ilitam ,arapça klavye, ilahiyat, önlisans > Forum > ๑۩۞۩๑ Kitap Dünyası - İlim Dünyası Kütüphanesi ๑۩۞۩๑ > İslam Fıkhı Eseleri > Dört Mezheb Fıkhı > Zekâtın Verileceği Yerler
Sayfa: [1]   Aşağı git
  Yazdır  
Gönderen Konu: Zekâtın Verileceği Yerler  (Okunma Sayısı 1135 defa)
01 Şubat 2010, 16:58:28
Eflaki
Gökte oturan melek
Tecrübeli Üyeler
*
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 9.997



« : 01 Şubat 2010, 16:58:28 »




Zekât, şu âyet-i kerimede sıralanan sekiz sınıf insanlara verilir:

“Sadakalar (zekâtlar) Allah tarafından bir farz olarak ancak fakirle­re, miskinlere, zekât görevlilerine, kalbleri (İslâm’a) ısındırılmak iste­nenlere, kölelere, borçlulara, Allah yolundakilere ve yolda kalmışlara verilir.” [228]

Âyet-i kerîmede sıralanan bu sınıfların her birinin tanımı ve kendi­siyle ilgili hükümler hakkında mezheblerin tafsîlâtlı görüşleri aşağıya alınmıştır.

Hanefiler dediler ki:

Fakir: Nisâb miktarından daha az bir ma­la sâhib olan veya ihtiyacını tam olarak karşılayacak nisaba sâhib olmayan veyahut da ihtiyacını karşılayacak kadar tam olmayan bir çok nisâblara sâhib kimsedir. Bir kimse sâhib olsa bile, fakir olmaktan çıkmaz kendisine zekât verilmesi caiz olur. Zekâtı âlim olan fakire vermek daha faziletlidir.

Miskin: Hiç bir şeye sâhib ve günlük yaşamını sağlayacak azığa, ya da bedenini kapatacak elbiseye sâhib olmak için ancak dilenmesi gereken kişidir. Böyle birinin bu gibi şeyleri sağlamak amacıyla dilenmesi helâldir. Ama fakirin, bedenini kapatacak elbiseye ve günlük yaşamını sağla­yacak olan azığa sâhib olduktan sonra dilenmesi helâl olmaz.

Zekât toplama görevlisi: Devlet başkanı tarafından zekât ve öşürleri tahsil etmek üzere görevlendirilen kimsedir; topladığıyla orantılı olarak ücret alır.

Köle: Âyet-i kerîmedeki kölelerden maksat, mükâteb, yani belli bir bedel karşılığında özgürlüğüne kavuşmak için efendisiyle anlaşma yapmış olan köledir.

Borçlu: Borcunu ödedikten sonra tam bir nisâb miktarı malı kalma­yacak olan kimsedir. Borcunu ödeyebilmesi için böyle birine zekât ver­mek, fakire vermekten daha faziletlidir.

Allah yolundakiler: Şunlardan maksat, esahh olan görüşe göre ken­dilerini Allah yolunda gaza etmeye adamış olan fakirlerdir.

Yolda kalmışlar, derken de mal ve mülkünden uzakta bulunan kim­seler kastedilmektedir. Böylelerine sadece ihtiyaçlarına yetecek kadar ze­kât vermek caizdir. Ama bu gibi kimselerin (zekât almayıp) borçlanmala­rı daha erdemli bir davranıştır.

Kalbleri İslâm’a ısındırılmak istenen (müellefe-i kulûb), kimselere ge­lince, Hz. Ebû Bekir (r.a.)’in halifeliği zamanında bunlara zekât verilme­si yasaklanmıştır.

Verme anında, verilen malın zekât olduğuna niyet etmek, zekâtın sıhhat şartıdır. Veya zekât olarak verilecek mal, ayrılıp bir tarafa konul­duğunda bu niyetin yapılması şarttır.

Şu hususu da kaydetmekte yarar vardır ki: Mal sahibi, zekâtını, âyet-i kerîmede anılan sınıfların tümüne veya bazısına, her sınıftan bir kişiye de olsa verebilir. Verilecek zekât, nisâb miktarından az ise bir kişiye ver­mek daha faziletlidir. Tam bir nisâb miktarından fazla olan zekâtı bir tek kişiye vermek, kerahetle birlikte caiz olur. Ama zekât verilen kişi borçlu ise, mal sahibi, nisâb miktarından fazla da olsa vereceği zekâtla onun borcunu kapatabilir. Çoluk çocuk sahibi olan kişiye de nisâb mik­tarından fazla zekât verilebilir. Ancak bu zekâtın, aile bireyleri arasında paylaştırılması hâlinde her birinin elinde nisâbtan az bir miktar kalmış olmalıdır. Borcun zekâtla kapatılmasında borçlunun bunu istemesi şart­tır. Mal sahibi, borçlunun isteği olmaksızın kendi zekâtıyla onun borcunu kapatacak olursa, borcu düşer ama zekâtı geçerli olmaz.

Mal sahibinin baba, dede... gibi yukarıya doğru yükselen kendi asıl­larına zekât vermesi caiz olmaz. Aynı şekilde oğul, oğlun oğlu..., gibi aşağıya doğru inen kendi fürûuna da zekât vermesi caiz olmaz. Kişinin bâin talâkla boşanmış karısına, iddet beklemekte de olsa, zekât vermesi caiz olmaz. Ebû Hanîfe’ye göre kadının da, kocasına zekât vermesi caiz olmaz. Diğer akrabalara gelince, onlara zekât vermek, verirken de özel­likle şu sırayı gözetmek daha faziletlidir: Erkek kardeşler, kız kardeşler, bunların çocukları; dayılar, teyzeler, bunların çocukları; sonra da diğer yakınlar. Nafakasına mahsub etmemek şartıyla kişinin, nafakasını temin etmekle yükümlü olduğu yakınlarına zekât vermesi caiz olur. Mescid ve­ya okul yapımı için, hac veya cihad masrafını temin için, yol, köprü ve su yollarının onarımı için, ölüye kefen almak için ve hak edene mülk olarak verilmeyecek şekilde zekât vermek caiz olmaz. Önce de söylendiği gibi verilen malın, hak edene mülk olarak teslim edilmesi, zekâtın rükün­lerinden biridir. Mal varlığı nisâbtan az olan kişi, sağlıklı ve kazanç sahi­bi de olsa, kendisine zekât verilmesi caizdir. Ev, ev eşyası, elbise, hizmet­çi, binek, ve silah gibi aslî ihtiyaçlarından fazla olarak herhangi bir mal­dan nisâb miktarına sâhib olan kişiye zekât vermek caiz olmaz. Zengin birisinin fakir olan büyük çocuğuna zekât verilebilir. Ama zenginin kü­çük çocuğuna zekât verilmez. Oğlunun mâli durumu iyi olsa bile, sıkışık durumdaki bir babaya ve zengin bir kimsenin fakir olan karısına zekât verilebilir. Zekâtın bir beldeden başka bir beldeye nakledilmesi mekruh­tur. Ancak başka beldedeki akrabalara veya içinde bulunulan belde hal­kından daha muhtaç olması hâlinde, zekâtı başka beldeye nakletmek mek­ruh olmaz. Yukarıdaki mekruhluk, zekâtın tam zamanında verilmesi hâ­linde söz konusudur.Ama zekât verme zamanından önce acele edip başka beldeye nakletmek mekruh olmaz. Zekâtın naklinde muteber olan, zekâtı verilecek malın bulunduğu beldedir. Meselâ mal sahibi bir beldede, malı da başka bir beldede bulunursa; zekât, malın bulunduğu beldede dağıtı­lır. Kişi kendi akraba çocuklarına, kendisine müjde haberi getirenlere pa­ra verirken bu paraları zekât niyetiyle verirse zekât yerine geçerli olur. Aynı şekilde bayram, tören ve şenlik günlerinde fakir erkeklerle kadınla­ra verilen paralan zekât niyetiyle vermek de zekât yerine geçerli olur. Zımmîlere, zekât malı dışındaki mal ve paralarla sadaka vermek caiz olur. Hâşimoğullarına zekât vermek helâl olmaz. Ancak onlara tatavvû niye­tiyle yardımda bulunulabilir ve onlar için vakıflar tesis edilebilir.

Malikiler dediler ki: Fakir, yıllık geçimine yetmeyecek kadar az miktardaki mala sâhib olan kimsedir. Bu kişi, nisâb miktarı mala sâhib olsa bile, kendisine zekât verilebilir. Fakat kendisi de, sahibi olduğu bu nisâb miktarı malın zekâtını vermekle yükümlü olur. Nafakası başkasının üzerine vâcib olan kişi -bu başkası nafakasını verebilecek kadar zengin ise- fakir sayılmaz. Kişi, fakir olan babasına, bilfiil nafakasını vermese bile, zekât veremez. Çünkü babası, durumu hâkime arzetmekle nafakası­nı oğlundan alma gücüne sâhibtir. Bir kişi, gönüllü olarak bir fakirin nafakasını temin etmekte ise ona zekât verebilir. Bir kişi sanat sahibi ise ve geçimini bu sanatı sayesinde sağlayabiliyorsa veya bu miktarda maaş sahibi ise kendisine zekât vermek caiz olmaz. Ama bu maaşı kendisine yetmiyorsa, ihtiyacını karşılayacak kadar zekât vermek caiz olur.

Miskin: Hiçbir şeye sâhib olmayan kimsedir. Bu, fakirden daha muh­taçtır. Fakir ve miskinin zekât alabilmeleri için üç şart gereklidir:

1. Müslüman olmalıdırlar.

2. Hür olmalıdırlar.

3. Beytü’l-mâlden ken­dilerine yetecek miktarda nafaka veriliyorsa, Hâşim İbn Abdi Menâf nes­linden olmamalıdırlar. Eğer Beytü’l-mâlden kendilerine böyle bir ödenek verilmiyorsa zekât almaları sahîh olur. Ki fakirlikten ötürü zarar görüp sıkıntıya düşmesinler. Hâşim’in kardeşi Muttalib oğullarına gelince, bun­lar, Peygamber (s.a.v.) Efendimizin ailesinden sayılmamaktadırlar. Dola­yısıyla kendilerine zekât verilebilir. Zekât dışındaki nafile sadakaları ise hem Hâşimoğullarına ‘ve hem de diğerlerine vermek caizdir.

Kalbleri İslâm’a ısındırılmak istenenlere (müellefe-i kulûb’a) gelince; bunlar kâfirdirler. İslâm’a imrendirilmeleri için, Hâşimoğullarından olsa­lar bile kendilerine zekât verilebilir. Bazıları da müellefe-i kulûb’un, İs­lâm’a yeni girmiş kimseler olduklarını, imânın kalblerine iyice yerleşmesi için kendilerine zekât verilmesi gerektiğini söylemişlerdir. İkinci görüşe göre bunların hükmü neshedilmiş olmayıp bu ana kadar geçerlidir ve ken­dilerine zekât verilebilir. Birinci yoruma göre bunlara zekât verilip veril­meyeceği hususunda ihtilâf vardır. Gerçek şu ki; İslâmiyetin kâfirleri ka­zanmaya ihtiyacı olursa, böylelerine zekât verilebilir. Aksi takdirde veril­mez.

Zekât görevlisi: Buna âmil, sâi, kâtip, dağıtan da denebilir ki, bu kişi büyük ve küçükbaş hayvan sahiplerini bir araya toplayarak kendile­rinden zekât tahsîl eder. Zengin de olsa bu görevliye zekât verilebilir. Zîra bu, fakirliğinden değil de emek karşılığında zekât almaktadır. Fakir de olursa iki vasfından ötürü zekâta müstahak olur. Bu kişinin zekât alabilmesi için müslüman, hür ve Hâşimî soyu dışında biri olması şarttır. Bu göreve atanması için de, zekât ahkâmını bilen adaletli biri olması ge­rekir. Bu göreve kâfir, fâsık, zekât ahkâmını bilmeyen birisi atanamaz. Devlet başkam köle veya Hâşimî birini zekât toplama memurluğuna atar­sa, bu atama geçerli olur. Ama ücreti, zekâttan değil de Beytü’l-mâlden verilir.

Âyet-i kerîmede zekât verilmesi caiz olan sınıflardan biri de “rikab” olarak belirtilmektedir. Rikab: Zekât parasıyla satın alınıp azâd edilen kölelerdir. Bunun üzerindeki velilik hakkı bütün müslümanlar içindir. Böyle birinin öldükten sonra malı kalır da vârisi de olmazsa, bu mal Beytü 1-mâle devredilir.

Borçlu: Borcunu kapatacak kadar malı olmayan kimse demektir. Böyleleri öldükten sonra bile, borçlan zekât malıyla kapatılabilir. Bunun için de borçlunun müslüman, hür ve Hâşimî soyu dışında biri olması şarttır. Ayrıca bu borçlanma...
[Bu mesajın devamını görebilmek için kayıt olun ya da giriş yapın
Bu Sayfayi Paylas
Facebook'a Ekle
Moderatöre Bildir   Kayıtlı
Müslüman
Anahtar Kelime
*****
Offline Pasif

Mesajlar: 132.038


View Profile
Re: Zekâtın Verileceği Yerler
« Posted on: 22 Eylül 2019, 23:13:35 »

 
      uyari
Allah-ın (c.c) Selamı Rahmeti ve Ruhu Revani Nuru Muhammed (a.s.v) Efendimizin şefaati Siz Din Kardeşlerimizin Üzerine Olsun.İlimdünyamıza hoşgeldiniz. Ben din kardeşiniz olarak ilim & bilim sitemizden sınırsız bir şekilde yararlanebilmeniz için sitemize üye olmanızı ve bu 3 günlük dünyada ilimdaş kardeşlerinize sitemize üye olarak destek olmanızı tavsiye ederim. Neden sizde bu ilim feyzinden nasibinizi almayasınız ki ? Haydi din kardeşim sende üye ol !.

giris  kayit
Anahtar Kelimeler: Zekâtın Verileceği Yerler rüya tabiri,Zekâtın Verileceği Yerler mekke canlı, Zekâtın Verileceği Yerler kabe canlı yayın, Zekâtın Verileceği Yerler Üç boyutlu kuran oku Zekâtın Verileceği Yerler kuran ı kerim, Zekâtın Verileceği Yerler peygamber kıssaları,Zekâtın Verileceği Yerler ilitam ders soruları, Zekâtın Verileceği Yerlerönlisans arapça,
Logged
Sayfa: [1]   Yukarı git
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

TinyPortal v1.0 beta 4 © Bloc
|harita|Site Map|Sitemap|Arşiv|Wap|Wap2|Wap Forum|urllist.txt|XML|urllist.php|Rss|GoogleTagged|
|Sitemap1|Sitema2|Sitemap3|Sitema4|Sitema5|urllist|
Powered by SMF 1.1.21 | SMF © 2006-2009, Simple Machines
islami Theme By Tema Alıntı değildir Renkli Theme tabanı kullanılmıştır burak kardeşime teşekkürler... &