ilitam ,arapça klavye, ilahiyat, önlisans > Forum > ๑۩۞۩๑ Kitap Dünyası - İlim Dünyası Kütüphanesi ๑۩۞۩๑ > İslam Tarihi Eserleri > Efendimiz > Kuşatma
Sayfa: [1]   Aşağı git
  Yazdır  
Gönderen Konu: Kuşatma  (Okunma Sayısı 627 defa)
27 Nisan 2011, 11:20:40
Safiye Gül

Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 15.436


« : 27 Nisan 2011, 11:20:40 »



Kuşatma

Artık kuşatma başlamıştı; o günün akşam vaktinde Sa'd İbn Ubôde, büyük bir incelik göstererek mü'minlerin yiyecek ihtiyaç­larını karşılamak için yük yük hurma gönderecekti. Bunun üzerine Allah Resülü (sallallahu aleyhi ve sellem):

- Hurma, ne güzel bir yiyecektir, buyuracak ve böyle kritik nok­talarda ashabına sahip çıkanları takdir edecekti.

Ertesi sabahın ilk saatlerinden itibaren de Beni Kurayza'ya hücum başlamıştı; okçuları belli yerlere yerleştirmiş ve kuşatma için de ashabım saflara ayırmıştı. Artık karşılıklı ok atışları, o günün ak­şamına kadar devam edecekti.

Günler günleri kovalıyordu; kaleleri içinde yiyecek ve içecek stokları bulunduğu için kendilerini güvende hissediyor ve bir türlü teslim olmak istemiyorlardı.

Bir noktadan sonra ise artık ümitleri kesilmiş ve tükenme nok­tasına gelmişlerdi; direnseler de yapabilecekleri bir şey kalmamıştı. Bu gidişle tükenip gideceklerdi; onun için içeriden seslenmeye baş­ladılar:

- Bırakın bizi, sizinle konuşmak istiyoruz!

Bunun üzerine Efendimiz (sallallahu aleyhi ve sellem) de olumlu cevap verdi:

- Çok geçmeden aralarından Nebbôş İbn Kays dışarı çıktı ve Efendimiz'e doğru yürümeye başladı:

- Beni Nadir'e yaptığın gibi bize de, mal ve mülkümüzü alarak çoluk çocuğumuzla birlikte buraları terk edip gitme imkanı ver; buna karşılık olarak da, kanlarımızı bize bağışla ve kadınlarımızla çocuk­larımızı da alıp buralardan gitmemize müsaade et; silahlar dışında develerin taşıyabileceği kadar yükü alıp da gidelim, diyorlardı.

Beni Nadir'den sonra köprünün altından çok sular akmıştı; ön­ceki iki kabilenin başına gelenler gözlerinin önünde cereyan ettiği halde ikinci kez anlaşmayı ihlal etmiş, otorite olarak kabullendikleri mercie savaş ilan ederek düşmanlarıyla ittifaka girişmişlerdi! Hal­buki onlar, Beni Nadir'le aynı cürmü işlemelerine rağmen ikinci kez affedilerek Medine'yi müşterek savunma konusunda Efendimiz'le yeni bir anlaşma yapmışlardı. Efendimiz'in onlara yaptığı iyilik bun­larla da sınırlı değildi; O Medine'ye gelinceye kadar bir Beni Kuray­zalı, asla bir Beni Nadirliye denk kabul edilmiyordu. Öyle ki; Beni Nadir'den birisini öldüren Beni Kurayzalıya kısas uygulanırken aynı durumdaki Beni Nadirli, sadece maddi müeyyide ödeyerek öldürül­mekten kurtulmuş oluyordu. İşte Allah Resülii (sallallalıu aleyhi ve sel­lem), asırlardan beri devam eden anlayış gereği sosyal statülerindeki düşüklük sebebiyle sürekli ezilen bir topluluk iken onların elinden tutmuş ve Beni Kurayza'nın da diğerleriyle eş statüde olduğunu ilan etmişti.

Şimdi tutmuş onlar, pazarlarını düşmanın olduğu yere taşıya­rak ve atlarıyla askerlerine yiyecek temin ederek Ahzab ordusuna lojistik destek veriyorlardı! İçeriden ve en kritik anda ortaya çıkan bir ihanetti bu! Huyeyy İbn Ahtab'a kucak açmış ve savaş suçlusu bir insanı aralarına alarak hep beraber meşru yönetime meydan okuma yarışına girişmişlerdi. Ayrıca, hendeğin öbür tarafında bekleyenle-

re mektup yazıyor ve son kez vurucu bir darbeyle yüklenip neticeye gitme konusunda Ahzab ordusunu cesaretlendiriyorlardı. Bu arada bir kısmı, zaten arkadan mü'minlere saldırmış, hatta kadınlarla çoluk çocuğun üzerine yürüyüp Hendek'te mücadele verenleri, aile­leri açısından zaafa uğratmak istemişlerdi. Kılıçlarını çekmiş, sadak­larına yönelerek mü'minleri de arkadan ok yağmuruna tutmuşlardı. Bu arada ağızlarını da açmış, hakaretin her türlüsüne başvurur ol­muşlardı. Bunların hepsi, açıktan meşru yönetime isyan ettiklerini gösteren hareketlerdi ve onlar, bütün bunları hür iradeleriyle yapı­yorlardı.

Onun için Efendimiz (sallallahu aleyhi ve sellern), bu teklifi kabul et­medi. Kendi aralarmda meseleyi iyice kararlaştırdıklan anlaşılıyor­du ve hemen ikinci teklifi devreye soktular:

- Öyleyse, kanlarımıza dokunma; kadınlarımızIa çoluk çocuğu­muzu bize bırak ve develerin taşıyabileceği mallan almadan gide­lim!

Bu da kabul görmemişti. Resülullah'ın vereceği hükme razı ol­maktan başka çareleri kalmamıştı. Başka bir çıkış yolu kalmadığını gören Nebbaş, kaleye çaresiz geri döndü.

Nebbaş gelip de aralarında geçen konuşmaları kendilerine an­latınca Ka'b İbn Esed, kavmine şöyle seslenmeye başladı:

- Ey Beni Kurayza cemaati! Valiahi de, başımıza nelerin geldi­ğini hepiniz görüyorsunuz; ben size üç tane seçenek sunacağım; siz bunlardan dilediğinizi kabul etmekte hürsünüz.

- Peki onlar nedir, diye sordular. Şunlan söylemeye başladı tec­rübeli lider:

- Bu adama tabi olup O'nu tasdik edelim; Allah'a yemin olsun ki, zaten O'nun Allah tarafından gönderilmiş bir peygamber olduğu açığa çıktı; kitabınızda özelliklerini gördüğünüz nebi O. Böylelikle sizler, kanlarınızı, mallannızı ve kadınlannızı koruma altına almış olursunuz! Allah'a yemin olsun ki sizler, Muhammed'in peygamber olduğunu bilip duruyorsunuz; O'na tabi olmaktan bizi alıkoyan şey, O'nun Beni İsrail'den değil de Allah'ın dilediği yerden, Arap'lardan gönderilmiş olmasına olan hasetten başkası değildir. Şüphesiz ki ben, O'nunla aramızdaki anlaşma ve ahitleşmeyi de ihlal etme taraf­tan değildim: bütün bela, musibet ve uğursuzluğu başımıza, şurada

oturan uğursuz adam (Huyeyy İbn Ahtab) getirdiJ213 Hem sizler, bu­raya geldiği zaman İbn Cevvas'ın size söylediklerini hatırlıyor mu­sunuz? o:

- Ben, Şam gibi envaiçeşit içki, mayalı ekmek ve hurma ürünle­rini bırakıp da su, hurma ve arpadan başka bir şeyi olmayan bu bel­deye niye geldim, biliyor musunuz, diye sormuştu. O zaman ona:

- Peki niye geldin, diye sormuşlardı. Şöyle cevaplamıştı:

- Şüphesiz bu şehirde bir Nebi çıkacaktır; şayet o çıkar da ben

de O'na sağ yetişirsem, O'na tabi olur ve yardımcısı olurum! Ancak O benden sonra ortaya çıkarsa, sakın ola ki sizler O'ndan bigane kal­mayın; gidin ve O'na tabi olup dostlarıyla yardımcıları olun; işte o zaman sizler, öncekiyle sonrakine birden ve iki kitaba inanan bahti­yarlardan olursunuz! Benden de O'na selam söyleyin ve benim O'nu tasdik ettiğimin haberini verin O'na.

Haydi gelin, şimdi bizler de O'na tabi olup o'nu tasdik edelim! İşlerine gelmemişti ve:

- Bizler, asla Tevrat'ın hükümlerini terk edemeyiz; onu bir baş­kasıyla değiştiremeyiz, diye homurdanmaya başladılar. Bunun üze­rine Ka'b, ikinci teklifini dillendirmeye başladı:

- Madem bu teklifi kabullenmiyorsunuz, öyleyse gelin çocukla­rımızla hanımlanmızı öldürelim ve kılıçlarımızı çekmiş yiğitler ola­rak Muhammed'le ashabının karşısına çıkalım; böylelikle Allah (celle celaluhü), Muhammed'le aramızda hükmünü verinceye kadar biz, ar­kamızda endişe edecek bir husus bırakmamış oluruz; helak olursak birlikte helak olur ve arkamızda üzü1eceğimiz bir nesil bırakmayız. Şayet düzlüğe çıkıp da galip gelirsek, o zaman nasılolsa başka ka­dınlar bulur, onlardan daha çok çoluk çocuk sahibi oluruz!

Ka'b'ın çıkmazda olduğunu onlar da görüyorlardı. Normal şart­larda bunları söyleyecek adam değildi o. Belli ki gidişat, tahmin et­tiklerinin de ötesinde idi. Anlaşılan, yaptıkları ihanetin karşılığı ola­rak ölümden başka seçenekleri yoktu ve Ka'b da, gelecek musibetien

213 Onları savaşa tahrik edip de anlaşmayı bozmalan için ısrar eden Huyeyy İbn Ahtab, Ka'b İbn Esed'e verdiği sözünün altında kalmamak için aynlıp gidememiş ve Beni Kurayza'nın kalelerinde kalmıştı. Bkz. İbn Hişam, Sire, 4/195; Taberi, Tarih, 2/99

azıyla atlatabilmek için alternatifler üretiyordu. Ancak ne ilk ne de ikinci alternatif, kabullenebilecekleri cinsten değildi. Onun için:

- Şu zavallılan nasıl öldürürüz! Hem, onların olmadığı yerde yaşamanın ne anlamı var, diye itiraz ettiler. İkinci öneri de kabul görmemişti. Bu sefer Ka'b, son teklifini açmaya başladı:

- Madem önceki teklifleri kabul etmediniz, bari bunu dinleyin; bu gece cumartesi gecesi ve Muhammed'le arkadaşları, kendilerini güvende hissedeceklerdir; gelin, Muhammed ve arkadaşlanna bu gece ansızın saldırıverelirnl

Yine homurdanmaya başladılar; bulunduklan yerden şu sesler yükseliyordu:

- Cumartesi günümüze saygısızlık ederek bizden öncekilerin bugünde yapmadıkları fiilleri mi yapacağız yani? Daha önce buna teşebbüs edenlerin başına nelerin geldiğini, şekillerinin değişerek maymuna döndüklerini sen bizden daha iyi bilirsin!

Sanki her türlü teklife kapalı gözüküyorlardı. Ka'b da şaşkındı; ne diyeceğini bilemiyordu. İşin doğrusu ilk defa hepsini aynı konuda ısrarlı ve kararlı görüyordu; onun için şu tepkiyi verdi:

- Sanırım içinizden hiçbiriniz, anasından doğduğu günden bu yana hiçbir zaman bu kadar kararlı olmamış ve bu denli de ihtiyatlı davranmamıştır!

[Bu mesajın devamını görebilmek için kayıt olun ya da giriş yapın
Bu Sayfayi Paylas
Facebook'a Ekle
Moderatöre Bildir   Kayıtlı
Müslüman
Anahtar Kelime
*****
Offline Pasif

Mesajlar: 132.038


View Profile
Re: Kuşatma
« Posted on: 19 Eylül 2019, 09:08:28 »

 
      uyari
Allah-ın (c.c) Selamı Rahmeti ve Ruhu Revani Nuru Muhammed (a.s.v) Efendimizin şefaati Siz Din Kardeşlerimizin Üzerine Olsun.İlimdünyamıza hoşgeldiniz. Ben din kardeşiniz olarak ilim & bilim sitemizden sınırsız bir şekilde yararlanebilmeniz için sitemize üye olmanızı ve bu 3 günlük dünyada ilimdaş kardeşlerinize sitemize üye olarak destek olmanızı tavsiye ederim. Neden sizde bu ilim feyzinden nasibinizi almayasınız ki ? Haydi din kardeşim sende üye ol !.

giris  kayit
Anahtar Kelimeler: Kuşatma rüya tabiri,Kuşatma mekke canlı, Kuşatma kabe canlı yayın, Kuşatma Üç boyutlu kuran oku Kuşatma kuran ı kerim, Kuşatma peygamber kıssaları,Kuşatma ilitam ders soruları, Kuşatmaönlisans arapça,
Logged
Sayfa: [1]   Yukarı git
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

TinyPortal v1.0 beta 4 © Bloc
|harita|Site Map|Sitemap|Arşiv|Wap|Wap2|Wap Forum|urllist.txt|XML|urllist.php|Rss|GoogleTagged|
|Sitemap1|Sitema2|Sitemap3|Sitema4|Sitema5|urllist|
Powered by SMF 1.1.21 | SMF © 2006-2009, Simple Machines
islami Theme By Tema Alıntı değildir Renkli Theme tabanı kullanılmıştır burak kardeşime teşekkürler... &