ilitam ,arapça klavye, ilahiyat, önlisans > Forum > ๑۩۞۩๑ Kitap Dünyası - İlim Dünyası Kütüphanesi ๑۩۞۩๑ > İslam Tarihi Eserleri > Efendimiz > Medine ye kor düşmüştü
Sayfa: [1]   Aşağı git
  Yazdır  
Gönderen Konu: Medine ye kor düşmüştü  (Okunma Sayısı 508 defa)
04 Mayıs 2011, 15:58:53
Safiye Gül

Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 15.436


« : 04 Mayıs 2011, 15:58:53 »



Medine'ye Kor Düşmüştü

Gerçi, Mus'ab için bu, acı bir aynlıktı; Habib-i Ekrem'inden ayrı kalacaktı. Ancak, vazife her şeyden ali idi ve Medine'ye yürüyen heyecan tufanı ile birlikte tereddütsüz yola koyuldu. Orada Resülüllah'ı o temsil edecek, Medine'nin yeni tanıştığı dini, ahaliye o öğretecekti. Ne şerefli birvazife idi ki, hicret önce­si Medine'yi, 'mukaddes göç'e Mus'ab hazır hale getirecek; böy­lelikle medeni Medine'nin temellerini atmış olacaktı. Yalnızdı; ama temsil ettiği davanın gücüyle birlikte gidiyordu.

Es'ad İbn Zürare kapılannı açtı ona Medine'de. Evine aldı ve gönüllerindeki güzellikleri Medine'ye aktarabilmenin derdine düştüler beraberce. Beş vakit namazlannı burada kı­lıyor, her gün yeni bir sima ile Allah'ın ayetlerini okuyup din adına derinleşmenin mücadelesini veriyorlardı. Artık Medi­ne'ye, Allah adına bir kor düşmüş ve iman adına yeni bir ocak tutuşturulmuştu.

Öyle güzel bir temsili vardı ki Mus'ab'ın ... Gören hayran kalıyordu. İhlası, samimiyeti, alçakgönüllülüğü ve güzel ah­lakıyla kısa sürede dikkatini çekmişti Medine'nin!.. Her gün,

ileri gelenlerden birileri yamna uğruyor, o da onlara dinin in­celiklerini anlatıyordu. Himmetini Medine'ye adamış, adeta tek başına bir ümmet haline gelmişti.

Elbette zorluklarla da karşılaştı bunun için!.. Bunlar, onun için tanıdık hadiselerdi; Mekke'de en büyük sıkıntıyı bizzat çeken Allah Resülü (sallallahu aleyhi ve sellem) değil miydi? Kimse kolay kolay teslim olmak istemiyordu zira! .. Bir farkla ki, yanına gelirken ellerinde kılıçla karşısına dikilenler, ayrı­lırken kalbierinde imanla dönüyorlardı. Hışım içinde gelen bu istikbalin büyük sahabelerine Hz. Mus'ab, öyle yumuşak davranıp alttan alıyordu ki, en haşin insan bile, onun bu yu­muşaklardan yumuşak davranışlanna uzun süre karşı koya­mıyor; çok geçmeden gelip teslim oluyordu:

- Arkadaş, önce beni dinle. Sonra da istersen boynumu vur. ValIahi sana mukabele edecek değilim, diyordu Mus'ab. Evet, bu kadar hayatı hafife alan ve bütün gayreti, insanlara hakikati anlatmak olan bir şahsiyet karşısında yavaş yavaş buzlar eriyor ve Hz. Mus'ab'ın etrafındaki iman halesi her ge­çen gün genişliyordu.

Es'ad İbn Zürare, onu akrabalanmn bulunduğu mahalleye götürdü bir gün. Bir kuyunun başına kadar gelip konakladı­lar orada. Onlann geldiğini duyan eşraftan Sa'd İbn Muôz ve Üseyd İbn Hudayr, gelişmelerden rahatsız olmuş ve aralannda konuşmaya başlamışlardı. Sa'd, Üseyd'i yanına çekecek ve bir an önce her ikisini de beldelerinden kovmasını isteyecekti.

Mızrağını aldı Üseyd ve doğruca yanlanna geldi. Onun geldiğini gören Es'ad'la Mus'ab, olacaklan tahmin edebili­yorlardı. Ancak onlann derdi, daha başkaydı; zira, bir gönle iman otağ kurmuşsa o insan, kendini öldürmek isteyenlere bile hayat suyu vermeli, imanının farklılığını ortaya koyma­lıydı. Kulağına eğildi ve Üseyd'i tanıttı ona. Zira, tebliğde mu­hatabı tanımak çok önemliydi. Üseyd, kavmin efendisiydi ve Mus'ab da ona göre konuşmalıydı.

Gelir gelmez çıkıştı Üseyd ... Çok kızgındı:

- Ne diye buraya gelip zayıflanmızın aklını çeliyorsunuz.

Eğer sağ kalmak istiyorsanız buradan çekilip gidin, diyordu. Mus'ab alttan aldı:

- Biraz oturup dinler misin? Şayet hoşuna giderse kabul edersin. Hoşlanmazsan, o zaman biz senin istediğini yapanz, dedi.

Akıllıca bir cevaptı ... Buna karşı insaflı davranmak gerek­liydi. Zira Üseyd, muhakemesi yerinde bir insandı. Sonucu belli olan bir durum vardı ortada; dinlese de değişen bir şey olmayacaktı. Öyleyse ne zarar gelirdi ki? Hoşlanırsa ne ala .. Hoşlanmazsa zaten bırakıp gideceklerdi. Mızrağını bıraktı ve oturup Mus'ab'ı dinlemeye başladı.

Hikmet çağlıyordu Mus'ab'ın dudaklanndan. Çok etkilen­mişti. Üseyd de teslim olmak üzereydi. Gönlündeki feyezana engel olamıyordu. Yüzündeki ifadeler, kalbindeki değişimin müjdelerini çoktan vermişti. Daha Mus'ab, sözünü bitirme­den araya girdi ve konuşmaya başladı:

- Ne müthiş şey bu ... Ne güzel sözler bunlar ... Ardından da ilave etti:

- Bu dine girmek isteyen ne yapmalı?

Guslü anlattı Mus'ab. Elbiselerinin temiz olmasından, ke­lime-i tevhidden, namazdan bahsetti.

Kayboldu bir ara ortadan Üseyd!.. Biraz sonra gelirken yeniden meclise, ıslak saçlanndan damlalar dökülüyordu. İnanmıştı Üseyd ve gönlünden gele gele kelime-i tevhidi de söyledi orada. İman onu o denli ve hızlı değiştirmişti ki, daha oracıkta Mus'ab'ın telaşını o da yaşamaya başlamıştı:

- Birisi var ki, şayet o da iman ederse arkasında inan­mayan kimse kalmaz. Bekleyin ben size onu göndereceğim, dedi.
Doğruca Sa'd İbn Mudz'ın yanına gitti. Onlar da, toplan­mış zaten onun gelmesini bekliyorlardı. Gelişini görünce:

- Yemin olsun ki, gittiği gibi gelmiyor, dedi Sa'd. Anla­mıştı. Gelir gelmez telaşla, "Ne yaptın" diye sordu. Önce her­hangi bir problem olmadığını vurguladı:

- Vallahi, o iki adamla konuştum. Problem edilecek hiç­bir yanlan yok. Önce onlan kovdum. "İstediqini yaparız, de­diler." diye de ilave etti. Maksadı, Sa'd ile Mus'ab'ı aynı mec­liste buluşturmaktı ya, "İpler bİZİm elimizde, istersen bir de sen dinle." demek istiyordu. Zira, güzelliği bütün berraklığıyla görebilmek için vasıtasız vuslata ihtiyaç vardı.

Ortamın bu kadar yumuşaması, elbette herkesin işine gel­miyordu. Arayı kızıştırmak isteyenler de vardı ortada. Daha oracıkta Sa'd'ın damanna dokunacak sözler sarf edilmeye başlandı. Sözde iş, çığınndan çıkıyordu ve olanlara mutlaka müdahale edilmeli, 'dur' denilmeliydi.

Sa' d, kavmin efendisiydi. Böyle bir kargaşaya müsaade edemezdi. Sinirden damarlan şişmiş, patlayacak gibi olmuş­tu. Üseyd'e de çok kızmıştı. Onu, meseleyi kökünden hallet­mesi için göndermişti; ama o teslim olup geri dönüyor; bir de gelmiş; dinlediklerinin güzelliğinden bahsediyordu. Problemi kendisi çözmeliydi. Mızrağını aldı ve doğruca Mus'ab'ın ya­nına gitti. Burnundan soluyordu. O kadar kızgındı ki, sözü­nü esirgemeden ağzına geleni söylüyordu. Önce Mus'ab'ı ara­lanna getiren teyzeoğlu Es'ad'a çıkıştı:

- Aramızda akrabalık olmasaydı elimden kurtulamazdın, diyordu. Mus'ab'a da tehditler yağdırıp etrafına haykırdı bir müddet. Tufanlar kopan dünyasında dalgalar durulacak gibi değildi.

Muş'ab'ın tavnnda ise, hiçbir değişiklik yoktu ... Yine aynı olgunluğu sergiliyordu. Zira, ölümün telaşında değildi ol., Kendisini öldürmeye gelenlere bile hayat vermenin fırsatını yakalamaya çalışıyordu:

Akabe Beyatları

- Ne olur bir dinle! Şayet hoşuna giderse kabul edersin.

Hoşlanmazsan, işte o zaman istediğini yaparsın, dedi aynı tat­lı1ıkla.

Doğru ya, değişen bir şeyolmayacaktı. Karar, yine Sa' d'ın kendisine aitti:

- Haklısın, dedi. Zira istemediği bir şeyi, ona zorla kabul ettirecek insan henüz dünyaya gelmemişti. Mızrağını bir ke­nara bırakıp oturdu O da ve Mus'ab'ı dinlemeye başladı. Daha Mus'ab'ın 'besmele'sine vurulmuş, sözün başında çarpılmıştı! Yüzünde, nur üstüne nur doğuyordu. Söz bitip nihayete erme­den o da Üseyd gibi sormaya başlamıştı:

- Bu dine girip teslim olmak istediğiniz zaman ne yapı­yorsunuz?

Aynı şeyleri ona da anlattı Musab: Gusül, temizlik, ke­lime-i tevhid ve namaz!..

İşte hakperestlik buydu. Her şeyortadaydı ve doğruyu bulduğu yerde almak, onun için de ayrı bir meziyetti. Zira küfrün mazeret üretecek bir mantığı yoktu ... Kalmamıştı, ola­mazdı da!.. Artık o da, Mus'ab'ın dizinin dibinde, kavminin kalbini çözecek anahtan arama peşine düşecekti.

O da, kavminin arasına dönerken gittiği gibi gelmiyor­du ... çoktan anlamışlardı halinil.. Ardından aynı telaşı o da yaşamaya başlamıştı. O güne kadar farkına varamadıklan bir kıymeti bulmuşlardı ya, paylaşmalan gerekiyordu onu bütün pınıdıklanyla! ..

Meraklı bakışlara bir şeyler denilmeliydi. Kabilesinden bir tek fire bile vermeye niyeti yoktu. Önce sordu onlara:

- Beni aranızda nasıl bilirsiniz?

. Hep bir ağızdan tezkiye ediyorlardı. Konumunu, yeni tanıştığı iman adına bir krediye çevirecekti Sa'd. Kaynaktan aldıklarını paylaştı onlarla ve ardından imana davet etti ora­dakileri, her şeyini koydu ortaya ve arkasından ekledi:

- Şayet Allah ve Resülü'ne inanmazsanız, kadın-erkek hepinizle konuşmak bana haram olsun.

Üseyd gibi, Sa'd gibi en öndekiler kabullenir de arkada­kiler geri durur muydu hiç? Zaten Medine ehli birbirine bakı­yordu. Bugüne kadar önlerinde rehberlik yapanlar gidip tes­lim olmuşlarsa, onlara da arkada kalmak yakışmazdı:

- Haydi gidelim Mus'ab'a ... Biz de teslim olalım, sesleri yükseliyordu artık Medine'de!453

Medine çok bereketliydi. Her günleri bugünkü gibi seme­reli bir hal almıştı. Mus'ab'm haberi ışık hızıyla yayılıyordu. Kısa süre içinde, birkaç kabile dışında Medine'de, içinde Müs­lüman olmayan ev kalmamıştı. Teker teker ziyaretlere gidiyor ve gönlünün zenginliklerini onlarla paylaşıp insanlan 'Etısôr' olmaya hazırlıyordu. Bir, iki derken Medine hızla medeni bir havaya bürünmüştü.

Nur, artık Medine'nin dışına da taşmaya başlamıştı. Et­raftaki kabilelere de gidiyor ve onlara da aynı güzellikleri taşı­yordu. Zira, Efendiler Efendisi de aynısını yapmış, bir taraftan Mekke'ye hitap ederken diğer yandan da etraftaki kabilelere açılıp onlara da İslam'ı anlatmayı ihmal etmemişti. O'nu tem­sil eden Hz. Mus'ab da farklı davranmamalıydı ve zaten o da bunu yapıyordu.

Allah Resülü'ne mektup yazdı bir gün Mus'ab ... Ortada bir talep vardı ve nasıl davranması gerektiğini soruyordu. Cevabında Efendimiz, 'Cuma'yı tarif etmişti ve onlar da, Sa'd İbn Hayseme'nin hanesinde bir araya gelip ilk defa cuma na­mazı kılacaklardı. Medine' ...
[Bu mesajın devamını görebilmek için kayıt olun ya da giriş yapın
Bu Sayfayi Paylas
Facebook'a Ekle
Moderatöre Bildir   Kayıtlı
Müslüman
Anahtar Kelime
*****
Offline Pasif

Mesajlar: 132.038


View Profile
Re: Medine ye kor düşmüştü
« Posted on: 22 Eylül 2019, 12:55:55 »

 
      uyari
Allah-ın (c.c) Selamı Rahmeti ve Ruhu Revani Nuru Muhammed (a.s.v) Efendimizin şefaati Siz Din Kardeşlerimizin Üzerine Olsun.İlimdünyamıza hoşgeldiniz. Ben din kardeşiniz olarak ilim & bilim sitemizden sınırsız bir şekilde yararlanebilmeniz için sitemize üye olmanızı ve bu 3 günlük dünyada ilimdaş kardeşlerinize sitemize üye olarak destek olmanızı tavsiye ederim. Neden sizde bu ilim feyzinden nasibinizi almayasınız ki ? Haydi din kardeşim sende üye ol !.

giris  kayit
Anahtar Kelimeler: Medine ye kor düşmüştü rüya tabiri,Medine ye kor düşmüştü mekke canlı, Medine ye kor düşmüştü kabe canlı yayın, Medine ye kor düşmüştü Üç boyutlu kuran oku Medine ye kor düşmüştü kuran ı kerim, Medine ye kor düşmüştü peygamber kıssaları,Medine ye kor düşmüştü ilitam ders soruları, Medine ye kor düşmüştüönlisans arapça,
Logged
Sayfa: [1]   Yukarı git
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

TinyPortal v1.0 beta 4 © Bloc
|harita|Site Map|Sitemap|Arşiv|Wap|Wap2|Wap Forum|urllist.txt|XML|urllist.php|Rss|GoogleTagged|
|Sitemap1|Sitema2|Sitemap3|Sitema4|Sitema5|urllist|
Powered by SMF 1.1.21 | SMF © 2006-2009, Simple Machines
islami Theme By Tema Alıntı değildir Renkli Theme tabanı kullanılmıştır burak kardeşime teşekkürler... &