslüman nefsinin savcısı, din kardeşlerinin de savunucusudur. Ebû Lübâbe (r.a.)'in bizlere öğrettiği şey, hesaba çekilmezden önce kendimizi hesaba çekmemizdir.

Allah yolunda kendi nefislerini hesaba çekmeyenler, başkalarını hesaba çekemezler. Nefis muhasebesinde bulunmayanlar, Allah yolunda yarışıp birbirlerini geçemezler. Hayatlarını Allah'ın şeriatinin denem-timine açmayanlar, şeytana kaçanlardır. Sahabelerin fıkhı, nefisten, şey­tandan, tağuttan Allah'a kaçmanın, O'na sığınıp iltica etmenin bilgisidir. Dolayısıyla sahabe fıkhını ihya edenler, tağuti ilkelerden, rejimlerden ayrılanlardır.



[80] Enfâl: 8/27.

[81] Tevbe: 9/102.

[82] Hayatü's Sahâbe/M. Yusuf Kândehlevî; Hilyetü'l Evliya; El-İsabe Fi temyizi Sahâbe/İbn-i Hacerü'l Askalani; Suverun Min Hayatü's Sahabe/Abdurrahma...
[Bu mesajın devamını görebilmek için kayıt olun ya da giriş yapın
Bu Sayfayi Paylas
Facebook'a Ekle
Moderatöre Bildir   Kayıtlı
Müslüman
Anahtar Kelime
*****
Offline Pasif

Mesajlar: 132.038


View Profile
Re: Hz. Ebu Lubabe
« Posted on: 17 Ekim 2019, 18:49:41 »

 
      uyari
Allah-ın (c.c) Selamı Rahmeti ve Ruhu Revani Nuru Muhammed (a.s.v) Efendimizin şefaati Siz Din Kardeşlerimizin Üzerine Olsun.İlimdünyamıza hoşgeldiniz. Ben din kardeşiniz olarak ilim & bilim sitemizden sınırsız bir şekilde yararlanebilmeniz için sitemize üye olmanızı ve bu 3 günlük dünyada ilimdaş kardeşlerinize sitemize üye olarak destek olmanızı tavsiye ederim. Neden sizde bu ilim feyzinden nasibinizi almayasınız ki ? Haydi din kardeşim sende üye ol !.

giris  kayit
Anahtar Kelimeler: Hz. Ebu Lubabe rüya tabiri,Hz. Ebu Lubabe mekke canlı, Hz. Ebu Lubabe kabe canlı yayın, Hz. Ebu Lubabe Üç boyutlu kuran oku Hz. Ebu Lubabe kuran ı kerim, Hz. Ebu Lubabe peygamber kıssaları,Hz. Ebu Lubabe ilitam ders soruları, Hz. Ebu Lubabe önlisans arapça,
Logged
25 Aralık 2018, 15:00:21
Mehmed.
Görevli Sorumlusu
*
Çevrimdışı Çevrimdışı

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 16.215



Site
« Yanıtla #1 : 25 Aralık 2018, 15:00:21 »

Esselamu aleyküm İşte İslam yolu böyle bir yol Peygamberimiz in ahlaki ile ahlaklanan sahabe efendilerimizin ahlaki... Rabbim paylaşım için razı olsun
[Bu mesajın devamını görebilmek için kayıt olun ya da giriş yapın
Bu Sayfayi Paylas
Facebook'a Ekle
Moderatöre Bildir   Kayıtlı

Hizmet nimettir.
25 Aralık 2018, 15:32:04
Ceren
Görevli Sorumlusu
*
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 25.459


« Yanıtla #2 : 25 Aralık 2018, 15:32:04 »

Esselamu aleyküm. Rabbım razı olsun paylaşım dan kardeşim...
[Bu mesajın devamını görebilmek için kayıt olun ya da giriş yapın
Bu Sayfayi Paylas
Facebook'a Ekle
Moderatöre Bildir   Kayıtlı
Sayfa: [1]   Yukarı git
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

TinyPortal v1.0 beta 4 © Bloc
|harita|Site Map|Sitemap|Arşiv|Wap|Wap2|Wap Forum|urllist.txt|XML|urllist.php|Rss|GoogleTagged|
|Sitemap1|Sitema2|Sitemap3|Sitema4|Sitema5|urllist|
Powered by SMF 1.1.21 | SMF © 2006-2009, Simple Machines
islami Theme By Tema Alıntı değildir Renkli Theme tabanı kullanılmıştır burak kardeşime teşekkürler... &