ilitam ,arapça klavye, ilahiyat, önlisans > Forum > ๑۩۞۩๑ Kitap Dünyası - İlim Dünyası Kütüphanesi ๑۩۞۩๑ > İslam Tarihi Eserleri > El-Bidaye Ven Nihaye >  Hz. Peygamberin Risaletle Görevlendirilmesi Ve Buna Dair Müjdeleri
Sayfa: [1]   Aşağı git
  Yazdır  
Gönderen Konu: Hz. Peygamberin Risaletle Görevlendirilmesi Ve Buna Dair Müjdeleri  (Okunma Sayısı 789 defa)
02 Şubat 2011, 03:54:21
Esila

Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 967


« : 02 Şubat 2011, 03:54:21 »



Hz. Peygamberin Risaletle Görevlendirilmesi Ve Buna Dair Müjdeleri

Hums Faslı

Hz. Peygamberin Risaletle Görevlendirilmesi Ve Buna Dair Müjdeleri

Fasıl

Bu Konuda Nakledilen Garip Haberler.

Amr B. Mürre El-Cühenî´nîn Kıssası

Seyf B. Zi Yezen El-Hîmyerî´nîn Kıssası Ve Peygamberimizi Müjdelemesi




Hums Faslı


Ibn îshak, Kureyş tarafından ortaya atılan ve adına Hums denilen bir deyim (ıstılah) den de bahseder. Hums, dini konularda tavizsizlik ve sertlik anlamına gelir. Evet, onlar böyle bir kelimeyi ortaya attılar. Çün­kü Harem´e aşırı saygı ve tazimde bulunuyorlardı. Öyle ki bu sebeple, arefe gecesinde Harem dışına çıkmama hususunda kendilerini zorunlu saydılar. "Biz Harem´in çocukları ve Beytullah´m sakinleriyiz." diyor­lardı. Bizzat kendilerinin uydurdukları batıl bid´atler düzeninin dışına çıkmış olmamak için, Hz. İbrahim´in hacla ilgili prensiplerinden biri olduğunu bildikleri halde Arafat´ta vakfe yapmazlardı. İhramlıykeri çö­kelek ve yağı evlerinde bulundurmaz, iç yağını etten sıyırmazlardı. Kıl çadırların altına girip de gölgelenmezlerdi. Ancak deri çadır olursa, altı­na girip gölgelenirlerdi. Hac veya umre için Mekke´ye gelenleri, ihram­da oldukları sürece Kureyşlilerin yemeğinden başka bir yemek yemek­ten; Kureyşlilerin verdikleri elbiselerden başka bir elbise giymiş olarak Ka´be´yi tavaf etmekten men´e derlerdi. Hacı ya da umrecilerden biri, Hums elbisesi bulamazsa, kadın da olsa Ka´be´yi çıplak olarak tavaf ederdi. Hums kelimesi, Kureyş, Kinanî ve Huzaalüar için kullanılan bir tabirdir. Bunlardan elbise temin edemeyen bir kadın, Ka´be´yi çıplak olarak tavaf ederken elini tenasül organının üzerine koyarak şöyle der­di:

"Bu gün birazı veya tamamı görünür,

Görünen kısmını ben helal etmiyorum."

Hums elbisesi temin ettiği halde âlicenaplık edip tenezzül etmeye­rek kendi elbisesiyle tavaf eden bir kimse, tavafını tamamladıktan son­ra o elbisesini bırakmak mecburiyetinde kalırdı. Ondan artık ne kendi­si, ne de başkaları yararlanabilirdi. Kimse, ona el süremezdi. Araplar, bu elbiselere, "Lüka" derlerdi. Nitekim şairin biri demiş ki:

"Ona saldırışım, üzüntü olarak yeter. Tavaf edenler arasında o, san­ki ihramlının elbisesi gibidir."

İbn İshak dedi ki: Cenâb-ı Allah´ın, Hz. Muhammedi peygamber olarak göndermesine ve onların batıl âdetlerini reddetmek için de ken­disine Kur´ân´ı indirinceye kadar Araplar bu âdetlerini sürdürdüler. Şu ayet, onların bid´atlerini reddediyordu:

"Sonra, insanların toplu olarak akın ettiği yerden, (Ey Arap toplulu­ğu; Arafat´tan) siz de akın edin. Allah´tan mağfiret dileyin. Allah bağış­lar ve merhamet eder." (ei-Bakara, 199.)

Daha önce de belirttiğimiz gibi Hz. Peygamber, kendisine vahiy gel­meden önce de Allah´ın tevfiki ile Arafat´a gidip vakfe yaparmış.

Arapların mutlaka Hums elbisesi giyme ve hums yiyeceği yeme mecburiyeti koyma âdetlerini bâtıl sayıp reddeden Cenâb-ı Allah, peygamberine şu ayetleri inzal buyurmuştur:

"Ey Adem oğulları! Her mescide güzel elbiselerinizi giyinerek gidin. Yeyin, için fakat israf etmeyin. Çünkü O (Allah), müsrifleri sevmez.

Ey Muhammedi De ki: "Allah´ın kulları için yarattığı ziynet ve temiz rızıkları haram kılan kimdir " (el-Araf, 31-32.)

Ziyad el-Bekkaî, İbn îshakin şöyle dediğini rivayet eder: "Kureyş-liler, bu Hums bid´atini fil vakasından önce mi uydurdular yoksa sonra mı Bunu bilemiyorum." [1]



Hz. Peygamberin Risaletle Görevlendirilmesi Ve Buna Dair Müjdeleri


Merhum Muhammedb. İshak´a göre biset zamanı yaklaştığında Ya­hudi hahamları, Hristiyan rahipleri ve Arap kahinleri, Hz. Peygam­berin gönderileceğinden söz ediyorlardı. Hahamlar ile rahipler, Hz. Peygamberin ve zamanının niteliklerine dair kendi kitaplarında bul­dukları bilgilere ve önceki peygamberlerin onun hakkında söyledikleri sözlere dayanarak onun bisetinden bahsettiklerini açıklıyorlardı. Cenâb-ı Allah, bu konuda şöyle buyuruyor:

"Onlar ki, Tevrat ve İncil´de yazılı buldukları, okuyup yazması ol­mayan (ümmî) peygamber (Muhammed)e uyarlar. O peygamber onlara, uygun olanı emreder ve fenalıktan meneder. Temiz şeyleri helal, mur­dar şeyleri haram kılar. Onların ağır yüklerini indirir, zor tekliflerini hafifletir. Bu peygamber´e inanan, hürmet eden, yardım eden, onunla gönderilen nura uyanlaryok mu İşte onlar, saadete erenlerdir." (el-Arâf, 157.)

"Meryem oğlu İsa: "Ey İsrail oğulları! Doğrusu ben, benden önce gel­miş olan Tevrat´ı doğrulayan, benden sonra gelecek ve adı Ahmed olacak bir peygamberi müjdeleyen, Allah´ın size gönderilmiş bir peygamberi-

yim."dedi. (es-Saff, 6.)

"Muhammed, Allah´ın elçisidir. Onunla birlikte olanlar, inkarcılara (kafirlere) karşı sert, birbirlerine ise merhametlidirler. Onları rükûa varırken, secde ederken, Allah´tan lütuf ve hoşnutluk dilerken görür­sün. Onlar, yüzlerindeki secde izi ile tanınırlar. İşte bu, onların Tev­rat´ta anlatılan özellikleridir. İncil´de de şöyle anlatılmışlardır: Onlar, önce ince bir filiz çıkaran, sonra kuvvetlenen, daha sonra kalınlaşıp sap­ları üzerinde dimdik duran bir ekin gibidirler ki, çiftçiler bundan mem­nun olur. Allah, böylece onları çoğaltıp kuvvetlendirmekle inkarcıları Öfkelendirir. Allah, inanıp yararlı işler işleyenlere, bağışlama ve büyük ecir vaad etmiştir." (ei-Fetih, 29.)

"Allah, peygamberlerden ahid almıştı; "Andolsun ki size, kitap ve hikmet verdim. Sizde olanı tasdik edecek bir peygamber gelecek, ona mutlaka inanacaksınız ve ona mutlaka yardım edeceksiniz. İkrar edip bu ahdi kab´ül ettiniz mi " demişti de onlar: "Evet, ikrar ettik." demişler­di. Bunun üzerine "Şahid olun, ben de sizinle beraber şahidlerdeninı."

demişti. "(Âl-i Imrân, 81.)

Sahih-i Buharî´de îbn Abbas´ıri şöyle dediği rivayet edilir: "Cenâb-ı Allah, gönderdiği her peygamberden mutlaka şu sözü almıştır: Eğer kendisi hayattayken Muhammed´e peygamberlik verilirse, ona mutla­ka yardım edecek ve ona tabi olacaktır.

Cenâb-ı Allah, kendilerinden bu sözü aldığı peygamberlerine, üm­metlerinden şöyle bir söz almalarını emretmiştir: "Eğer onlar hayattay­ken Muhammed´e peygamberlik verilirse, ona mutlaka yardım edecek ve ona tabi olacaklardır."

Bütün bu ifadelerden anlaşıldığına göre onlar, Rasûlullah (s.a.v.)´m geleceğini müjdelemişler ve ona uymakla emrolunmuşlardır.

Hz. İbrahim, Mekke´liler için dua ederken şöyle demişti:

"Ey Rabbimiz! İçlerinden onlara senin ayetlerini okuyan, kitabı ve hikmeti öğreten, onları her kötülükten temizleyen bir peygamber gön­der. Doğrusu güçlü ve Hakim olan ancak sensin." (el-Bakara, 129.)

Ahmed b. Hanbel, Ebu Ümame´nin şöyle dediğini rivayet eder; De­dim ki; "Ya Rasûlallah! Senin işinin evveli ne idi " Buyurdu ki:

"Atam İbrahim´in duası, İsa´nın da müjdesiyim. Annem, kendisin­den bir nur çıktığım ve o nurun, Şam^araylarını kendisine aydınlattığı­nı görmüştü."

Yani Hz. Peygamber´e durumunun evveli, başlangıcı, insanlar ara­sında adının, sanının yayılıp meşhur oluşu sorulmuş, o da buna ceva­ben; Arapların atası İbrahim peygamberin duasını, sonra da İsrail oğullarına gönderilen peygamberlerin sonuncusu Hz. İsa´nın müjdesini anlatmış. Bu ikisi arasında geçen peygamberlerin de, Rasûlullah (s.a.v.)´m geleceğini müjdelediğini göstermektedir.

Yüce âlemlerde ise Hz. Peygamberin şan ve şöhreti, Hz. Adem´den önce yayılmıştı. Nitekim Ahmed b. Hanbel´in, İrbad b. Sariye´den riva­yetine göre Hz. Peygamber, bir hadisinde şöyle buyurmuştur:

"Adem´in kendi çamuru içinde yerde (cansız) yattığı esnada da ben, Allah katında son peygamberdim. Bu işin başlangıcını size bildireyim: Atam ibrahim´in duası, İsa´nın beni müjdelemesi, benim annemin ye ay­nı zamanda mü´minlerin annesinin gördüğü rüyadır."

Bunu, Muaviye b. Salih´ten rivayet eden Leys demiş ki: "Hz. Pey-gamber´in annesi, onu doğururken bir nur görmüş. O nur da, Şam saray­larını aydınlatarak kendisine göstermişti."

Ahmed b. Hanbel, Meyseretü´1-Fecr´in şöyle dediğini rivayet eder: "Yâ Rasûlallah, ne zaman peygamber oldun " diye sordum. Buyurdu ki: "Adem, beden ile ruh arasındayken..."

"Delailü´n-Nübüvve" adlı Mtapda Ömer b. Ahmed b. Şahin, Ebu Hü-reyre´nin şöyle dediğini rivayet eder: Rasûlullah (s.a.v.)´a; "Peygamber­lik sana ne zaman vacib oldu " diye soruldu. Buyurdu ki: "Adem´in yara-tılışıyla ona ruh üflenmesi arasında..." Bu hadisin başka bir tarikinde şöyle bir ifade görülmektedir. "Adem, çamuru içinde yerde (cansız) yat­maktayken peygamberlik bana vacib oldu."

Beğavî´nin, Ebu Hüreyre´den rivayetine göre; "Peygamberlerden söz almıştık. (Ey Muhammed!) senden ve Nuh´tan... da sağlam bir söz al­mışızdır." (ei-Ahzâb, 7.) ayeti hakkında Hz. Peygamber şu açıklamayı yap­mıştır:

"Yaratılışta peygamberlerin ilki, gönderilişte ise sonuncuları ol­dum."

Ebu Müzahim´in bir rivayetinde İbn Abbas´m şöyle dediği nakledi­lir: ´Ya Rasûlallah! Sen ne zaman peygamber oldun " diye soruldu. Bu­yurdu ki: "Adem, ruh ile beden arasındayken..."

Arap kahinlerine göre: Cinlerin şeytanları, semadan haber çalarak bu kahinlere getiriyorlardı. Çünkü o zamanlarda şeytanların yıldızlar­la taşlanarak semalardan kovulma durumu yoktu. Haber çalmalarına engel olunmuyordu. Bu vesileyle de bazı kahinler, Hz. Peygamberle il­gili bazı haberleri elde edebiliyorlardı. Ama Arapların, bu haberlerle il­gilendikleri yoktu. Nihayet Cenâb-ı Allah, Hz. Muhammedi peygamber olarak gönderdi ve haberi anlatılan şey gerçekleşti, onu öğrenip tanıdı­lar.

Hz. Peygamber´in zamanı yaklaşıp biset vakti geldiğinde şeytanlar, haberleri dinlemekten engellendiler. Daha önce h...
[Bu mesajın devamını görebilmek için kayıt olun ya da giriş yapın
Bu Sayfayi Paylas
Facebook'a Ekle
Moderatöre Bildir   Kayıtlı

Müslüman
Anahtar Kelime
*****
Offline Pasif

Mesajlar: 132.038


View Profile
Re: Hz. Peygamberin Risaletle Görevlendirilmesi Ve Buna Dair Müjdeleri
« Posted on: 20 Ağustos 2019, 23:22:03 »

 
      uyari
Allah-ın (c.c) Selamı Rahmeti ve Ruhu Revani Nuru Muhammed (a.s.v) Efendimizin şefaati Siz Din Kardeşlerimizin Üzerine Olsun.İlimdünyamıza hoşgeldiniz. Ben din kardeşiniz olarak ilim & bilim sitemizden sınırsız bir şekilde yararlanebilmeniz için sitemize üye olmanızı ve bu 3 günlük dünyada ilimdaş kardeşlerinize sitemize üye olarak destek olmanızı tavsiye ederim. Neden sizde bu ilim feyzinden nasibinizi almayasınız ki ? Haydi din kardeşim sende üye ol !.

giris  kayit
Anahtar Kelimeler: Hz. Peygamberin Risaletle Görevlendirilmesi Ve Buna Dair Müjdeleri rüya tabiri, Hz. Peygamberin Risaletle Görevlendirilmesi Ve Buna Dair Müjdeleri mekke canlı, Hz. Peygamberin Risaletle Görevlendirilmesi Ve Buna Dair Müjdeleri kabe canlı yayın, Hz. Peygamberin Risaletle Görevlendirilmesi Ve Buna Dair Müjdeleri Üç boyutlu kuran oku Hz. Peygamberin Risaletle Görevlendirilmesi Ve Buna Dair Müjdeleri kuran ı kerim, Hz. Peygamberin Risaletle Görevlendirilmesi Ve Buna Dair Müjdeleri peygamber kıssaları, Hz. Peygamberin Risaletle Görevlendirilmesi Ve Buna Dair Müjdeleri ilitam ders soruları, Hz. Peygamberin Risaletle Görevlendirilmesi Ve Buna Dair Müjdeleriönlisans arapça,
Logged
Sayfa: [1]   Yukarı git
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

TinyPortal v1.0 beta 4 © Bloc
|harita|Site Map|Sitemap|Arşiv|Wap|Wap2|Wap Forum|urllist.txt|XML|urllist.php|Rss|GoogleTagged|
|Sitemap1|Sitema2|Sitemap3|Sitema4|Sitema5|urllist|
Powered by SMF 1.1.21 | SMF © 2006-2009, Simple Machines
islami Theme By Tema Alıntı değildir Renkli Theme tabanı kullanılmıştır burak kardeşime teşekkürler... &