ilitam ,arapça klavye, ilahiyat, önlisans > Forum > ๑۩۞۩๑ Kitap Dünyası - İlim Dünyası Kütüphanesi ๑۩۞۩๑ > Tefsir Eserleri > Emri Maruf Nehyi Münker > Hayra davet
Sayfa: [1]   Aşağı git
  Yazdır  
Gönderen Konu: Hayra davet  (Okunma Sayısı 1318 defa)
28 Mayıs 2011, 20:48:15
ღAşkullahღ
Muhabbetullah
Admin
*
Çevrimdışı Çevrimdışı

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 25.839



Site
« : 28 Mayıs 2011, 20:48:15 »



Hayra Da'vet



İslâm ümmetinin yerine getirmekle mükellef olduğu bu kavramın ifade etmek istediği mana, Rasûlullah'ın (s.a.v) bize tebliğ etmiş olduğu İslâmı taşıma ve ona da'vet sorumluluğudur. Bu ise îtikâdî, nazarî, siyasî, ahlâkî ve ibadetle ilgili sahaları kuşatan "Hayr'ın" bizzat kendisidir. Allah Teâlâ hayatın her cephesini kuşatan, din ve dünya ayrılığını asla kabul etmeyen bu eşsiz nizam'a da'vet etme görevini îslâm ümmetinin omuzlarına yüklemiştir.
İslâm'a göre hayır ve şerrin ölçüsü yalnız Allah'ın dinidir. Alah'ın dini neye "hayır" demişse o hayırdır. Neye "şer" demişse o da şer'dir. İslâmî çizgiden saparak bir takım arzulara göre şekillenen yollara ve sistemlere göre insanların tavır almalarını ve şekillenmelerini istemek, Allah'ın dinine savaş açmak demektir. Bu yetkiyi hiç kimse kendinde bulamaz. Çünkü İslâm dışı fikir ve ideolojiler, hayattaki düzenlemelere ve geçim yollarına çeşitli şer renkleriyle bakarlar. İslâm, hayatı yeniden ilâhî düzenle şekillendirmek üzere dünya gezegenine ayak bastığı zaman bu çeşit hayat telâkkileriyle karşılaşınca bunlara savaş açtı ve bütün gücüyle bunların aleyhinde kesin tavrını takındı. Allah Teâlâ'nın yüce irâdesini hâkim kılmak için tüm insanlığı bu da'vete uymaya çağırdı. Bunu yaparken doğacak bütün riskleri de gözönüne aldı.
"Hayra Da'vet" hayatın tüm cephelerini kuşatan İslâm'ın bütünlüğü içerisindedir ve bu görev dinin yalnız bir cüz'ü anlamına gelmez. İslâm ümmeti, bu parçalanmayı kabul etmeyen bütüne taliptir. Tüm gayretlerini bu uğurda seferber etmediği müddetçe kabullendiği sorumluluktan kurtulamaz. îşgal ettiği stratejik konuma göre "Ahlâkî İslah" ve Siyâsî înkılab" bu ümmetin aslî görevidir. Ne zaman ki sadece ibâdetleri telkin edip, hayatın sosyal problemlerini İslâm'a göre düzenleme gayretlerini bırakarak hayra da'vet etmişse, her zaman onun ezelî düşmanlarının işine yaramış ve taşıdığı bu sorumluluktan da kurtulamamıştır. Çünkü "Hayr", tarifine uygun olarak, parçalanma kabul etmemektedir. Bir parçanın bir mânâ ifâde etmesi ancak diğer parçalarıyla birlikte mütalaa edilmesiyle mümkündür.
İşte İslam ümmeti hayr'ın her cüz'ünü yaşamağa ve yaşatmağa memur olduğu şuurunu taşıdığı sürece bu sorumluluğunu idrak etmiş demektir. Bu hususu Kur'an-ı Kerim'in birçok âyeti açıklamıştır. Allah Teâlâ İbrahim, İshak ve Ya'kub (a.s.) gibi peygamberlerden söz ettikten sonra şöyle buyurur:
“Onları emrimizle dosdoğru yolu gösterecek rehberlerkıldık, kendilerine hayırlı işler yapmayı, dosdoğru namaz kılmayı, zekât vermeyi variyettik. Onlar bize ibâdet edicidirler.” 12
Âyet-i kerîmede geçen "hayrat" (=hayırlı işler) kelimesi, Allah Teâlâ'nın, peygamberinin yapıp işlemelerini emrettiği işlerdir ki kesinlik ifâde eder. Araştırıldığında görülecektir ki onların yapmakla mükellef oldukları "hayırlı lşler"in kapsamı son derece geniştir. Bu kapsama, ibâdetler, ahlâkı, davranışlar ve insanlar arası tüm muameleler girer. İşte dinin muamelât ile ilgili kısmına şeriat denildiiği gibi tümüne de şeriat denir.
Bu açıklamardan anlaşılıyor ki "hayrat" kelimesi, Allah Teâlâ'nın, şeref ve izzet sahibi peygamberlerine gönderip de amel etmelerini istediği mükemmel şeriata verilen addır. Eşsiz yasaları yaşatıp, aktaran insanlar ancak canlı birer örnek ve ölümsüzleşen birer tablo oluşturan peygamberlerdir. (Onlara ve da'valarına gönül verenlerine saadet dilemek, saadetlerine katılmak en büyük dileğimizdir.)
Allame el-Bağavî bu âyetin tefsirinde der ki: "Biz onları önderler kıldık." Yani hayırlı her türlü işlerde uyulan liderler kıldık demektir. "Emrimizi gösterirler." Yani insanları dinimize da'vet ederler. "Ve biz onlara hayırlı işler yapmalarını vahyettik" yani ilâhi yasalara uymalarını emrettik. 13
Hazin Tefsiri de "hayırlı işler" ifadesiyle "İlâhî yasaları hayata tatbik etme" olarak anlar ve öyle savunur. 14
Şu açıklamalardan anlaşılmaktadır ki "Hayır" kelimesi "İlâhî Şeriat" ile eş anlamlıdır. Ve peygamberler bu "Hayrı" tatbikatlarıyla emretmiş, hayatlarında en doğru ve en kâmil mânâda temsil etmişlerdir. Bizzat yaşadıkları bu hayata da'vet etmişler, bu da'vetin ise kulluk görevinin ve Allah'ın hükümranlığım ilan etmenin en yüksek derecesi olduğuna inanarak O'nun gerçek kullarından olmuşlardır.
Şimdi ise "Hayır" kelimesini daha iyi anlamak için Mâide sûresinde geçen diğer bir âyet üzerinde duralım. Bu âyet şeriatlerin çeşitli olabileceğinden bahseder. Oysa ruh ve asıl itibariyle Allah'ın dini daima tek bir dindir, asla değişmez. Fakat asırların değişmesiyle şeriatlar değişmiştir.
Meselâ; İsrâiloğullarına gönderilen şeriat, Hz. Muhammed'in (s.a.v) gönderilmesiyle ilga edilmiştir. Yani Hz. Musa'nın (a.s.) şeriatı hükmen kaldırılmıştır. Ama ruh ve asıl itibariyle kalkmamıştır. Çünkü hedefe varmada maksad aynı, ancak metod değişiktir, islâm ise hedefe varmada son uygulamadır. Binaenaleyh "Şeriatların değişik" olması kesinlikle "dinlerin de değişik olduğu" anlamına gelmez.
Geçmiş milletlere gönderilen şeriatler, İbâdetlerin ve kulluğun yalnız Allah'a.yapılacağını, tek kelimeyle hükümranlık hakkının, en büyük otorite sahibi olan Alah'a ait olduğunu ilân etmişler ve insanlığın her peygamberin gelişi ile yeni bir şeriat'a boyun eğmeye hazır olmasını icbar etmişlerdir. Yeni bir şeriat'ın gelmesinden sonra geçmiş şeriattan ayrılmayan kimse, gönderilen yeni şeriatı inkâr etmiştir. (Çünkü her yeni gelen şeriat eskisine nisbetle daha kâmildir.)
Allah Teâlâ buyuruyor ki:
"(Ey Musa'nın, İsa'nın, Muhammed'in ümmetleri!) sizden herbiriniz içn bir şeriat, bir yol (yasa) tayin ettik: Eğer Allah dileseydi (topunuzu bir şeriata tabî) bir tek ümmet yapardı. Fakat o size verdiği (muhtelif şeriatlar dairesi)nde sizi imtihan etmek için (ayırdı). Öyle ise (hepiniz) Hayır işlerde (=Şeriatîerde) birbirinizle yarış edin.15
Ayette geçen "Hayırlı işlerde yarışma"dan maksat; Allah Rasûlu Hz. Muhammed'e (s.a.v.) gelen şeriata uymaktır. Şüphesiz kurtuluş İslâm'a uymaktır, başkasına değil. (20. asırda kurtuluşu va'd eden demokrasinin her çeşidi, aslında İslâm'dan kurtuluşu hedef edinmiştir. Ama bilmiyordu ki "Gerçek demokrasinin şudur ki tefsiri; Halk hak'kın esiri devlet halkın esiri". 16
Allâme İbni Kesîr "Hayırlada yarışın" âyetini tefsir ederken der ki: "Bu yarışma, Allah'a itaat, kendisinden önceki şeriatları kaldıran İslâm Şeriatına tâbi olmak ve Allah'ın insanlığa indirdiği kitapların sonuncusu olan Kur'ârn-Kerîm'i tasdik etmektir.17 Allâme Şeyyid el-Âlûsî şöyle der:
"Bu yarışmadan maksad; Kur'ân'dan kaynaklanan salih ameller, sağlam hükümler ve hakîkî îman manzumesinden oluşan, dünya ve âhiret diye iki temel üzerine kurulan ve hayırlı, en iyi ve en güzel hayat sistemi İslâm'ı yaşamada yanş edin.18
Allâme Nizamü'd-Din el-Kumnî en-Nisâbûrî ise: "Âyetteki "Hayrat"; inanç, hüküm ve sorumluluklardan oluşan hak olanları demektir19 der.
Tüm bu açıklamalar gösteriyor ki "Hayırlı işlerde yarışma" kavramı; Allah'a itaatte ve ibâdette, peygamberlerine itaatte ve şeriat hükümlerine uymada yarışmayı ifâde etmektedir.
Kur'ân-ı Kerim'in kendi ifâdesi ve üslûbu içinde mâna kazandırdığı "Hayır" kelimesi tek başına dahi, tüm önleriyle inanç ve Amel (yâni Allah'a iman'a dayalı insanın dünyadaki her çeşit davranışını yasalaştıran) nizam'ı ifâde eder. İşte bu iki temel kavrama ve esasa dayalı hayatın yasası Kur'ân-ı Kerim olarak ortaya çıkmıştır. Bu ise İslâm ümmetinin tüm insanlığı kendisine da'vetle emrolunduğu hayr'ın ta kendisidir. Şimdi "Hayr'a Da'vet'i emreden âyet-i kerimeye dönelim ve bakalım ki Rasûlulah (s.a.v.), sahabe, tabiîn ve müfessir âlimler (Allah onlardan razı olsun) bu âyet-i kerimeyi nasıl açıklamışlardır.



11 Ruhu’l-Meânî, Âlusî: 4/20
12 el-Enbiya: 21/73.
13 Meâlimü't-Tenzil (Hazin tefsirinin kenan): 4/245
14 Lübâbü't-Te'vil fi-Meani't-Tenzîl: 4/245
15 el-Mâide: 5/48.
16 (N.F.K) - Çeviren-)
17 Tefsiru'l-Kur'âni'l-Azîm: 2/67
18 Rûhu'l-Meâni: 6/104
19 Garâibu'l-Kur'ân ve Regâibu'l-Furkan: 6/135 (İbn-i Cerir et- Tabrinin kenarı)

[Bu mesajın devamını görebilmek için kayıt olun ya da giriş yapın
Bu Sayfayi Paylas
Facebook'a Ekle
Moderatöre Bildir   Kayıtlı
Müslüman
Anahtar Kelime
*****
Offline Pasif

Mesajlar: 132.038


View Profile
Re: Hayra davet
« Posted on: 20 Eylül 2019, 10:24:19 »

 
      uyari
Allah-ın (c.c) Selamı Rahmeti ve Ruhu Revani Nuru Muhammed (a.s.v) Efendimizin şefaati Siz Din Kardeşlerimizin Üzerine Olsun.İlimdünyamıza hoşgeldiniz. Ben din kardeşiniz olarak ilim & bilim sitemizden sınırsız bir şekilde yararlanebilmeniz için sitemize üye olmanızı ve bu 3 günlük dünyada ilimdaş kardeşlerinize sitemize üye olarak destek olmanızı tavsiye ederim. Neden sizde bu ilim feyzinden nasibinizi almayasınız ki ? Haydi din kardeşim sende üye ol !.

giris  kayit
Anahtar Kelimeler: Hayra davet rüya tabiri,Hayra davet mekke canlı, Hayra davet kabe canlı yayın, Hayra davet Üç boyutlu kuran oku Hayra davet kuran ı kerim, Hayra davet peygamber kıssaları,Hayra davet ilitam ders soruları, Hayra davetönlisans arapça,
Logged
06 Temmuz 2016, 22:28:36
Ceren
Görevli Sorumlusu
*
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 25.285


« Yanıtla #1 : 06 Temmuz 2016, 22:28:36 »

Esselamu aleykum.Peygamber efendimiz her zaman hayri emir etmis ve hayra davet etmistir.Her zaman allahin rızasıni gozeten ve hayir isleyip dogru yolda giden kullardan olalim inşAllah...
[Bu mesajın devamını görebilmek için kayıt olun ya da giriş yapın
Bu Sayfayi Paylas
Facebook'a Ekle
Moderatöre Bildir   Kayıtlı
Sayfa: [1]   Yukarı git
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

TinyPortal v1.0 beta 4 © Bloc
|harita|Site Map|Sitemap|Arşiv|Wap|Wap2|Wap Forum|urllist.txt|XML|urllist.php|Rss|GoogleTagged|
|Sitemap1|Sitema2|Sitemap3|Sitema4|Sitema5|urllist|
Powered by SMF 1.1.21 | SMF © 2006-2009, Simple Machines
islami Theme By Tema Alıntı değildir Renkli Theme tabanı kullanılmıştır burak kardeşime teşekkürler... &