๑۩۞۩๑ Kitap Dünyası - İlim Dünyası Kütüphanesi ๑۩۞۩๑ => Emri Maruf Nehyi Münker => Konuyu başlatan: ღAşkullahღ üzerinde 28 Mayıs 2011, 20:26:15



Konu Başlığı: Cumhurun görüşü I. delil
Gönderen: ღAşkullahღ üzerinde 28 Mayıs 2011, 20:26:15
Cumhurun Görüşü
I. Delil


Konumuzla ilgili ulemânın çoğunluğunun kabul ettiği birinci görüşün delillerini arzetmek isteriz. Bu görüşün birinci delili, Kur'an-ı Kerim'de geçen iki âyettir. Allah Teâlâ buyururlar ki: “Sizden öyle bir cemaat bulunmalıdır ki (onlar herkesi hayra çağırsınlar, iyiliği emretsinler, kötülükten vazgeçirmeye çalışsınlar.” 79
Diğer âyet ise şudur:
“Siz insanlar için (İnsanlığın faydası için gaybden, yahut levh-i mahfuzdan seçilip) çıkarılmış en hayırlı bir ümmetsizin. İyiliği emredersiniz, kötülükten vazgeçirmeye çalışırsınız. (Çünkü) Allah'a inanıyorsunuz.” 80
İbnü'l-Arabî el-Malikî, bu iki âyet "ma'rufu emr, münkeri yasaklamağa çalışmanın farz-ı kifâye olduğuna delildir," der. 81
Her iki âyete genel bir açıdan bakıldığında sonucu şöyle ifâde etmemiz mümkündür: "Birinci âyet İslâm ümmeti içerisinde ma'rufu emredip münkeri yasaklamaya çalışan bir cemaatın varlığını farz kılarken, ikinci âyetle ise bu görevin bütün İslâm ümmetini kapsamına alan bir sorumluluk yüklediğini görmekteyiz. Bundan anlaşılıyor ki, ma'rufu emredip münkeri nehyetme görevi ümmetin tümüne farz ise de, ümmet içerisinde bu görevi üslenen bir kesimin varlığı, ümmet üzerindeki bu sorumluluğu düşürmektedir."
Müfessirlerin büyük bir kısmı da birinci âyetteki (Mîn) harf-i cerrinin teb'iz (=bir kısım) için olduğu görüşündedir. Bu da bu mühim görevin îslâm ümmetinin- bir cemaatin varlığı halinde- her ferdine farz olmadığına delildir.
Kadı Beyzâvî ve Allâme ez-Zamahşerî derler ki:a "Âyetteki Mîn, " bir kısım" için kullanılmıştır. Çünkü ma'rufu ve müriker görevini yürütmek kifâye farzlanndandır. 82
Ebu Bekir el-Cessas bu konuda fikrini şöyle açıklar: "Bu âyette ümmet içerisinde bir kesimin bir kesime nisbetle üstünlük vasfı vurgulanmaktadır. Buna göre, ma'ruf ve münker görevi ancak "yeterlilik ve iktidar vasfını taşıma" esası üzere farzdır. Bu vasfı taşıyan şahıs ve gruplar bu görevi yaptığı zaman geri kalanlardan sorumluluk kalkar. 83 Bu konudaki son söz, İmam Gazâlî'ye aittir. Konuyu veciz bir şekilde ifâdeye çalışan Gazali şöyle der: "Âyetteki ifâde tarzına bakıldığında ma'ruf ve münker görevinin hükmünün, farz-ı ayn değil farz-ı kifâye olduğu görülecektir. Ümmet içerisinde bir kısım cemaat bu görevi yapınca geri kalanlardan bu farziyetin sorumluluğunu kaldırmış olur. Çünkü âyette; "Hepiniz ma'rufu emrediniz" denilmemiş aksine: "Sizden bir cemaat olsun." diye açıkça ifâde olunmuştur. Öyle ise bu göreve ehil olan herhangi bir kişi veya cemaat bunu îfâ edince ümmetin tümünü sorumluluktan kurtarmış olurlar. 84



79 Âl-i İmran: 3/104.
80 Al-i İmran: 3/110.
81 E1-Ahkâmu'l Kur'ân: 2/122
82 el-Keşşaf: 1/224 ("bir kimse birinci âyetteki "MİN" harf-i ceninin Teb'iz yani "bir kesim" anlamında kullanılışın delil getirmesini garib karşılayarak bu görevin hükmen farz-i kifâye olduğunu söyleyebilir. Fakat şu da unutulmamalıdır ki bu hükmün kendisi zaten münakaşa konusudur, öyle ise bu münakaşa, ancak âyetteki "MİN" harfinin Arab gramerine göre ispatı ile gerçekleşir ki buna göre ayetteki MİN=kısım ifâde eder" dememiz ve kabullenmemiz ile sona erer.)
83 Ahkâmu'l-Kur'an: 2/35
84 Ihyâu Ulûmu'd-Dîn: 2/269