ilitam ,arapça klavye, ilahiyat, önlisans > Forum > ๑۩۞۩๑ Kitap Dünyası - İlim Dünyası Kütüphanesi ๑۩۞۩๑ > Hadis Eserleri >  el İtisam > İstihsana
Sayfa: [1]   Aşağı git
  Yazdır  
Gönderen Konu: İstihsana  (Okunma Sayısı 682 defa)
31 Mayıs 2011, 16:25:07
ღAşkullahღ
Muhabbetullah
Admin
*
Çevrimdışı Çevrimdışı

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 25.839



Site
« : 31 Mayıs 2011, 16:25:07 »



Fasıl İstihsana



İstihsana gelince bid'at ehli buna da yapışmıştır. Çünkü istihsan  -ki anlamı güzel görmektir- mutlaka bir güzel  gören tarafından meydana getirilir. Güzel görme olayı ise ya din aracılığı veya akıl yoluyla olur.
Dinin güzel görmesinde de, çirkin görmesinde de söylenecek söz yoktur. Çünkü bu sonucu, deliler ortaya koymaktadır. O halde buna istihsan demenin bir faydası yoktur. Kur'an sünnet (hadis) ve icmâ'ın üzerine ilaveten yeni bir ünvan koymaya da gerek yoktur. Bu üç dayanaktan doğan kıyas ve delillendirme de böyledir. Geriye sadece akıl yolu ile güzel görmek kısmı kalıyor.
İstihsan hakkında söylenen şu söz bunun şahididir: "İstihsan, müctehidin aklı ile güzel gördüğü, görüşü ile meylettiği şeydir." Bilginler dediler ki, istihsan müctehidlere göre âdetlerde güzel görülen şeyler cinsinden bir şeydir. Mizaç dahi buna meyleder. Şayet dinde bu söze ters gelen ve ortada ibadetle ilgili olduğuna dair açıklama yapan bir durum yok ise gereğince hüküm vermek caiz olur. İşte bid'at adı verilen (istihsan'ın) bu kısmıdır. Bu, mutlaka güzel ve çirkin kısımlara ayrılır. Çünkü her istihsan gerçek (istihsan) değildir.
İkinci yoruma göre usulcülerce istihsanda şöyle bir durum vardır: İstihsandan maksat, müctehidin elindeki ibarede kendisine yardım etmeyen ve nefsine doğan, fakat ortaya çıkarması zor bir delildir. Bu yorumun yapılmasına istihsan yardımcıdır. Çünkü istihsan âdetlerle ilgili olandan uzaktır. Bir kimsenin kendisine hoş gelmeyen ve şüphesi olmayan delil ile bid'at ortaya koyması uzak bir şeydir. Bil'akis bid'atların hepsinde mutlaka onu işleyen kimse, dini bir delile dayanır. Fakat bazen delili ortaya çıkarmak mümkün olur, bazen mümkün olmaz, çoğunluk böyledir. İşte bid'atçıların delil olarak ileri sürdüğü budur.
Birinci yoruma taraftar olanların ileri sürdükleri delillerdeki bakış açısı, ikincilerin görüşünü zedelemektedir. Bunlar üç delil ileri sürmüşlerdir:
1- Aşağıdaki ayetler:
a- "Size ansızın, farkına varmadan, azap gelmeden Rabbinizden size indirilen en güzel söze (Kur'ana) uyun." (Zümer, 55)
b- "...Allah, kitabı sözlerin en güzeli olarak indirmiştir." (Zümer, 55)
c- "Ey Muhammed! Dinleyip de en güzel söz'e uyan kullarımı müjdele." (Zümer, 18) ayetindeki "en güzel söz" onların akıllarının güzel gördüğüdür.
2- Hz. Peygamber şöyle buyurmuştur:
"Müslümanların güzel gördüğü, Allah katında da güzeldir."[31] Hadisteki "güzel görmek"ten maksat, akılların güzel gördüğüdür. Aksi halde dinî delile dayalı olarak güzel görülen kastedilmiş olsaydı, kendilerinin güzel gördükleri olmazdı. Çünkü bunların inancına göre dini kuralları koymakta aklın bir fonksiyonu yoktur. Böyle olmasaydı hadisin bir anlamı olmazdı. Bu itibarla hadis, maksadın Müslüman­ların kendi görüşleri ile gördükleri olduğunu ifade etmektedir.
3- Müslümanlar ücreti, durma süresi ve kullanılacak su miktarı belirlenmeden hamama girmeyi istihsan yolu ile caiz görmüşlerdir. Bunun tek sebebi bu tür (basit) şeylerde tartışmanın, âdet bakımın­dan çirkin olmasıdır. Sonuç itibariyle bunu tartışmayı bırakmak hoşgörülmüştür. Oysa fıkıh bakımından kesin olarak biliyoruz ki belirgin olmayan kiralama işlemi veya kiralama süresinin veya kiralama konusu olan şeyin miktarının belirlenmemiş olması duru­munda kiralama geçersizdir. Böylece yukarda bildirilen özelliklerle hamama girmek istihsan yoluyla, delile aykırı olduğu halde geçerli sayılmıştır; Delile aykırı olmadığı zaman caiz olması daha uygundur.
Görüyorsun ki bu konu, bid'ata düşme durumunda olanlar için ayağın kaydığı bir yerdir. Bid'at işleyecek kimse şöyle diyebilir" Ben şöyle şöyle güzel görmüş isem, benden başka âlimler de güzel görmüşlerdir. Böyle olunca bu kısma ziyadesiyle özen gösterilmesi kaçınılmazdır. Tâ ki bilgisiz kimseler veya kendisini âlim sananlar istihsan konusunda aldanmasınlar. Başarıyı veren Allah'tır. Bu itibarla deriz ki:
Dini hükümlerde istihsanı İmam Malik ve Ebu Hanife[32] mute­ber görmektedir.  İmam Şâfii ise istihsana ciddi bir şekilde karşı çıkmıştır. Hatta Şâfıi istihsan hakkında şöyle diyor:
"Her kim istihsan yapar(ak bir hüküm koyar)sa, din ortaya koymuş gibidir".
İmam Malik ve Ebu Hanife'nin mezhebini inceleyen kimse, onla­ra göre istihsanın "iki delilden en kuvvetlisi ile amel etmek" olduğu­nu görecektir. İbn'ul Arabi de böyle demiştir. İbnu'l Arabi ayrıca şunu da söylemiştir: Genel olan şey devamlı, kıyas ise düzenlidir. İmam Mâlik ve Ebû Hanife bu genelliğin açık bir delil veya bir manadan dolayı tahsis edilmesi görüşündedir. Mâlik, genelliği maslahat ile Ebu Hanife Kıyasın aksine sahabeden birinin sözü ile tahsis etmek suretiyle istihsan yapmışlardır. Mâlik ve Ebu Hanife kıyası da tahsis edip illeti eksik görmektedirler. Şafii ise, dini bir illet sabit olduğu takdirde onun tahsis edilmesi görüşünde değildir.
İbnu'l Arabi böyle söylemektedir. Onun bu söyledikleri Kerhî'nin (istihsan hakkındaki) şu yorumuna işaret etmektedir:
"İstihsan, bir meselenin hükmünden, o meselenin benzerlerindeki hükme, daha güçlü bir gerekçeden dolayı bir aykırılık da olsa dönmek demektir." Bazı Hanefi mezhebi âlimleri şöyle demiştir:
İstihsan, kendisi ile amel edilmesi gerekli olan kıyastır. Çünkü illet, etkisi ile illettir. Bu kimseler, illetin etkisi zayıf olana kıyas, güçlü olana istihsan demiş­lerdir. Yani istihsan bir çeşit kıyas-i müstahsendir. Sanki istihsan bir çeşit, iki kıyasın en güçlü olanı ile amel etmektir. Hanefi mezhe­bindeki meselelerin incelenmesinde problemlerin durumuna göre bu mana ortaya çıkmaktadır. İmam Mâlik'ten şöyle dediği rivayet edilmiştir:
"İstihsan ilmin onda dokuzudur." Mâlik'ten bu sözü İbnu'l Kasım vasıtası ile Asbağ[33] rivayet etmiştir.
Asbağ istihsan hakkında şöyle diyor:
"İstihsan bazen kıyastan üstün gelir." İmam Mâlikin şöyle dediği rivayet, edilmiştir:
"Kıyasta öyle bir ayırım noktası vardır ki, bu nokta neredeyse insanları sünnetten koparacak hassasiyettedir."
Mâlik'in bu sözünün, daha önce geçen istihsan hakkında söyle­nilen "müetehidin "aklı ile bir şeyi güzel görmesi" manasında olması mümkün değildir. Bir diğer ifade de geçen "istihsan müetehide ifadesi zor gelen ve nefsine doğan bir delildir" manasında olması da mümkün değildir. Çünkü böylesi bir şey ilmin onda dokuzu olmadığı gibi bir delil olarak kıyastan daha üstün de olamaz. İbnu'l Arabi bir başka yerde şöyle demiştir:
"İstihsan, istisnai olarak ve ruhsat yoluyla delilin gereğini terk etmeyi tercih etmektir." Bu, bazı gereksinmelerde ortaya çıkan bir çelişkiden dolayı olur. İbnu'l Arabi daha sonra istihsanı kısımlara ayırmış ve bunlardan dördünü saymıştır. Bunlar şöyle sıralanmıştır:
a- Delili, örf (gelenek) için terk etmek,
b- Delili, maslahat için terk etmek,
c- Delili, kolaylık için terketmek,
d- Delili, güçlüğü kaldırıp genişliği tercihten dolayı terk etmek.
Maliki mezhebinden olan İbnu'l Arabi'den başkaları İmam Mâlike göre istihsanı şöyle tarif etmiştir:
"İstihsan, külli bir kıyas karşılığında cüzi bir maslahatı kullanmaktır." Bir başka deyişle istihsan:
"Mürsel delillendirmeye kıyastan öncelik vermektir." İbn Rüşd istihsanı şöyle tarif etmiştir:
"İstihsan -ki çok kullanıl­dığı için kıyastan daha yaygındır- hükümde aşırılık ve abartmaya yol açan kıyası, hükümdeki etkili bir manadan dolayı bazı yerlerde o yere mahsus olmak üzere atmaktır."
Bunlar birbirine yakın tariflerdir.
İstihsanın anlamı İmam Mâlik ve Ebû Hanife'ye göre böyle olunca, istihsan kesinlikle delil dışında değildir. Kur'an ve sünnetten delillerde olduğu gibi, delillerden bir kısmı diğerini tahsis eder veya kayıt altına alır. İmam Şafii bu tür delili asla reddetmez. Netice itibariyle bid'atçı için (yaptığı bid'atı) istihsan olarak isimlendirmekte bir hüccet yoktur.
Bu kısımda maksadı açıklayan örneklere kesinlikle ihtiyaç vardır. Burada on örnekle yetineceğiz:



[31] Hadise Suyuti. "Dürer-i Münteşire"sinde yer vermiştir. Shf,388, hadis no 400 (Muhammed Abd'ul Kadir Atâ tahkiki olan nüsha) Suyuti hadisle ilgili olarak şöyle demiştir: 'Hadisi Ahmed b. Hanbel. İbn Mes'ud'dan mevkuf olarak rivayet etmiştir.'' Tahkiki yapan Nedvî şöyle diyor: Sanıldığı gibi hadis A. b. Hanbelin Müsnedinde değil, "Kitab'us-Sünne" sindedir. Ayrıca hadisi Bezzar. Tayâlisi, Taberani, Ebu Nuaym ve Beyhakî "İtikad" ında İbn Mes'ud'dan rivayet etmiştir.  Ayrıca bakınız: Mecme'uz-Zevaid. Heysemi. 1/177.
[32] Ebu Hanife, meşhur Hanefi Mezhebinin kurucusu rey ekolünün sahibidir. Adı Nu'man b. Sabittir. Ecdadı Teymullah b. Sa'lebenin azadlı kölelerindendir. Meşhur fıkıh âlimidir. Aynı zamanda Küfede manifaturacılık yapardı. Zamanın yöneticilerinden İbn Hübeyre Ebu Hanife’ ye kadılık görevini kabul etmesini teklif etti. Ebu Hanife bunu kabul etmedi. Bu yüzden hor gün on sopa vurulmak suretiyle günlerce Ebu Hanife'yi döverek cezalandırdı. Nesâi Ebu Hanife'yi hâfıza/ezber cibetiyle zayıf görmüş, İbn Adiy ve diğerleri buna katılmıştır. Altıncı tabakadan olan Ebu Hanife hicretin 150. yılında 70 yaşında iken Bağdat'ta vefat etmiş. Hayzeran mezarlığına defnedilmiştir. Bakınız: Takrib. 2/303: Tezkire, 1/168; Meârif. shf. 495 Çevirenin notu: Muhakkık. Ebu Hanife'yi zayıf sayanların olduğunu söylemiş, nedense onun zekası ve kuvvetli hıfzı hakkında söylenenlere yer vermemiştir. Halbuki kaynak olarak gösterdiği Tezkirede şöyle denmektedir: Yahya b. Maîn, Ebu Hanife hakkında şöyle diyor: O itham edilmeyen ve mahzuru olmayan biridir." Tezkire, 1/168.
[33] Bu zât. Asbağ b. Ferec b. Said dir. Aslen Mısırlı olup velâ yoluyla Emevilerden olmuştur. İmam Mâlik'in görüşlerini mesele mesele, tek tek en iyi bilen kimsedir. Abbasi halifelerinden Me'mun zamanında ortaya çıkan, âlimleri "Kur'anın mahluk olduğunu sö...
[Bu mesajın devamını görebilmek için kayıt olun ya da giriş yapın
Bu Sayfayi Paylas
Facebook'a Ekle
Moderatöre Bildir   Kayıtlı
Müslüman
Anahtar Kelime
*****
Offline Pasif

Mesajlar: 132.038


View Profile
Re: İstihsana
« Posted on: 20 Eylül 2019, 23:09:43 »

 
      uyari
Allah-ın (c.c) Selamı Rahmeti ve Ruhu Revani Nuru Muhammed (a.s.v) Efendimizin şefaati Siz Din Kardeşlerimizin Üzerine Olsun.İlimdünyamıza hoşgeldiniz. Ben din kardeşiniz olarak ilim & bilim sitemizden sınırsız bir şekilde yararlanebilmeniz için sitemize üye olmanızı ve bu 3 günlük dünyada ilimdaş kardeşlerinize sitemize üye olarak destek olmanızı tavsiye ederim. Neden sizde bu ilim feyzinden nasibinizi almayasınız ki ? Haydi din kardeşim sende üye ol !.

giris  kayit
Anahtar Kelimeler: İstihsana rüya tabiri,İstihsana mekke canlı, İstihsana kabe canlı yayın, İstihsana Üç boyutlu kuran oku İstihsana kuran ı kerim, İstihsana peygamber kıssaları,İstihsana ilitam ders soruları, İstihsanaönlisans arapça,
Logged
Sayfa: [1]   Yukarı git
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

TinyPortal v1.0 beta 4 © Bloc
|harita|Site Map|Sitemap|Arşiv|Wap|Wap2|Wap Forum|urllist.txt|XML|urllist.php|Rss|GoogleTagged|
|Sitemap1|Sitema2|Sitemap3|Sitema4|Sitema5|urllist|
Powered by SMF 1.1.21 | SMF © 2006-2009, Simple Machines
islami Theme By Tema Alıntı değildir Renkli Theme tabanı kullanılmıştır burak kardeşime teşekkürler... &