ilitam ,arapça klavye, ilahiyat, önlisans > Forum > ๑۩۞۩๑ Kitap Dünyası - İlim Dünyası Kütüphanesi ๑۩۞۩๑ > İslam Fıkhı Eseleri > el-İhtiyar  > Hastalanın namazı
Sayfa: [1]   Aşağı git
  Yazdır  
Gönderen Konu: Hastalanın namazı  (Okunma Sayısı 1108 defa)
08 Nisan 2011, 12:55:32
Sümeyye

Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 29.261



Site
« : 08 Nisan 2011, 12:55:32 »



 

HASTANIN NAMAZI


 

Bir hasta ayakda duramaz veya durduğu takdirde hastalığının artmasından korkarsa; namazını oturarak kılar. Secde ve rükûuna varır. Secde ve rükûa da gücü yetmezse, imâ ile namaz kılar.

Oturmaya da gücü olmayan hasta; ayakları kıble tarafına gelmek üzere arka üstü (İmam Şâfıî) veya yan yatarak, namazını imâ ile kılar: Zira Hz. Peygamber (sas) şöyle buyurmuştur:

“Hasta namazı ayakda kılar. Yapamazsa, oturarak kılar. Yapamazsa, arka üstü yatarak imâ ile kılar. Bunu da yapamazsa, Allah (cc) onun  mazeretini en fazla kabul edecek olandır.” [155]

Başka bir vesileyle de, Hz. Peygamber (sas) İmran b. Husayn (ra) a şöyle buyurmuştur:

“Namazı ayakda kıl. Yapamazsan oturarak kıl. Onuda yapamazsan,  yan yatarak kıl.” [156]  Çünkü teklifler kişinin gücü nisbetindedir. Ama en iyisi arka üstü yatarak kılmakdır ki; imâsı kıble tarafına yönelmiş olsun. Asıl vaziyetleri de göz önüne alınarak; secde için yapılan imânın, rükû için yapılan imâdan daha fazla baş eğilerek yapılması gerekir.

Hasta üzerinde imâ etmek için bir şeyi başına doğru kaldırıp üzerine secde ederse; başını rükû için eğdiğinden daha fazla eğmiş ise, caiz olur: Çünkü bu durumda imâ yerine getirilmiş olur.

Eğmemişse caiz olmaz: Çünkü bu durumda imâ yapılmış olmaz.

Bir hastanın rükû ve secdeye gücü yetmediği halde, ayakda durmaya gücü yeterse, namazını oturarak imâ ile kılar (İmam Şâfıî): Kıyam; rükû ve secde için farz olmuştur. Çünkü huşu ve hudûun doruğuna rükû ve secdede ulaşabiliyoruz. Bu sebeple de, tilavet ve sehiv secdelerinde olduğu gibi, kıyamsız secde meşru kılınmıştır. Ama secdesiz bir kıyam meşru kılınmış değildir. Kıyamın meşru kılınışı için aslolan rükû ve secde mecburiyeti kalktığına göre, kıyam mecburiyeti de kalkar. Ama yine de bir kimse ayakda imâ ile namaz kılarsa, caiz olur. Ama en iyisi oturarak imâ kılmakdır. Çünkü bu şekil, secdeye daha çok benzemektedir.

Başı ile imâya muktedir olamayan hasta namazı tehir eder: Bunu teyid edici bir hadîs-i şerîf rivayet etmiştik. Kişi bu halde ölürse, üzerinde namaz borcu olmaz. Ama iyileşirse sahih görüşe göre zorluğu gidermek için fazla değil sadece bir gün ve bir gecenin namazlarını kaza eder. Tıpkı delirme ve bayılma hallerinde olduğu gibi. Fakat uykuda kalma hali böye değildir; uykuda kalınan müddet uzun sürse bile, orada geçen namazlar kaza edilir. Zaten umumiyetle kişi bir gün ve bir geceden daha uzun bir müddet uykuda kalamaz.

Gözleriyle (İmam Züfer, İmam Şâfıî) kalbi ve kaşlarıyla (İmam Züfer, İmam Şâfıî) imâ etmez: Çünkü secdenin farzlığı bu şeylerle edâ edilmiş olmaz. Tıpkı el ve ayakla imânın caiz olmadığı gibi, yukarıda sayılan organlarla da imâ caiz olmaz. Ama baş ile caiz olur. Çünkü secdenin farzlığı, baş ile eda edilmektedir. İmam Züfer dedi ki; kalb ile imâ eder. Çünkü niyyet ve ihlas gibi bazı farzlar kalb ile yerine getirilmekdedir. Bu gibi farzlar kalb ile yerine getirildiğine göre, diğer farzlar da yerine getirilir.

Buna verilecek cevap şudur: Kalb ile yapılan imâ niyyettir. Ama bu, hacc gibi, organlarla yapılan fiilin yerine geçmez.

Namazının bir kısmını ayakda kılıp, sonra ayakda durmaya gücü kalmayan kimse namaza başlamadan önce âciz olan kimse gibidir: Yani oturabilirse, oturarak namazını tamamlar. Oturamazsa, sırt üstü uzanarak tamamlar. Bu durumda zayıfı kuvvetli üzerine kurmuş olur ki; bu caizdir. Oturarak namaza başlayan bir kimse, sonra ayakda durma gücünü kendisinde bulursa; ayakda kılarak namazını tamamlar. İmam Muhammed bu görüşe muhalifdir. Oysa, önce de anlatıldığı gibi ayakda duranın oturmakda olan imama uyarak namaz kılması İmam Muhammed'in aksine, İmameyn'e göre caizdir.

İmâ ile namaz kılan, sonra rükû ve secdeye varacak kuvvet bulursa; namazını bırakıp yeniden kılar (İmam Züfer, İmam Şâfıî): Çünkü bozmadan namazını devam ettirmesi halinde zayıf temel üzerine kuvvetli binayı kurmuş gibi olur ki; evvelce de anlatılan sebeplerden dolayı, bu caiz olmaz.

Deliren yahut bayılan bir kimsenin üzerinden beş vakit geçmişse, onları kaza eder (İmam Şâfıî). Geçen namazlar beşden fazla ise, üzerlerinden düşerler. Kaza da edilmezler: Ki, zorluk giderilsin. Bu hüküm delirme ve bayılmanın tekerrürü sebebiyle geçen namazların sayısının çok olması halinde geçerlidir. Bu Hz. Ömer (ra) den, oğlu Abdullah (ra) dan ve Ebû saîd el- Hudrî (ra) den nakledilen bir hükümdür. Yaralı bir hasta altında necis elbiseler var ve de altına bir şey serildikçe, o şey hemen o anda pisleniyorsa; hasta o haliyle arka üstü uzanarak namazını kılar. Altına serilecek olan şey hemen o anda pisleniyor, ama altında duran yaygı kımıldadığında hastalığı artacaksa veya gözünden su akması gibi, kendisine sıkıntı ve ızdırap verilecekse; yine aynı şekilde arka üstü uzanarak namazını kılar ki; zorluk bertaraf edilmiş olsun.

Binek üzerindeki bir hasta kendisini bineğinden indirecek birini bulamıyorsa, farz namazını binek üzerinde imâ ile kılar. Bir kimse hastalık veya yağmur yahut çamur veyahut düşman korkusu sebebiyle bineğinden inemiyorsa da, farz namazını binek üzerinde imâ ile kılar. Zira rivayete göre Hz. Peygamber (sas) bir yolculukda iken, dar bir geçide vardığında namaz vakti girmişti. O esnada üstten yağmur yağmaya, alttan da her taraf su ve çamur olmaya başlamıştı. Bineğin üzerinde ezan ve kamet okumuş, öne geçerek cemaate binek üzerinde namazı imâ ile kıldırmıştı. İmâ ederken de başını secdede rükûdakine nisbetle daha fazla eğiyordu. [157]

Kişi binekden inemeyince, tıpkı korku halinde olduğu gibi yere inerek, namazı rükûlu ve secdeli kılma teklifi üzerinden kalkar. Bu gibilerin binek üzerinde namaz kılmaları caiz olduğuna göre; yapmaları farz olan şey namazlarını imâ ile kılmalarıdır. Çünkü binek üzerinde bulunan kimse rükû ve secdeyi tam yapamaz. Bunun böyle olması gerektiğine dair rivayetler de vardır. Kişi bineğinden inebilir ama, yerdeki çamur sebebiyle rükû ve secdeyi ifa edemezse, ayakda durarak namazını imâ ile kılar. Çünkü bu kişi rükû ve secde  yapmakdan âcizdir. Binek üzerinde kılarken bineği durdurur. Çünkü seyir halinde intikal ve değişiklik vardır ki; bu şeylerin namazda vuküu caiz değildir. Bineği durdurması mümkün olmazsa, korku halinde olduğu gibi bineğin seyri halinde de namaz kılması caiz olur.

Gemideki bir kimsenin kıyıya çıkma imkânı ve gücü varsa; kıyam, rükû ve secdeyi tam olarak yerine getirebilsin diye kıyıya çıkması müstehabdır. Şartları mevcud olduğu için, gemide namazını kılması da caizdir. Gemi kıyıya bağlı ise, namazı ayakda kılar. Gemi karaya oturmuşsa, yine ayakda kılar. Çünkü geminin kendisi de yere oturmuştur. Bu sebeple namazın rükünlerini tam olarak yerine getirmesi gerekir. Gemi seyir halinde olsa da, namazını ayakda kılar. Ayakda kılmaya gücü yettiği halde, oturarak kılarsa, kâfi gelir ama, iyi etmemiş olur. İmameyn dediler ki; caiz olmaz; çünkü kıyam namazın bir rüknüdür, terki caiz olmaz. Bu durumda gemi kıyıya bağlanmış gibi olur. Ebû Hanîfe'nin bu konudaki dayanağı İbn. Sîrîn'in şu rivayetidir: Makil nehri kıyısında Enes (ra) bir geminin güvertesinde o ve biz oturmuş halde iken bize imamlık edip namaz kıldırdı. Çünkü gemide umumiyetle baş dönmesi vukûbulur. Umumiyetle görülen bir şey ise; yolculukdaki gibi muhakkak meydana gelen bir şey olarak kabul edilir.

Yolculuğu misal verdik; bunda umumiyetle meşakkat vardır. Genelde meşakkatin görülmesi her zaman görülüyor gibi kabul edilir. Bu sebeple her yolculukda ruhsat vardır. Gemi yolculuğunda da tanınan ruhsat; yani namazın oturularak kılınması kolaylığı bu sebepden tanınmıştır. Ama kıyıya bağlı olan gemide namaz ayakda kılınır. Çünkü bu durumda gemi tamamen kara parçası hükmündedir. Seyir halindeki gemi yön değiştirince, namazdaki kişi de olduğu yerde kıbleye döner. Çünkü bu kişi yerde namaz kılan bir kimse gibi olup, kıble istikametine zahmetsizce yönelebilir. Yönelme yükümlülüğü üzerinden kalkmaz ama, binek üzerindeki kimsenin durumu buna benzemez. Çünkü kendisini yolundan saptıracak ise, kıble istikametine dönmesi imkansızlaşır. Bu sebeple mazeretli sayılır ve kıbleye dönme teklifi üzerinden kalkar. Doğrusunu Allah (cc) bilir. [158]




[155] Bu hadîsi Ahmed b. Hanbel rivayet etmiştir.

[156] Bu hadîsi Buharî ve Ahmed b. Hanbel rivayet etmiştir.

 

[157] Bunu Beyhakî rivayet etmiştir.

[158] Abdullah b. Mahmûd b. Mevdûd el- Mavsılî, El-İhtiyar Li-Ta'lîlî'l-Muhtar, Ümit Yayınları:1/152-156.


[Bu mesajın devamını görebilmek için kayıt olun ya da giriş yapın
Bu Sayfayi Paylas
Facebook'a Ekle
Moderatöre Bildir   Kayıtlı
Müslüman
Anahtar Kelime
*****
Offline Pasif

Mesajlar: 132.038


View Profile
Re: Hastalanın namazı
« Posted on: 18 Kasım 2019, 00:06:23 »

 
      uyari
Allah-ın (c.c) Selamı Rahmeti ve Ruhu Revani Nuru Muhammed (a.s.v) Efendimizin şefaati Siz Din Kardeşlerimizin Üzerine Olsun.İlimdünyamıza hoşgeldiniz. Ben din kardeşiniz olarak ilim & bilim sitemizden sınırsız bir şekilde yararlanebilmeniz için sitemize üye olmanızı ve bu 3 günlük dünyada ilimdaş kardeşlerinize sitemize üye olarak destek olmanızı tavsiye ederim. Neden sizde bu ilim feyzinden nasibinizi almayasınız ki ? Haydi din kardeşim sende üye ol !.

giris  kayit
Anahtar Kelimeler: Hastalanın namazı rüya tabiri,Hastalanın namazı mekke canlı, Hastalanın namazı kabe canlı yayın, Hastalanın namazı Üç boyutlu kuran oku Hastalanın namazı kuran ı kerim, Hastalanın namazı peygamber kıssaları,Hastalanın namazı ilitam ders soruları, Hastalanın namazıönlisans arapça,
Logged
22 Mayıs 2016, 16:44:29
Ruhane
Yeni Üyeler
*
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 9.473


« Yanıtla #1 : 22 Mayıs 2016, 16:44:29 »

Selamun aleykum .. Hastalık durumunda dahi namazimizi  terketmememiz gerekiyor..Bunun içinde kolaylık dini olan dinimizin sunduğu insanı zorlamayan namaz kılma sekillerimiz  vardır.. Hastaligimizjn derecesine göre inşaallah yine de namazlarimizi aksatmadan kilanlardan oluruz..
[Bu mesajın devamını görebilmek için kayıt olun ya da giriş yapın
Bu Sayfayi Paylas
Facebook'a Ekle
Moderatöre Bildir   Kayıtlı
22 Mayıs 2016, 17:06:32
✿ Yağmur ✿

Çevrimdışı Çevrimdışı

Cinsiyet: Bayan
Mesaj Sayısı: 6.684


Site
« Yanıtla #2 : 22 Mayıs 2016, 17:06:32 »

Ve aleykum selam;
Hasta kişi gücü yettiği sürece ya oturarak yada yan yatarak namazını kılar...Göz ve kalp ile namaz kılınmaz....Ancak başla  kılınan namaz geçerli sayılmaktadır..Dinimiz her şeyi bizim seviyemizde ,bizim gücümüzün yettiği doğrultuda emir veren bir din...Rabbim bu kolaylıkların farkına varıp uygulayanlardan etsin inşAllah...
[Bu mesajın devamını görebilmek için kayıt olun ya da giriş yapın
Bu Sayfayi Paylas
Facebook'a Ekle
Moderatöre Bildir   Kayıtlı

22 Mayıs 2016, 17:12:12
Mehmed.
Görevli Sorumlusu
*
Çevrimdışı Çevrimdışı

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 16.276



Site
« Yanıtla #3 : 22 Mayıs 2016, 17:12:12 »

Ve aleykümüsselam ve rahmetüllah. Namaz ne büyük bir ibadet ki mazereti yok bu ibadeti yapmamak için. Rabbim paylaşım için razı olsun.
[Bu mesajın devamını görebilmek için kayıt olun ya da giriş yapın
Bu Sayfayi Paylas
Facebook'a Ekle
Moderatöre Bildir   Kayıtlı

Hizmet nimettir.
Sayfa: [1]   Yukarı git
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

TinyPortal v1.0 beta 4 © Bloc
|harita|Site Map|Sitemap|Arşiv|Wap|Wap2|Wap Forum|urllist.txt|XML|urllist.php|Rss|GoogleTagged|
|Sitemap1|Sitema2|Sitemap3|Sitema4|Sitema5|urllist|
Powered by SMF 1.1.21 | SMF © 2006-2009, Simple Machines
islami Theme By Tema Alıntı değildir Renkli Theme tabanı kullanılmıştır burak kardeşime teşekkürler... &