ilitam ,arapça klavye, ilahiyat, önlisans > Forum > ๑۩۞۩๑ İlim Dünyası Online Dergi Dünyası ๑۩۞۩๑ > Semerkand Aylık Tasavvuf Dergileri > Dün Bugün Yarın >  Osmanlı Başarısının Sırrı
Sayfa: [1] 2   Aşağı git
  Yazdır  
Gönderen Konu: Osmanlı Başarısının Sırrı  (Okunma Sayısı 11925 defa)
22 Ağustos 2011, 15:41:22
Zehibe

Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 31.682



Site
« : 22 Ağustos 2011, 15:41:22 »



Dün Bugün Yarın



Şubat 2009 122.SAYI


Sadık ILGAZ kaleme aldı, DÜN BUGÜN YARIN bölümünde yayınlandı.

Osmanlı Başarısının Sırrı


Avusturya Kralı I. Ferdinand, Osmanlı Devleti ile aralarında devam eden savaş halini sonlandırmak üzere Ogier Ghislain de Busbecq isimli diplomatı 1554 yılında elçi olarak İstanbul’a gönderir. Döneminin önemli bir seyyahı, dilbilimci ve eski eser meraklısı olarak tanınan Busbecq, bir heyet ile birlikte İstanbul’a gelir. Osmanlı padişahı Kanunî Sultan Süleyman’ın o sırada Doğu’ya düzenlediği bir sefer nedeniyle İstanbul’da olmaması ve Busbecq ile Amasya’da görüşeceğini bildirmesi üzerine, Busbecq ve yanındaki heyet Amasya’ya hareket ederler.

Amasya’da Sultanın huzuruna kabul edilen Busbecq, o kabulde yaşadıklarını ve 8 yıl boyunca yürüteceği elçilik görevi nedeniyle Türk topraklarında edindiği izlenimleri öğrencisi Nicholas Michault’a hitaben yazdığı mektuplarla bildirir. Dört uzun mektuptan oluşan Busbecq’in gözlemleri, genel olarak objektiflikten uzak, hatta çoğunlukla Türkleri aşağılayıcı ve alaya alan ifadelerle doludur. Fakat Busbecq kimi tespitleriyle de haklıya hakkını vermeyi ihmal etmemiştir. Ülkemizde “Türk Mektupları” ismiyle farklı yayınevleri tarafından neşredilen o mektuplardan birinde, Amasya’da Sultan’ın huzuruna kabulünde edindiği izlenimleri ve onun ifadesiyle “Türklerin hangi işe el atsalar başarmalarının sebebi”ni bakınız nasıl ifade ediyor:

“Sultanın karargâhına aralarında yüksek rütbeli memurların da olduğu bir kalabalık doluşmuştu. Bütün hassa süvarileri oradaydı. Ayrıca sipahiler, gürebalar, ulûfeciler ve birçok yeniçeri vardı. Bu büyük toplulukta saygınlığını, rütbesini, meziyetlerine ve cesaretine borçlu olmayan bir tek adam yoktu. Türkiye’de hiç kimse diğerlerinden soyu sebebiyle ayrı tutulmaz. Herkese görevine, makamına göre saygı gösterilir. Böyle olduğu için merasimde kıdem kavgası çıkmaz. Her adam yaptığı işte gösterdiği hünere göre ona ayrılan yere geçer.

Herkesi memuriyetine bizzat Sultanın kendisi atar, vazifelerini belirler. Bunları yaparken ne zenginliğe ne de sınıf farkına dikkat eder. Adayın sahip olduğu nüfuzu veya şöhreti göz önünde bulundurmaz. Sadece her birinin meziyetlerini düşünür; huylarını, kişiliklerini derinlemesine inceler. Böylece herkes hak ettiğiyle ödüllendirilmiş olur, bir memuriyete ancak onu yapan atanır. Kısacası burada herkes aldığı görevde yapabileceklerine, marifetlerine bakılarak bir makama getirilir; soyuna, malına, mülküne göre değil…

Meziyetlerin doğum veya miras yoluyla soydan geçtiğini kabul etmezler. Onlara göre meziyetler kısmen Allah’ın bir lütfu, kısmen de aldıkları talim ve terbiyenin, gösterdikleri çabanın ve hissettikleri şevkin ürünüdür. Nasıl ki müzik gibi sanata, matematik ve geometriye olan kabiliyet babadan oğula geçmiyorsa, karakterin de irsî olmadığını, oğulun mutlaka babasına benzemesi gerekmediğini ve vasıfların insana Allah tarafından ihsan edildiğini düşünürler. Dolayısıyla Türkler arasında itibar, hizmet ve idarî mevkiler kabiliyet ve faziletin mükafatı oluyor. Kişi tembel ve sahtekâr ise hiçbir zaman yükselemiyor, küçümsenip hakir görülüyor.

İşte Türkler bu nedenle neye teşebbüs etseler başarılı oluyorlar ve hükmeden bir ırk olarak hakimiyetlerinin hudutlarını her gün genişletiyorlar. Bizim yönetimlerimiz çok daha farklı. Meziyetlere hiç önem vermeyiz. Her şey soya bağlıdır. Yüksek mevkilere çıkabilmenin tek yolu budur!..” *

Busbecq’in bu sözleri üzerinden beş asra yakın bir süre geçti; haliyle köprünün altından da çok sular… İnsan bir düne bir de bugüne bakınca şu soruyu kendine sormadan edemiyor: Peki ya şimdi?.. 

* Ogier Ghislain de Busbecq, Türk Mektupları, Ark Yayınevi, İstanbul, 2002, s. 60-61.


Tarihin Nasibi

Bu tarihin de nasibi bu. Bilmeyen açıklamaya kalkar, bilen susar. Hiç matematik bilmeyenin matematikten bahsettiğini görmedim. Talihsiz bir bilgi dalı olsa gerek.

Ahmet Hamdi Tanpınar


Kendi Olamayan Toplumlar

“Kendi düşüncelerini ve kültürünü kendisi belirleyemeyen bir toplumun özgürlüğünden söz edilemez. Bugüne özgü algılarımızın, inançlarımızın bütüncül anlamda ifadesi olup olmadığını içtenlikle sorgulayabilmeliyiz. İnançlarımızın yetkinliğine, mükemmelliğine güvenmeliyiz. Olayları, oryantalist yorumlar doğrultusunda algılamak ahlâkî bir sefalete düşmek demektir, bir bilinç felaketi içerisinde yaşamak demektir.”

Atasoy Müftüoğlu, Düşsel Ufuklardan Gerçek Ufuklara, İnsan Yayınları, İstanbul, 2007, s. 139.


Türkiye’nin Geleceğini Okumanın Zorluğu


1938 yılında Hindistan’da doğan ve aynı zamanda Türk vatandaşı da olan Prof. Dr. Feroz Ahmad, günümüzün en saygın tarihçilerinden biri olarak kabul görmektedir. Çalışmalarını daha çok ‘geç dönem Osmanlı Devleti ve modern Türkiye tarihi’ üzerine yoğunlaştırmış olan bu önemli bilim adamı, uzun yıllar süren araştırmaları sonucu “İttihat ve Terakki”, “Modern Türkiye’nin Oluşumu”, “İttihatçılıktan Kemalizm’e”, “Bir Kimlik Peşinde Türkiye” isminde birbirinden kıymetli kitaplar yazarak, yakın tarihimizin biraz olsun aydınlanmasına yardımcı olmuştur. Araştırmalarında ve kitaplarında ödün vermediği tarafsızlığı ve çarpıcı tespitleriyle dikkat çeken bilim adamı, Türkiye Cumhuriyeti’nin oluşumunu toplumsal, siyasal ve ekonomik yönleriyle ele aldığı “Modern Türkiye’nin Oluşumu” isimli kitabında, diğer ülkelere nazaran ülkemizin geleceği hakkında yorumda bulunmanın zorluğuna dair şu çarpıcı tespitte bulunmuştur:

“Bir toplumun geleceğini belirli bir doğruluk derecesiyle görmek imkansızdır. Çünkü bir toplumun geleceği önceden belirlenemez ve çeşitli dış etkenlere bağlıdır. Ancak geçmişin incelenmesi toplumun ilerleyebileceği yön hakkında bir fikir verir. Çağdaş Türkiye’nin geleceği hakkında tahminde bulunmak iki kat zordur, çünkü bu ülkenin siyasetini belirleyenler genellikle olaylara kendi sınırlarının ötesinde ve bu nedenle kendi denetimlerinin dışında karşılık vermek zorunda kalırlar.”

Feroz Ahmad, Modern Türkiye-nin Oluşumu, Sarmal Yayınları, İstanbul, 1995, s. 297.


[Bu mesajın devamını görebilmek için kayıt olun ya da giriş yapın
Bu Sayfayi Paylas
Facebook'a Ekle
Moderatöre Bildir   Kayıtlı
Müslüman
Anahtar Kelime
*****
Offline Pasif

Mesajlar: 132.038


View Profile
Re: Osmanlı Başarısının Sırrı
« Posted on: 13 Kasım 2019, 02:52:38 »

 
      uyari
Allah-ın (c.c) Selamı Rahmeti ve Ruhu Revani Nuru Muhammed (a.s.v) Efendimizin şefaati Siz Din Kardeşlerimizin Üzerine Olsun.İlimdünyamıza hoşgeldiniz. Ben din kardeşiniz olarak ilim & bilim sitemizden sınırsız bir şekilde yararlanebilmeniz için sitemize üye olmanızı ve bu 3 günlük dünyada ilimdaş kardeşlerinize sitemize üye olarak destek olmanızı tavsiye ederim. Neden sizde bu ilim feyzinden nasibinizi almayasınız ki ? Haydi din kardeşim sende üye ol !.

giris  kayit
Anahtar Kelimeler: Osmanlı Başarısının Sırrı rüya tabiri, Osmanlı Başarısının Sırrı mekke canlı, Osmanlı Başarısının Sırrı kabe canlı yayın, Osmanlı Başarısının Sırrı Üç boyutlu kuran oku Osmanlı Başarısının Sırrı kuran ı kerim, Osmanlı Başarısının Sırrı peygamber kıssaları, Osmanlı Başarısının Sırrı ilitam ders soruları, Osmanlı Başarısının Sırrıönlisans arapça,
Logged
20 Eylül 2014, 17:20:37
Pelinay
Bölüm Görevlisi
*
Çevrimdışı Çevrimdışı

Cinsiyet: Bayan
Mesaj Sayısı: 8.696


« Yanıtla #1 : 20 Eylül 2014, 17:20:37 »

Esselamü aleykum; bir zamanlar üç kıtaya yayılıp yaklaşık 600 yıl yaşayan,hakimiyetini sürdüren ve gelişen Osmanlı'nın bu derece başarılı olmasının sırrı kesinlikle merak edilen konulardan birisi..Allah razı olsun..vesilenizle öğrenmiş olduk inşAllah....
[Bu mesajın devamını görebilmek için kayıt olun ya da giriş yapın
Bu Sayfayi Paylas
Facebook'a Ekle
Moderatöre Bildir   Kayıtlı
11 Haziran 2015, 14:49:09
✿ Yağmur ✿

Çevrimdışı Çevrimdışı

Cinsiyet: Bayan
Mesaj Sayısı: 6.684


Site
« Yanıtla #2 : 11 Haziran 2015, 14:49:09 »

Ve aleykum selam;
Busbecq 'in mektupalarını okumayı gerçekten çok isterdim..Atalarımız olan Osmanl'ıyı nasıl yalanlamış ,nasıl küçümsemiş okuamk isterdim...Osmanlı'yı ,dünya ülkesi yapan başarı sırrı bence güçlü bir İslam sevgisi ve yöneticilerinin mükemmel akılları..Rabbim bizleri de atalarımıza yaralır şekilde olmayı nasip etsin inşalalh..
[Bu mesajın devamını görebilmek için kayıt olun ya da giriş yapın
Bu Sayfayi Paylas
Facebook'a Ekle
Moderatöre Bildir   Kayıtlı

14 Şubat 2016, 18:45:43
Ruhane
Yeni Üyeler
*
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 9.473


« Yanıtla #3 : 14 Şubat 2016, 18:45:43 »

Osmanlı İmparatorluğu deniz aşırı topraklarda egemen olmustur.. Bu kocaman bır basarı ve sırrıda paylasımda çok açıklayıcı olarak anlatılmış.. Allah razı olsun
[Bu mesajın devamını görebilmek için kayıt olun ya da giriş yapın
Bu Sayfayi Paylas
Facebook'a Ekle
Moderatöre Bildir   Kayıtlı
14 Şubat 2016, 20:14:55
Ceren
Görevli Sorumlusu
*
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 25.563


« Yanıtla #4 : 14 Şubat 2016, 20:14:55 »

Aleykumselam.Osmanli devletinin sirri yaptigi her hamleyi dusunup bugunu ve yarini dusunerek haraket etmektir.Rabbim razi olsun paylasimdan kardesim...
[Bu mesajın devamını görebilmek için kayıt olun ya da giriş yapın
Bu Sayfayi Paylas
Facebook'a Ekle
Moderatöre Bildir   Kayıtlı
Sayfa: [1] 2   Yukarı git
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

TinyPortal v1.0 beta 4 © Bloc
|harita|Site Map|Sitemap|Arşiv|Wap|Wap2|Wap Forum|urllist.txt|XML|urllist.php|Rss|GoogleTagged|
|Sitemap1|Sitema2|Sitemap3|Sitema4|Sitema5|urllist|
Powered by SMF 1.1.21 | SMF © 2006-2009, Simple Machines
islami Theme By Tema Alıntı değildir Renkli Theme tabanı kullanılmıştır burak kardeşime teşekkürler... &