ilitam ,arapça klavye, ilahiyat, önlisans > Forum > ๑۩۞۩๑ Kitap Dünyası - İlim Dünyası Kütüphanesi ๑۩۞۩๑ > İslam Tarihi Eserleri > Efendimiz > Allah a iman ve uluhiyet hakikatı
Sayfa: [1]   Aşağı git
  Yazdır  
Gönderen Konu: Allah a iman ve uluhiyet hakikatı  (Okunma Sayısı 803 defa)
07 Mayıs 2011, 13:58:39
Safiye Gül

Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 15.436


« : 07 Mayıs 2011, 13:58:39 »



Allalh'a İman ve Ulühiyet Hakikati

İman, insan için en önemli ve vazgeçilmez bir dinamikti.

Hakiki imanı elde eden kimse, ne Kureyş'in tehditlerine boyun eğer ne de bir başka gücün savurmalarından endişe duyardı. Aynı zamanda gelecek hükümler, iman zemini üzerinde yeşe­rirse bir mana ifade ederdi. Öyleyse bugün, en temel mesele, iman meselesiydi; istikbale yürüyen adımlar onunla atılır, başa gelen sıkıntılar onun vesilesiyle çabuk atlatılırdı. Onun için öncelikle insanların, iman adına polat gibi sağlam bir yapıya ulaşmaları gerekiyordu. Aksi halde, iman adına istenilen key­fiyeti yakalayamayan bir mü'min, önüne çıkan engellere takı­labilir ve bir kenarda kalabilirdi. Halbukimü'minden, sadece kendi adına istikbale yürümek değil, aynı zamanda başkaları­nı da sırtlayıp geleceğe taşımak gibi bir vazife bekleniyordu. İşte bu sebeple, Mekke'nin bu yıllarında gelen ayetlerin geneli hep bu mevzuları ele alıyor ve o ayetleri tebliğ eden Efendiler Efendisi'nin elinde, yeni bir nesil yetiştiriyordu.

Allah'a iman konusunda inen ayetlerin iki hedefi vardı:

ı. Eski ve köhneleşmiş, yanlış ilah telakkilerine son ver­mek.

2. Ulfıhiyet hakikatini, şanına layık ve olması gerektiği şe­kilde anlatmak.

Halbuki Mekkeliler, putçuluk düşüncesine o kadar dal­mışlardı ki, Allah'ın tek ve yekta oluşunu bir türlü akılları al­mıyor ve hatta bu konuyu kendi aralarında konuşarak bir na­kise gibi dile getiriyorlardı. Ebu Cehil ve Velid İbn Muğire'nin de içinde bulunduğu bir grup, Ebu Talib'in yanına geldiğinde

253 Bkz. Zümer, 39/23; Vahidi, Esbabü Nüzüli'l-Kur'an, 383

aynı konuyu şikayet vesilesi yapacak ve bundan duydukları taaccübü dile getirecekti. Bunun üzerine Kur'an inmeye baş­layacak ve onların iç dünyalarını ortaya koyma adına şunları söyleyecekti:

- İçlerinden kendilerini uyarıp irşad edecek birisinin gel­mesinden her nedense gocundular ve o kafirler, "Bu bir sihir­baz! İşte tutmuş, bunca ilahi bir tek ilaha indirmeye kalkı­yor! Bu, gerçekten çok tuhafve şaşılacak bir şey!" dediler.w

Kureyş ileri gelenleri bir araya gelmiş, Husayn İbn Ubeyd'le255 konuşmak üzere yanına doğru ilerliyorlardı. Mak­satları, büyük olarak görüp saydıkları Husayn'ı araya koyup Efendimiz'in yolunu kesmekti.

- Bizim için şu adamla konuş ki, ilahlarımız konusunda konuşmaktan vazgeçsin, diyorlardı. Zaten Husayn'ın kendisi de rahatsızdı ve tekliflerini kabul edip hemen yola koyuldu. Diğerleri de arkadan onu takip ediyorlardı. Nihayet, Efendi­miz'in kapısına kadar geldiler. ilk konuşan Husayn'dı:

- Ya Muhammed! Sana ne oluyor ki, atalarımız aleyhinde konuşmaların kulağımıza kadar gelip duruyor? Halbuki Senin baban, çok iyi ve hayırlı birisiydi!

Ancak, Habib-i Kibriya Hazretleri muhatabını tanımada eşsiz bir örnekti ve Husayn'ı nasıl dize getireceğini çok iyi bi­liyordu. Önce:

- Ya Husayn! Sen, kaç ilaha kulluk ediyorsun, diye sor-

du.

- Yedisi yerde, biri de gökte olmak üzere sekiz!

- Başına bir sıkıntı geldiğinde hangisinden yardım isti-

yorsun?

- Göktekinden!

- Malın kaybolduğunda hangisine yalvarıyorsun?

254 Bkz. Sad, 38/4, 5; Vilhidi, Esbabii Niizüli'l-Kur'an, s. 380, 381 255 İmran İbn Husayn'ın babasıdır.

- Göktekine!

- Peki, sıkışıp da ihtiyacını gidermesi için kendisine yal-

vardığın Allah, tek başına senin bütün ihtiyaçlannı giderdiği halde sen, nasıloluyor da O'na başkalannı ortak koşup başka ilahlan O'na denk görebiliyor, isteklerinde kimseyi kendisine ortak etmediğin o Allah'a, iş bitip de şükretmeye gelince başka ortaklar üretiyorsun?

Ey Husayn! Gel, sen de bir olan o Allah'a teslim 0l!256 Davet bu kadar samimi ve ifadeler de bu kadar duru ve mantıklı olunca, alternatif olarak söylenebilecek hangi cümle olabilirdi ki! Mesele, Allah hakikatinin kendine has özellik ve güzellikleriyle birlikte insanlarla doğru bir zeminde paylaşılma­sıydı ve Resülullah da o gün, Mekke' de işte bunu yapıyordu.

Başka bir gün gelmiş, Efendimiz' den Rabbini tarif etme­sini istiyorlardı. Aslında maksatlan, Allah'ı Resülü'nden tanı­mak değil; kuru gürültü çıkararak anlatılanlan alaya almaktı. Yani Kureyş'in, her zamanki alışkanlığı depreşmiş; Kureyşli­ler kendilerince gönül eğlendirmek istiyorlardı.

Ancak, Efendimiz için her buluşma, Allah'ı anlatmak için yeni bir fırsat demekti. Meclis, O'nun adıyla açılmışken en azından yine O'nun adıyla devam etmeli ve bu vesileyle O, daha geniş kitlelere anlatılmalıydı.

Elbette, O'nu en güzel yine O anlatırdı. Efendimiz de, Cib­ril-i Emın'in getirdiği ayetleri paylaştı onlarla:

- De ki O, ikincisi olma ihtimali bile olmayan TekAllah'tır.

Aynı zamanda O, doğma ve doğurma gibi bir arazIa muhat ol­mayan bir Samed'dir. Şüphe yok ki O'nun, ne bir dengi ne de misli vardır! 257

Her şeye rağmen müşrikler, o gün de yüzlerini çevirip gitmeyi tercih edecek ve bu ifadeleri de, hiç duymamış gibi

256 İbn Hacer, İsabe, 1/337; İbnü'l-Esir, Üsiidü'l-Ğabe, 2/34, 35 257 Bkz. İhlas, 112/1-4; Vahidi, Esbabii Nüzüli'l-Kur'an, s. 501

davranıp yok sayacaklardı. Zira, o kadar şartlanmışlık için­deydiler ki, altın ve zebercetten merdivenler dayamış ve ken­dilerini cennete buyur etmiş olsaydı bile yine iltifat etmeyecek ve gözlerini kapatarak kendilerini gecenin karanlığına teslim edeceklerdi.

Mekke, zaman zaman tartışmalara da sahne oluyordu.

Bir gün Hz. Ebu Bekir, ileri gelenlerle oturmuş Zat-ı Bari hak­kındaki yanlış düşünceleri düzeltmeye çalışıyordu. Anlayışlar sakat ve telakkiler dökülüyordu. Müşrikler:

- Rabbimiz Allah'tır ve melekler de O'nun kızlandır; aynı zamanda onlar, bizi Allah'a yaklaştıran vesilelerdir, diyorlar ve bir türlü istikamet bulamıyorlardı. Yahudiler ise:

- Rabbimiz Allah'tır ve Uzeyr de O'nun oğludur, dayat­masında bulunuyor, Hz. Muhammed'in de Allah'ın Resülü ol­duğunu kabul etmiyorlardı. Dolayısıyla, onlar da hak çizgiden inhiraf etmiş; istikamet çizgisini bulamamışlardı. Bunlarla muhatap olan Hz. Ebu Bekir (radıyallahu anh):

- Rabbimiz Allah'tır; O, ikincisi olmayan Tek'tir ve O'nun ortağı da yoktur. Muhammed'e gelince O da (sallallahu aleyhi ve sellern), Allah'ın kulu ve Resülii'diir, diyor ve iki üç düşünce arasındaki istikamet çizgisini belirlemiş oluyordu. Derken, Efendiler Efendisi, Cibril-i Emın'in getirdiği bir ayetin müj­desini veriyordu. Bu ayette, açıkça Hz. Ebu Bekir çizgisinini istikameti temsil ettiği anlatılıyor ve şöyle deniliyordu:

- Rabbimiz Allah'tır deyip, sonra da istikamet üzere doğ­ru yolda yürüyenler yok mu, işte onlann üzerine melekler inip, "Hiç endişe edip de asla üzülmeyin ve size vaad edilen cennetle sevinin!" derler.258

Diğer bir gün adamın birisi huzura gelecek ve:

- Ya Eba'l-Kasım! Sana ulaşan bilgilere göre Allah, bütün mahlukatıbir parmağında, semayı diğer parmağında; ağaçla-

258 Bkz. Fussılet, 41/30; Vahidi, Esbabü Nüzüli'l-Kur'an, s. 388

n başka bir parmağının üzerinde serayı da öbürünün üstünde tutuyormuş! Sonra da diyormuş ki: "Ben, Melik'im ... "

Daha adam sözünü bitirmeden Allah Resülü acı bir tebes­süm edecekti. Zira, Zat-ı Bari'yi, heva ve hevese göre konuş­turmak kimsenin haddi olamaz; O falan yerdeki bir melikten bahsedercesine bir basitlik içinde, asla anlatılamazdı. Zaten çok geçmeden hemen Cibril belirdi:

- Onlar asla, Allah'ın kudret ve azametini hakkıyla tak­dir edemedi, O'na layık olan ta'zimi gösteremediler. Halbuki, bütün bir dünya kıyamet günü O'nun yed-i kudretinde, gök­ler alemi de büzülmüş bir şekilde avucunda olacaktır. Elbette böyle bir azarnet ve hakimiyet sahibi olan Allah, onların uy­durduklan şeriklerden yüce ve münezzehtirv"? mealindeki ayeti getiriyordu.

[Bu mesajın devamını görebilmek için kayıt olun ya da giriş yapın
Bu Sayfayi Paylas
Facebook'a Ekle
Moderatöre Bildir   Kayıtlı
Müslüman
Anahtar Kelime
*****
Offline Pasif

Mesajlar: 132.038


View Profile
Re: Allah a iman ve uluhiyet hakikatı
« Posted on: 22 Ekim 2019, 16:29:51 »

 
      uyari
Allah-ın (c.c) Selamı Rahmeti ve Ruhu Revani Nuru Muhammed (a.s.v) Efendimizin şefaati Siz Din Kardeşlerimizin Üzerine Olsun.İlimdünyamıza hoşgeldiniz. Ben din kardeşiniz olarak ilim & bilim sitemizden sınırsız bir şekilde yararlanebilmeniz için sitemize üye olmanızı ve bu 3 günlük dünyada ilimdaş kardeşlerinize sitemize üye olarak destek olmanızı tavsiye ederim. Neden sizde bu ilim feyzinden nasibinizi almayasınız ki ? Haydi din kardeşim sende üye ol !.

giris  kayit
Anahtar Kelimeler: Allah a iman ve uluhiyet hakikatı rüya tabiri,Allah a iman ve uluhiyet hakikatı mekke canlı, Allah a iman ve uluhiyet hakikatı kabe canlı yayın, Allah a iman ve uluhiyet hakikatı Üç boyutlu kuran oku Allah a iman ve uluhiyet hakikatı kuran ı kerim, Allah a iman ve uluhiyet hakikatı peygamber kıssaları,Allah a iman ve uluhiyet hakikatı ilitam ders soruları, Allah a iman ve uluhiyet hakikatıönlisans arapça,
Logged
Sayfa: [1]   Yukarı git
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

TinyPortal v1.0 beta 4 © Bloc
|harita|Site Map|Sitemap|Arşiv|Wap|Wap2|Wap Forum|urllist.txt|XML|urllist.php|Rss|GoogleTagged|
|Sitemap1|Sitema2|Sitemap3|Sitema4|Sitema5|urllist|
Powered by SMF 1.1.21 | SMF © 2006-2009, Simple Machines
islami Theme By Tema Alıntı değildir Renkli Theme tabanı kullanılmıştır burak kardeşime teşekkürler... &