ilitam ,arapça klavye, ilahiyat, önlisans > Forum > ๑۩۞۩๑ İlim Dünyası Online Dergi Dünyası ๑۩۞۩๑ > Semerkand Aylık Tasavvuf Dergileri > Dünya Hali > Wikileaks Belgeleriyle Gelen Değişim
Sayfa: [1]   Aşağı git
  Yazdır  
Gönderen Konu: Wikileaks Belgeleriyle Gelen Değişim  (Okunma Sayısı 443 defa)
08 Temmuz 2011, 22:36:19
Zehibe

Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 31.682



Site
« : 08 Temmuz 2011, 22:36:19 »



Dünya Hali


Ocak 2011 145.SAYI



Sadık ŞANLI
kaleme aldı, DÜNYA HALİ bölümünde yayınlandı.


Wikileaks Belgeleriyle Gelen Değişim

Türkiye’nin ve dünyanın önemli sosyal, ekonomik, politik değişimler yaşadığı bir dönemden geçiyoruz. Bu değişimlere başta bilim ve teknoloji olmak üzere birçok alanda gerçekleşen yenilikleri de eklersek, nasıl hızını takip etmekte zorlandığımız büyük bir değişimle karşı karşıya kaldığımız anlaşılır.

Ortaya çıkan bu devasa tabloyu anlamak, değişimin, zamanın ruhunu kavramak büyük önem arz ediyor. Bu önem, düşüncelerimiz, inançlarımız, kimlik ve sahip olduğumuz tüm maddi-manevi değerlerin nasıl muhafaza edileceği, bunca değişim karşısında bireysel ve toplumsal olarak nasıl konumlanacağımız, ne tür bir duruş sergileyeceğimiz noktasında ortaya çıkıyor.

Geride bıraktığımız Aralık ayında Wikileaks isimli internet sitesinin ABD Dışişleri Bakanlığı’na ait yaklaşık 251 bin gizli belgeyi yayımlamaya başlaması, dünya politik tarihi açısından tam da bu değişime uygun bir kırılma noktasını işaret ediyor. Hatırlanacağı üzere söz konu belgeler, ABD’li diplomatların görev yaptıkları ülkelerden ABD Dışişleri Bakanlığı’na gizli ibaresiyle ilettikleri çeşit bilgilerden oluşuyor. Yayınlanan belgelerin içeriklerine bakıldığında ise devlet terbiyesine yakışmayacak ciddiyetsizlikte yazışmalara, ülkeler ve siyasetçiler hakkında tüm dünyanın tepkisini çeken çeşitli dedikodulara yer verildiğini görüyoruz.

Diğer taraftan Wikileaks olayının, artık hiçbir şeyin gizli kalmadığı, kalamayacağı yeni bir döneme girildiğini işaret ettiğini söyleyebiliriz. Bundan böyle devletlerin birbirleriyle ve toplumlarıyla olan ilişkilerinde daha dikkatli, daha şeffaf, daha saygılı ilişkiler kurması gerektiği, bunun için zihnî ve yapısal birtakım değişimler geçirmesinin zorunlu olduğu anlaşılıyor.

Wikileaks’in yaptığı haberciliğin dünya genelinde yüz milyonlarca insan tarafından sıcağı sıcağına takip edilmesi ise, hayli zamandır miadını doldurduğu konuşulan mürekkebe dayalı medya yerine yeni mecranın internet olduğunu net bir şekilde ortaya koyuyor. Medya konusunda yerleşik paradigmaların (düşünüş biçimleri, modeller) tamamen değiştiği, daha evrensel ölçekte medya kuruluşlarının ortaya çıkarak, internet üzerinden tüm dünyaya etki edebilecek bir habercilik anlayışıyla görev yapacakları bir döneme girmiş bulunuyoruz. Bu durumda, geleceğe yönelik fikir egzersizleri ve planlar yaparken bu gerçekleri de hesaba katmamız gerektiği doğal olarak ortaya çıkıyor.


Türkiye Yaşlanıyor


Başbakan Erdoğan, 2008 yılının Mart ayında yaptığı bir konuşmada evlenen genç çiftlerden “en az üç çocuğunuz olsun” talebinde bulunmuştu. Türkiye’nin yıllardır yürüttüğü doğum kontrol politikasına aykırı olan bu söylem kimi çevrelerce eleştirilse de, Erdoğan bu sözünü defaatle tekrarladı. Peki, Erdoğan’ın bu ısrarı hangi nedene dayanıyordu? İşte bu pek sorgulanmadı.

Aralık ayında Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) kapsamlı bir araştırmanın sonuçlarını yayınladı. Araştırmaya göre Türkiye yaşlanıyor. Hali hazırda 4,5 milyon olan 65 yaş üstü nüfus, 2050 yılında 17 milyona yükselecek. Bu rakamın yaklaşık 6,5 milyonunun 75 yaş üstü bakıma muhtaç kişilerden oluşacağı hesaplanırken, toplam nüfusta yaşlıların payı yüzde 17,6 olarak gerçekleşeceği öngörülüyor.

Diğer taraftan aynı araştırmaya göre, halen 6,5 milyon olan 0-4 yaş grubu çocuk sayısının 5,5 milyona, 5-14 yaş grubu çocuk sayısının ise 13,9 milyondan 11,5 milyona düşmesi bekleniyor. Toplam nüfus içinde çocukların oranı yüzde 27,7’den yüzde 17,7’ye inecek.

Ekonomik gelişme ve sağlık sisteminde yapılan iyileştirmeler nedeniyle Türkiye’de de ortalama yaşam süresi her geçen yıl artıyor. Erkeklerde 69,3, kadınlarda ise 74,2 yıl civarında olan bu sürenin, 2050 yılında erkeklerde 74,3, kadınlarda ise 80,4 yıla çıkacağı tahmin ediliyor.

TÜİK sonuçları gösteriyor ki, 2050 yılında şu an tıpkı gelişmiş Avrupa ülkelerinde rastladığımız gibi yaşam süresinin uzun olduğu, fakat genç nüfusun azaldığı bir Türkiye ile karşı karşıya kalacağız. Bu durum ise genç nüfusun uzun vadede Türkiye’ye sağladığı bir takım avantajların yitirilmesine neden olacak. Mesela ekonomik büyümeye paralel olarak istihdam edilecek yeterli genç nüfus bulunmadığı için işçi ihraç eden bir ülkeyken, yoğun oranda yabancı işçi çalıştıran bir ülke haline geleceğiz. Üreten nüfusun azalması, emekli nüfusun artması ise çeşit sosyal, ekonomik ve toplumsal problemleri beraberinde getirecek.

Kısaca, halen yaş ortalamasının 29 olduğu ülkemizin yarınlarını garanti altına almak için aileleri en az üç çocuk sahibi olmaya yöneltecek projeler geliştirmeye başlamanın tam zamanı.


Bilim Dünyasında Çığır Açan Keşif

Gün geçmiyor ki bilim dünyasında yeni bir gelişme yaşanmasın. Kısa bir süre önce Amerikan Uzay Araştırmaları Kurumu (NASA) yetkilileri, bilim dünyasında çığır açacak yeni bir gelişmeyi açıkladı. Bir grup araştırmacı, Kaliforniya’da bulunan Mono Gölü’nün arsenikli sularında yaşayan bir bakteri keşfettiklerini duyurdular. Bu bakteri, tüm canlıların DNA’larında bulunan altı elementten (azot, kükürt, karbon, hidrojen, oksijen ve fosfor) biri olan fosfor yerine DNA’sında zehirli bir element olan “arsenik”i barındırıyor. Yeryüzünde keşfedilmiş tüm canlılar için bir ölüm sebebi olan arseniğin, bir başka canlı için varlık sebebi olduğunun ortaya konması, “yaşam” konusunda genel kabul görmüş tezlerin yeniden yazılmasına sebep olacak kadar önemli bir keşif olarak değerlendiriliyor. Bu gelişme, altı elementle varlığını devam ettirebilen canlılar dışında akla dahi gelmeyen başka elementler sayesinde hayat bulan ve keşfedilmeyi bekleyen canlıyla birlikte yaşadığımızı ortaya koyuyor.

Diğer yandan bu gelişme, altı element temeline bina edilmiş yaşam olgusundan hareketle yapılan “uzayda hayat olup olmadığı”na dair araştırmalarda da köklü bir değişikliğe neden olacak. Özetle, yaşam konusunda yeni tezlerin ve keşiflerin birbiri ardına ortaya konacağını tahmin etmekte hiç de zorlanmadığımız yeni bir sürece adım atmış bulunuyoruz.


İsrailli Askerlerden Zulüm İtirafları

İsrail’in Filistin topraklarındaki müslümanlara on yıllardır reva gördüğü zulüm, sayısız tanık, olay ve görüntüyle belgelenmişti. İsrailli askerlerin bölge halkına uyguladığı vahşet, vicdanını halen yitirmemiş bazı İsrailliler tarafından da dillendirilmişti. Özellikle İsrailli askerlerin bu eksende yaptıkları itirafların önemi büyüktü.

Milyonlarca insanı yersiz yurtsuz bırakan, türlü işkencelerle ölümlerine ve yaralanmalarına sebep olan İsrail, işlediği tüm insan hakları ihlalleri ve savaş suçlarına rağmen uluslararası toplum tarafından kınanmanın ötesinden hiçbir ceza almadı, yaptırımla karşılaşmadı. İsrail’in hak ihlalleri ve vahşeti ne zaman tartışmaya açılsa İsrail, “meşru müdafaa hakkını kullandığı” iddiası başta olmak üzere birtakım savunmalarla tartışmaları savuşturma yoluna gitti. Oysa gerçekler ayan beyan ortadaydı.

İsrail gerçekleri inkâr ededursun, yakın zamanda İsrail’de yayımlanan “İşgal Toprakları” isimli bir kitap, uluslararası arenada İsrail’in başını epeyi ağrıtacağa benziyor. “Sessizliği Bozma” isimli İsrailli bir örgütün 27 İsrailli eski asker ile gerçekleştirdiği mülakatlardan oluşan kitap, İsrail’in Filistinli sivillere karşı uyguladığı acımasız vahşeti tüm gerçekliğinde gözler önüne seriyor. Üstelik askerler bu itirafları ilk kez kimliklerini gizlemeden dillendiriyorlar.
Söz konusu kitabın bir an önce Birleşmiş Milletler ve Lahey Adalet Divanı tarafından ihbar kabul edilerek, açılacak bir soruşturma sonrası sorumluların yargılanması gerekiyor. Filistinliler başta olmak üzere tüm dünya müslümanları ve insanlık vicdanı adına sorumluların gerekli cezalara çarptırılmaları adaletin gereği olduğu gibi, bu kitap İsrail’i bir nebze de olsa hizaya getirecek önemli bir dönüm noktasını oluşturabilir.


    Kısa Kısa


    2010 yılı Türkiye’de siyasal sistemin dönüşümü bakımından son derece hareketli geçti. İlk kez bir darbe planı, mahkemeler tarafından dava konusu edildi. 16 Aralık’ta İstanbul Silivri’de ilk duruşması gerçekleşen “Balyoz Darbe Planı Davası” Türkiye’de “Yüzyılın Davası” olarak yorumlanıyor. Aralarında çok sayıda üst düzey emekli ve halen görevli generalin de bulunduğu ve toplam 196 askerin yargılandığı dava uzun süre devam edeceğe benziyor. Öte yandan, bir darbe planı yargılanıyorken, gerçekleşmiş iki askerî darbenin halen yargıya taşınmamış olması Türkiye’nin ayıbı olarak ortada duruyor.

    ***

    Türkiye İstatistik Kurumu’nun son verilerine göre Türkiye ekonomisi yılın son çeyreğinde yüzde 5.5 oranında büyüdü. Geride bıraktığımız 9 aylık dönemde büyüme yüzde 8.9 oranında gerçekleşirken, sanayi üretim endeksi ise Ekim ayında bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 9.8 oranında artış kaydetti. Aynı dönemde kişi başına milli gelir 2 bin 354 dolar artışla 15 bin 392 dolara çıkarken, milli gelir 171.1 milyar dolar artarak 1 trilyon 119 milyon dolara ulaştı. Böylece geçtiğimiz yıl hesaplanan milli gelir oranlarına göre dünyada 16. sırada yer alan Türkiye, Endonezya’yı da geride bırakarak 15. sıraya yerleşti. Türkiye’nin ekonomideki bu büyümesi istikrarlı bir şekilde devam ederse, ülke olarak 2023’te dünyanın en büyük 10 ekonomisinden biri olma hayali gerçekleşeceğe benziyor.

    ***
[Bu mesajın devamını görebilmek için kayıt olun ya da giriş yapın
Bu Sayfayi Paylas
Facebook'a Ekle
Moderatöre Bildir   Kayıtlı
Müslüman
Anahtar Kelime
*****
Offline Pasif

Mesajlar: 132.038


View Profile
Re: Wikileaks Belgeleriyle Gelen Değişim
« Posted on: 19 Ekim 2019, 02:15:06 »

 
      uyari
Allah-ın (c.c) Selamı Rahmeti ve Ruhu Revani Nuru Muhammed (a.s.v) Efendimizin şefaati Siz Din Kardeşlerimizin Üzerine Olsun.İlimdünyamıza hoşgeldiniz. Ben din kardeşiniz olarak ilim & bilim sitemizden sınırsız bir şekilde yararlanebilmeniz için sitemize üye olmanızı ve bu 3 günlük dünyada ilimdaş kardeşlerinize sitemize üye olarak destek olmanızı tavsiye ederim. Neden sizde bu ilim feyzinden nasibinizi almayasınız ki ? Haydi din kardeşim sende üye ol !.

giris  kayit
Anahtar Kelimeler: Wikileaks Belgeleriyle Gelen Değişim rüya tabiri,Wikileaks Belgeleriyle Gelen Değişim mekke canlı, Wikileaks Belgeleriyle Gelen Değişim kabe canlı yayın, Wikileaks Belgeleriyle Gelen Değişim Üç boyutlu kuran oku Wikileaks Belgeleriyle Gelen Değişim kuran ı kerim, Wikileaks Belgeleriyle Gelen Değişim peygamber kıssaları,Wikileaks Belgeleriyle Gelen Değişim ilitam ders soruları, Wikileaks Belgeleriyle Gelen Değişimönlisans arapça,
Logged
Sayfa: [1]   Yukarı git
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

TinyPortal v1.0 beta 4 © Bloc
|harita|Site Map|Sitemap|Arşiv|Wap|Wap2|Wap Forum|urllist.txt|XML|urllist.php|Rss|GoogleTagged|
|Sitemap1|Sitema2|Sitemap3|Sitema4|Sitema5|urllist|
Powered by SMF 1.1.21 | SMF © 2006-2009, Simple Machines
islami Theme By Tema Alıntı değildir Renkli Theme tabanı kullanılmıştır burak kardeşime teşekkürler... &