ilitam ,arapça klavye, ilahiyat, önlisans > Forum > ๑۩۞۩๑ Kitap Dünyası - İlim Dünyası Kütüphanesi ๑۩۞۩๑ > Hadis Eserleri >  el İtisam > Onuncu örnek
Sayfa: [1]   Aşağı git
  Yazdır  
Gönderen Konu: Onuncu örnek  (Okunma Sayısı 925 defa)
29 Mayıs 2011, 17:02:17
ღAşkullahღ
Muhabbetullah
Admin
*
Çevrimdışı Çevrimdışı

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 25.839



Site
« : 29 Mayıs 2011, 17:02:17 »



Onuncu Örnek:


Akıl ile güzel ve çirkini belirleyenlerin görü­şü. Bunların mezhebinin hulasası dini değil, akılları hakem kılmaktır. Dinî konularda bid'at çıkaranların (yaptıklarını) üzerine oturttukları esaslardan birisi budur.
Buraya kadar geçenlerden ortaya çıkan odur ki, istenilen dinî bir hükmü elde etmek için birtakım adamları —onların sadece birer vesile olduklarını dikkate almaksızın- hakem kılmak sapıklıktır. Başarı ancak Allah'tandır. Kesin delil ve en yüce hükmedici dinden başkası değildir.
Bundan sonra deriz ki: Bu anlayış, Allah Rasülünün ashabının yoludur. Onların hayatını ve onlardan nakledileni gören ve onların hallerini mütalaa eden kimse bunu yakînen bilir.
Görmez misin ki Sakîfe ashabı yönetici belirleme hususunda çekilmişlerdi. Hatta Ensâr'dan bazıları:
"Bir yönetici bizden, bir yönetici sizden" demişti. Sonuçta: "Yönetici/İmam Kureyş'tendir." (mealindeki) Rasûlullahın haberi gelince Allah ve Rasûlüne itaat, etmek üzere boyun eğdiler. Bunun dışında herhangi bir görüşe aldırış etmediler. Çünkü onlar, şahısların görüşü yanında hakkın önceliği olduğunu bilirlerdi.
Hz. Ebu Bekir, zekat vermemekte direnenlere karşı savaş açmak isleyince, Hz. Ebu Bekir'e karşı meşhur bir hadisi delil getirdiler.[142] Hz. Ebu Bekir onları, onların delil olarak görmedikleri bir şey ile ileri sürdüklerini reddetti. Hz. Ebu Bekir hadiste "... ancak hak edenler müstesna" buyurulduğunu ileri sürdü ve "Zekât, malın hakkıdır." dedi ve sonra buyurdu: "Allah'a yemin ederim ki onlar Hz. Peygambere zekat olarak verdikleri (küçük) bir oğlak veya (hayvanın boynundaki) ipi bana vermek hususunda direnirlerse, bu yüzden mutlaka onlara savaş açarım."
(Hz. Ebu Bekir'in işaret ettiği) bu manayı iyi düşününüz. Bizim incelemekte olduğumuz konu ile ilgili olarak burada iki incelikvardır:
Birincisi: Hz. Ebu Bekir, yorum ile dahi olsa, zamanında olacak işlerin Hz. Peygamber zamanında olanın dışına çıkmasına hiç kimse için yol vermemiştir. Çünkü zekat vermemekte direnen kimse, dinden dönmemiş, ama yorum yoluyla dinden dönme durumuna düşmüştür. Doğrudan dinden dönenler hakkında sahabe arasında tartışma olmamış, ancak te'vil yoluyla dinden çıkma durumunda olanlar hakkında tartışma olmuştur. Lâkin Hz. Ebu Bekir yorum ve cahillik mazeretini dikkate almamış, meselenin gerçeğine bakarak son noktasına kadar gerçeği istemiştir. Öylesine ki: "Allah'a yeminederimki..... (ifadesiyle başlayan)   sözünü öylemiştir. Bununlaberaber Hz. Ebû Bekir'e zekat vermeyenlerle savaşmayı terk etme görüşünü ileri sürenler açık bir maslahattan dolayı böyle düşünmüşlerdi. Üstelik birtakım dini meseleler ve usûl kaideleri de bu düşünceyi destekliyordu. Fakat apaçık dini delil Hz. Ebu Bekir'e göre ortadaydı. Ona göre bu apaçık delile adamların görüşünün karşı gelmesi güçlü değildi. O açık delile sarıldı. Daha sonra savaş yapılmaması görüşünü ileri sürenler, gerçek hüküm vericiye öncelik tanımak için Hz. Ebu Bekir'in sahih olan deliline dönmüşlerdir.
İkincisi: Hz. Ehu Bekir zekatı vermemekte direnenlerden zekatı isteme yolunda kendinin ve müslümanların başına ne geleceğim dikkate almamıştır. Çünkü onların zekâtı vermekten çekinmeleri sebebiyle savaş ve her iki gruptan da Allah'ın dilediği kadar kimselerin ölümü söz konusu idi. Can, mal ve evlad yönünden Müslüman­lar meşakkate düşeceklerdi. Fakat Hz. Ebu Bekir dini daha önce olduğu gibi ayakta tutmaktan başka hiçbir şeyi dikkate almıyordu. Bu anlayış, dini ayakta tutmak, İslamın şiarlarını yerleştirmekte geçici olarak meydana gelen olayları dikkate almamakta bir ana kural olmuştur.
Bu anlayışın benzeri aşağıdaki örneklerde vardır.
a- Yüce Allah buyuruyor ki:
"Müşrikler ancak bir pisliktir. Onun için bu yıllarından sonra Mescid-i Haram'a yaklaşmasınlar. Eğer yoksulluktan korkarsanız,  (biliniz ki)  Allah dilerse sizi kendi lutfundan zengin edecektir..." [143]
Görülüyor ki Yüce Allah müşriklerin Mescidi Haram'a yaklaştırılmaması hususunda yoksulluk korkusunu mazeret saymamıştır. Hz. Ebu Bekir de Hz. Peygamber zamanında olduğu gibi dininbelirtileri(nden birisi olan zekat emri)ni yerleştirmek için Müslüman­ların karşılaşacağı güçlüğü mazeret olarak dikkate almamıştır.
b- Hz. Ebu Bekir'in halife olduğu ilk günlerde sahâbe-i kiram Rasûlullahın hazırladığı -henüz hareket etmemiş bulunan- Üsame ordusunu göndermekten vazgeçmesini Halifeye teklif etmişlerdi. Gerekçe olarak da İslamdan dönme/riddet hareketlerine karşı verilecek savaşta bu ordunun yardımcı olmasını ileri sürmüşlerdi. Hz. Ebu Bekir bunu da reddetti ve şöyle buyurdu:
Hz. Peygamber'in gönderilme emrini verdiği bir orduyu göndermezlik edemem! Hz. Ebu Bekir burada da Allah'ın dini yanında durmuş, başkasını hakem yapmamıştır.
c- Hz. Peygamberden şöyle buyurduğu rivayet edilmiştir:
"Ben­den sonra ümmetimin üç şeyi yapmasından korkarım:
1- Âlimin hata etmesi,
2- Zâlim bir kimsenin yönetici olması,
3- Peşinden gidilen heva ve heves."
Âlimin hatası dinin yolundan çıkmakla tehlikeli olmaktadır. Âlimin hatası onu dinin yolundan çıkarırsa, din üzerinde nasıl hüccet olabilir? Bu bir çelişkidir.
d- Bu hususta delil olmak bakımından Yüce Allah'ın, Peygamber'ine ve onun ashabına (aşağıdaki ayetlerdeki) hitap edişi yeter­lidir:
"Ey iman edenler! Allah'a itaat edin. Peygambere ve sizden olan ülul emr'e (yöneticilere) de itaat edin. Eğer bir hususta anlaşmazlığa düşerseniz -Allah'a ve ahirete gerçekten inanıyorsanız- onu Allah'a ve Rasûlüne götürün."[144]
"Allah ve Rasûlü bir işe hüküm verdiği zaman, inanmış bir erkek ve kadına o işi kendi isteklerine göre (sonuca ulaştırmakta) seçim hakkı yoktur." [145]
Bundan dolayıdır ki Hz. Ömer şöyle demiştir:
Üç şey dini yıkar: Âlim'in hatası, münafık'ın Kur'anla çekişmesi ve sapık yöneticiler.
Abdullah b. Mes'ud'dan şöyle söylediği rivayet edilmiştir:
Ya âlim ol veya öğrenen ol. Bu ikisinin arasında "immea" olma." İbn Vehb diyor ki:
Süfyan'a "İmmea" nın ne olduğunu sordum. O şöyle dedi:
Cahiliye döneminde bir kişi yemeğe davet olunur, o da yanında bir kişi daha götürürdü. (İşte İmmea o davet edilmeden yemeğe gelen kişidir.) O şimdi sizin içinizde dinini (onlara uymak suretiyle) şahıslara havale eden kişidir, dedi.
e- Kümeyl b. Ziyâd'dan rivayet olunduğuna göre Hz. Ali şöyle demiştir:
Ey Kümeyl! Şu kalpler (birer) kapdır. Onların en hayırlısı içinde hayır(lı şeyler) bulundurulanıdır. İnsanlar üç kısımdır: Rabbani âlim, kurtuluş yolundaki öğrenci ve medeniyetten uzak, herduyduğu çağrının peşinden koşan çobanlar. Bu (sonuncular) ilmin nuru   ile   aydınlanmamış,   sağlam   bir   köşeye   sığınmamışlardır.
Hakkı taşıyıp da basiretsiz olana yazıklar olsun. Kalbinde peyda olan ilk şüphede tereddüde düşer.[146] Hakkın/gerçeğin nerede olduğunu bilmez.  (Bir şey)  söylerse,  hata eder. Hata edince (de hatanın ne olduğunu)   bilmez. (Çünkü) gönlünü gerçeğini bilmediği bir şeye kaptırmıştır. Bu (durum) başına gelen kimseye bir fitnedir. Hayrın tamamı (nı elde etmek istersen) Allah'ı (ve Allah'ın) dinini bil. (Bir kimseye felâket olarak) dinini bilmemesi yeter.
f- Hz. Ali'den şöyle dediği rivayet edilmiştir:
İnsanların yolundan gitmekten sakının. Çünkü adam cennetlik işler yapar. Sonra (adamın sonunun) ne olacağını Allah bildiği için cehennemlik bir iş işler ve cehennemlik olarak ölür. Bir adam da cehennemlik işler yapar. Sonra (adamın sonunun) ne olacağını Allah bildiği için cennetlik bir iş işler ve cennetlik olarak ölür. Eğer mutlaka (birinin yolundan gideceksiniz dinlerin değil, ölülerin yolundan gidiniz. Hz. Ali bu sözü ile Hz. Peygamber'in ve ashabının yolundan gidilmesini işaret, etmiştir. Müctehid bulunmayan her zamanda bu söz geçerlidir.
g- İbn Mes'ûd'dan şöyle dediği rivayet edilmiştir:
Dikkat ediniz!Hiçbiriniz dininde   (başka)  bir adamı taklid etmesin. Gerçekten inanan inanmış, kâfir olan kafir olmuştur. Kötülükte örnek yoktur. İbn Mes'ûd'un bu sözü, daha önce selefin sözlerinden maksadın ne olduğunu   açıklamıştır. Bu maksat, başka hiç bir şeyi dikkate almaksızın geçmişlere uymayı yasaklamaktır.
h- Sahib'de Ebû Vâil'den şöyle dediği rivayet edilmiştir:
Ben bu mescidde Şeybe'nin yanına oturmuştum. O şöyle dedi:
Senin şu oturduğun yerde benim yanıma Hz. Ömer'de oturmuştu. Ömer (r.a.) şöyle dedi:
Arzu ettim ki orada (devletin elinde) şan ve beyaz (altun ve gümüş) ne varsa (hepsini) müslümanlar arasında dağıtayım. Ben ona:
Sen yapamazsın, dedim. Ömer (r.a.)
Niçin deyince ben:
Onu senin iki dostun da yapmadı, dedim. Bunun üzerine Hz. Ömer:
Onlarbenim kendileri ile (yolumu) aydınlattığım kimselerdir, dedi.
Hz. Ömer bu sözü ile Hz. Peygamberi ve Hz. Ebu Bekir'i kasdediyordu.
ı- İbn Abbas'dan; Uyeyne b. Hısn hadisinde şu rivayeti bildirmiştir:
Uyeyne ve Hz. Ömer'in huzuruna girmesi için izin istendi­ğinde İbn Abbas olayı şöyle anlatıyor:
Uyeyne Ömer (r.a.)'ın huzuruna girdiğinde dedi ki:
Ey Hattabın oğlu! Allah'a yemin ederim ki sen bize bol vermez, aramızda adaletle hükmetmezsin. Hz. Ömer bu söz üzerine kızdı. O derecede ki Uyeyne'ye bir şeyler yapacaktı.
Hür b. Kays Ey Mü'minlerin emiri! Yüce Allah Peygamberine: "(Ey Muhammed) Sen affı (bağışlama yolunu) tut iyiliği emret ve cahiller­den yüz çevir."[147]
Buyurmuştur, dedi. Allah'a yemin olsun ki o bu ayeti okuduğunda Ömer adama saldırmadı. Ömer (r.a.) Allah'ın kitabından söz edildiğinde Kur'an'ın çizdiği sınırda ziyadesiyle duran bir kimse idi.
i- Kabirdeki imtihanı bildiren hadisinde Hz. Peygamber şöyle buyurmuştur:
"Mü'min veya müslümana gelince: O şöyle diyecek:
Muhammed (s.a.v.) bize beyyinat (Kur'an ayetleri) ile geldi. Biz de ona icabet edip iman ettik. (Kabirde bu cevabı veren müslümana) "iyi bir hal üzere uyu. Biz s...
[Bu mesajın devamını görebilmek için kayıt olun ya da giriş yapın
Bu Sayfayi Paylas
Facebook'a Ekle
Moderatöre Bildir   Kayıtlı
Müslüman
Anahtar Kelime
*****
Offline Pasif

Mesajlar: 132.038


View Profile
Re: Onuncu örnek
« Posted on: 20 Eylül 2019, 14:44:03 »

 
      uyari
Allah-ın (c.c) Selamı Rahmeti ve Ruhu Revani Nuru Muhammed (a.s.v) Efendimizin şefaati Siz Din Kardeşlerimizin Üzerine Olsun.İlimdünyamıza hoşgeldiniz. Ben din kardeşiniz olarak ilim & bilim sitemizden sınırsız bir şekilde yararlanebilmeniz için sitemize üye olmanızı ve bu 3 günlük dünyada ilimdaş kardeşlerinize sitemize üye olarak destek olmanızı tavsiye ederim. Neden sizde bu ilim feyzinden nasibinizi almayasınız ki ? Haydi din kardeşim sende üye ol !.

giris  kayit
Anahtar Kelimeler: Onuncu örnek rüya tabiri,Onuncu örnek mekke canlı, Onuncu örnek kabe canlı yayın, Onuncu örnek Üç boyutlu kuran oku Onuncu örnek kuran ı kerim, Onuncu örnek peygamber kıssaları,Onuncu örnek ilitam ders soruları, Onuncu örnekönlisans arapça,
Logged
Sayfa: [1]   Yukarı git
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

TinyPortal v1.0 beta 4 © Bloc
|harita|Site Map|Sitemap|Arşiv|Wap|Wap2|Wap Forum|urllist.txt|XML|urllist.php|Rss|GoogleTagged|
|Sitemap1|Sitema2|Sitemap3|Sitema4|Sitema5|urllist|
Powered by SMF 1.1.21 | SMF © 2006-2009, Simple Machines
islami Theme By Tema Alıntı değildir Renkli Theme tabanı kullanılmıştır burak kardeşime teşekkürler... &