Bulunan hazineler
(1/1)
Sümeyye:
Bulunan Hazineler:


 

Bir hazine bulunur ve üzerinde müslüman malı olduğuna dair alâmetler bulunursa; meselâ içinde mushaf-ı şerif bulunur, yahut üzerinde kelime-i şahadet, veyahut müslüman hükümdarlardan birinin adı yazılı ise; bu hazine bulunmuş yitik mal sayılır: Çünkü o hazineyi oraya gömenlerin müslüman olduklarını anlamış oluruz. Bu sebeple o hazine ganimet sayılamaz.

Bulunan hazinenin üzerinde haç, put vb. gayr-ı müslimlere, müşriklere âit alâmetler varsa, bu ganimet sayılır: Beşde biri devletin, geri kalanı da bulanın olur.

Üzerinde alâmet olmayan hazinelere gelince; bir rivayete göre denilmiş ki; arada uzunca bir zaman geçişi olduğundan dolayı o hazine bulunan yitik mal hükmündedir. Zahir kavle göre kâfirlerin yere gömdükleri şeyler, artık günümüze kadar yer altında kalmış değildir. Zayıf olan bir başka görüşe göre de; bulunan bu gibi mallar cahiliyye devri malları hükmündedir. Çünkü gömüler umumiyetle kâfirlerin mallarıdır. Bu anlattığımız hükümlerin tamamı; gömülerin, kimsenin mülkiyetinde olmayan çöl arazisinde bulunmaları halinde geçerlidir.

Bir kimsenin hanesinde cahiliyyet devrine ait gömülü bir mal bulunursa, bu o hane sahibinindir (Ebû Yûsuf). O yerin sahibi de, orası feth edildiğinde devlet başkanı tarafından sınırları çizilerek ilk olarak kendisine verilen kimsedir: Ebû Yûsuf dedi ki; “Bulunan bu gömü, bulanın olur. Çölde bulunan gömülere kıyaslanarak bu gömünün de beşde biri devlete verilir. Çünkü bu gömüyü bulan ve elde eden odur. Devlet başkanı bu mala mâlik değildir. Devlet başkanı araziyle birlikde bu gömüye de mâlik olursa, bu adalete uygun olmaz.”

Ebû Hanîfe ile İmam Muhammed dediler ki; “Ülke sınırları belirlenirken devlet başkanı tarafından arazinin kendisine verildiği kimse, o arazinin altına da üstüne de sahib olur. Ama daha sonra orayı satın alan kimse o araziye satın alma akdi ile mâlik olduğundan, oranın altına değil; üstüne sahib olur. Oradaki gömü ülke sınırları çizilirken o arazinin devlet başkanı tarafından kendisine ilk teslim edildiği kimsenin mülkiyetinde kalmakda devam eder.

'Devlet başkanı arazisiyle birlikde bu gömüye de mâlik olursa, bu adalate uygun olmaz' sözüne gelince; biz deriz ki; devlet başkanı gücü yettiği kadarıyla adaleti tatbik etmekle vazifelidir. Gücünün üstündeki şeylere gelince; bunları yerine getirme imkânına sahip değildir. Ülke sınırları belirlenirken o araziye ilk sahib olan kimse bulunamazsa, bu gömü onun mirasçılarına, o da yoksa miraşçısının mirasçılarına ilh. verilir.

Eğer o kimsenin kim olduğu bilinmiyorsa, o yere sahib olduğu bilinen en uzak mâlikinin olur. [58]

 

KENDİLERİNE ZEKÂT VERİLECEK KİMSELER
 

Kendilerine zekât verilecek olan kimseleri Allah (cc) şöyle belirlemiştir:

“Sadakalar (zekâtlar) Allah (cc) dan bir farz olarak ancak yoksullara, düşkünlere, ((zekât toplayan) memurlara, gönülleri (islâm'a) ısındırılacak olanlara, (hürriyetlerini satın almaya çalışan) kölelere, borçlulara, Allah (cc) yolunda çalışıp cihad edenlere, yolcuya mahsusdur. Allah (cc) pek iyi bilendir, hikmet sahibidir).” [59] Ancak 'gönülleri (İslâm 'a) ısındırılacak olanlara' zekât verilebilir hükmü sonraları kaldırılmıştır. Çünkü Allah (cc) İslâmı kuvvetlendirip aziz kılmış, müslümanlığı onlara muhtaç olmakdan kurtarmıştır. Hz. Ebûbekir (ra) in hilafeti zamanında Hz. Ömer (ra) onlara zekât verilmesini menederek şöyle demiştir; “Dinimize zillet getirecek işleri yapmayız. Gönüllerinizi İslâm'a ısındırmak maksadıyla Rasûlullah (sas) size zekât verirdi. Ancak bugün Allah (cc) Dinimizi güçlendirip aziz kılmıştır. Eğer İslâmda sebat ederseniz ne âlâ. Aksi halde sizinle aramızda kılıç konuşur.” Bu hususda Hz. Ömer (ra) e Ebûbekir (ra) ve  diğer sahabeler de muvafakat ettiler. Böylece bu bir icmâ oldu. [60]






[58] Abdullah b. Mahmûd b. Mevdûd el- Mavsılî, El-İhtiyar Li-Ta'lîlî'l-Muhtar, Ümit Yayınları:1/233-234.

[59] Tevbe: 9/60.

[60] Abdullah b. Mahmûd b. Mevdûd el- Mavsılî, El-İhtiyar Li-Ta'lîlî'l-Muhtar, Ümit Yayınları: 1/234.
Navigasyon
Mesajlar
TinyPortal v1.0 beta 4 © Bloc