İktidarsıza müddet verilmesi

(1/1)

Sümeyye:
İktidarsıza Müddet Verilmesi:




İktidarsızlık bir hastahkdan kaynaklandığı gibi, aslî bir âfetten de olabilir. Neden olduğunu anlayabilmek için, kocaya bir sene mühlet verilir. Zira bir sene dört mevsimi kapsar. Hastalık soğukdan geliyorsa, onu yazın sıcaklığı giderir. Nemden geliyorsa, onu güzün kuruluğu giderir. Sıcaktan kaynaklanıyorsa, onu kışın soğukluğu giderir. Kurulukdan kaynaklanıyorsa, onu ilkbaharın rutubeti giderir. Âdet böyledir. Bu hüküm Ömer, Ali ve İbn. Mes'ûd (r. anhum) dan rivayet edilmiştir. Bu bir senelik müddet dolar da bu erkek karısıyla cinsî münasebette bulunamazsa, iktidarsızlığının bir âfetten kaynaklandığı anlaşılır ve karısı evliliği bozma muhayyerliğine sahip olur. Kadın kendi nefsini, yani ayrılmayı seçerse, İmameyn'e göre hâkim karan olmadan ayrılmış olur. Bu zâhirü'r-rivâyedir. Hasan'ın Ebû Hanîfe'den rivayetine göre; hâkim ayırmadıkça, ayrılmış olmaz. Bu Ebû Hanîfe'nin mezhebinin meşhur görüşüdür.

İmameyn'in bu mes'eledeki görüşünün gerekçesi şudur; kadının uğradığı zararı gidermek için Şeriat bir senelik müddet dolunca, onu muhayyer kılmıştır. Kocanın onu muhayyer kılmasında olduğu gibi, bu durumda da aynlması için hâkimin karar verip ayırmasına ihtiyaç yoktur.

Ebû Hanîfe'nin görüşünün gerekçesi ise şöyledir; nikâh bağlayıcı bir akiddir. Kocanın bundaki mülkiyeti de masumane bir mülkiyettir. Kendisine gelecek zararı savmak için kocanın kendisi yok etmeden bu mülkiyet yok olmaz. Ama koca karısını yanında ya iyilikle tutmak, ya da iyilikle salıvermekle mükelleftir. İktidarsızlığı sebebiyle bu mükellefiyetlerin ilkini yerine getirmekten âciz kalmıştır. Bu hususda hâkimin onun yerine geçmesi mümkün değildir. Şu halde kansıni iyilikle salıvermesi gerekir. Bunu da yapmaya yanaşmazsa, o zaman hâkim onun yerine geçer. Hâkim zulmü bertaraf etmek için vazifeye tâyin edilmiştir.

Hâkim ayırmadan bu karı-koca birbirlerinden ayrılamazlar. Ayrıca o kadını kocası boşamış gibi olur. Kadının maksadı hâsıl olsun diye bu bâin bir boşama olur. Bu maksat da, kendi nefsine mâlik olduğu için, şahsına gelecek zararı kadından savmaktır.

Aynlmak için, kadının talepde bulunması şarttır. Çünkü aynlmak bu durumda kadının hakkıdır. Bir seneden kasıt da, kamerî senedir. Çünkü şemsî veya kamerî kelimeleri söylenmeksizin, sadece 'sene' kelimesi söylendiğinde, bundan kamerî sene anlaşılır.

İbn. Semmâa'nm İmam Muhammed'den rivayet ettiğine göre; bu müddet bir şemsî senedir. Bu da günlere göre muteber olur. Şemsî sene kamerî seneden on bir gün fazla olur. Hayız günleri ve Ramazan ayı bu bir senelik müddete dâhildir. Çünkü bir sene içinde mutlaka bunlar vardır. Erkeğin ve kadının yanm ayı geçmeyen hastalıklan da bu müddete dâhildir. Yarım aydan fazla olursa, o kadar müddet bu bir seneye eklenir.

Ebû Yûsuf dan rivayet edilen bir görüşe göre; kadın hacca gider veya kaçar yahut kaybolursa; bu müddetler kadar bir zaman o bir senelik müddete eklenir. Ama erkek hacca gider veya kaçar yahut kaybolursa; bu müddetler o bir senelik müddetten sayılır. Erteleme ancak hâkimin nezdinde dâva açmasından sonra olur. Kadın ayrılmayı değil de, kocasının yanında kalmayı tercih ederse, ondan sonra artık ayrılma muhayyerliğine sahip olamaz. Çünkü o, hakkının iptal edilmesine razı olmuştur.

Hâkim ona muhayyerlik hakkı tanır da, o bu hakkını kullanmadan, bulunduğu yerden kalkıp giderse, kocası tarafından muhayyer kılınan kadın gibi, artık muhayyerlik hakkına sahip olamaz.

İktidarsız erkek hâkimden kendisine bir sene daha mühlet tanımasını isterse, kansı razı olmadan hâkim ona bu mühleti vermez. Kadın razı olursa, hâkimin ona bir sene daha mühlet tanıması caiz olur. İkinci senenin dolmasından evvel kadın vazgeçip ayrılmayı tercih edebilir. Hâkim onları ayırdıktan sonra kadın tekrar onunla evlenirse, bir daha evliliği bozma muhayyerliğine sahip olamaz. Çünkü kocasının iktidarsızlığına razı olmuştur.

Cinsî münasebetin bir senelik süre zarfında aralarında vukûbulup bulmadığı hususunda kan-koca ihtilâf ederlerse ve kadın da bakire değilse; yemin etmesiyle birlikde kocanın sözüne itibar edilir. Çünkü o, kadının ayrılma hakkını inkâr etmektedir. Bilindiği gibi, inkâr edenin yemin etmesi gerekir. Ayrıca aslolan ayıplardan salim olmaktır. Ayıp ise, arızî bir durumdur. Koca yemin ederse, kadının hakkı bâtıl olur. Yemine yanaşmazsa, diğer haklan gibi, kendisine bir senelik mühlet tanınır.

Kadın bakire ise; diğer kadınlar kendisine bakarlar: Bakire olduğunu söylerlerse, kocasına bir senelik mühlet tanınır. Bakire olmadığını söylerlerse, kocası -açıkladığımız şekilde- yemin eder.

Zekeri kesik sözüyle; zekeri dipten kesik olan erkek kastedilmektedir. Bu durumda kan-koca birbirlerinden dehal tefrik edilirler. Çünkü bu kocaya mühlet vermenin artık bir faydası yoktur.

Buruk da iktidarsız erkek gibidir. Çünkü bunun sertleşen ve kendisi ile cinsî münasebette bulunduğu bir zekeri vardır, ama temasda bulunduğu kadım hâmile bırakamaz. Bunun husyeleri (testisleri) çıkanlmıştır. Kendisine bir sene mühlet tanınır ve bu müddet zarfında kansıyla cinsî münasebette bulunduğunu iddia eder, kansı da inkâr ederse; ertelemeden evvelki ihtilâflannda tatbik edilen hüküm burada da geçerli olur.

Cariyenin kocası iktidarsız olursa, azil mes'elesinde olduğu gibi, Ebû Hanîfe'ye göre muhayyerlik hakkı onun efendisine ait olur. Kadının vaginasında tıkanıklık varsa, iktidarsız olan kocasından aynlma talebinde bulunamaz. Çünkü kendisiyle cinsî münasebette bulunmasını isteme hakkı yoktur. Kocası bir kez kendisiyle cinsî münasebette bulunduktan sonra iktidarsız olur ya da zekeri kesilirse; kadının kendisiyle cinsî münasebette bulunulmasını isteme hakkı ve evliliği bozma muhayyerliği yoktur. [96]


[96] Abdullah b. Mahmûd b. Mevdûd el- Mavsılî, El-İhtiyar Li-Ta'lîlî'l-Muhtar, Ümit Yayınları: 3/90-93.

Navigasyon

[0] Mesajlar

TinyPortal v1.0 beta 4 © Bloc