ilitam ,arapça klavye, ilahiyat, önlisans > Forum > ๑۩۞۩๑ Kitap Dünyası - İlim Dünyası Kütüphanesi ๑۩۞۩๑ > Hadis Eserleri >  el İtisam > Mükelleflerin fiilleri
Sayfa: [1]   Aşağı git
  Yazdır  
Gönderen Konu: Mükelleflerin fiilleri  (Okunma Sayısı 808 defa)
31 Mayıs 2011, 16:45:29
ღAşkullahღ
Muhabbetullah
Admin
*
Çevrimdışı Çevrimdışı

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 25.839



Site
« : 31 Mayıs 2011, 16:45:29 »



Fasıl Mükelleflerin fiilleri


Mükelleflerin fiilleri, din açısından bakılınca iki kısımdır:
Birincisi: İbadet kabilinden olanlardır.
İkincisi: Âdetler kabilinden olanlar.
Birinci kısım burada konumuz dışındadır. İkincisi âdetlerdir. Bu konuda ilk dönemi oluşturan seleften aktarılanların dış görünüşüne bakılırsa mesele ihtilaflıdır. Bunlardan kimisinin sözü, âdetlerin de ibadetler gibi olduğu yönündedir. Buna göre nasıl ki ibadetlerde bir şey icad etmemekle emrolunmus isek âdetlerde de böyleyiz.
Yukarda akika sünneti âdet kabilinden bir şey iken Muhammed b. Eşlem bunda unun elenmesini kendisinden öncekilere aykırı davranmak görerek bunu mekruh saymıştır. Halbuki unu elemek akla uygun bir şeydir. Muhammed b. Eşlem'e göre genellikle önce­kilere uymak, ibadet ciheti ağır basan bir şeydir. "Peygamberden sonra ilk icad edilen şey eleklerdir." diyenin sözünde de aynı mana ortaya çıkmaktadır.
Rabi' b. Ebî Raşid'in şöyle dediği hikâye edilmektedir:
"Benden öncekilere aykırı davranmış olmaktan korkmasaydım ölünceye kadar mezarlığı mesken edinirdim." Şüphesiz mesken edinmek âdet ile ilgilidir.
Bu anlayışa göre âdetler de ibadetlere dahil olmaktadır. Bu itibarla bid'atların âdetlere de girmiş olması açıktır. Fakat çoğunluk böyle düşünmemektedir. Bizim sözümüz de buna dayalı olacaktır.
O halde deriz ki: İslamda usûl denilen bilim dalında ifade edil­miştir ki âdetle ilgili şeylerin her birinde ibadet anlamı bulunması şüphesi vardır. Çünkü emredilmiş ve yasaklanmış olan konuların detaylarına kadar akıl ile kavranılmayan şeyler, ibadetleri oluşturur. Akıl ile kavranılan, yararı ve zararı anlaşılabilen şeyler ise âdetleri oluşturur.
Buna göre abdest, gusul, namaz, oruç ve hac, bunların hepsi ibadetlerdendir. Alım-satım, evlenmek, boşanmak, kiralama ve cina­yetler (suçlar), bunların hepsi âdetlerdendir. Çünkü bunların hü­kümleri akıl ile kavranabilir. Bunlarda aynı zamanda ibadet (manası) da bulunabilir. Zira bunlar şer'î kayıtlarla belirlenmiştir. Bu şer'î hususlarda mükellefin tercihine yer yoktur.
Hükmün ilgili olduğu mesele ister tahyîr (serbestlik), ister icâb (gereklilik) ifade etsin durum aynıdır. Çünkü ibadetlerde tahyir, bağlayıcılık ifade eder. Nitekim iktiza da böyledir. -Muvafakat isimli kitabımızda bu husus anlatılmıştır.-
Durum böyle olunca her iki kısmın da ibadet manasında ortak olduğu açıktır. Âdetlerle ilgili meselelere bu açıdan bid'at girdiği dikkate alınırsa, ibadetlerde olduğu gibi âdetlerde de bid'atm olması sahihtir.
Bu bölümün hükmü işte bu incelik üzerinde döner durur. Böyle olduğu (bu bölümün başında) Karâfi'nin verdiği insanların (ekono­mik) işlemlerine vergi koymak (meks) misalinde ortaya çıkmaktadır. Bu haram uygulamanın insanların tasarruflarına (işlem ve eylemlerine) belli bir süre veya belli bir durumda el koymak/geçersiz saymak ihtimali vardır. Üstelik bu, dünyalık elde etmek için bir gaspçının gasbı, bir hırsızın hırsızlığı, bir eşkıyanın yol kesmesi veya bunlara benzeyen bir şekilde yapılmaktadır.
İkinci bir ihtimal ile insanlara böyle bir vergiyi sürekli veya belli vakitlerde, olmak üzere kesin bir emir veya bir din gibi yerleştirmek söz konusudur. Bu konulan hüküm, süreklilik ifade edecek ve herkesin sorumlu olduğu ve uymayanların ceza görmeleri gerektiği meşru bir hükme benzemektedir. Hayvanların veya arazi mahsulü­nün zekâtı ve buna benzeyen dini hükümler gibi.
İkinci ihtimalin bid'at olduğu açıktır. Çünkü bu fazladan bir şeriat koyma ve mükellefleri bağlayıcı bir hüküm icad etmedir. Bu hüküm farz olan zekatın, (birtakım suçlara ödenmesi gereken) belirli diyetlerin veya gaspçıların ve insanlara köle muamelesi yapanların (edindikleri) mallar hakkında verilen cezaların hükmüne benzemek­tedir. Hatta onlar hakkında farz ibadetler, kesinlikle yapılması gereken veya bunlara benzeyen bir şey olmuştur. Bu cihetten hiç şüphesiz bid'attır. Çünkü dine ilâve yapmak gibi bir durum, insanları yükümlü tutmakta geniş bir yol açılması söz konusudur. İnsanlara zulüm yoluyla vergi koymanın bu varsayıma göre iki bakış acısı vardır. Birisi bunu insanlara uygulayana diğer zulümler gibi haram olmasıdır. Diğeri ise başka yükümlülükler gibi ölünceye kadar uygulamak üzere bir hüküm icad edilmiş olmasıdır. Böylece bu meselede iki yasak bir araya gelmiş bulunmaktadır. Birisi günah, diğeri bid'at yasağıdır. Birinci kısımdaki bid'atta böyle bir durum yoktur. Birinci kısımdaki bid'atta sadece vacip veya mendup derecesinde insanlara dinî bir hüküm koymak ciheti vardır. Çünkü bunda günah olacak başka bir cihet yoktur. Konulan dini hüküm, yasaklanan şeydir.
Bilginler varken cahillere öncelik tanımak ve şerefli mevkilere, layık olmadıkları halde, babadan oğula veraset,    yoluyla bu makamları vermek de bundan önceki bid'at kabilindendir. Çünkü bir cahili bilen birisinin yerine koyup onu dinde fetva verecek düzeye getirmek ve onun sözünü (verdiği fetvayı) mal, can ve evlenme ilgili konularda uygulamak dinde haram olan bir şeydir. Her ne kadar babasının rütbesinde değilse de veraset, yoluyla oğulu babanın derecesine getirmenin âdet haline gelmesi, bu işi yaygınlaştırır ve sürekli hale getirir ve insanlar onu hiç şüphesiz bid'ata ters düşmeyen bir din gibi tekrar tekrar yaparlar.
Buna ilaveten cahil kimse bilime uymayan keyfi ve kişisel görüşler söyler. Bu da bid'at veya bid'at sebebidir. İleride bunun açıklaması gelecektir –İnşaallah- bu husus, Hz. Peygamberin şu hadisi ile uyarıda bulunduğu bir husustur. Allah'ın Rasülü şöyle buyurur:
"Bilgin kişi kalmayınca insanlar câhilleri başlarına getirirler. Bunlara sorular sorulur, bilgisizce fetvalar verirler. Sonuçta kendi­leri sapıtır, insanları da saptırırlar."[20] Bunların sapıtması keyfi fetva vermelerindendir. Çünkü bilgi sahibi değillerdir.
Liderlerin, hakim ve yöneticilerin resimlerini birtakım yerlere asmak, selefin/daha önce geçenlerin yaptıklarına aykırıdır. Önceden geçtiği üzere bunda bid'at düşünülemez. Bu, sahihtir. Eğer bir kimse bunda bid'at olduğunu zorlama yoluyla düşünürse bu cidden uzak bir düşünce, olur. Bu meselede bid'atın tasavvuru şöyle bir varsayım ile olur: Bu işin yapılmasını mesalih-i mürsele[21] dışında özellikle liderler istemiş olur. Öyle bir hâle gelir ki halkın din kabul ettiği şeylerden sayılır. Veya bu sadece liderlere has sayılıp başkasının resmi konulmaz diye; inanılabilir. Nitekim altun yüzüğün sultanlar için caiz olduğuna, ipek giymenin sultanlara caiz olup başka erkeklere caiz olmadığına bazı kimseler inanmaktadır. Bu sonuncu örnekler bid'at'a birinciden daha yakındır.
Camileri süslü hale getirmek de bid'ata yakın bir şeydir. Zira insanlardan pek çoğu camilerde yapılan süslemenin Allah'ın evinin şanını yüceltmek olduğuna inanırlar. Camilere aşırı derece pahalı avizeler asmak da böyledir. Hatta bunun için yapılan harcama Allah yolunda yapılmış sayılmaktadır. Padişahların süslenmesi ve onların resimlerinin bir yerlere konmasının da İslamın şanını yüceltmek olduğuna, İslam'ın özelliklerini vo belirtilerini öne çıkarmak, oklu­ğuna inanmak da böyledir. Yahut bunu ilk olarak yaparken Allah'ın izin vermediği bir biçimde bu yaptığı ile İslamı yüceltmeyi kasdederse dahi durum böyledir. Karâfî'nin Muâviye'den hikaye ettiği şeyler bu kabil süslenmelerden değildir. Belki giyinmede âdet olan ve perdelerin yırtılıp yamalıklı olması korkusundan dolayı ihtiyatlı bir davranıştır. Bu hüküm, söylenenin doğruluğuna göredir. Aksi halde tarihçilerin anlattıklarına güvenmemek gerekir. Naklettiklerine güvenilmeyen kimselerin söylediklerine dayanarak hüküm verme­mek en layık olandır.
Elek-kalbur kullanmak meselesine gelince daha önce de geçtiği üzere bunda alışılmış olan onun ne din, ne de dünya tedbiri bakı­mından ondan ayrılmayan dini bir hükmü yoktur. Bu konuda sözü fazla uzatmıyoruz. Bu tertibe göre, İbn Abd'is Selam'ın sövlediklerine bir fark söz konusu olmaksızın bakılır. Böylece bid'atın adetlerdeki alanının diğerlerine göre ne olduğu ortaya çıkmıştır. Bu konuda daha önce söz geçmişti. İhtiyaç duyarsan oraya başvur.                   
Bid'atın âdetlere girmesi ile ilgili olarak bu bölümün başında geçen şıkların üçüncüsünde verilen misallerin arzu edilen tahkikinde deriz ki: Bu şıkda sözü edilen hadislerin hepsindeki özellikler on küsur husustur. Bunları hepsi veya birçoğunu bid'at olan esaslara indirgemek mümkündür. Bunlar ilmin azalıp cahilliğin ortaya çık­ması, cimrilik, emanete riayetin kalmaması; kan dökme, zina, faiz, içki, erkeklerin ipek giymesi ve şarkının helal sayılması, zenginliğin tekel haline gelmesi, zekâtın angarya gibi telakki edilmesi, camilerde yüksek sesli konuşmaların olması, tecrübesiz gençlere öncelik verilmesi, ümmetin sonunun evvelkilere lanet etmesi, deccallerin çıkması ve topluluktan ayrılmaktır.
 (Yazar bunların herbirini teker teker açıklamıştır. Şimdi bunları görelim)



[20] Bu hadis Buhârî nin sahihinde İlim ve İ'tisam kitabında (Feth'de 100 ve 7307 numara ile, Muslim İlim kitabında 2823 genel numara ile. Tirmizî, îlim kitabında 2652 numara ile, Dârimi Sünenin’de mukaddimede 239 numara ile, îbn Hıbbân 7/48 ve 8/254 ve 255 de rivayet etmiştir.
[21] Bu bir usulü fıkıh terimi olup bu hususta sekizinci bölümde bilgi ve örnekler verilecektir. (Çeviren).

[Bu mesajın devamını görebilmek için kayıt olun ya da giriş yapın
Bu Sayfayi Paylas
Facebook'a Ekle
Moderatöre Bildir   Kayıtlı
Müslüman
Anahtar Kelime
*****
Offline Pasif

Mesajlar: 132.038


View Profile
Re: Mükelleflerin fiilleri
« Posted on: 24 Ağustos 2019, 19:45:32 »

 
      uyari
Allah-ın (c.c) Selamı Rahmeti ve Ruhu Revani Nuru Muhammed (a.s.v) Efendimizin şefaati Siz Din Kardeşlerimizin Üzerine Olsun.İlimdünyamıza hoşgeldiniz. Ben din kardeşiniz olarak ilim & bilim sitemizden sınırsız bir şekilde yararlanebilmeniz için sitemize üye olmanızı ve bu 3 günlük dünyada ilimdaş kardeşlerinize sitemize üye olarak destek olmanızı tavsiye ederim. Neden sizde bu ilim feyzinden nasibinizi almayasınız ki ? Haydi din kardeşim sende üye ol !.

giris  kayit
Anahtar Kelimeler: Mükelleflerin fiilleri rüya tabiri,Mükelleflerin fiilleri mekke canlı, Mükelleflerin fiilleri kabe canlı yayın, Mükelleflerin fiilleri Üç boyutlu kuran oku Mükelleflerin fiilleri kuran ı kerim, Mükelleflerin fiilleri peygamber kıssaları,Mükelleflerin fiilleri ilitam ders soruları, Mükelleflerin fiilleriönlisans arapça,
Logged
Sayfa: [1]   Yukarı git
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

TinyPortal v1.0 beta 4 © Bloc
|harita|Site Map|Sitemap|Arşiv|Wap|Wap2|Wap Forum|urllist.txt|XML|urllist.php|Rss|GoogleTagged|
|Sitemap1|Sitema2|Sitemap3|Sitema4|Sitema5|urllist|
Powered by SMF 1.1.21 | SMF © 2006-2009, Simple Machines
islami Theme By Tema Alıntı değildir Renkli Theme tabanı kullanılmıştır burak kardeşime teşekkürler... &